Yayın Tarihi:
14 Eylül 2026 14:10Güncelleme Tarihi:
14 Eylül 2026 14:10Güncelleme Tarihi:
14 Eylül 2026 14:10Yayın Tarihi:
14 Eylül 2026 14:10
Dünya genelinde sanayi, finans ve ticaret ekosistemi köklü bir zihniyet değişiminden geçiyor. Uzun yıllar boyunca Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) ve Çevresel, Sosyal, Yönetişim (ESG) başlıkları altında yürütülen çalışmalar, artık doğrudan şirketlerin büyüme stratejilerinin ve sermaye tahsisinin merkezine yerleşiyor. Şirketler için sadece finansal değer üretmek değil, bu değerin üretilme biçimi ve tüm paydaşlar üzerinde yarattığı uzun vadeli etki önem kazanıyor. İşte bu noktada etki ekonomisi, iş dünyasının yeni yönetim disiplini olarak karşımıza çıkıyor.
Sürdürülebilirlik hamlelerinin 'Ne kadar değer ürettik?' sorusundan 'Bu değeri nasıl ürettik, kimler için ne değişti ve uzun vadede hangi etkiyi yarattık?' sorularına evrildiği bu yeni dönemde, Türk sanayisinin köklü temsilcileri de süreçlerini baştan tanımlıyor. Gaziantep'ten dünyaya uzanan 120 yılı aşkın üretim tecrübesiyle SANKO Holding, etki ekonomisini bir raporlama yükümlülüğü değil, iş modelini dönüştüren ana strateji olarak ele alıyor.
GÖNÜLLÜLÜKTEN REKABETİN MERKEZİNE
Sürdürülebilirlik kavramının tarihsel gelişimine bakıldığında, ilk dönemlerde daha soyut ve gönüllülük esasına dayanan adımlar göze çarpıyor. Ancak küresel ölçekte kaynak sınırlarının belirginleşmesi, iklim krizinin somut etkileri ve uluslararası ticaret düzenlemeleri bu yaklaşımı hızla değiştiriyor. SANKO Holding Sürdürülebilirlik Bölüm Başkanı (CSO) Enise Ademoğlu Matbay, sürdürülebilirliğin geçirdiği bu dönüşümü şu sözlerle özetliyor: "Sürdürülebilirlik yaklaşımı daha önce gönüllülük esasıyla yürüyen bir çalışmadan evrilerek, özellikle sınırda karbon mekanizmalarıyla ticaretin tam ortasına oturdu. Bu durum konuyu gönüllülükten çıkarıp doğrudan bir rekabet koşuluna dönüştürdü. Dünyadaki kaynakların sınırlılığı ve iklim krizinin sonuçları sanayi tarafında net şekilde görüldükçe, bu alanın yeni pazarlara açılmanın ana koşulu olduğu ortaya çıktı." Sektörde sıkça konuşulan ESG ile Etki Ekonomisi arasındaki farka da değinen Matbay, etki ekonomisini, ESG'nin yerine geçen yeni bir kavram olarak değil; çevresel ve sosyal etkilerin risk, fırsat, yatırım ve büyüme kararlarıyla bütünleştiği bir sonraki yönetim aşaması olarak gördüklerini söylüyor ve ekliyor; "ESG daha metodik ve geçmiş dönemin sonuçlarını ölçen bir yapı sunuyor. Etki ekonomisinde ise kararları henüz planlama aşamasındayken, yatırımı yapmadan önce çevresel ve sosyal çıktılara bakarak kurguluyorsunuz. Başarıyı yalnızca finansal değer üretmekle sınırlamıyor; iklim, su, toplum ve çalışanlar üzerinde yaratılan sonucu da yönetiyoruz."
