Yayın Tarihi:
17 Ekim 2026 08:20Güncelleme Tarihi:
17 Ekim 2026 08:20Güncelleme Tarihi:
17 Ekim 2026 08:20Yayın Tarihi:
17 Ekim 2026 08:20
Sigorta sektörü, yapay zeka, veri analitiği, otomasyon ve yeni nesil dijital teknolojilerin etkisiyle kapsamlı bir dönüşümden geçiyor. Teknolojik gelişmeler; risk değerlendirmesi, fiyatlama, hasar yönetimi, müşteri hizmetleri ve ürün geliştirme gibi birçok alanda süreçlerin daha hızlı, verimli ve kişiselleştirilmiş hale gelmesini destekliyor. Deloitte'un Insurance Technology Trends 2025 çalışması, sigorta sektöründe teknoloji dönüşümünü altı temel trend üzerinden değerlendirirken, yapay zekanın bu dönüşümün önemli itici güçlerinden biri haline geldiğine dikkat çekiyor.
SİGORTA DÖNÜŞÜMÜNÜ BELİRLEYEN TRENDLER
1. Küçük dil modelleri sigorta süreçlerinde öne çıkıyor
Yapay zeka uygulamalarında büyük dil modellerinin yanı sıra belirli görevler için geliştirilen küçük dil modelleri de önem kazanıyor. Deloitte, küçük dil modellerinin sigortacılığa özgü kullanım alanlarında daha yüksek doğruluk ve güvenilirlik sağlayabileceğini belirtiyor. Poliçe detayları, hasar durumları ve müşterilerin sigorta ürünlerine ilişkin soruları gibi spesifik alanlarda bu modellerin daha hedefli çözümler sunması bekleniyor.
2. Gelişmiş teknolojiler risk ve hasar değerlendirmesini dönüştürüyor
Sigortacılıkta teknolojinin kullanım alanı yalnızca müşteri hizmetleriyle sınırlı kalmıyor. Artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik gibi teknolojiler, sigorta poliçelerinin ve risklerin görselleştirilmesine, hasar değerlendirme süreçlerinin geliştirilmesine ve uzmanların daha fazla veriye dayalı kararlar almasına katkı sağlıyor. Yapay zeka destekli çözümler de risk değerlendirmesi ve hasar süreçlerinin daha etkin yönetilmesini destekliyor.
3. Yapay zeka donanımları performansı ve verimliliği artırıyor
Yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşması, yüksek miktarda verinin işlenmesini sağlayacak güçlü bilgi işlem altyapılarına duyulan ihtiyacı artırıyor. Deloitte, makine öğrenmesi ve derin öğrenme uygulamalarında donanım kapasitesinin önemine dikkat çekiyor. Özellikle dolandırıcılık tespiti gibi büyük veri setlerinin işlendiği alanlarda daha güçlü donanımlar, yapay zeka uygulamalarının performansını ve verimliliğine katkı sağlıyor.
4. İnsan-yapay zeka iş birliği yeni çalışma modelini oluşturuyor
Sigorta sektöründe yapay zekanın çalışanların yerini tamamen alması yerine, insanlarla birlikte çalıştığı yeni modeller öne çıkıyor. Deloitte'un 'human-in-the-loop'olarak tanımladığı yaklaşımda çalışanlar yapay zeka tarafından desteklenirken kritik süreçlerde insan denetimi korunuyor. Bu modelin hasar yönetimi, ürün kişiselleştirme ve siber risk gibi alanlarda çalışanların karar alma süreçlerini desteklemesi bekleniyor.
5. Siber güvenlik ve güven yapay zeka dönüşümünün temel unsurları arasında yer alıyor
Yapay zekanın sigortacılıkta daha fazla kullanılması, veri güvenliği ve güvenilirlik konularını da gündemin önemli başlıkları arasına taşıyor. Sigorta şirketlerinin yapay zeka sistemlerini kullanırken algoritmik önyargı, şeffaflık, veri güvenliği ve model yönetimi gibi konulara odaklanması gerekiyor. Deloitte, gelişen düzenlemelerin de sigorta şirketlerini yapay zeka sistemlerinin nasıl karar verdiği konusunda daha fazla şeffaflık sağlamaya yönlendirdiğine vurgu yapıyor.
6. Çekirdek sistemlerin modernizasyonu sigortacılığı yeniden şekillendiriyor
Sigorta şirketlerinin mevcut çekirdek sistemlerini modernize etmesi, teknoloji dönüşümünün önemli başlıklarından biri haline geliyor. Yapay zekanın kurumsal sistemlere entegre edilmesi; daha çevik, verimli ve daha az karmaşık operasyonel yapıların oluşturulmasına katkı sağlıyor. Deloitte'a göre yapay zeka, çekirdek sistemlerin modernizasyonunda yalnızca mevcut süreçleri geliştiren bir teknoloji olmaktan çıkarak sistemlerin çalışma biçimini de dönüştüren bir unsur haline geliyor. Sigorta sektöründeki teknoloji dönüşümü; yapay zeka, veri, gelişmiş hesaplama altyapıları, siber güvenlik ve çekirdek sistemlerin modernizasyonu gibi alanların birbirini tamamladığı daha bütünleşik bir yapıya doğru ilerliyor. Bu dönüşüm, sigorta şirketlerinin operasyonel verimliliklerini artırırken risk değerlendirmesi, müşteri deneyimi ve ürün geliştirme süreçlerinde de yeni olanaklar yaratıyor.
