USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Yayın Tarihi:

15 Ekim 2026 09:08

Güncelleme Tarihi:

15 Ekim 2026 09:08

Güncelleme Tarihi:

15 Ekim 2026 09:08

Yayın Tarihi:

15 Ekim 2026 09:08

Sanayiden yapay zekaya yeni büyüme hikayesi

Yapay zekayı ayrı bir teknoloji gündemi olarak değil, büyüme ve dönüşüm stratejilerinin temel bileşeni olarak ele aldıklarını Belirten Borusan Grubu Strateji ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Deniz Emre Dağ, “Önümüzdeki 10 yılda yapay zeka tek başına bir teknoloji başlığı olmaktan çıkacak ve tüm işlerimizin ortak işletim katmanına dönüşecek” diyor

Sanayiden yapay zekaya yeni büyüme hikayesi

İş dünyasında yapay zeka, teknoloji yatırımlarıyla sınırlı bir dönüşüm alanı olmaktan çıkarak şirketlerin büyüme stratejilerini şekillendiren temel bir güç haline geldi. Borusan Grubu ise yapay zekayı, güçlü sanayi ve operasyon birikimini yeni ürün, hizmet ve iş modellerine dönüştürecek stratejik bir kaldıraç olarak görüyor. Borusan Grubu Strateji ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Deniz Emre Dağ, önümüzdeki 10 yılda yapay zekanın tüm işlerin ortak işletim katmanına dönüşeceğine dikkat çekiyor. Dağ'a göre rekabet avantajı, yalnızca en yeni teknolojiye erişmekten değil, güçlü sanayi ve operasyon bilgisini yapay zekayla birleştirerek yeni ürün, hizmet ve iş modelleri geliştirebilmekten geçiyor. Borusan'ın yapay zekayla şekillenen gelecek vizyonunu ve grubun yeni büyüme alanlarını Deniz Emre Dağ ile konuştuk.

*Borusan, yapay zeka stratejisini büyüme, verimlilik ve 'herkes için yapay zeka' başlıkları üzerine inşa ediyor. Bu yaklaşım, farklı sektörlerde faaliyet gösteren grup şirketlerinde ortak bir dönüşüm dili oluşturmayı nasıl başarıyor?

Borusan'ın 80 yılı aşan geçmişinde oluşan güçlü kültür, çok farklı sektörlerde faaliyet göstermemize rağmen bize ortak bir dil kazandırıyor. Grup stratejimizin temelindeki büyüme, verimlilik ve 'önce insan' hedefleri de bu kültürden doğuyor; 'herkes için yapay zeka' yaklaşımımızı da bunun doğal bir uzantısı olarak görüyoruz. Stratejimiz soyut bir çerçeveden değil, şirketlerimizin gerçek ihtiyaçlarından ve sektörlerimizde gördüğümüz ortak fırsatlardan besleniyor. Örneğin; yeni müşteri segmentlerine erişmek tüm şirketlerimiz için ortak bir büyüme alanıyken, enerji dönüşümü bir tarafta enerji tesislerimizin üretim verimini artırmayı, diğer tarafta sanayi tesislerimizin enerji kullanımını azaltmayı gerektiriyor. Üretimden enerjiye, iş makinelerinden otomotive kadar farklı şirketlerimizde geliştirilen yapay zeka projeleri farklı ihtiyaçlara cevap verse de aynı sorular etrafında şekilleniyor: Nasıl daha sürdürülebilir büyürüz, nasıl daha verimli oluruz ve çalışma arkadaşlarımızın daha yüksek katma değer üretebileceği bir ortamı nasıl yaratırız? Bu ortak yaklaşım hem şirketlerimize bir odak kazandırıyor hem de yapay zekadan yarattığımız değeri görünür ve ölçülebilir hale getiriyor. Böylece farklı iş kollarımız kendi önceliklerine uygun çözümler geliştirirken, grup genelinde ortak bir dönüşüm dili ve paylaşılan bir yapay zeka kültürü oluşturuyoruz.

*Son iki yılda üretken yapay zeka artık verimlilik sağlayan bir araç olmanın ötesine geçerek şirketlerin iş modelini yeniden tasarlayan bir teknolojiye dönüştü. Önümüzdeki beş yılda hangi sektörlerde en radikal dönüşümü göreceğiz?

