USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Güncelleme Tarihi:

15 Mayıs 2026 12:40

Yayın Tarihi:

15 Mayıs 2026 12:39

Yayın Tarihi:

15 Mayıs 2026 12:39

Güncelleme Tarihi:

15 Mayıs 2026 12:40

“Başarının da karakterlisi makbuldür diyen bir iş insanıyım…”

Karaca Uluslararası Genel Müdürü Ömer Barbaros Yiş, dergimizin yeni #PlatinPortre'si olarak sorularımızı içtenlikle yanıtladı: “Ben hiçbir zaman salt başarı peşinde koşan biri olmadım. ‘Başarının da karakterlisi makbuldür' diyen bir iş insanıyım. Sadece ‘ben, ben' değil, ‘biz'i savunan ve bunu geliştirmeye çalışan biriyim. İnsani özellikleri ve değerleri ön plana koyuyorum. Bunlar olduğu sürece başarı kaçınılmaz."

“Başarının da karakterlisi makbuldür diyen bir iş insanıyım…”

Dergimizin ilgiyle takip edilen, iş ve ekonomi dünyasından değerli insanların sosyal kimliklerine odaklandığımız #PlatinPortre serimizde bu ay yine çok kıymetli bir ismi ağırlıyoruz.Karaca Uluslararası Genel Müdürü Ömer Barbaros Yiş, mayıs sayımızda evinde ağırlıyor bizi ve sorduğumuz tüm sorulara büyük bir açık yüreklilik ve samimiyetle yanıt veriyor. Ailesinden kişisel yaşamına, hayat yolculuğundan tutkuyla sürdürdüğü iş serüvenine dair tüm sorularımızı içtenlikle cevaplayan Yiş, başarının sadece rakamlar ve ezberlenmiş argümanlar üzerinden ilerlemediğini ifade ediyor bize. Dahası da var, tamamı keyifli sohbetimizde...

"ÇOCUKLAR İYİLİĞİN GÜZELLİĞİYLE KARŞILAŞSIN İSTEDİM"

*Ömer Bey nasılsınız, şu ara hayata dair neler düşünüyorsunuz, kişisel gündeminizde neler var?

Çok yakında yeni bir kitabım çıktı, 'Lezzet Dedektifleri'. Bunun heyecanını taşıyorum. Çocuklara iyiliğin önemini anlattığım, birazcık da sofra adabına değindiğim bir kitap... İlk kitabımı iş hayatıyla ilgili yazmıştım, 'İlk İşimiz İnsan Olmak' adlı. Daha sonra bir çocuk kitabı fikri doğdu. Çocuklarımıza rol model olmak gerçekten çok önemli. Söylemek lazım ama kalıcı bir eser bırakmak da bambaşka bir şey. Benim de naçizane yapmak istediğim şey buydu. Kendi çocuklarıma hem hatıra kalsın hem de diğer okuyan çocuklar iyiliğin güzelliğiyle karşılaşsın istedim. Öte yandan yeniden iş hayatıyla ilgili bir kitap yazıyorum. Üçüncü kitabım olacak umarım... Bunun dışında Karaca ilgili beni çok heyecanlandıran iki proje var. Bir yandan da dünyadaki durum ve bunun işimize nasıl yansıyacağı gündemimizde. Kısaca hem kişisel hem de iş hayatımda çeşitli heyecan ve düşüncelere sahibim şu sıra...

"EN BÜYÜK HOBİM YAZMAK"

*İş dışında neler yapmaktan keyif alırsınız? Hobileriniz, tutkularınız ve alışkanlıklarınız nedir?

Bir kere güne mutlaka bir şükürle başlarım, benim için bu çok önemli bir durum. Öte yandan muhakkak spor yapmaya gayret gösteriyorum. Çünkü hem üzerimizdeki stresi atmak açısından çok değerli hem de vücudumuza bakmamız bence bütün sevdiklerimize karşı sorumluluğumuz. En büyük hobim ise yazmak. Linkedin'i aktif olarak kullanıyorum, bence bilgiyi paylaşmak çok kıymetli bir şey. Özellikle genç arkadaşlarıma veya iş hayatında çıkmaza girmiş olanlara bir faydası olur diye düşünüyorum. Seyahat etmeyi, gezmeyi çok seviyorum. Bunun yaratıcılığımı da çok beslediğini düşünüyorum. Bunun hem işime hem de kişisel hayatıma çok büyük katkısı var. Özellikle müzeleri gezmeyi, dolaşmayı çok seviyorum bir rehber eşliğinde... Tecrübeli bir insanın anlatması çok farklı oluyor deneyim anlamında...

