Yayın Tarihi:
29 Temmuz 2026 11:35Güncelleme Tarihi:
29 Temmuz 2026 11:35Güncelleme Tarihi:
29 Temmuz 2026 11:35Yayın Tarihi:
29 Temmuz 2026 11:35
Her an bir yere yetişmek zorunda hissettiğimiz, başarının ve var olmanın sürekli bir 'hız' illüzyonuna bağlandığı bir çağda yaşıyoruz. Ancak modern insan, bu yoğun uyarıcı bombardımanı ve koşturmacanın ortasında radikal bir farkındalığa uyanıyor: Sadeleşmek ve yavaşlamak. Yürümek de bu yeni esenlik felsefesinde karmaşık ekipmanlara ve zaman bariyerlerine meydan okuyarak zihni gürültüden arındırmanın, bedenle ve şehirle yeniden bağ kurmanın en keyifli yolu olarak yükseliyor. Konforu bir lüks, hareketi ise sürdürülebilir iyi oluşun temeli olarak konumlandıran Skechers Türkiye Pazarlama Direktörü Efe Çapar ile adımların zihinsel performansımızı nasıl dönüştürdüğünü ve geleceğin kapsayıcı yaşam kültürünü konuştuk.
*Aktif yaşam kültürünün yaygınlaşması ayakkabı ve spor giyim tercihlerine nasıl yansıyor?
Aktif yaşam kültürü, özellikle son yıllarda, spor yapılan saatlerle sınırlı bir kavram olmaktan çıkarak günün tamamına yayılan bir yaşam biçimi haline geldi. Odak nokta her ne kadar spor olsa da aktif yaşamın moda ile olan yakın ilişkisi kendi kulvarının ötesine geçerek tüm giyim tarzlarını etkilemeye başladı. Bu durumun birkaç küresel ölçekli sebebi var. İlk kırılma noktası pandemiyle birlikte oluştu, iyi hissetmenin, rahatlığın her zamankinden daha öncelikli olduğu bir dönemin kapıları açıldı. Yaşamaya ve çalışmaya artık aynı önceliklerle yaklaşmamaya başladık. Aynı hızla dünya çapında lüks moda markalarının spor markaları ile iş birlikleri ivme kazandı. Hibrite dönen birçok alışkanlıkla birlikte, giyim de tabii ki bu rüzgara dahil oldu. Bugün, özellikle şehir hayatının yoğun temposu içinde konfor, tüketici alışkanlıklarının temel belirleyicisi haline geldi. Bütün bu dönüşüm, günlük hayatın her anına uyum sağlayan, hareket özgürlüğünü destekleyen, başka bir deyişle sizi akışta tutan modellerin yükselişi sonucunu getirdi diyebiliriz. Özetle; spor giyim artık yalnızca performans odaklı bir kategori değil, modern yaşamın temel bir unsuru. Bugün tüketici davranışlarına baktığımızda iki önemli eğilim görüyoruz. Bir yanda, sporu hayatının merkezine alan ve her aktivitenin dinamiklerine uygun teknolojiler arayan bilinçli bir kitle bulunuyor. Koşudan yürüyüşe, açık hava aktivitelerinden fitness'a kadar her disiplin için kendi ihtiyaçlarını yaratıyor ve buna yönelik çözümler bekliyor. Diğer yanda ise spor giyimi bir aktivite tercihi değil, bir yaşam tarzı olarak benimseyen çok geniş bir kitle var. Konforun yeni lüks olarak tanımlandığı bir çağda bu beklentilerini karşılayacak çözümler arıyorlar. Biz de konfor teknolojilerinde lider bir marka olarak, bu dönüşümü yalnız bir ürün trendi olarak değil, yaşam biçimindeki değişimin bir yansıması olarak görüyor, ayakkabı ve tekstil koleksiyonlarımızı; iş hayatından seyahate, şehir koşturmacasından outdoor deneyimlere, günlük yürüyüşlerden ileri seviye koşuya kadar her ihtiyaca cevap verecek şekilde geliştiriyoruz. Hedefimiz, tüketicilerimizin günün her anında performans, rahatlık ve stil arasında seçim yapmak zorunda kalmadığı bir deneyim sunmak.
*'Yürüyene Hayat Çok' yaklaşımıyla hayata geçirdiğiniz Skechers GoWalk Club buluşmaları hangi içgörüyle ortaya çıktı? Nasıl geri bildirimler alıyorsunuz?
