USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Yayın Tarihi:

08 Eylül 2026 14:12

Güncelleme Tarihi:

08 Eylül 2026 14:12

Güncelleme Tarihi:

08 Eylül 2026 14:12

Yayın Tarihi:

08 Eylül 2026 14:12

CMO Perspektifi

Türk iş dünyasının önde gelen CMO'ları sosyal medya ve pazarlama iletişimindeki en güncel gelişmeleri Platin için yorumladı.

CMO Perspektifi

P&G TÜRKİYE&KAFKASYA PAZARLAMA VE SAĞLIK, AĞIZ BAKIM TİCARİ OPERASYONLAR BAŞKANI ÖZGE ERDEM: SOSYAL TİCARET VE YAPAY ZEKA İLE BÜTÜNSEL MARKA İLETİŞİMİ

Sosyal medya günümüzde yalnızca bir iletişim kanalı değil; tüketicilerin ürünleri keşfettiği, deneyimlediği ve satın almaya yönlendiği stratejik bir 'sosyal ticaret' platformuna dönüştü. Bu trend, pazarlama stratejilerimizi bütünsel bir yapıda şekillendiriyor. Sosyal medyadaki yorum ve deneyimlerin marka algısına doğrudan yansıdığının bilinciyle, bu mecraları perakende kanalı gibi konumlandırıyoruz. Türkiye'de 18 markamızla her 10 evin sekizinde yer alan portföyümüzle, sosyal medyada güçlü bir konuşulabilirlik ve bağlı topluluklar oluşturmayı hedefliyoruz. İletişim stratejimizi dört ana odakta kurguluyoruz: Markalarımızın önceliklerini reklamlarla duyuruyor, bu süreci marka yüzü iş birliklerimizle güçlendiriyoruz. Örneğin; Head&Shoulders'ta Alperen Şengün, Gillette'te Kenan Yıldız, Gillette Venus'te Aybüke Pusat gibi isimlerle marka kimliğimizi en iyi şekilde yansıtıyoruz. Ürünlerimizin bilimsel altyapısı ve formülleriyle ilgili bilgilendirmeleri uzman iş birlikleriyle sunuyoruz. Örneğin Prima'da pediatristler, Head&Shoulders'ta dermatologlar veya Pantene'de saç uzmanlarının rehberliğinde markalarımızın uzmanlığını tüketicilerimize ulaştırıyoruz. Influencer çalışmalarımızda gerçek deneyimleri öne çıkarıyoruz. Tüketicinin sahicilik arayışına yanıt vermek adına mikro ve makro dengesini gözetirken, affiliate marketing gibi doğrudan satışa yönlendiren modelleri hayata geçiriyoruz.

YAPAY ZEKA ARAÇLARI VE KULLANICI ODAKLI İÇERİK STRATEJİSİ

Bu alanda trendleri takip etmek ve krizleri yönetmek için yapay zeka araçlarından yararlanıyoruz. Stratejimizin merkezine kullanıcı tarafından üretilmiş içerikleri koyuyor, tüketicilerimizin paylaşımlarını yakından takip ediyoruz. Uzmanlar, influencer'lar, topluluk geri bildirimleri ve yapay zeka destekli çözümlerle ele aldığımız bu yaklaşım sayesinde iletişim çalışmalarımızın etkisi 1.7 katına kadar çıkabiliyor. Topluluk oluşturmak pazarlamanın en kritik yapı taşlarından biri. Gelişen sosyal medyada geniş takipçi kitlesine sahip olmak tek başına yeterli değil. Tüketiciyi tanımak ve ihtiyacını anlamak topluluk yönetiminin temelini oluşturuyor. Micro-influencer trendi ve kullanıcı içerikleriyle güven inşa etmek her zamankinden daha değerli. Tüketicilerin kolayca etkileşime geçebileceği alanlar yaratmak amacıyla deneme fırsatı sunan ve 'memnun kalmazsan paran iade' gibi güven bariyerini azaltan modellere önem veriyoruz.

