USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Yayın Tarihi:

22 Haziran 2026 11:54

Güncelleme Tarihi:

22 Haziran 2026 11:54

Yayın Tarihi:

22 Haziran 2026 11:54

‘İlgili Babalık' çocuğun gelişimini doğrudan etkiliyor

“Gerçek eşitlikçi dönüşüm, bakımın ortak sorumluluk olarak görülmesiyle mümkün oluyor”

‘İlgili Babalık' çocuğun gelişimini doğrudan etkiliyor

Bu yıl 21 Haziran ayında kutlanan Babalar Günü, değişen babalık anlayışını ve 'ilgili babalık' kavramını yeniden gündeme taşıyor. Çocuk gelişiminden toplumsal cinsiyet eşitliğine, çalışma hayatından aile içi ilişkilere kadar birçok başlıkta babanın rolünün dönüştüğüne dikkat çeken Anne Çocuk Eğitim Vakfı Babalık Çalışmaları Direktörü Hasan Deniz, babaların çocuk bakımına daha fazla katılmak istediğini ancak toplumsal yapıların ve çalışma koşullarının bu dönüşümü her zaman desteklemediğini ifade ediyor.

BABA DESTEK PROGRAMI 100 BİNE YAKIN BABAYA ULAŞIYOR

*AÇEV'in babalık konusunda yaptığı çalışmaları bize anlatır mısınız?

Anne Çocuk Eğitim Vakfı, 1996 yılından bu yana babalara yönelik bir eğitim ve destek programı olan Baba Destek Programı'nı (BADEP) uyguluyor. Baba Destek Programı 3-6 ve 7-11 yaş arası çocuğu olan babalara yönelik bir program olarak yürütülüyor. 15 ila 20 babanın katılımıyla oluşturulan gruplarda, haftada 1 oturum olmak üzere toplamda 13 oturum gerçekleştiriliyor. BADEP, babaların çocuklarının bakımında sorumluluk üstlenmesini, çocuklarının gelişimini desteklemesini ve çocuklarıyla karşılıklı yakın ilişki kurmasını teşvik eden birçok yöntem ve yaklaşımın entegre edildiği bir yetişkin eğitimi programı olarak uygulanıyor. Bugüne kadar yaklaşık 100 bin babanın katılarak tamamladığı Baba Destek Programı'nın yanı sıra AÇEV, ülkemizde babalığın çocukların en iyi şekilde desteklendiği biçimde dönüşmesi için farklı çalışmalar da yürütüyor. Baba Destek Programı'nın yanı sıra toplumda babalık algısının ve pratiğinin değişmesine yönelik farkındalık kampanyaları, savunuculuk çalışmaları ve kurumsal dönüşüm çalışmaları gerçekleştiriyor. 'İlk İş Babalık', 'Sen Benim Babamsın', 'Benim Babam Var Ya' gibi kampanyalarla babaların çocuk bakımına katılmasına, bakım yükünü eşit paylaşmasına ve çocuk gelişiminde anneler kadar babaların da önemli olduğuna dikkat çeken farkındalık kampanyaları yürütüyor. Özellikle 2018 yılından bu yana güncelleyerek iş dünyasıyla ortak faaliyetlerle yaygınlaştırdığı 'İş Yerlerinde İlgili Babalığın Desteklenmesi Rehberi' bu konuda iş dünyasına yol gösteriyor.

"BABA KATILIMI ÇOCUĞUN GELİŞİMİ AÇISINDAN HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR"

* Peki babaların katılımı, yani sizin deyiminizle 'ilgili babalık' neden önemli?

Elbette bu çok önemli ve geniş bir konu ancak çok kısaca genel hatlarıyla söylemek gerekirse babanın katılımı dört açıdan önem taşıyor. Her çocuk dünyaya belirli bir kapasiteyle geliyor. Bu kapasitenin açığa çıkması sevgi, şefkat, yakınlık ve gelişim alanlarına yönelik uyaran ve deneyimlerle mümkün hale geliyor. Gelişimi destekleyen uyaran ve deneyimler derken; çocuğun tutması, çekmesi, katlaması, duyması, konuşması, etkileşim kurması, bir şeyi kesmesi, bir yere tırmanması, sayı sayması, akranlarıyla oyun oynaması ve bir şeyi boyaması gibi birçok davranış kastediliyor. Bütün bu uyaran ve deneyimler çocuğun farklı gelişim alanlarını destekliyor. Günümüz aile yapısı düşünüldüğünde çocuğa hem sevgi ve ilgi gösterecek hem de geliştirici uyaran ve deneyimler sağlayabilecek iki temel aktör bulunuyor: anne ve baba. Eğer baba bunu toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle kendi rolü olarak görmez ve aktif katılım göstermezse çocukta telafisi zor gelişimsel kayıplar oluşabiliyor. Bu nedenle babanın katılımı yalnızca yükü eşit paylaşmak için değil, çocuğun gelişimi açısından da hayati önem taşıyor. Babanın bakım yükünü paylaşması kadınların istihdama ve toplumsal yaşama katılımı açısından da önemli sonuçlar yaratıyor. OECD ülkeleri içerisinde kadın istihdamının en düşük olduğu ülkelerden biri Türkiye olarak öne çıkıyor. Kadının istihdamıyla bakım yükünün tamamen kadının üzerinde olması arasında güçlü bağlar bulunuyor. Babanın çocukla yakın ilişki kurması, bakıma katılması ve gelişimi desteklemesi aynı zamanda baba ile çocuk arasındaki duygusal bağları da güçlendiriyor. Baba bakım yükünü paylaştıkça ev içindeki olumlu ilişkiler ve demokratik aile ortamı da güçleniyor. Bu durum çocuğun iyi olma haline ve gelişimine olumlu yansıyor.