Yapay zekanın önümüzdeki beş yılda belirli sektörlerle sınırlı kalmadan iş dünyasının tamamını dönüştüreceğini düşünüyorum. İlk etkisini yazılım tabanlı işlerde ve bilgi yoğun süreçlerde gördük; müşteri hizmetleri bunun en somut örneklerinden biri ve birçok kurumda yapay zeka artık operasyonun doğal bir parçası. Önümüzdeki aşamada ise dönüşüm dijital dünyanın dışına taşacak. Bugün daha kısıtlı olsa da beş yıl içinde yapay zekanın robotik sistemler, makineler, sensörler ve otonom ekipmanlarla birleşerek fiziksel dünyaya temas etmesi; üretim hatlarının kendi kendini optimize ettiği, bakım ihtiyaçlarının önceden öngörüldüğü ve insanla makinelerin daha güvenli ve verimli biçimde birlikte çalıştığı yeni bir dönemi başlatacak. Ancak bütün bu dönüşümün ortak ve belki de en kritik unsuru; veri ve bağlam açısından hazır olmak. Bugünün genel amaçlı yapay zeka modelleri büyük ölçüde halka açık bilgiyle besleniyor. Oysa Borusan gibi sanayi şirketlerinin yıllar içinde biriktirdiği üretim verisi, müşteri içgörüsü, saha deneyimi, ekipman geçmişi ve operasyonel know-how çok daha özgün ve değerli bir bilgi katmanı oluşturuyor. Rekabet avantajı, yalnızca en iyi modele erişmekten değil; kurumun kendi verisini kaliteli, erişilebilir, güvenli ve anlamlı bir bağlam içinde yapay zeka ile buluşturabilmesinden doğacak. Bu nedenle veri hazır bulunuşluğu, veri sahipliği ve veri yönetişimi bizim için teknoloji altyapısından ayrı değil, dönüşümün temel ön koşulu.

*Şirketler bugünden hangi hazırlıkları yapmak zorunda?

Şirketlerin bugünden yapması gereken de yalnızca yeni araçları denemek değil; hangi veriye sahip olduğunu bilmek, bu veriyi kullanılabilir hale getirmek, iş süreçlerini yapay zeka ile yeniden tasarlamak ve ölçülebilir iş değeri yaratacak alanlara odaklanmak. Borusan olarak bu dönüşüme sadece mevcut işlerimizde yapay zekayı nasıl kullanırız perspektifinden bakmıyoruz. Borusan Ventures yatırımlarımızda da yapay zeka ile şekillenecek yeni sektörleri, özellikle güçlü operasyonel bilgi birikimimiz ile yapay zekayı bir araya getirerek yeni dikeyler ve iş modelleri yaratabileceğimiz alanları radarımıza alıyoruz. Gelecekte farkı yaratacak şirketlerin, teknolojiyi satın alanlar değil; kendi kurumsal bilgisini yapay zeka ile birleştirerek özgün bir rekabet avantajına dönüştürenler olacağına inanıyorum.

*Geçmişte dijital dönüşüm daha çok süreçleri iyileştirmeyi hedefliyordu. Üretken yapay zeka ise karar alma mekanizmalarını da etkiliyor. Sizce yönetim kurullarının ve üst düzey yöneticilerin rolü bu yeni dönemde nasıl değişecek?

Yapay zeka dönüşümünde liderliğin ilk şartı teknolojiyi bizzat deneyimlemek. Yönetim kurulları ve üst yönetimler yapay zekanın ne yapabildiğini, verinin neden kritik olduğunu ve kendi iş modellerinde nelerin değişebileceğini anlamalı. Ancak o zaman doğru soruları sorabilir ve yapay zekadan yaratılan değeri gerçekten sorgulayabilirler. Borusan'da yapay zeka dönüşüm programını Grup CEO'muzun ve üst yönetimimizin doğrudan sahipliğinde yürütüyoruz. Liderlerimiz için özel olarak tasarladığımız programlarla hem dünyadaki yapay zeka gelişmelerini yerinde takip etmelerini hem de teknolojiyi bizzat kullanarak yetkinliklerini geliştirmelerini sağlıyoruz. Bu kapsamda global teknoloji ekosistemleriyle temas ediyor, farklı kullanım senaryolarını doğrudan deneyimliyor ve yapay zekanın iş modellerini nasıl dönüştürdüğünü yakından görüyorlar. Böylece yalnızca teknolojiyi takip eden değil, neyin mümkün olduğunu anlayan ve işlerini bu doğrultuda yeniden sorgulayabilen bir liderlik yaklaşımını güçlendirmiş oluyoruz. Bu süreçte yöneticilere düşen en kritik görev; organizasyonu görevler, beceriler ve kararlar olarak yapı taşlarına ayırmak, yapay zekayı en doğru noktalarda konumlandırmak ve süreçleri buna göre yeniden tasarlamak. Bunu yaparken de Borusan'ın 'Önce İnsan' prensibinden vazgeçmeden, çalışma arkadaşlarımızı yeni rollere ve yetkinliklere hazırlamak temel önceliğimiz. Geleceği; teknoloji, kültür ve liderlik arasındaki dengeyi doğru kurabilen kurumların şekillendireceğine inanıyorum.

