Yayın Tarihi:
14 Eylül 2026 16:15Güncelleme Tarihi:
14 Eylül 2026 16:15Güncelleme Tarihi:
14 Eylül 2026 16:15Yayın Tarihi:
14 Eylül 2026 16:15
Sağlık turizmi denince hep akla medikal turizm geliyor; halbuki GHTC Global Sağlık Turizmi Konseyi Amman Deklarasyonu'na göre sağlık turizmi sekiz segmenti kapsıyor ve bunlardan sadece biri medikal turizm. Ülkemizde bu sekiz segmentin tamamını karşılayacak altyapı ve yetişmiş insan kaynağımız mevcut.
KÜRESEL REKABETTE YENİ ROTA
Medikal turizmde geçtiğimiz üç yıla kadar, pandemi dönemi dahil Türkiye dünyada lider konumdaydı. Ancak son üç yıldır maliyetlerimizin artması nedeni ile erişilebilir fiyat mertebesini kaybettik ve hastalar bu noktada yönlerini Hindistan, Malezya, Tayland ve Singapur gibi Uzak Doğu ve Asya-Pasifik ülkelerine çevirdiler. Bizim artık bu ülkeler ile rekabet etme şansımızın olmadığını düşünüyorum ve Türkiye olarak sağlık turizminde diğer segmentlere yönelmemiz gerekiyor. Bunlar ise termal ve ileri aktif yaşam turizminde halen erişilebilir durumundayız. İnsan kaynaklarımız ve altyapımız bu segmentlere hizmet edecek seviyede ve bu iki segmente yoğunlaşırsak yıllık 50 milyar Euro sadece Avrupa ülkelerinden gelir sağlayabiliriz. Dünyaca ünlü çok iyi hocalarımız var. Özellikle fizik tedavi ve rehabilitasyon, onkoloji-kanser, genel cerrahi ve organ nakillerinde son beş yıldır ülke olarak tercih edilen ilk sıralardayız. Bu alanlarda yoğunlaşmamız gerekiyor. Artık genel hastanecilik anlayışından çıkarak dal hastaneleri kurmamız şart. Yeni dönem bunu gerektiriyor. Hastalar artık daha çok branş hastanelerini tercih ediyor.
Sağlık turizminde sağlık ve konaklama hizmetleri ayrılmaz bir bütündür; bir tarafı aksarsa diğer tarafa da kötü etki yapar. Ülke olarak son 40 yıldır turizmde geldiğimiz noktada konaklama tesislerimiz dünya standartlarının üstünde bir kaliteye ve hizmete sahip. Son 20 yılda yapılan sağlık reformları ve yatırımlarla birlikte konaklamadaki seviyeleri de sağlık hizmetlerinde yakalamış durumdayız.
SAĞLIK TURİZMİ BAKANLIĞI ŞART
Türkiye kamu-özel sektör iş birliğinde örnek bir ülke haline geldi. Dışişleri Bakanlığımız, Ticaret Bakanlığımız, Kültür ve Turizm Bakanlığımız ve Sağlık Bakanlığımız ile yapılan iş birlikleri ile ülkemiz sağlık turizminde öncü ve tercih edilen ülkeler arasına girdi ve lider konumuna yükseldi. Birçok ülke, Türkiye'nin kamu-özel iş birliğini örnek alıyor. Ancak yeterli mi; hayır. Kamu-özel sektör iş birliklerini koordine edecek bir Sağlık Turizmi Bakanlığı'na kesin ihtiyaç var. Sağlık Turizmi Bakanlığı kurulması durumunda kamu-özel sektör iş birliği daha da geliştirilerek ülke ekonomisine sağlık turizminin sekiz segmentinden 100 milyar Euro gelir elde edebiliriz. Ülkemizin sağlık turizminde öncelikli yatırım alanlarına kesin ihtiyaç var. Konaklama ve termal tesislerine, fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezlerine, yaşlı bakım ve ileri aktif yaşam köyleri ile tesislerine, dal hastanelerine ve daha profesyonel SPA-wellness esenlik resortları ile sağlıklı beslenme merkezlerine yönelik yatırım alanlarına yönelmemiz şart.
2030'A DOĞRU İNSAN KAYNAĞI
Gelecekteki en önemli eksiğimiz yetişmiş insan kaynağı olacağı için ara eleman planlamamızı bugünden doğru yapmalı ve üniversite-özel sektör iş birliğiyle ihtiyaç duyulan alanlarda yeni bölümler açmalıyız. Alanya Üniversitesi'nin yaşlı bakım, aşçılık ve fizik tedavi ara elemanı yetiştirmesi bu dönüşümün en güzel örneğidir. Fazla sayıda mühendis yetiştirmek yerine ihtiyacımız kadarını yetiştirmeli; altyapı yatırımlarımızı ise kitlesel hizmetlerden bireysel, kişisel hizmetlere kaydırmalıyız.