
Antalya'dayız, dergimizin yıllardır devam eden #PlatinPortre köşesinin yeni konuğunun evindeyiz, sorularımız bu kez değerli Hatice Öz Hanım için. Lokman Group Yönetim Kurulu Başkanı ve Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Hatice Hanım, bizi davet ettiği Antalya'daki sıcacık evinde sorularımızı içtenlikle yanıtladı. Kendisiyle yaşamına, iş serüvenine, ailesine, alışkanlıklarına ve hayata dair motivasyonları üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik, buyurun Hatice Hanım'ı farklı yönleriyle tanıyacağımız kıymetli sohbetimize...
"HER ŞEYİN İYİ OLACAĞINA İNANCIM TAM"
*Hatice Hanım nasılsınız, şu ara hayata dair neler düşünüyorsunuz, gündeminizde neler var, paylaşır mısınız?
Hayatta her zaman bardağın dolu tarafına bakmayı tercih ettim. Ben yaşama pozitif bakıp, diğer boş taraflarını da fark edip onun için de gerekli tedbirleri almak gerektiğini düşünüyorum. Hem özel hayatımda hem iş hayatımda hem de sosyal hayatımda hep böyle baktım hayata, pozitif baktım. Mümkün olduğu kadar değiştirebileceklerimi değiştirmeye çalıştım, değiştiremeyeceklerim için de yeni söylemler geliştirip kabul etmeyi öğrendim. Bu sebeple gayet iyiyim ve her şeyin iyi olacağına dair de inancım tam.
"AİLE BENİM İÇİN ÇOK KIYMETLİ"
*İş dışında neler yapmaktan keyif alırsınız? Hobileriniz, tutkularınız ve alışkanlıklarınızdan bahseder misiniz?
Benim için ailem çok kıymetli. O yüzden mümkün olduğu kadar onlarla vakit geçirmeye çalışıyorum. Eşimle beraber çalışıyoruz, bir aile şirketiyiz. üç oğlumuz var. Ve onlara şöyle söylüyorum: "Eskiden sizin mentörünüz bendim, siz öğrenciydiniz, şimdi ise siz mentörsünüz, ben de sizin öğrencinizim." Onlarla vakit geçirmek benim için çok büyük bir keyif. Mümkünse hep birlikte seyahatlere çıkıyoruz. Hem Türkiye içinde hem de yurt dışında. Beraber çok eğleniyoruz, gülüyoruz, yemekler yapıyoruz. Dolayısıyla iş dışındaki tüm vaktimi mümkün olduğu kadar her zaman ailemle geçirmeye çalışıyorum. Öte yandan onlarla birlikte bir şeyler öğrenmeyi ve sohbet etmeyi çok seviyorum. Çünkü onların hayata farklı bir bakışı ve jenerasyonlarının onlara kattığı bazı yenilikler var. Ve biz bunları bilmiyoruz. Bunları öğrenmek bana inanılmaz bir keyif veriyor...

"ÇOCUKLARIMIZDA SEVGİ BOŞLUĞU OLUŞTURMAMALIYIZ"
*Çocuklarınıza tekrar tekrar öğütlediğiniz konular var mıydı?
Söylediğim şeylerden biri şu: "Siz ne olursanız olun, ne karar verirseniz verin, ne yapmak isterseniz yapın ya da ne yaptıysanız da ben sizi karşılıksız daima çok seveceğim." Öncelikle bunu söylüyorum. Bence bir ebeveynin yapması gereken en önemli şeylerden biri bu. Çünkü her boşluk doldurulur. Çocuklarımızın kalbinde sevgi boşluğu oluşturmamak benim için çok kıymetli. Bir başka söylediğim şey de hayatta mutlaka değerlerinin olması gerektiği. Hiçbir şey için vazgeçmeyeceği değerleri olmalı... Ki bu değerler hayat denilen o fırtınalı denizde sizin pusulanız olsun...
"HAYAT GÜZEL, YAŞAMAYA DEVAM..."
*20'li yaşlardaki kendinize ne söylemek isterdiniz?
Bazen soruyorlar, eskiye dönmek ister miydin ya da o yaşlara geri gitmek ister miydin diye... Allah'a çok şükürler olsun hiç dönmek istemiyorum. Çünkü hayatın bir yolculuk olduğunu düşünüyorum. Ve her yolculuğu da keyif alarak geçirmemiz gerektiğine inanıyorum. Yaşadığınız her şey, olaylara verdiğiniz tepkiler aslında bir sonraki sizi anlatıyor. Dolayısıyla o yolculuğun keyifli olduğuna inanıyorum ve her dönemde öğrendiğim şeylerin de bana bir değer kattığını düşünüyorum. Tabii ki yaş itibariyle gençliğimizdeki dönemle şimdiki dönem arasında birçok fark var. Ve bunu çok pozitif buluyorum. Çünkü hem kişisel anlamda hem de toplumsal olarak çok geliştiğimizi düşünüyorum. Bu gelişime de ayak uydurduğumuzu gözlemliyorum. Dolayısıyla o yaşlarıma söyleyeceğim şey şu olabilir: "Bence hayat güzel ve yaşamaya devam et..."
