USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Hazır Giyim

Yayın Tarihi:14 Ekim 2026 17:39 / Güncelleme Tarihi:14 Ekim 2026 17:39

Hazır giyim sektöründen Türkiye markası çağrısı

TÜRKİYE GİYİM SANAYİCİLERİ DERNEĞİ'NİN 19. İSTANBUL HAZIR GİYİM KONFERANSI, ‘YENİDEN TANIMLANAN DEĞER: MADE IN TÜRKİYE' TEMASIYLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ. SEKTÖRÜN GELECEĞİ İÇİN FARKLI ALANLARIN KATILIMIYLA ORTAK BİR TÜRKİYE MARKASI STRATEJİSİ GELİŞTİRİLMESİ ÇAĞRISI YAPILIRKEN, 138 MADDELİK POLİTİKA ÇERÇEVESİ VE HAZIR GİYİMİN REKABET GÜCÜNÜ ARTIRACAK ÖNERİLER GÜNDEME GELDİ.

Hazır giyim sektöründen Türkiye markası çağrısı

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), kuruluşunun 50. yılında 19. İstanbul Hazır Giyim Konferansı'nı 'Yeniden Tanımlanan Değer: Made in Türkiye' temasıyla düzenledi. Hazır giyim sektörünün en büyük buluşmalarından biri olan konferansta üretimin geleceği, küresel rekabet koşulları, ihracat pazarlarındaki değişim ve Türkiye'nin uluslararası marka değeri ele alındı. Kamu temsilcileri, yerli ve yabancı üreticiler, alım grupları, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarının katıldığı etkinlikte sektörün mevcut sorunlarına yönelik çözüm önerileri de paylaşıldı.

Konferansın açılışını T.C. Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Dr. Mehmet Ali Kılıçkaya ile TGSD Müşterek Başkanı Dr. Ümit Özüren yaptı. Programın ilk bölümünde Türkiye'de üretilen değerin uluslararası pazarlarda daha güçlü bir karşılık bulabilmesi için farklı sektörlerin ortak hareket etmesi gerektiği üzerinde duruldu.

TÜRKİYE MARKASI İÇİN ORTAK STRATEJİ ÇAĞRISI

TGSD Müşterek Başkanı Dr. Ümit Özüren, Türkiye'nin uluslararası itibarının farklı alanlardaki başarılarla güçlendirilebileceğine dikkat çekti. Şef Fatih Tutak'ın NATO zirvesindeki menüsünü, bilim insanı Prof. Canan Dağdeviren'in giyilebilir teknoloji çalışmalarını, Arda Güler'in Real Madrid'deki başarısını ve konferans konuşmacılarından Kerem Bürsin'in uluslararası izleyici kitlesini bu yaklaşımın örnekleri arasında gösterdi.

Hazır giyim sektörünün tasarım ve kalite gücünün de Türkiye algısına katkı sağladığını belirten Özüren, "Bizim ürettiğimiz giysiler de tasarımı ve kalitesiyle Türkiye hakkında olumlu bir izlenim oluşturuyor. Bir şefimizin, bir bilim insanımızın, bir sporcumuzun, bir sanatçımızın, bir tasarımcımızın başarısı hepimiz için yeni bir kapı açabilir. Türkiye'nin dünyadaki itibarını birlikte büyütebiliriz. Bunun için de iş dünyasının, akademinin, kamunun ve sivil toplumun yanı sıra tarihçilerimizden sporcularımıza ve pazarlama uzmanlarımıza uzanan geniş bir katılımla Türkiye markasını güçlendirecek ortak bir strateji geliştirmeliyiz. Made in Türkiye'nin değerini yükseltmek, Türkiye'de üreten herkesin geleceğini güçlendirmektir" dedi.

Özüren'in çağrısı, Türkiye'nin üretim yetkinliğinin ortak bir ülke markası yaklaşımıyla desteklenmesi gerektiğine dayanıyor. Bu çerçevede hazır giyim sektörünün uluslararası rekabette sahip olduğu avantajların tasarım, teknoloji, bilim ve kültür alanlarındaki başarılarla birlikte değerlendirilmesi önem kazanıyor.