Skechers Gowalk Club'ın çıkış noktası oldukça basit ama çok güçlü bir içgörüye dayanıyor: "Aktif bir yaşam sürmek istiyorum, zihinsel ve fiziksel sağlığımı korumak istiyorum ancak bunu sürekli kılacak zamanım, ortamım, motivasyonum, ekipmanım... -liste uzar gider- yok." Yürüyüş için bu engellerin birçoğu söz konusu bile değil. Doğru bir ayakkabı dışında ihtiyacınız olan tek şey istemek, o da zaten ilk seferden sonra öyle pozitif bir etki bırakıyor ki kendiliğinden akıp gidiyor. 'Yürüyene Hayat Çok' yaklaşımımız da tam olarak bu düşünceden besleniyor. Biz yürüyüşü insanların şehirle, doğayla ve birbirleriyle yeniden bağ kurmasını sağlayan bir yaşam alışkanlığı olarak görüyoruz. GoWalk Club ile amacımız, insanları hareket etmeye teşvik ederken aynı zamanda sosyal bir topluluğun parçası haline getirmekti. Yürüyüşü günlük yaşamın akışına eşlik eden konforlu, doğal ve sürdürülebilir bir alışkanlık olarak yaymak ve hatta hayata bakış açımızı, zihinsel performansımızı gözle görülür biçimde artıran özelliklerini ülkemize anlatmayı kendimize görev edindik. Skechers GoWalk Club da bu bakış açısıyla ortaya çıktı. Bu nedenle GoWalk Club'ı bir etkinlik serisinden ziyade, aktif yaşam kültürünü yaygınlaştırmayı hedefleyen uzun vadeli bir topluluk hareketi, yürüyüş kategorisindeki uzmanlığımızı ve ürün portföyümüzü de bu hareketin dinamosu olarak konumlandırıyoruz. Önümüzdeki dönemde dopdolu içerik ve iletişim çalışmalarıyla bu alandaki farkındalığı daha da artırmayı hedefliyoruz.
*Wellness odaklı yaşam biçimi tüketicilerin satın alma kararlarını nasıl etkiliyor?
En başından beri belirttiğim gibi wellness yani esenlik hali artık herkes için bir yaşam yaklaşımı. Tabii ki bu değişim satın alma kararlarına doğrudan etki ediyor. İnsanlar artık bir ürün satın alırken yalnızca tasarımına veya fiyatına değil, günlük yaşam kalitesine nasıl katkı sağlayacağına bakıyor. Skechers müşterilerinde markanın net değer teklifi dolayısıyla öncelik zaten hep konfordu. Son dönemde bu ihtiyaç daha da bilinçli düzeyde ve daha yaygın bir tüketici kitlesi tarafından tercih edilmeye başlandı. İhtiyaç çok net; "Gün boyunca farklı ihtiyaçlarıma uyum sağlayabilecek, hareket özgürlüğümü kısıtlamayacak, beni yarı yolda bırakmayacak ve uzun süreli kullanımda rahatlık sağlayacak yol arkadaşımı arıyorum." Bununla birlikte, aktif yaşam ile günlük yaşam arasındaki sınırların giderek ortadan kalktığını görüyoruz. Sabah yürüyüşünden işe, seyahatten sosyal yaşama kadar farklı anlara eşlik edebilen çok yönlü ürünlere olan talep her geçen gün artıyor. Bir diğer dikkat çekici trend ise tüketicilerin performansı yalnızca sporla ilişkilendirmemesi. Bugün performans, gün boyunca enerjik kalabilmek, rahat hareket edebilmek ve yoğun yaşam temposuna ayak uydurabilmek anlamına geliyor. Bu nedenle yenilikçi teknolojilerle desteklenen konfor çözümleri her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Örneğin tek bir hareketle, kolayca giyilebilen Slip-ins modellerimiz bunun somut bir yansıması. Topuk kısmındaki özel tasarımı sayesinde saniyeler içerisinde ayakkabınızı giyip yola devam ediyorsunuz. Bu noktada hayatın hızlı akışı tüketicinin satın alma motivasyonunda çok belirleyici oluyor diyebiliriz. Günlük kullanımda farklı taban yapılarına uygun teknolojilerimiz, her yaşa ve tarza cevap veren modellerimiz ön plandayken, spor performans odaklı ürünlerimizde hem konfor, hem uzun ömürlülük öne çıkıyor.
*Sizce geleceğin aktif yaşam anlayışı nasıl olacak?
Geleceğin aktif yaşam anlayışı daha kapsayıcı, daha kişiselleştirilmiş ve günlük hayatın içine daha fazla entegre olmuş bir yapıya evrilecek. Geçmişte aktif yaşam çoğunlukla spor salonları, belirli performans hedefleri veya profesyonel sporlarla ilişkilendirilirken, bugün hareketin kendisi yaşam kalitesinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda. Önümüzdeki dönemde insanların ne kadar spor yaptığından ziyade gün içinde ne kadar hareket ettiği önem kazanacak. Yürümek, merdiven kullanmak, açık havada vakit geçirmek gibi günlük alışkanlıklar, aktif yaşamın en değerli parçaları arasında yer alacak. Çünkü hepimiz artık yüksek performanstan çok sürdürülebilir iyi oluşu önceliklendiriyoruz. Sağlıklı yaş almaya odaklanıyoruz. Teknolojinin de bu dönüşümde önemli bir rol oynayacağını düşünüyoruz. Giyilebilir teknolojiler, kişiselleştirilmiş sağlık verileri ve yapay zeka destekli çözümler sayesinde insanlar kendi ihtiyaçlarına en uygun hareket biçimlerini daha bilinçli şekilde belirleyebilecek. Ancak tüm bu teknolojik gelişmelerin merkezinde insan ve hareket olacak. Bizim bakış açımıza göre geleceğin aktif yaşam anlayışı hareketin günün her anına yayıldığı bir yaşam kültürü olacak.