*Pek çok şirket yapay zeka yatırımı yapıyor ancak bunların önemli bir kısmı gerçek bir iş değerine dönüşemiyor. Başarılı kurumları diğerlerinden ayıracak temel kriter sizce teknolojiye yatırım yapmak mı yoksa organizasyon kültürünü dönüştürebilmek mi?

Teknolojiye doğru yatırımı yapabilmek çok önemli çünkü teknoloji çok hızlı değişiyor. Tek bir tedarikçiye bağlı kalmadan, esnek, modüler ve aynı zamanda güvenli yapıları kurgulamak, yapay zekayı organizasyon genelinde uygun maliyetle ölçeklendirebilmek için ciddi anlamda önemli. Ancak asıl ayrıştırıcı unsur kültür ve yetenek olacak. Yapay zeka teknolojisinin gelişim hızı bugün kurumların kullanım hızının çok önünde. Dolayısıyla mesele teknolojiye erişmekten çok, iş süreçlerini bu teknolojiyle yeniden tasarlayabilmek. Bunun için doğru kullanım alanlarını seçebilmek, hızlı test edip başarısız olanı bırakırken başarılı olanı ölçekleyebilmek ve her şeyi içeride geliştirmek yerine ekosistemle çalışabilmek gerekiyor. Yapay zeka çağında hızlı deneme kültürü, öğrenme hızı, iş birliği ve mevcut süreçleri sıfırdan sorgulama cesareti rekabet avantajı yaratacak.

*Son dönemde 'AI Agent' kavramı giderek daha fazla konuşuluyor. Sizce önümüzdeki birkaç yıl içinde şirketlerde çalışanların dijital asistanlardan otonom karar alabilen yapay zek ajanlarıyla birlikte çalıştığı yeni bir organizasyon modeli mi göreceğiz? Bu durum iş tanımlarını nasıl değiştirecek?

AI Agent'ları yalnızca çalışanların günlük görevlerini kolaylaştıran dijital asistanlar olarak görmemek gerekiyor. 'Multi-agent' platformlar, mevcut insan kaynağı ve operasyonel kapasitemizin ötesinde işlerimizi büyütebileceğimiz yeni iş modellerini beraberinde getiriyor. Örneğin bugün yüksek hizmet maliyeti nedeniyle ulaşamadığımız düşük marjlı müşteri segmentlerine agent tabanlı satış ve servis modelleriyle ekonomik biçimde ulaşmak mümkün hale gelebilir. Bu yapı yaygınlaştıkça insanın rolü de işleri doğrudan yapan kişiden, agent'ların kararlarını sorgulayan ve onaylayan, performanslarını izleyen, onlara yeni yetkinlikler kazandıran ve agent ekosistemini sürekli geliştiren bir orkestratöre dönüşecek. Geleceğin organizasyonları insan ve yapay zeka ajanlarının birlikte çalıştığı hibrit yapılardan oluşacak. Bu dönüşüm de beceri bazlı organizasyona geçişi gerektirecek. Bunu '2030 Borusan İnsan' stratejisinin önemli bir unsuru olarak hayata geçirmeyi planlıyoruz.

*Yapay zeka, veri teknolojileri ve yeni nesil dijital yetkinlikler iş dünyasında rekabetin kurallarını yeniden yazıyor. Borusan, bu dönüşümün neresinde konumlanmayı hedefliyor?