SİGORTA SEKTÖRÜ COP31'DE İKLİM DİRENCİNİ KONUŞACAK
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ve Türkiye Sigorta Birliği (TSB), COP31 kapsamında 13-14 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da Küresel Sürdürülebilir Sigorta Zirvesi'ni ortaklaşa düzenleyecek. Zirveye, COP31 için oluşturulan Insurance House ev sahipliği yapacak. 'İklim Direncinin Zorunluluğu' temasıyla gerçekleştirilecek zirve; sigorta ve finans sektörü temsilcilerini, iş dünyasını, politika yapıcıları, düzenleyici kurumları, Birleşmiş Milletler kuruluşlarını, akademisyenleri ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirecek. İki günlük programda sigorta şirketlerinin risk yöneticisi, risk üstlenici ve yatırımcı olarak iklim direncine nasıl katkı sağlayabileceği ele alınacak. Tartışmalar, tek tek varlık ve projelerden şirketlere, sektörlere, finansal sisteme ve ekonominin geneline uzanan bir çerçevede yürütülecek. Toplantı kapsamında açıklama yapan UNEP Sigorta Bölümü Başkanı Butch Bacani; sel, kasırga, orman yangını, sıcak hava dalgası ve kuraklıkların yol açtığı ekonomik kayıpların haneleri ve işletmeleri etkilediğini, sigorta koruma açığını büyüttüğünü ve finansal istikrar açısından risk oluşturduğunu belirtti.
HASAR ÖNCESİ ÖNLEMLER
Bacani, bazı varlıkların sigortalanamaz hale gelmesinin finansmana ve yatırıma erişimi de zorlaştırabileceğine dikkat çekti. Sigorta sektörünün afetlerden önce harekete geçilmesinde rol üstlenebileceğini vurgulayan Bacani, "Artık yalnızca hasar gerçekleştikten sonra harekete geçmek yeterli değil" dedi. Zirvede sigorta sektörünün iklim risklerini değerlendirme, ölçme, azaltma ve üstlenme konusundaki uzmanlığının kamu ve özel sektörle iş birliği içinde nasıl kullanılabileceğinin görüşülecek. Ayrıca BM Sürdürülebilir Sigortacılık İlkeleri (PSI) tarafından hazırlanan 'Hassasiyetten Sigortalanabilirliğe' başlıklı beyaz kitabın küresel lansmanı yapılacak. Programda dayanıklılık yatırımlarının değerinin belirlenmesi ve teşvik edilmesi, şehirler ve ülkeler için ortaklıkların geliştirilmesi, mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin korunması, iklim ve doğa riskleri arasındaki bağlantılar ile iklim kaynaklı sağlık riskleri ele alınacak. İklim verilerindeki eksikliklerin giderilmesi ve düşük karbonlu ekonomiye geçişte yatırımların önündeki risklerin azaltılması da gündem başlıkları arasında yer alacak.TSB Genel Sekreteri Özgür Obalı ise COP31'in iklim hedeflerinin ötesine geçerek somut uygulamalara odaklanması gerektiğini vurguladı: "COP31, yalnızca iklim hedeflerinin konuşulduğu bir konferans olmamalı; somut ve hızlı uygulamaların hayata geçirilmesine odaklanmalı. Sigorta sektörü, giderek şiddetlenen fiziksel iklim riskleri karşısında daha dirençli toplumların ve ekonomilerin oluşturulmasına katkı sağlayabilecek benzersiz bir konumda. Zirve; hasarların önlenmesi, risklerin azaltılması, sigorta koruma açığının kapatılması ve dayanıklılık yatırımlarına yönelik risklerin azaltılarak sermayenin harekete geçirilmesi yoluyla hedeflerin nasıl somut çözümlere dönüştürülebileceğini ortaya koyacak. Türk sigorta sektörü olarak UNEP ile bu iş birliğini gerçekleştirmekten gurur duyuyor; küresel sigorta ve finans dünyasının temsilcilerini, iş dünyasını, politika yapıcıları, düzenleyici kurumları, akademiyi ve sivil toplumu Antalya'daki Insurance House'da ağırlamayı sabırsızlıkla bekliyoruz." Zirve, geçen yıl Brezilya'nın Belém kentinde UNEP ve Brezilya Sigorta Konfederasyonu (CNseg) tarafından düzenlenen COP30 Küresel Sürdürülebilir Sigorta Zirvesi'nin yarattığı ivme üzerine inşa edilecek.