ÜRETİM GÜCÜNÜ BİLGİ VE TEKNOLOJİYLE GELİŞTİRMEK

Türkiye'nin ham maddeden kumaşa, tasarımdan nihai ürüne uzanan üretim altyapısına sahip olduğunu hatırlatan Özüren, Avrupa pazarına yakınlığın, lojistik bağlantıların ve esnek üretim kabiliyetinin önemli avantajlar sunduğunu belirtti. Bu yetkinliğin yatırımlar, yetişmiş insan kaynağı ve uluslararası ortaklarla kurulan güven sayesinde geliştiğine dikkat çekti.

Sektörün geleceğinde üniversiteler ile işletmeler arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Özüren, "Üniversitelerimizin araştırma gücüyle işletmelerimizin deneyimini daha sık buluşturmalıyız. Çünkü bilgiyi üretime taşıma hızımız, rekabet gücümüzü belirleyecek. Türkiye'de geliştirdiğimiz tasarımların, teknolojilerin ve markaların çoğalmasını bu nedenle önemsiyoruz. Ürünümüzün değerini artırırken o değerden aldığımız payı da büyütmeliyiz." sözleriyle katma değerli üretimin önemine işaret etti.

Üretim ve teknoloji arasındaki bağın güçlendirilmesi kadar sektöre yeni kuşakların katılımı da konferansın gündemindeydi. TGSD Gelişim Akademisi ile sektördeki deneyimi yeni bilgilerle buluşturduklarını anlatan Özüren, Genç TGSD'nin derneğin geleceğe yönelik çalışmalarında önemli bir yer tuttuğunu belirtti.

Özüren, "Gençlerin sektörümüzde kendi geleceklerini görebilmeleri bizim için çok kıymetli. Ancak gençlerin geleceğimizde yer almasını istiyorsak bugünkü kararlarımızda onlara yer açmalıyız. Bununla birlikte kadınların çalışma hayatına katılımını ve yönetimde temsilini güçlendirmeliyiz. Fırsat eşitliğini, güvenli çalışma koşullarını ve emeğe saygıyı üretim kültürümüzün temelinde tutmalıyız" diyerek gençlerin karar süreçlerine katılımına ve kadınların sektördeki temsiline dikkat çekti.

Uluslararası markalara ve alıcılara da seslenen Özüren, uzun vadeli ilişkilerin, öngörülebilir siparişlerin ve dönüşüm yatırımlarında kurulacak iş birliklerinin tüm değer zincirini güçlendireceğini belirtti.

SEKTÖRDEKİ DENGE HENÜZ KALICI DEĞİL

Konferansın açılışının ardından TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay ile TÜSİAD Baş Ekonomisti Gizem Öztok Altınsaç'ın katılımıyla 'Kritik Eşikteyiz: Çıkış Yolu Nerede? Raporlar Ne Söyledi, Bugün Neredeyiz?' başlıklı oturum düzenlendi. Hazır giyim sektörünün mevcut durumunun ve çıkış yollarının değerlendirildiği oturumda Narbay, üretim gücünün korunduğunu ancak ekonomik koşulların sektör üzerindeki baskısının sürdüğünü belirtti.

Geçen yılki konferansta 2026'yı bir denge yılı olarak öngördüklerini hatırlatan Narbay, "Jeopolitik gerilimler, Körfez'de yaşanan İran-ABD çatışması ve yükselen enerji fiyatları nedeniyle pazarlar beklediğimizden fazla daraldı ama biz pazarlarımızı çeşitlendirerek daha az daraldık. Ocak-Temmuz döneminde Avrupa Birliği'nin hazır giyim ithalatı yüzde 4,9, ABD'ninki yüzde 8,2 düşerken bizim kaybımız yüzde 1,5'te kaldı. Kuzey Amerika'ya ihracatımız ise yüzde 4,6 arttı. Yılbaşından bu yana istihdam da yeniden artmaya başladı. Konkordato başvuruları yüzde 28 geriledi. Ama bu bir toparlanma değil, bir duraklama. Zemin düzelmeden ve TGSD'nin talep ettiği stabilizasyon dönemi destekleri tam olarak sağlanmadan bu dengenin kalıcı olduğunu söyleyemeyiz" dedi.

Paylaşılan veriler, küresel pazarlardaki daralmaya rağmen Türkiye'nin ihracat kaybını sınırladığını gösteriyor. Bununla birlikte Narbay, istihdamdaki artış ve konkordato başvurularındaki gerilemenin sektörün kalıcı biçimde toparlandığı anlamına gelmediğini vurguladı.