"ÇOCUKLARIMA ROL MODEL OLMAYA ÇALIŞIYORUM"

*Çocuklarınızla, ailenizle ilişkiniz ve diyaloğunuz nasıl? Ayrıca çocuklarınıza küçüklüklerinden beri tekrar tekrar öğütlediğiniz konular var mıydı?

Onlar benim her şeyim. Ailem bir yana dünya bir yana... Çocuklarım üçüncü sınıfa gidiyor. Hafta sonumun tamamını onlara ayırıyorum. Kurslarına beraber gidiyoruz. Akşamları ödevlerine yardım ediyorum, beraber kitap okuyor, oyunlar oynuyoruz. Öte yandan çocuklarımıza ilham olmamız lazım. Söyleyerek değil, göstererek ve yaparak bunu onlara geçirmeliyiz. Benim onlardan en büyük beklentimse iyi birer insan olmaları, diğer insanlara yukarıdan bakmamaları ve paylaşımcı olmaları... Tüm bunları onlara öğretmeye çalışıyorum, rol model olmaya çalışıyorum.

"TOPLUMA DEĞER KATACAK İŞLER YAPMALIYIZ"

*20'li yaşlardaki kendinize ne söylemek isterdiniz?

Özellikle bizim seviyemizdeki insanların topluma çok daha değer katacak işler yapması gerektiği kanaatindeyim. İyilik, sosyal sorumluluk projelerinde çok fazla yer almamız lazım. Çocuklarım olduktan sonra bu noktada kendimi daha da geliştirdim. Ama bunu yaparken de illa yüksek bir maddi imkanınızın olması gerekmiyor. Toplumsal fayda sağlamak için bu birinci şart değil. Kendimde eksik gördüğüm şey, 20'li yaşlarda hiç bu kafalarda değilmişim. Örneğin ihtiyacı olan birine ders anlatabilirdim veya başka bir şey... Tüm bunlar maddi durumunuzdan bağımsız şeyler. 20'li yaşlardaki kendime de bunu söylerdim, keşke bununla ilgili daha çok şey yapsaydım... Ama elbette geç olsun güç olmasın. İş hayatında da topluma fayda noktasında çalışmak çok kıymetli. Bununla birlikte çok keşkesi olan bir insan değilim. Keşke demenin de çok anlamlı olduğunu düşünmüyorum, sonuçta her işte bir hayır var. Bazı şeylerin böyle olması gerekiyordur... Çocuklarıma da bunu öğretiyorum, keşke demeden anın keyfini çıkarmayı, başarısızlıktan korkmamayı, gibi.

"HAYATIMI 'TUTKUYLA' SÜRDÜRÜYORUM"

*Bu hayattaki en temel gayeniz nedir ve karakterinizde en öne çıkan özellik nedir?

En temel gayem iyi bir insan olarak anılmak... Karakterimde en öne çıkan özelliğim ise çok tutkulu olmam. Beni iş hayatında öne çıkaran şey çok akıllı olmam değil, benden çok daha akıllı insanlar var, benden çok daha fazla çalışan, b emek veren insanlar var, görüyorum. Önemli olan motivasyon ben bu insanlardan ne öğrenebilirim olmalı. Birazcık egoyu arka tarafa atıp ilerlemek lazım. Kısaca ben hayatımda tutku ile ilerliyorum. İşte bu çok fark yaratan bir şey. Yaptığım işe tutkuyla bağlıyım her zaman, değilsem zaten oradan uzaklaşıyorum.

*Elinizde herkese ulaşacak bir mesaj olsaydı bu ne olurdu?

Sabrın sonu güzel olacak... Sabretmemiz lazım, her şeyle ilgili. Yavaş yavaş, adım adım gitmek lazım. Benim kendi işimde de öyle. Birden dünyanın en üst sıralarına çıkamazsınız. Yavaş ve sağlam adımlarla; sabrın sonunun güzel olacağını bilerek ilerlemek lazım.

"SALT BAŞARI PEŞİNDE OLAN BİRİ DEĞİLİM"

*Sizce nasıl bir iş insanısınız, iş vizyon ve misyonunuz nedir?