(P&G Türkiye&Kafkasya Pazarlama ve Sağlık, Ağız Bakım Ticari Operasyonlar Başkanı Özge Erdem)

YENİ NESİL YAPAY ZEKA TEKNOLOJİLERİ VE MÜŞTERİ SADAKATİ

Yapay zeka teknolojilerini güven odaklı iletişimi daha hızlı ve verimli kılacak stratejik bir kaldıraç olarak konumlandırıyoruz. P&G olarak kendi geliştirdiğimiz ChatPG, AskPG, ImagePG, CodePG ve InsightPG gibi araçlarımız bulunuyor. Başta ChatPG olmak üzere bu araçlar; hızlı içerik üretmemizi, verilerden derin içgörüler çıkarmamızı ve krizleri erkenden tespit etmemizi sağlayarak karar alma süreçlerimizde bir takım arkadaşı gibi yer alıyor. Banabak platformumuz ve sekiz milyonu aşan CRM datamız ile elde ettiğimiz veriyi yapay zeka altyapımızla birleştirerek doğru tüketiciye kişiselleştirilmiş önerilerle ulaşıyoruz. Çalışmalarımızı 'Üretken Arama Motoru' ve 'Büyük Dil Modelleri Optimizasyonu' gibi yeni nesil disiplinlerle uyumlu hale getiriyoruz. Bu model, tüketiciyi kaliteli ürünlerle buluşturmayı ve marka sadakatini güçlendirmeyi mümkün kılıyor.

AKBANK MARKA VE İLETİŞİM BAŞKANI SEÇİL DEMİRALP: ERİŞİM DEĞİL, GÜVEN KAZANIYOR

Bugün dünyada 5.4 milyarı aşkın insan, sosyal platformları kullanıyor. Günlük ortalama kullanım süresi 140 dakikalara ulaşmış durumda. Bu ölçek, sosyal medyayı yalnızca bir iletişim alanı olmaktan çıkarıp keşif, değerlendirme ve karar verme süreçlerinin merkezine taşıyor. Özellikle Gen Z ve ardından gelen Alpha için arama davranışı artık yalnızca Google üzerinden ilerlemiyor; TikTok, Instagram ve YouTube gibi platformlar giderek birer 'deneyim arama motoru'na dönüşüyor. Kullanıcılar bir ürün, hizmet ya da marka hakkında yalnızca bilgi değil; gerçek deneyim, sosyal kanıt ve güvenilir tavsiye arıyor. McKinsey'nin 2026 verilerine göre bugün Gen Z'nin yüzde 34'ü satın alma kararında sosyal medyanın etkili olduğunu, yüzde 28'i ise alışverişte üretken yapay zeka araçlarını kullandığını belirtiyor. Ancak burada kullanım, ilgi ve güven arasında kritik bir ayrım var. Aynı araştırmada sosyal medya ve üretken yapay zeka ürün araştırmasında en düşük güven duyulan kaynaklar arasında yer alırken; aile, arkadaş, uzman görüşleri ve satış danışmanları en güvenilir kaynaklar olarak öne çıkıyor.

(Akbank Marka ve İletişim Başkanı Seçil Demiralp)

BÜYÜK TAKİPÇİ KİTLESİNDEN GÜÇLÜ TOPLULUKLARA

Bu tablo bize şunu söylüyor: 2030'un sosyal medya dünyasında büyük takipçi kitlesi ya da yapay zeka destekli kişiselleştirme etkili olsa da güven duyulan kişiler ve topluluklar bu dönüşüme yön verecek. Bu yeni dünyada artık herkes kendi çevresi içinde bir kanaat önderi. Bir kullanıcının gerçek deneyimi, bir topluluk üyesinin yorumu ya da güven duyulan bir içerik üreticisinin tavsiyesi, markalarla kurulan ilişkide belirleyici olabiliyor. Akbank'ta biz sosyal medya yatırımlarımızı bu anlayışla şekillendiriyoruz. Yapay zekayı daha anlamlı, zamanında, kişiselleştirilmiş ve fayda odaklı deneyimler tasarlamak için kullanırken; toplulukları yalnızca erişim kanalı değil; dinleme, öğrenme ve birlikte değer üretme alanı olarak görüyoruz. Bizim için mesele daha çok kişiye ulaşmak kadar, doğru temasla güveni derinleştirmek. Çünkü bugün olduğu gibi 2030'da da en güçlü markalar; en çok güvenilen, sözü topluluklar içinde karşılık bulan ve insan odağını teknolojinin merkezinde tutabilenler olacak.