Hedefimiz yapay zekayı takip eden değil, faaliyet gösterdiğimiz sektörlerde somut iş sonuçlarına dönüştüren öncü gruplardan biri olmak. Bunun için yapay zekayı ayrı bir teknoloji gündemi olarak değil, büyüme ve dönüşüm stratejimizin temel bileşeni olarak ele alıyoruz. Bir yandan yüksek etkili proje portföyümüzü ölçeklendirirken, diğer yandan teknolojik altyapı, veri, yönetişim, eğitim ve ekosistem iş birliklerini güçlendiriyoruz. 'Herkes için yapay zeka' yaklaşımıyla günlük verimliliği artırmayı; stratejik projelerle ise satış, müşteri deneyimi, üretim ve tüm operasyonlarda kalıcı rekabet avantajı yaratmayı amaçlıyoruz. Başarıyı kaç proje yaptığımızla değil, yapay zekanın işin vazgeçilmez bir parçası olarak kâra, büyümeye, karar kalitesine ve çalışma arkadaşlarımızın yetkinliğine ne kadar katkı sağladığıyla ölçeceğiz.

*Önümüzdeki 10 yıla baktığınızda hangi teknolojik alanları stratejik yatırım önceliği olarak görüyorsunuz ve bu yatırımların Borusan'ın gelecekteki büyüme hikayesine nasıl yön vermesini bekliyorsunuz?

Önümüzdeki 10 yılda yapay zeka tek başına bir teknoloji başlığı olmaktan çıkacak ve tüm işlerimizin ortak işletim katmanına dönüşecek. Bu nedenle önceliklerimizi birbirinden bağımsız teknolojiler olarak değil, kesişim alanları üzerinden değerlendiriyoruz. Endüstriyel ve fiziksel yapay zeka; robotik, otonom araçlar ve akıllı fabrikaları dönüştürecek. Enerji depolama, şebeke esnekliği, yeni nesil nükleer ve düşük karbonlu enerji çözümleri, yapay zekanın artan enerji ihtiyacıyla daha da stratejik hale gelecek. Altyapı, elektrifikasyon, siber güvenlik ve iklim teknolojileri de büyümenin önemli bileşenleri olacak. Borusan'ın gelecekteki büyüme hikayesinin, güçlü sanayi ve operasyon bilgisini bu teknolojilerle birleştirerek yeni ürünler, hizmetler ve iş modelleri yaratma becerisi üzerine kurulacağına inanıyoruz. Yapay zekayı büyümemizde tüm fırsat ve riskleri ile beraber bir büyüme çarpanı olarak kullanmak istiyoruz.

*Borusan Ventures aracılığıyla teknoloji girişimlerine de yatırım yapıyorsunuz. Büyük şirketler açısından inovasyonu içeride geliştirmek ile girişim ekosistemiyle birlikte büyütmek arasında nasıl bir denge kurulmalı?

Teknolojik değişimin bu kadar hızlandığı bir dönemde girişim ekosisteminin büyük şirketler açısından ağırlığının giderek arttığını düşünüyorum. Artık her yeniliği içeride geliştirmek ne mümkün ne de verimli; önemli olan dışarıdaki inovasyonu doğru entegrasyon modelleriyle kuruma taşıyabilmek. Biz bu dengeyi özellikle Borusan Ventures üzerinden kuruyoruz. Silikon Vadisi merkezli Borusan Ventures ile ABD ve Avrupa'da enerji ve iklim teknolojileri, endüstriyel teknolojiler, mobilite ve lojistik gibi alanlarda erken aşama girişimlere yatırım yapıyoruz. Bugün portföyümüzde 14 girişim bulunuyor ve bu girişimlerin ortak özelliği, yapay zeka çağının imkanlarını geleneksel endüstrilerin gerçek problemleriyle buluşturmaları. Borusan'ın güçlü operasyonel bilgi birikimi de burada önemli bir avantaj sağlıyor; girişimlerin çözümlerini gerçek operasyonlarımızda test edebiliyor, başarılı olanları ölçekleyebiliyoruz. Yatırımlarımızdan bir örnek verelim. Everstar, yapay zekayı nükleer sektörün yoğun dokümantasyon ve regülasyon süreçlerine uygulayarak haftalar veya aylar süren mühendislik ve lisanslama işlerini günlere, bazı durumlarda dakikalara indiriyor; böylece yeni nükleer kapasitenin daha hızlı ve daha düşük maliyetle devreye alınmasının önündeki önemli darboğazlardan birini çözmeyi hedefliyor.

EN ÇOK OKUNANLAR