Salt başarı peşinde olan biri değilim. "Başarının da karakterlisi makbuldür" diyen bir iş insanıyım. Hayatımızın çoğu zamanını evden çok iş yerlerimizde geçiriyoruz. Hepimizin mutlu ve huzurlu bir şekilde çalışabilmesi, yeni şeyler öğrenmesi, kendini geliştirmesi ve kariyer yolunda kendinden emin adımlarla ilerleyebilmesi benim için çok önemli. Ve sadece 'ben, ben' diyen bir iş insanı değil, 'biz' diyen ve bunu geliştirmeye çalışan bir iş insanıyım. İnsani özellikleri ve değerleri ön plana koyan biriyim. Bunlar olduğu sürece başarı kaçınılmaz oluyor. İnsan işine aklın yanına gönlünü de koymaya başladığı zaman, yaptığı iş de bambaşka bir şeye bürünüyor. İşte ben de aklın yanına gönül de koyabilmeyi başarmaya çalışan bir iş insanıyım.

(Ali Demirtaş ve Ömer Barbaros Yiş)

"FIRSATLARI YAVAŞ YAVAŞ DEĞERLENDİRİYORUZ"

*BİRAZ DA KARACA ULUSLARARASI'NDAN BAHSEDELİM. NASIL O TARAFTA İŞLER, NASIL GİDİYOR?

Çok heyecanlı... İngiltere, Almanya ve Fransa'da varız. Oralarda büyümemiz devam ediyor. Yeni nesil mecralarda da çok başarılıyız. Almanya'da pazar lideriyiz. Tüm bunlar bize Amerika'nın önünü açtı. 1-2 ay içerisinde Amerika'da olacağız, gelecek süreçte Brezilya'yı değerlendiriyoruz. Orta Doğu'daki fırsatlara bakıyoruz. Türki Cumhuriyetler, Balkanlar, Kuzey Afrika; buralardaki bütün fırsatları yavaş yavaş değerlendiriyoruz. Yavaş yavaş pişirip, hızlı adımlar atacağımız bir döneme doğru gidiyoruz.

*Peki Karaca'yı tat, doku, kimlik ve hissiyat olarak bize nasıl tanımlarsınız?

Karaca'nın çok güzel bir misyonu var... İnsanların keyifli ve mutlu anlarını çoğaltabilecek ve onlara ortak olabilecek, katma değerli ürünler ortaya çıkarma gayesi var. İşte bu yüzden Karaca'yı da ailenizin bir ferdi gibi düşünebilirsiniz. O mutlu anlara ortak olan ve o mutlu anları çoğaltan bir marka. Ürünleri sadece bir ürün olarak görmeyen, bağ kurabilen bir şirketiz... Bu tarz katma değerli ürünlerle insanların hayatını kolaylaştırmaya çalışıyoruz.

*Son olarak tüm bu hayat iş, yaşam yolculuğunuza totalde bakacak olduğunuzda, bu serüveni nasıl tanımlıyor ve adlandırıyorsunuz?

Çıktığım en keyifli yolculuklardan biri olarak tanımlıyorum. Harika çocuklarım var, harika bir eşim var, annem babam hâlâ hayatta çok şükür, hâlâ arayabiliyorum... Güzel bir işim var, hızlı yükseldiğim bir kariyerim oldu. Ben daha ne diyeyim ki? Bunu keyifli bir yolculuk olarak tanımlamazsam nankörlük olur. Çok şükür diyorum yani...

"DERTLENMEYEN BİR İNSAN BAŞARILI OLAMIYOR"

*Günümüz gençlerine söylemek istediğiniz bir şey olur mu peki?

Elbette var. Onlara da bizim rol model olmamız çok önemli. Gençlerimiz çoğu zaman umutsuzluğa düşüyorlar. İlla her şeyin mükemmel olmasına gerek yok. Önemli olan bir yerden başlamak. Başarmak ve eğer bir fikirleri varsa onu hayata geçirmek için dertlenmeleri lazım. Ben başarılı insanlara baktığımda hep bunu görüyorum. Dertlenmeyen bir insan başarılı olamıyor. İkincisi vazgeçmemek... Hayat her zaman tozpembe değil. Daima başarılar anlatılır ama hemen hemen hepimizin hayatında bir sürü başarısızlık da mevcut. Ben de iş hayatına hiç iyi bir noktadan başlamadım. Ama dersler alıp yola devam etmek lazım. Farklı olmak ve farklı düşünmek lazım. Gençler sürekli öğrenmeye olan inançlarını hiçbir zaman yitirmesinler ve durmasınlar...

EN ÇOK OKUNANLAR