YAPI KREDİ KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRÜ ARDA ÖZTAŞKIN: GELECEĞİN MARKALARI DENEYİMİ VE KİŞİSELLEŞTİRMEYİ ÖNE ÇIKARACAK

Sosyal medya artık yalnızca markaların kendini anlattığı bir mecra değil; müşterilerin karar verdiği, deneyim yaşadığı ve markayla etkileşime geçtiği bütünleşik bir ekosistem haline geldi. 2030'a giderken bu dönüşümün daha da hızlanacak. Önümüzdeki dönemde iletişim, müşteri hizmetleri ve ürün geliştirme süreçleri arasındaki sınırlar giderek ortadan kalkabilir. Kullanıcılar bir içeriği gördükten sonra aynı platform üzerinden bilgi alabilir, işlem gerçekleştirebilir ve ihtiyaç duyduklarında destek hizmetine kesintisiz şekilde ulaşabilir. Yapı Kredi olarak biz de dijital dönüşümü, müşteri deneyimini yeniden tasarlayan stratejik bir alan olarak görüyoruz. Sosyal medyayı sadece görünürlük sağlayan bir kanal olarak değil, müşterilerimizi dinlediğimiz, onların beklentilerini analiz ettiğimiz ve bu içgörürleri ürün ve hizmetlerimize yansıttığımız bir temas noktası olarak ele alıyoruz. Günümüzde olduğu gibi gelecekte de pazarlama stratejilerinin başarısını, ulaşılan kişi sayısından çok müşteriye sunulan deneyimin kişiselleştirilmesi, kalitesi ve kurulan ilişkinin sürdürülebilirliği belirleyecek.

(Yapı Kredi Kurumsal İletişim Direktörü Arda Öztaşkın)

KİŞİSELLEŞTİRİLMİŞ DENEYİMLER SUNULMALI

Büyük takipçi kitlesi, yapay zeka destekli kişiselleştirme ve güven oluşturan topluluklar olarak ifade ettiğimiz bu üç unsur aslında birbirini tamamlıyor. Ancak uzun vadede en büyük farkı, güven oluşturan topluluklar yaratacak. Yapay zeka, kişiselleştirilmiş deneyimler sunmada çok güçlü bir araç olacak fakat güven inşa edemeyen hiçbir teknoloji tek başına sürdürülebilir değer üretemez. Büyük takipçi sayıları ise etkiyi garanti etmiyor. Asıl önemli olan, markayla ortak değerler etrafında buluşan, etkileşimi yüksek ve gerçek bir bağ kurmuş topluluklar oluşturabilmek. Yapı Kredi olarak yapay zekayı müşteri deneyimini zenginleştiren bir destek mekanizması olarak konumlandırıyoruz. Ancak bu teknolojiyi her zaman şeffaflık, etik kullanım ve insan odaklı yaklaşım ilkeleriyle birlikte değerlendiriyoruz. Gelecekte başarılı markalar, kişiselleştirilmiş deneyimler sunan ve bunu güçlü müşteri ilişkileri üzerine inşa eden markalar olacak. Biz de yatırımlarımızı tam olarak bu dengeyi güçlendirecek alanlara yönlendiriyoruz.

LC WAIKIKI MÜŞTERİ İÇGÖRÜLERİ VE PAZARLAMA İLETİŞİMİNDEN SORUMLU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI SİNEM AKGÜL: 2030'DA SOSYAL MEDYA MARKANIN SİNİR SİSTEMİ OLACAK

Bu dönüşüm bizim için 2030'un bir öngörüsü değil, bugünün gerçeği. Sosyal medyayı uzun süredir müşterimizle aramızdaki en canlı temas noktası olarak görüyoruz. Bu yüzden pazarlama stratejimizde iki temel kırılma yaşıyoruz. Birincisi; sosyal medya bizim için artık sadece bir iletişim kanalı değil, bir içgörü motoru. Sosyal platformlardaki her etkileşim; bir beğeni, bir yorum, bir kaydetme bizim için gerçek zamanlı müşteri araştırması anlamına geliyor. Bu sinyalleri veri altyapımızla birleştirerek koleksiyon kararlarımıza kadar taşıyoruz. Tasarımdan mağazaya ulaşan süreyi haftalara indiren çevikliğimizin arkasında tam da bu yatıyor. Müşteriyi dinleme hızımız, üretim hızımıza dönüşüyor.