DAYANIKLILIK VE DÖNÜŞÜM GÜCÜ
1904 yılında Gaziantep'te başlayan üretim yolculuğunu bugün 14 bini aşkın çalışanıyla 11 farklı sektöre taşıyan SANKO Holding, 100'den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Ancak köklü bir geçmişe sahip olmak ile modern sürdürülebilirlik ilkelerini uygulamak arasında zaman zaman kavramsal ince çizgiler bulunuyor. Matbay, gruptaki bu süreklilik vurgusunu şu ifadelerle aktarıyor: "122 yıldır var olduğumuz için sürdürülebilir değiliz. Süreklilik ile sürdürülebilirlik kavramları bazen karışıyor. Bizim ana gücümüz; her dönemin ruhunu okuyarak hızlı refleks verebilmemiz, kaynak verimliliğini esas almamız ve topluma katkıyı merkeze koymamız. Aslında Anadolu geleneklerinde yer alan 'tasarruf' ve 'kaynakların kıymetini bilme' anlayışı, bugün konuştuğumuz sürdürülebilirliğin temelini oluşturuyor." SANKO Holding'in kurucu değerlerinden gelen bu yaklaşım, teknolojiyi ve yenilikleri önden takip etme vizyonuyla birleşiyor. Grubun portföyünde yer alan 350'den fazla patent, Ar-Ge ve inovasyonun iş yapış biçimlerine nasıl yön verdiğini gösteriyor. Matbay bu durumu, "Odağımız sürdürülebilir iş yapmak değil; doğrudan işimizi sürdürülebilirlik kurgusu üzerine inşa etmek" cümlesiyle özetliyor.

(SANKO Holding Sürdürülebilirlik Bölüm Başkanı Enise Ademoğlu Matbay)
YEŞİL MUTABAKAT VE KÜRESEL PAZARDA İNOVASYON
Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), Türk sanayisi için hem operasyonel riskler hem de ciddi fırsatlar barındırıyor. Türkiye'nin ihracatında Avrupa pazarının yüksek payı göz önüne alındığında, düşük karbonlu üretime geçişin bir tercih olmaktan çıkıp zorunluluk haline geldiğini görüyoruz. Matbay, Avrupa Yeşil Mutabakatı'nı sadece bir mevzuata uyum gündemi değil, sanayinin rekabet koşullarını yeniden tanımlayan yapısal bir dönüşüm olarak gördüklerini anlatıyor. Sonuçta SKDM; karbon verisinin doğruluğunu, üretim teknolojisini ve tedarik zinciri izlenebilirliğini doğrudan ticari rekabetin parçası yapmış durumda. Bu durumun farkında olduklarını söyleyen Matbay, "Erken hareket eden şirketler, yeşil finansmandan ve küresel değer zincirlerinden daha güçlü yararlanma imkanı buluyor" diyor.
SOMUT ADIMLAR ATILIYOR
Sürdürülebilirliğin Holding'in iş yapış biçimi olduğunu gösteren en önemli yatırım kuşkusuz tekstilden tekstile döngüsel dönüşüm sağlayan RE&UP Recycling Technologies. 15 yıllık Ar-Ge çalışmasının ardından hayata geçen patentli teknoloji ile tüketim öncesi ve sonrası tekstil atıklarını yüksek kaliteli pamuk elyafı ve polyester ham maddeye dönüştürüyor. Bu teknoloji dünyada tek olma özelliği taşıyor. Cradle to Cradle Circularity Certified® statüsüne ulaşan ve B Corp sertifikası alan şirket, geleneksel üretime kıyasla emisyonda yüzde 90'a varan düşüş sağlarken, su ve tarım arazisi kullanımını azaltıyor. Yine Holding'in 2006 yılında enerji sektörüne adım atarken sadece yenilenebilir kaynaklara yatırım yapma kararı alması da konu hakkındaki hassasiyetini gösteriyor. SANKO Enerji ile fosil yakıtlı santral işletmiyor, 1.000 MW'ı aşan kurulu gücü ve yıllık 3 milyon MWh üretimiyle yılda yaklaşık 2 milyon ton karbon sertifikası üretiyor. Tabii tek çalışma RE&UP değil. SANKO Holding bünyesindeki iştiraklerin yürüttüğü dönüşüm projelerine baktığımızda çimento