USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%
4.05.2026 10:42:00

AI gaze (yapay zeka bakışı) altında: İşe alımda kim oluyoruz?

Sosyal hayat her zaman bir sahneydi. İşverenin karşısında başka, dostun yanında başka, ailenin içinde başka bir yüz. Farklı seyirciler, farklı beklentiler, farklı 'gaze'ler ve bu 'gaze'lerin birbiriyle çelişmesi bize nefes aldırıyordu. Hiçbir tek bakış bizi tümüyle tanımlayamıyordu. Bakışın niteliği değiştiğinde ise altında biçimlendiğimiz şey de değişiyor. İşte bu yüzden işe alımda yapay zekanın yükselişi yalnızca bir verimlilik meselesi değil, antropolojik bir meseledir. Yapay zeka işe alımı hızlandırıyor olabilir. Peki insanı daraltıyor mu?

ZATEN HEP SAHNEDEYDİK

O sahnede seyircinin yüzünü okuyabilirdik. Göz temasından, ses tonundan, sorunun ritminden neyin beklendiğini sezer; kendimizi anlık olarak yeniden ayarlayabilirdik. Bunu yalnızca bir performans değil, canlı bir müzakere olarak tanımlamak mümkün. Mülakatçının kaşı çatıldığında yön değiştirir, gülümsediğinde devam ederdik. Ve her sahnenin arkasında maskenin düştüğü, insanın başka türlü var olabildiği bir alan vardı. Belki de gerçek dediğimiz şey biraz orada yaşardı. Antropolojide bu kaçınılmaz gerçeği analitik bir araca dönüştüren şey 'self-reflexivity'dir: Araştırmacı sahnenin içinde olduğunu bilir, ama bu farkındalık sayesinde kendi konumunu, bakışını ve etkisini sürekli sorgular. Sahneyi ortadan kaldırmak mümkün değildir ama onu görmek ve farkına varmak mümkündür.

AI GAZE: TEKLEŞEN, OPAK BAKIŞ

Bu noktada 'ayna' metaforu akla gelebilir ama eksik kalıyor. Ayna yalnızca yansıtır; oysa bakış aynı zamanda biçimlendirir, ödüllendirir ve dışarıda bırakır. AI gaze tam da bu yüzden bir yansıma değil, bir norm üreticisidir: Hangi insan tipinin daha okunabilir, daha güvenilir, daha seçilebilir olduğunu sessizce ima eder. Yapay zeka bu dengeyi bozuyor. Çünkü karşıdaki artık okunabilir bir yüz değildir. Tonu yok, jesti yok, geribildirim vermiyor, müzakere etmiyor. Aday, tam olarak okuyamadığı ve yüzünü göremediği bir bakışın altında davranmak zorunda kalıyor. Ama yine de o bakışın neyi ödüllendirdiğini tahmin etmeye ve kendini ona göre ayarlamaya çalışıyor. Dahası bu bakış tekleşiyor.

ÖLÇÜLEBİLİR, TUTARLI, ANALİTİK, ÖNGÖRÜLEBİLİR

Eskiden farklı seyirciler, farklı sahneler ve farklı beklentiler vardı; o çoğulluk bir anlamda özgürlüktü. AI gaze ise değerlendirmeyi tek bir çerçeveye indiriyor: Ölçülebilir, tutarlı, analitik, öngörülebilir. Sezgi, çelişki, belirsizlik ve duygusal incelik geri çekilmeye başlıyor. Maskenin düştüğü alan küçülüyor. Harvard Business Review'da yayımlanan ve 13 bini aşkın katılımcıyı kapsayan 12 ayrı çalışmadan oluşan kapsamlı bir araştırma bunu somut olarak gösterdi: Yapay zeka tarafından değerlendirildiklerini bilen adaylar, empati, yaratıcılık ve sezgi gibi taraflarını geri çekip çok daha analitik, çok daha steril bir benlik sunumuna yöneliyor. Eleme listesinde görünenden çok daha erken, çok daha derinde başlayan bir dönüşüm bu. Yani AI gaze, henüz kimseyi elemeden önce bile insanı yeniden yazmaya başlıyor.

PERFORMANS SADECE GÖRÜNÜŞ DEĞİLDİR

Burada daha derin bir şey oluyor. Kimlik içimizde sabit duran bir öz değildir; tekrarlanan performanslar aracılığıyla inşa edilir. Kim olduğumuzu ilan etmiyoruz, kim olduğumuzu defalarca oynayarak kuruyoruz, çünkü 'yapmak, olmayı üretir.' Eğer sistem belirli bir performansı; analitikliği, netliği, ölçülebilirliği sürekli ödüllendiriyorsa ve insanlar bunu defalarca sergilemeye başlıyorsa, kaçınılmaz bir soru doğuyor: O performans zamanla kim olduklarını da yeniden yazıyor mu? 'Ne yapabilirim?' sorusu ile 'Algoritmanın değer vereceği insan gibi nasıl görünebilirim?' sorusu arasındaki fark yüzeysel değildir. İlkinde kişi yetkinliğini anlatır. İkincisinde kendini dışsal bir kalıba döker ve o kalıbı yeterince tekrarladığında, kalıp gerçekliğin ta kendisine dönüşmeye başlar.

KURUMLAR NEYİ NORM HALİNE GETİRİYOR?

Her değerlendirme sistemi aynı zamanda bir pedagojidir. Neyin değerli, neyin profesyonel göründüğünü ve neyin ölçülemez karmaşa sayıldığını öğretir. AI gaze altında homojen, steril, optimize edilmiş benlikler ödüllendirilirse, insanı iş hayatında gerçekten farklılaştıran nitelikler; bağlam okuma, duygusal incelik, güven üretme, çatışmayla yaşayabilme görünmezleşir. Şirket çeşitlilik aradığını düşünürken, süreç fiilen homojenleşmeyi üretiyor olabilir. Elimizde daha hızlı işleyen bir sistem değil, daha dar bir insan anlayışı kalır. Geleceğin şirketlerini yalnızca verimlilik değil; belirsizlikle baş etme, güven üretme ve insan karmaşıklığını basitleştirmeden taşıyabilme kapasitesi ayakta tutacak. Bunlar tam da AI gaze'in ölçemediği, dolayısıyla ödüllendirmediği niteliklerdir.

BU SAHNENİN FARKINDA MISINIZ?

Antropolojide iyi araştırmacı, sahnenin içinde olduğunu bilir. Kendi konumunu, bakışını ve etkisini sürekli sorgular. Hangi yönünü öne çıkardığını, hangisini geri çektiğini ve bunun bedelini fark etmek; bu farkındalık hem metodolojik bir araç hem de bir tür direniştir. Bugün hem bireyler hem kurumlar bu soruyla yüzleşmek zorunda. Yapay zekanın operasyonel faydaları gerçek ama ona yalnızca araç gözüyle bakmanın yetersiz kaldığı da bir o kadar gerçek. Çünkü bu bakış altında yalnızca iş akışı değil, insanın kendini kurma biçimi de değişiyor. Yapay zeka kimi seçiyor, bu da önemli. Ama ondan önce sorulması gereken: Onun bakışı altında kim olmaya başlıyoruz?

DİĞER YAZILARI