(Hatice Öz ve Ali Demirtaş)"KENDİMİ GELİŞTİRMEKTEN HİÇBİR ZAMAN VAZGEÇMEM"
*Karakterinizde en öne çıkan özellik nedir?
Pozitif bir insan olduğumu düşünüyorum. İkincisi de mücadeleci bir insanım. Doğru bildiğim şeyin arkasında gitmekten vazgeçmem. Körü körüne değil, her zaman ileri ve geri bildirimlere açığımdır. Kendimi geliştirmekten hiçbir zaman vazgeçmem. Bir olay olduğu zaman bu, hiçbir zaman tek taraflı değildir. Bu olayda siz tarafı vardır, karşıdakinin tarafı vardır, bir de zamanın ve ortamın da tarafı vardır. İşte tüm bunları adil bir şekilde değerlendirmek gerekiyor. Objektif bir değerlendirme yaptığınız zaman, işte o zaman gelişime daha açık bir insan oluyorsunuz. Ben de böyle olduğuma inanıyorum ama aynı zamanda her daim bir öğrenci olduğumu düşünüyorum. Dünkü, bir sene önceki ya da bir ay önceki insan değilim. Mümkün olduğunca kendi görgüm ve bilgim kadar değişmeye, gelişmeye ve iyileşmeye çalışıyorum. Ve etrafıma da bunu yansıtmaya çalışıyorum...
"İNSANIN GELİŞİMİ ÖNCELİKLE KENDİNİ TANIMASI İLE BAŞLAR"
*Günümüz gençlerine neler söylemek istersiniz?
Bazen zaman zaman üniversitelerde, liselerde gençlerle buluşuyoruz. Onlara şunu söylüyorum: "İlk olarak kendinize güvenin. Kendinize değer verin... Kendinizin analizini çıkartın. Zayıf ve güçlü yönlerinizi fark edin." Çünkü bir insanın gelişimi öncelikle kendini tanıması ile başlar. Kendinizi tanıdığınız, sevdiğiniz ve değer verdiğiniz zaman -ki bunun adı özgüven oluyor- insanlar da size değer verebilir. Ayrıca hayata tek bir pencereden değil birçok pencereden bakmanız gerekiyor. Farklı şeyler öğrenmeniz gerekiyor. Zaman çok kıymetli. Öte yandan gençken kendinize, sağlığınıza, eğitiminize, gelişiminize ve öğreniminize yatırım yapın, bunlar çok önemli.
"SAHİP OLDUKLARIMIZ SADECE BİZE AİT DEĞİLDİR"
*Bu hayattaki en temel gayenizi özetler misiniz?
İnsanın sahip olduğu her şeyin, bu ne olursa olsun, sadece kendine ait olmadığını düşünüyorum. Bu noktada toplumun ve çevremizdekilerin de hakkı olduğuna inanıyorum. Ve ben ne kadar bunlara, bilgiye ve dahasına sahip olabilirsem; onları da başkalarına ulaştırmak istiyorum. İşte bu bana büyük bir keyif veriyor. Adı neyse bunun, onu paylaşmanın bu hayattaki temel gayem olduğunu düşünüyorum. Bunun için de elimden gelen her şeyi yapıyorum.
"HEM KENDİNİZİ HEM DE ÇEVRENİZİ AFFETMEYİ BİLİN"
*Elinizde herkese ulaşacak bir mesaj olsaydı bu ne olurdu?
Eğer iyilik düşünürseniz ve kalbinizi de iyilikle doldurursanız işte o zaman her şey çok güzel oluyor. Kötülük önce sahibine zarar verir. İyilik ise herkese mutluluk verir. İnsanlar yanlış yapabilirler, yanlış kararlar verebilirler, yanlış yerde olabilirler; insanız, her zaman doğruyu yapamayız. Önemli olan kötü kalplilikle ve kötü niyetle hareket etmemek. Sizin niyetiniz iyi olduktan sonra hem siz hem de dünya iyileşecektir. Ben buna inanıyorum. Yeri geldiğiniz hem kendinizi hem de çevrenizi affetmeyi bilin...
"YENİLİKÇİ, VİZYONER, MÜCADELECİYİM..."
*Sizce nasıl bir iş insanısınız, iş vizyon ve misyonunuz nedir?
Yenilikçi, vizyoner, mücadeleci ve bütünsel düşünceliyim. Sadece kendimize yönelik değil, yaptığımız işin toplumda da bir karşılığı ve yansıması olması bizim için çok kıymetli. Kendimizle beraber, çalışma arkadaşlarımızı da geliştirmek çok önemli bize göre. Çünkü çalışma arkadaşlarımızın özel hayatlarında mutlu olması, çalışma hayatlarına da yansıyor hiç şüphesiz. Çünkü bildiğiniz üzere insanların çalışmalarındaki ilk sebep para değil. İnsanlar, bir şey üretmek ve mutlu olmak için çalışıyorlar. Dolayısıyla çalışma arkadaşlarımızı geliştiriyor olmak bizim için çok kıymetli.