gibi zorlu bir sektörde alternatif yakıt kullanım oranını yüzde 63 artıran Çimko Çimento dikkat çekiyor. Çimko'da 128 bin tondan fazla alternatif yakıt ve 68 bin ton alternatif ham madde kullanıyor. Tesislerdeki 49 MWp kurulu güce sahip GES sistemleri ve atık ısı geri kazanım tesisleri sayesinde karbon yoğunluğu düşürülüyor. Şirket, uluslararası CDP İklim Değişikliği ve Su Güvenliği değerlendirmelerinde A Listesi'nde yer alıyor. Holding'in ambalaj sektöründe faaliyet gösteren şirketi Süper Film, GES yatırımlarının yanı sıra karasal yosunlardan elde edilen yenilikçi ambalaj tasarımlarına imza atıyor. Ytong'da ise operasyonlarında güneş enerjisi üretimi, toplam elektrik tüketiminin yüzde 11'inden fazlasını karşılıyor. Çalışmaların bundan sonraki aşamasında ise odakta yalnızca operasyonel emisyonlar değil; ürün karbon ayak izi, Kapsam 3 emisyonları, tedarikçi verisi ve sorumlu satın alma kriterleri olacak. Grup ve iştirak düzeyindeki geçiş planlarını; baz yıl, ara hedef ve yatırım ihtiyaçlarıyla daha görünür hale getirerek dekarbonizasyonu uzun vadeli rekabet, dayanıklılık ve inovasyon gündeminin parçası olarak yönetiliyor.
İNSANI VE TOPLUMU ODAĞA ALAN SOSYAL LİSANS
Sürdürülebilirliğin çevresel boyutu kadar sosyal etki ayağı da yatırım kararlarında belirleyici rol oynuyor. Şirketler artık bir bölgede yatırım yaparken yalnızca çevresel izinleri değil, kamuoyunun kabulünü ve sosyal etkiyi ifade eden 'sosyal lisans' boyutunu dikkate alıyor. SANKO'nun toplumsal fayda yaklaşımının temelleri, kuruculardan gelen 'paylaşmak mutluluktur' anlayışına dayanıyor. 1989 yılında kurulan Sani Konukoğlu Vakfı aracılığıyla bugüne kadar 25 okul ve üç fakülte binası inşa edilerek Milli Eğitim'in hizmetine sunuldu. Her yıl binlerce öğrenciye burs ve eğitim desteği sağlanıyor. Matbay, sosyal etki projelerindeki ölçüm disiplinini şu sözlerle anlatıyor: "Bizim için önemli olan sadece kaç kişiye ulaştığımız değil, programların bireylerin hayatında nasıl bir değişim yarattığını izlemek. Çimko'nun SosyalBen Vakfı iş birliğiyle Adıyaman ve Hatay'da yürüttüğü BEYEM projesi, 100 bin çocuğa doğrudan ulaştı. Katılımcı çocukların yüzde 85'i programın kendilerini daha özgüvenli hissettirdiğini ifade ediyor. UNICEF iş birliğindeki Maker UP projemizle ise gezici araçlarımız kırsaldaki çocuklara dijital beceri eğitimi taşıyor." Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında da somut adımlar atan grup, kadın çalışanların yönetim mekanizmalarında daha fazla yer almasını hedefliyor. Karar verici pozisyonlardaki kadın oranını artıran SANKO, yapılan bağımsız incelemeler sonucunda üst düzey toplumsal cinsiyet eşitliği sertifikasına layık görüldü. Bunun yanı sıra teknoloji ve gençlik odaklı yatırımlar kapsamında TEKNOFEST'in altı yıldır ana paydaşları arasında yer alan grup, Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışması'nın yürütücülüğünü üstleniyor. Bu süreçte 196 binden fazla takım ve 600 bine yakın öğrenci projeleriyle yarıştı. Tarihi mirasa sahip çıkma misyonu doğrultusunda ise Zeugma'ya verilen desteğin ardından 2015 yılından bu yana Karkamış Antik Kenti kazılarının ana sponsorluğu sürdürülüyor. Kazılarda 100 yıl sonra birbiriyle eşleşen tarihi parçaların bulunması, yapılan çalışmaların sembolik değerini artırıyor.