YAKIN TEDARİK AVRUPA İÇİN STRATEJİK AVANTAJ

Hazır giyim sektörünün rekabet gücünü değerlendirirken işçilik maliyetlerinin tek başına yeterli bir ölçüt olmadığını belirten Narbay, Türkiye'nin hız, dikey entegrasyon, pazara erişim ve işletme standartları bakımından önemli üstünlüklere sahip olduğunu anlattı.

Narbay, "Hız, dikey entegrasyon, pazara erişim ve işletme standartlarını dikkate aldığımızda 23 ülke arasında birinciyiz. Sektör, birim fiyatını 2022'den bu yana yüzde 13 yükseltti; yüzde 21'lik üretim kaybına karşılık verimliliğini de artırdı. Ancak bunlar maliyet artışımızın yalnızca bir kısmını telafi etti ve firmalar kârlılıklarını önemli ölçüde kaybetti. Fiyat artışına rağmen katma değerde ise bir artış sağlayamadık. Belirsizliğin önümüzdeki 5-10 yılda azalmayacağı bir dünyada yakın tedarik bir tercih değil, bir sigortadır. Avrupa için bu sigortanın en güçlü adresi de Türkiye. Kısa terminli, esnek, uyumlu ve izlenebilir bir ortak arıyorsanız aradığınız ortak buradadır." sözleriyle Türkiye'nin Avrupa tedarik zincirindeki konumuna dikkat çekti.

Bu değerlendirme, sektörün maliyet baskısına karşı üretim esnekliği, teslimat hızı ve izlenebilirlik gibi alanlardaki avantajlarını koruması gerektiğine işaret ediyor. Ancak firmaların karlılığındaki kayıp, mevcut üretim yetkinliğinin ekonomik olarak sürdürülebilmesi için yeni destek mekanizmalarına duyulan ihtiyacı da gündeme getiriyor.

138 MADDELİK POLİTİKA ÇERÇEVESİNDE TÜRKİYE MARKASI

Konferansın öne çıkan başlıklarından biri de TGSD'nin geçen yıl yaptığı 'Türkiye Markası' çağrısının somut bir politika önerisine dönüşmesi oldu. Derneğin Strateji Haritası ve Uzgörü 2050 çalışması, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığına sunulan 138 maddelik bir çerçeveye dönüştürüldü.

Narbay, "Mevcut 86 desteğin 83'ünü yeniden düzenledik, 55 yeni öneri ekledik; çerçevenin bir maddesi de Türkiye Markası. Strateji Haritamızdaki önerimiz, teşviklerin tek elden, performansa ve niteliğe dayalı, ölçülebilir bir sisteme bağlanması." sözleriyle hazırlanan çalışmanın kapsamını anlattı.

TGSD'nin yaklaşımında ülke markasının güçlendirilmesi, Türkiye'de faaliyet gösteren markaların uluslararası pazarlardaki konumuyla birlikte ele alınıyor. Narbay'ın geçen yıl dile getirdiği "Ülke markası olmadan ülkenin markaları olamaz" çağrısı da bu stratejinin temelini oluşturuyor.

ÜÇ AŞAMALI DÖNÜŞÜM ÖNERİSİ

Hazır giyim sektörünün önündeki üç yıllık dönem için hazırlanan yol haritasında finansal destekler, nitelikli üretim ve ülke markasına yatırım başlıkları öne çıkıyor.

İlk aşamada net ihracata yüzde 10 kur dönüşüm desteği, kişi başına 3 bin 500 TL olan istihdam desteğinin bölgesel gelişmişliğe göre artırılması ve 6. bölgede 6 bin TL'ye yükseltilmesi ile finansmanda üç yıllık bütüncül bir köprü oluşturulması öneriliyor.

İkinci aşama, nitelikli üretim kapasitesinin artırılmasını kapsıyor. Büyük ölçekli işletmelerin çoğaltılması, iş gücü planlaması, sınır bölgelerinde yeni üretim havzalarının oluşturulması, Doğu'da Serbest Ticaret ve Endüstri Bölgesi kurulması, Nitelikli Tedarikçi Sistemi, marka satın alma, ortak showroom ve lojistik merkezleri bu başlık altında yer alıyor. Dijitalleşme ve yapay zeka yatırımları da dönüşümün önemli parçaları arasında bulunuyor.