"CİNSİYETTEN ÇOK YAPTIĞIMIZ İŞ KIYMETLİ"
*Bir kadın yönetici olarak yıllardır iş hayatındasınız. Bu sürece bakacak olduğunuzda zorlandığınız zamanlar oldu mu?
Kadın ve erkeğin dengesine inanıyorum. Onlar beraber olduğu zaman daha iyi oluyor. Eşit şartlar ve eşit fırsatlar olması gerektiğini düşünüyorum. İş dünyasında kadın ve erkeğin farklı olduğunu düşünmüyorum. Aslında cinsiyetten çok yaptığınız iş çok kıymetli. Bir de özellikle küçük işletmelerde, kadının iş dünyasına katılımının desteklenmesi gerekiyor. İlk defa iş dünyasına katılacak kadınlara eğitimler verilmeli. Sonuç olarak iş dünyasında kadın erkek ayrımının olmaması gerektiğine inanıyorum, sadece liyakatın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Liyakat esasına göre davranırsak da bir sorun çıkmayacaktır...
"BİR VAKIF KURMAK İSTİYORUM"
*Peki bundan sonrası için kaygınız, planınız, hayalleriniz nedir, paylaşır mısınız?
Benim insanlara dokunmakla ilgili büyük bir motivasyonum var. Daha fazla insana dokunmak isterim. Birçok insanın önünü açmak isterim. Sizin arkanızdan geleceklerin; siz ne kadar önünü açabilirseniz, o yolları genişletebilirseniz, işte o kadar daha fazla insanı arkanıza almış oluyorsunuz. Daha fazla genç sizinle gelebilir ve onlar da daha farklı yollar açabilir. Mümkün olduğu kadar insanlar için büyük yollar açmak istiyorum. Bundan sonraki düşüncelerim ve arzularım arasında bir vakıf kurmak var. O vakıfla da özellikle gençler ve dezavantajlı gruplara daha fazla dokunmak düşüncesindeyim. Vakıfla beraber çok daha fazlasına ulaşmayı arzu ediyorum...
"ŞİRKETLERİMİZİN ORTAK AMAÇLARI VAR"
*Biraz da Lokman Group'tan bahsedelim...
Tarım, teknoloji, sağlık, ilaç ve kozmetik alanlarında faaliyet gösteriyoruz grup olarak... Aslında bütünsel olarak bakmaya çalışıyoruz. Yani bütün şirketlerimizin amaçları var ve bunların hepsi birbiriyle örtüşüyor. İyiliği, sağlığı, teknolojiyi çoğaltmakla ilgili dertlerimiz var. Öte yandan iyi tarım yapıyoruz. Çünkü tarım ülkemizin geleceği. Bu bütün ülkeler için geçerli. Ve Türkiye, aslında bu işi çok iyi biliyor. Sağlığı da turizmi de... Şimdi inşallah teknoloji ile de bunları taçlandırmayı ümit ediyoruz... Bizler uluslararası çalışıyoruz ve dünyanın 20'den fazla ülkesinden hasta getirerek sağlık turizmi yapıyoruz. Aynı zamanda İngiltere, Almanya ve Kıbrıs'ta da şirketlerimiz var. Bunlar bize hem dünyanın bakış açısının hem de dünyanın iş yapış açısını kazandırıyor. Daha sonra dünyadan öğrendiğimiz iyi örnekleri Türkiye'ye uyguluyoruz. Türkiye'de yaptığımız iyi örnekleri de dünyada hayata geçiyoruz...
"YOLCULUĞUMU KEYİFLİ GÖRÜYORUM"
*Son olarak tüm bu hayat, iş, yaşam yolculuğunuza totalde bakacak olduğunuzda, bu serüveni nasıl tanımlıyorsunuz? Aklınızdan neler geçiyor?
Keyifli olarak tanımlarım... İnsanların hayatında kötülükler veya kötü zamanlar olmuyor mu, elbette oluyor. Gençlere de söylüyorum, o gördüğümüz çok başarılı insanların hepsinin çok kötü zamanları oldu, olmuştur. Herkesin düştüğü zamanlar olur. Aslında düşmek önemli değildir. Oradan kalmak önemlidir, kalktığınız zaman hayattaki en güçlü olduğunuz andır. Çünkü birçok şey öğrenmişsinizdir... Bizim de yorulduğumuz, üzüldüğümüz kötü zamanlarımız oldu. Ama oradan kalkabilmek cesareti ve azmi bizi her zaman güçlendirdi. O yüzden ben öncelikle Allah'a şükrediyorum ve yolculuğumu keyifli görüyorum. Bundan sonra ne kadar ömrüm varsa o yolculuğu keyifle, sağlıkla geçirmek istiyorum, daha çok insanla birlikte...