COP31 VİZYONU VE TÜRKİYE'NİN GELECEK ROTASI
Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi, küresel iklim diplomasisi ve sanayi dönüşümü açısından tarihi bir fırsat olarak görülüyor. Türkiye'nin bir 'uygulama COP'u' olma hedefi, iyi örneklerin ve ölçeklenebilir çözümlerin sahneye çıkmasını sağlıyor. COP31 sürecine dair değerlendirmelerde bulunan Enise Ademoğlu Matbay, şöyle konuşuyor: "COP31'i bir görünürlük alanından önce, Türkiye sanayisinin ölçeklenebilir iklim çözümlerini paylaşabileceği ve çok paydaşlı iş birliklerini güçlendirebileceği bir sorumluluk platformu olarak görüyoruz. İklim Elçileri programıyla gençlerin iklim politikalarına katılımını, SKD Türkiye'deki döngüsel ekonomi çalışmalarını ve RE&UP'ın tekstilden tekstile dönüşüm modelini somut katkı alanları olarak ele alıyoruz." Matbay ayrıca önümüzdeki dönemde yenilenebilir enerji kapasitesini büyütmek, karbon ve su verisini derinleştirmek, tedarik zinciri dönüşümünü hızlandırmak ve sürdürülebilir finansman araçlarının kullanımını artırmanın da öncelikleri arasında yer aldığını belirtiyor.
GERÇEK ETKİ EKONOMİSİ
Holding grup şirketlerinde sürdürülebilirlik raporlama ve ölçüm altyapısını, her şirketin yükümlülükleri ve paydaş ihtiyaçları doğrultusunda kurguluyor. Matbay, "Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartlarını, bunların temelini oluşturan IFRS S1 ve IFRS S2 ile birlikte finansal önemlilik perspektifinde; GRI Standartlarını ise şirketlerin ekonomi, çevre ve toplum üzerindeki etkilerini daha geniş paydaş bakışıyla değerlendirmek amacıyla kullanıyoruz" diyerek süreci anlatıyor. Ayrıca Avrupa değer zincirleri açısından ESRS'deki gelişmeler ve çifte önemlilik yaklaşımı da yakından takip ediliyor. Sera gazı hesaplamalarında ise GHG Protokolü ve ISO 14064 serisini, ürünlerin çevresel performansında ise yaşam döngüsü değerlendirmesi metodolojilerini esas alıyorlar. Sürdürülebilirlikle bağlantılı risk ve fırsatları kurumsal risk yönetimi süreçlerimizin bir parçası olarak ele aldıklarını anlatan Matbay, "Bir konuyu değerlendirirken hem şirketin finansal performansı üzerindeki etkisini hem de şirketin çevre ve toplum üzerindeki etkilerini birlikte inceliyoruz. CDP, EcoVadis ve ilgili ürün veya yönetim sistemi sertifikalarını bağımsız doğrulamanın yerine geçen araçlar olarak değil, performansımızı dış ölçekte değerlendiren ve gelişim alanlarımızı gösteren mekanizmalar olarak görüyoruz" diyor. Grup genelindeki performansı ortak göstergelerle izlemek amacıyla 2024 yılında SANKO Sürdürülebilirlik Endeksini (SSI Skoru) oluşturulmuş. Endeks; iştiraklerin çevresel, sosyal ve yönetişim performanslarını karşılaştırmalı olarak takip etmelerini, gelişim alanlarını belirlemelerini ve iyi uygulamaları grup içinde yaygınlaştırmayı sağlayan bir iç yönetim aracı olarak kullanılıyor. Çevresel göstergelerin yanında sosyal alanda da yalnızca faaliyet ve erişim sayılarını değil; mümkün olan alanlarda başlangıç değerlerini, hedefleri, paydaş geri bildirimlerini ve programların yarattığı sonuçları izliyorlar. Asıl önemli olan nokta