Üçüncü aşamada ise 'Türkiye Markası'na yatırım yapılması öneriliyor. Narbay, sektörün geleceğine ilişkin beklentilerini şu sözlerle anlattı:

"Birincisi, net ihracata yüzde 10 kur dönüşüm desteği; kişi başı 3.500 TL istihdam desteğinin bölgesel gelişmişliğe göre artırılarak 6. bölgede 6 bin TL'ye yükseltilmesi ve finansmanda üç yıllık, bütüncül bir köprü. Orta Vadeli Program emek yoğun sektörlere destek sözü verdi ancak bunun ayrıntısını görmemiz gerekiyor. Zira sektörün dönüşümü gerçekleştirebilmesi için bilançoların toparlanmasına ihtiyaç var. İkincisi, nitelikli üretim, büyük ölçekli işletme sayısının artırılması, iş gücü planlaması, sınırda yeni üretim havzalarının oluşturulması, Doğu'da Serbest Ticaret ve Endüstri Bölgesi kurulması, Nitelikli Tedarikçi Sisteminin Kurulması, marka satın alma ve ortak showroom, lojistik merkezlerin kurulması, dijitalleşme ve yapay zekâ için zemini kurmak. Üçüncüsü ise 'Türkiye Markası'na yatırım. Hacmi artırarak katma değeri yükseltmeliyiz, butikleşerek değil. Mevcut gidişatla 2050'de 30 milyar dolarda kalırız; stratejiyle 39 milyar dolara ulaşırız. Seçim bugün yapılacak" dedi.

Narbay'ın paylaştığı projeksiyona göre mevcut eğilimlerin devam etmesi halinde sektörün 2050'de 30 milyar dolarlık büyüklükte kalması beklenirken önerilen stratejinin uygulanmasıyla 39 milyar dolara ulaşılması öngörülüyor.

860 BİN KİŞİLİK İSTİHDAM VE 15,8 MİLYAR DOLARLIK FAZLA

Hazır giyimin Türkiye ekonomisindeki yerini değerlendiren Narbay, sektörün stratejik sektör kapsamına alınması gerektiğini savundu. Sözlerini Atatürk'ün "Her fabrika bir kaledir" sözüyle tamamlayan Narbay, "Kale yalnız duvarlardan ibaret değildir; kale, içindeki insandır. Bugün 860 bin insan, 50 yıllık know-how birikimiyle her sabah o kalelerde üretiyor, 15,8 milyar dolar dış ticaret fazlası yaratıyor ve Türkiye'nin kilogram başına ihracat değeri en yüksek üçüncü sektörü olarak ekonomiye büyük katkı veriyor. Yalnız bu bile sektörün stratejik sektör kapsamına alınması için yeterlidir." dedi.

ULUSLARARASI PERSPEKTİF VE İKİLİ İŞ GÖRÜŞMELERİ

Konferansın uluslararası açılış konuşmasını McKinsey Hazır Giyim, Lüks Moda Sektörü Küresel Lideri Gemma D'Aura gerçekleştirdi. D'Aura, 'Yeni Değer Denklemi: Made in Türkiye Nerede Kazanıyor?' başlıklı sunumuyla Türkiye'nin küresel hazır giyim değer zincirindeki konumunu gündeme taşıdı.

Konferansın ikinci ve son günü olan 14 Ekim Çarşamba için B2B ikili iş görüşmeleri planlandı. Bu kapsamda Avrupa ve ABD başta olmak üzere farklı pazarlardan markaları temsil eden alım gruplarının yerli üreticilerle bire bir görüşmesi öngörüldü.

Etkinliğin ana sponsorluğunu Cotton Council, SANKO ve Beymen üstlendi. Diğer sponsorlar arasında 1Ci, Aster Tekstil, Burteks, CEVA Lojistik, Control Union, Damat Tween, DHL Express, EİB, Eurofins, Galata Taşımacılık, İTKİB, Koton, Linkyon, Ovido, Penti, Permess, Qualiro, SGS, Style3D, TEB Factoring, Tetaş, Trendyol, TTSİS, Turkish Airlines, USB Certification ve YKK yer aldı.

EN ÇOK OKUNANLAR