Yayın Tarihi:
20 Haziran 2026 08:46Güncelleme Tarihi:
20 Haziran 2026 08:46Yayın Tarihi:
20 Haziran 2026 08:46
Markanın sanat yaklaşımını teknoloji vizyonunun merkezinde yer alan bir kültürel strateji olarak tanımlıyor Samsung Electronics Türkiye Kıdemli Başkan Yardımcısı Mert Gürsoy. Ekran teknolojilerinin yaşam alanının ruhunu şekillendiren, sanatla duygusal bağ kuran ve kullanıcıyı kültürel içeriklerle sürekli temas halinde tutan platformlara dönüştüğünü belirten Gürsoy, Samsung'un Art Store ekosistemiyle Louvre'dan Van Gogh Museum'a uzanan geniş bir sanat ağını kullanıcıların evlerine taşıdığını vurgulayarak bu yaklaşımın temelinde sanatı daha erişilebilir, daha demokratik ve günlük yaşamın doğal bir parçası haline getirme hedefinin bulunduğunu söylüyor.
*Sanat, Samsung'un global vizyonunda nasıl bir yere sahip?
Bizim için teknoloji yaşam alanlarını dönüştüren, gündelik hayatı daha anlamlı hale getiren ve insanlarla duygusal bağ kurabilen bir deneyim alanı. Sanat da bu vizyonun çok önemli bir parçası. Çünkü sanat insanların yaşam alanlarıyla, duygularıyla ve kimlikleriyle kurduğu ilişkinin en güçlü ifade biçimlerinden biri. The Frame ile birlikte televizyonu boş bir siyah ekran algısından çıkarıp yaşam alanının aktif bir parçasına dönüştürmeyi hedefledik. Bu vizyon aslında sanat ve teknolojiyi aynı deneyim alanında buluşturma fikrinden doğdu. Televizyonun mekanın ruhunu tamamlayan, yaşayan bir sanat objesi olması gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle sanatı kullanıcı deneyiminin merkezinde konumlanan kültürel bir deneyim olarak görüyoruz. Samsung olarak 20 yıldır dünyanın bir numaralı televizyon markası olmanın bize teknoloji geliştirmenin yanı sıra ekran deneyimini kültür, tasarım ve yaşam alanlarıyla birlikte yeniden düşünme sorumluluğu da yüklediğine inanıyoruz. Samsung Art Store üzerinden Louvre, Prado, Van Gogh Museum, Art Basel, Tate gibi dünyanın en önemli sanat kurumlarının eserlerini dünya çapında milyonlarca kullanıcıyla buluşturuyoruz. 800'den fazla sanatçı, 80'den fazla galeri ve 5 binden fazla eserle dünyanın en büyük dijital sanat platformlarından birini oluşturmuş durumdayız. Bizce teknolojinin en güçlü tarafı insanları birbirine, farklı kültürler ve sanatla bağlayabilmesi, bir köprü vazifesi görmesi. Sanata bakış açımızın temelinde de bu yaklaşım yer alıyor.
*Sanat yatırımlarınızla nasıl bir etki yaratmayı hedefliyorsunuz?
Sanat yatırımlarımızın merkezinde erişilebilirlik kavramı bulunuyor.. Teknoloji sayesinde sanatı herkes için daha erişilebilir kılarak, günlük hayatın doğal bir parçası haline getirmeyi hedefliyoruz. Art Store'un hikayesi de aslında bu hedefin önemli bir bacağı. Art Store ekosistemimizle dünyanın dört bir yanındaki sanat eserlerini insanların evlerine taşıyoruz. Bu, sanat deneyimini daha demokratik ve daha kapsayıcı hale getiriyor. Bir diğer önceliğimiz görünürlük yaratmak. Özellikle genç, bağımsız ve yerel sanatçıların küresel ölçekte daha fazla görünür olmasını önemsiyoruz. İstanbul Modern, Contemporary Istanbul, Art Basel ve Minted gibi bağımsız sanatçıları destekleyen platformlarla gerçekleştirdiğimiz iş birlikleri de bu nedenle çok değerli. Çünkü teknoloji burada sanatçılar için küresel bir vitrin işlevi görüyor. Deneyim tarafında ise sanatın artık pasif bir izleme deneyiminden çıktığını görüyoruz. Yeni nesil kullanıcı sanatla daha kişisel, daha dinamik ve daha etkileşimli bir ilişki kuruyor. Vision AI teknolojimiz de tam burada devreye giriyor. Yapay zeka ortam ışığını, kullanıcı alışkanlıklarını ve içerik türünü analiz ederek sanat eserlerini bulunduğu mekana göre optimize ediyor. Böylece ekran, bulunduğu ortamla bütünleşen yaşayan bir dijital tuvale dönüşüyor. Bizim için kültürel dönüşümün en önemli boyutu ise sanatı gündelik yaşamın doğal bir parçası haline getirebilmek.

*Ekran teknolojilerini sanat deneyiminin bir parçasına dönüştürürken nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz?