ise elde edilen verilerin doğrudan şirket karnelerine işlenmesi ve yönetim kurulu kararlarına yansıtılması. Böylece gölge karbon fiyatlandırması ve senaryo analizleri gibi araçlar, yeni yatırım kararlarında doğrudan dikkate alınıyor. Asıl hedeflerinin, veriyi yalnızca raporlama amacıyla değil, karar kalitesini artırmak için kullanmak olduğunu söyleyen Matbay, "Karbon maliyeti, enerji ve kaynak verimliliği, su riski ile çevresel ve sosyal etkileri yatırım değerlendirmelerine kademeli olarak dahil ediyoruz. Gölge karbon fiyatlandırması, senaryo analizleri ve etki göstergeleri gibi araçların yatırım süreçlerinde daha sistematik kullanılmasına yönelik altyapımızı geliştiriyoruz" diyor. Böylece yatırım kararları yalnızca kısa vadeli finansal getiriyle değil, uzun vadeli dayanıklılık, rekabet gücü ve toplam etki perspektifiyle değerlendiriliyor. Sürdürülebilirliğin 'mış' gibi yaparak gerçekleştirilemeyeceğini söyleyen Matbay sözlerini şu felsefi yaklaşımla tamamlıyor: "Bizim kurumsal mottolarımızdan biri 'dürüstlük ışığında sürdürülebilirlik' ilkesi. Karbon emisyonunu sadece yönetmelik zorunlu kıldığı için ölçüyorsanız bu bir muhasebe işlemidir. Ancak yapınıza bir yükümlülük gelmediği halde doğaya verdiğiniz etkiyi iyileştirmek için ölçüyorsanız, bu dürüstlüktür ve gerçek etki ekonomisidir. Biz işimizi iyi yapma sanatına inanıyoruz. Ürettiğimiz değeri paylaşabilmek için önce o değeri etki odaklı bir anlayışla yaratmak gerektiğinin bilincindeyiz."
RAKAMLARLA SANKO HOLDİNG'DE ETKİ ODAKLI DÖNÜŞÜM
120+ yıllık üretim geçmişi: 1904 yılında Gaziantep'te başlayan sanayi yolculuğu, 14 bini aşkın çalışan ve 11 farklı sektörle devam ediyor.
350+ patent: Ar-Ge ve inovasyon odaklı üretim anlayışıyla tescillenen patent sayısı.
100+ ülkeye ihracat: Küresel pazarda 100'den fazla ülkeye sunulan katma değerli ürün portföyü.
1.000+ MW yenilenebilir enerji: SANKO Enerji'nin tamamı yenilenebilir kaynaklardan oluşan enerji portföyü.
2 milyon ton karbon sertifikası: Yenilenebilir enerji üretimiyle yıllık sağlanan karbon emisyon azaltım karşılığı.
%63 alternatif yakıt artışı: Çimko Çimento operasyonlarında son raporlama döneminde sağlanan alternatif yakıt kullanım artış oranı.
128.791 ton alternatif yakıt: Çimko tesislerinde kullanılan atık türevli alternatif yakıt miktarı.
%90 emisyon azaltımı: RE&UP döngüsel tekstil teknolojisiyle ham madde üretiminde elde edilen karbon emisyonu tasarruf oranı.
25 okul ve 3 fakülte: Sani Konukoğlu Vakfı aracılığıyla Türk Milli Eğitimi'ne kazandırılan eğitim kurumları.
600 bini aşkın öğrenci: TEKNOFEST'in 6 yıldır ana paydaşlarından biri ve Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışması'nın yürütücüsü olarak, bu kategorüde 196 bin 984 takım ve yaklaşık 600 bin öğrenci projeleriyle yarıştı.
100 bini aşkın çocuk: BEYEM ve Maker UP projeleriyle deprem bölgesinde ve kırsalda eğitime erişimi desteklenen çocuk sayısı.
SANKO Sürdürülebilirlik Endeksi (SSI Skoru): Grup iştiraklerinin ESG performansını izleyen ve yönetim kararlarına yön veren iç denetim ve performans mekanizması.