"NİYET VAR AMA PRATİKLE NİYET ARASINDA ENGEL BULUNUYOR"

* AÇEV'in babalık araştırmalarından hareketle, 'aktif babalık' anlayışı, hangi verileri ortaya koyuyor ?

AÇEV olarak Türkiye Babalık Durum Araştırması son olarak 2015-2017 yıllarında gerçekleştiriliyor. Araştırma bulguları bugün biraz geride kalmış olsa da yeni veriler bakım yükünün eşitlenmesi açısından çok önemli bir değişim yaşanmadığını gösteriyor.

Babaların yüzde 58'i ilk çocuk sahibi olduklarında ne yapacaklarını bilmediklerini söylüyor. Babaların yüzde 56'sı çocuklarıyla doğrudan ilgilenmiyor ve kendilerini birinci derecede sorumlu olarak görmüyor. Babaların yüzde 79'u çocuğuna yemek yedirmiyor, yüzde 85'i ise çocuğuna banyo yaptırmıyor. Buna rağmen babaların yüzde 74'ü çocuk bakımına daha fazla katılmak istiyor.

Yani bir niyet bulunuyor ancak pratikle niyet arasında bir engel yer alıyor. Bu engel yalnızca bireysel değil; toplumsal ve sosyal bir engel olarak öne çıkıyor. Bu nedenle yalnızca babaların bireysel becerilerini desteklemek değil; toplum algısını, sosyal politikaları, çalışma hayatını ve bakımın yalnızca annenin görevi olduğu yönündeki cinsiyetçi yaklaşımları da dönüştürmek gerekiyor.

Geçtiğimiz haftaki düzenlemeyle özel sektörde babalık izni beş günden on güne çıkarılıyor. Buna karşılık annelik izni de 16 haftadan 24 haftaya yükseliyor. İlk bakışta olumlu görünen bu düzenleme, diğer taraftan mevcut algıyı da pekiştiriyor. Bu nedenle bireysel becerilerin desteklenmesi kadar bütüncül politika ve düzenlemeler de önem taşıyor.

GELENEKSEL BABA ROLÜ ÇÖZÜLÜYOR

* Geleneksel baba rolünden dönüşüm yaşanıyor mu?

Son 20 yıldaki değişimlerle birlikte artık büyük çoğunluk babayı yalnızca 'eve ekmek getiren kişi' olarak tanımlamıyor. Çocukla duygusal yakınlık kuran, bakım veren, oyun oynayan ve gelişim süreçlerine katılan bir baba modeli öne çıkıyor. Genç kuşaklar kendi babalarından farklı bir baba olmak istiyor.

Ancak bu dönüşüm çoğu zaman söylem düzeyinde kalıyor ve davranışa aynı hızda yansımıyor. Birçok baba çocukla yakın ilişki kurmak istediğini, bakım sorumluluğunu paylaşmayı önemsediğini ve 'ilgili baba' olmayı değerli gördüğünü söylüyor.

Diğer yandan tam eşitlikçi bir perspektiften çok, değişen yaşam koşullarının getirdiği zorunluluklarla babanın anneye yardım ettiği ve destek verdiği ara modeller ortaya çıkıyor. Yani yeni ortaya çıkan babalık çoğu zaman 'yardım eden baba' düzeyinde kalıyor. Oysa gerçek eşitlikçi dönüşüm, bakımın ortak sorumluluk olarak görülmesiyle mümkün hale geliyor. Özellikle toplumun orta ve alt kesimlerinde uzun çalışma saatleri, güvencesiz istihdam, erkeklik normları ve bakımın hâlâ annenin asli görevi olarak görülmesi nedeniyle bakım yükünün büyük bölümü annelerde kalmaya devam ediyor. Ekonomik zorluklar, güvencesizlik ve zaman yetersizliği de buna eklendiğinde ilgili babalık yalnızca bireysel bir mesele olmaktan çıkıyor. Yapısal koşulların destekleyici olması kritik hale geliyor.

* Ücretli babalık izni

* Babaların donanım ve becerilerini destekleyen eğitimler ve içerikler

* Çalışma saatleri

* Kreş ve bakım hizmetleri

* Eşitliği güçlendiren toplumsal cinsiyet politikaları

* Ebeveyn destek programları

* Erkeklerin bakım emeğini normalleştiren kültürel temsil biçimleri dönüşüm açısından atılacak ilk adımlar arasında yer alıyor.

EN ÇOK OKUNANLAR