Ekran teknolojilerine yalnızca mühendislik perspektifinden bakmıyoruz. Tasarım, sanat, ışık, mekan ve kullanıcı psikolojisinin de bu deneyimin önemli parçaları olduğuna inanıyoruz. Örneğin The Frame'de kullanılan Matt Display teknolojisi, yansıma ve parlama önleyici etkisiyle gerçek tablo hissini güçlendiriyor. Quantum Dot teknolojisi ve Pantone onaylı renk doğruluğu sayesinde sanat eserleri dijital ekranda değil, gerçek bir tuval üzerindeymiş gibi en ince detayına kadar net görünüyor. Bunun yanında yapay zeka destekli Vision AI teknolojisi ekran deneyimini tamamen farklı bir noktaya taşıyor. Yapay zeka ortam ışığını analiz ediyor, sanat eserinin renk tonlarını optimize ediyor ve bulunduğu mekanın atmosferine göre görüntüyü uyarlıyor. Böylece ekran statik bir cihaz olmaktan çıkıp mekanla yaşayan bir deneyim katmanına dönüşüyor. Ayrıca AI upscaling teknolojimiz düşük çözünürlüklü sanat içeriklerini 4K ve 8K seviyesine taşıyarak eserlerin çok daha net ve etkileyici görünmesini sağlıyor. Generative Wallpaper gibi özelliklerle kullanıcılar kendi modlarına ve tarzlarına uygun dinamik görsel deneyimler oluşturabiliyor. Böylece evde herhangi bir işle uğraşırken bile TV'niz size dünyanın önde gelen sanat eserlerini sergileyen bir dijital müzeye dönüşüyor. Geleceğin ekranları kullanıcıyı anlayan, ortamla bütünleşen ve kişiselleşen deneyim platformları olacak.
*Bugünün genç izleyicisi sanatla nasıl bir ilişki kuruyor?
Yeni nesil kullanıcı sanatla çok daha akışkan, kişisel ve deneyim odaklı bir ilişki kuruyor. Sanat günlük yaşamın içinde deneyimlenen, paylaşılabilen ve kişiselleştirilebilen bir ifade biçimine dönüşüyor. McKinsey'nin 'State of the Consumer 2025' araştırmasına göre kullanıcılar 'en iyi deneyim/fayda dengesini' arıyor. Circana'nın 2025 verileri de tüketicilerin daha ulaşılabilir fiyatlarla büyük ekran, güçlü görüntü kalitesi ve akıllı özellikleri bir arada sunan ürünlere yöneldiğini ortaya koyuyor. Samsung'un global tüketici araştırmalarına göre kullanıcıların yüzde 49'u TV satın alırken öncelikli kriter olarak görüntü kalitesini gösterirken, ekran boyutu yüzde 36 ile ikinci sırada yer alıyor. Kullanıcıların görüntü kalitesini değerlendirirken en çok önem verdiği unsurlar arasında doğrudan ekran deneyimi (yüzde 40), marka güveni (yüzde 39) ve panel teknolojisi (yüzde 32) öne çıkıyor. Google Trends verilerine göre OLED ekranlara yönelik arama hacmi son yıllarda iki kat, Mini LED teknolojilerine yönelik ilgi ise üç kat artmış durumda. Aynı araştırmalarda kullanıcıların en memnun kaldığı görüntü kalitesi unsurunun yüzde 65 ile 'renk doğruluğu ve canlı renk deneyimi' olması da dikkat çekiyor. Diğer yandan yapay zeka destekli etkileşim beklentisi de hızla yükseliyor. Salesforce araştırmasına göre tüketicilerin yüzde 44'ü televizyonlarda yapay zeka destekli kişisel asistan deneyimi görmek istediğini belirtirken, Z kuşağında bu oran yüzde 70'e kadar çıkıyor. Statista'nın 2025 verilerine göre kullanıcıların yüzde 77'si birlikte izleme alışkanlıklarına göre içerik önerileri sunan AI TV özelliklerine ilgi duyuyor. Ayrıca kullanıcıların yüzde 73'ü içerik özetleme ve öneri sistemleriyle desteklenen yapay zeka özelliklerini değerli bulduğunu ifade ediyor. Bugün ortalama bir kullanıcının ne izleyeceğine karar vermek için günde yaklaşık 16 dakika harcaması, yapay zeka destekli içerik keşfinin neden önemli hale geldiğini de gösteriyor. SmartThings platformumuz da bu trendlerin merkezinde yer alıyor. Bugün yaklaşık 450 milyon kullanıcıya ulaşan platformumuzun, yıl sonunda 500 milyona yaklaşmasını öngörüyoruz. Üstelik SmartThings AI Enerji Modu, güç tüketimini otomatik olarak optimize ederek yüzde 20'ye varan tasarruf sağlıyor. Bunu izleme deneyiminden ödün vermeden gerçekleştirerek kullanıcıların hem enerji hem de maliyet tarafında avantaj elde etmesini de mümkün kılıyor.