ÖLÇÜM ANLAYIŞIMIZ DEĞİŞECEK

İkincisi, ölçüm anlayışımız değişti. Erişim ve gösterim gibi metrikler, artık hikayenin sadece girişini oluşturuyor. Sosyal medyayı müşteri yaşam boyu değeri, deneyim memnuniyeti ve topluluk sağlığı üzerinden ölçüyoruz. Müşterimizin nerede karşısına çıkarsak çıkalım; mağaza kasasında, uygulamada ya da bir sosyal medya yorumunda aynı LC Waikiki'yi hissetmeli. Özetle 2030'da sosyal medya bizim için bir vitrin olmanın da ötesinde, markanın sinir sistemi olacak. Biz bu dönüşümü beklemiyoruz, onu inşa ediyoruz.

(LC Waikiki Müşteri İçgörüleri ve Pazarlama İletişiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sinem Akgül)

DİKKAT UCUZLAYACAK, GÜVEN KIYMETLENECEK

Bu üçünü birbirinin alternatifi olarak görmüyorum ama aralarında net bir hiyerarşi olduğuna inanıyorum. Büyük takipçi kitlesi 2030'da tek başına bir değer olmaktan çıkacak. Çünkü yapay zekanın sonsuz içerik üretebildiği bir dünyada dikkat ucuzlayacak, ama güven hiç olmadığı kadar kıymetlenecek. Dolayısıyla 2030'un kazanan markası, yapay zeka destekli kişiselleştirmeyi güven oluşturan toplulukların hizmetine sunan marka olacak. LC Waikiki olarak yatırımlarımızı tam da bu kesişime kaydırıyoruz. Bir yanda teknoloji tarafı var. Bünyemizde kurduğumuz kendi yapay zeka platformumuz dahil olmak üzere veri ve üretken yapay zeka altyapımıza ciddi yatırımlar yapıyoruz, müşteri talebini gerçek zamanlı okuyan sistemlerimizle kişiselleştirmeyi bir kampanya aracı olmaktan çıkarıp işimizin işletim sistemi haline getiriyoruz. Ama bizim için kişiselleştirmenin çıtası 'Sana bu ürünü önereyim' değil, 'Seni o kadar iyi anlıyorum ki, daha sen aramadan doğru ürünü, doğru bedeni, doğru fiyatla önüne getiriyorum' seviyesi. Diğer yanda ise asıl uzun vadeli yatırımımız olan topluluklar var. LC Waikiki'nin gücü her zaman iyi niyetli bir vaatten geldi; 'iyi giyinmek herkesin hakkı.' Bu vaat, onlarca ülkede on milyonlarca ailenin hayatına dokunan bir topluluk yarattı. 2030 vizyonumuz, bu kitleyi pasif takipçiler olmaktan çıkarıp ürünlerimizi birlikte şekillendirdiğimiz, içgörülerini koleksiyonlarımıza taşıdığımız, kendi hikayelerini markanın hikayesi yapan aktif bir topluluğa dönüştürmek. Takipçi kazanıp kaybedebilirsiniz, kişiselleştirme teknolojisi kiralayabilirsiniz ama güveni ancak yıllar içinde, tutarlılıkla inşa edebilirsiniz.

EBEBEK PAZARLAMA DİREKTÖRÜ ITIR EREL ERGÜL: MESAJLAŞMADAN İŞ GELİŞTİRME PLATFORMUNA

2030'a doğru sosyal medya yalnızca mesajlarımızı duyurduğumuz bir mecra olmaktan çıkıp ödeme sistemlerinin entegre olduğu, kullanıcı deneyiminin yönetildiği ve veriden beslenen bir iş geliştirme platformuna dönüşecek. Bu dönüşüm pazarlama stratejimizi yeniden şekillendiriyor. Artık farkındalık, değerlendirme ve satın alma aşamaları arasında aylar veya günler yok. Kullanıcının bir içerikle karşılaştığı an ile o ürünü satın aldığı an tek bir akışta birleşiyor.

DENEYİM YENİ NESİL TEKNOLOJİLERLE BULUŞUYOR

Bu yıl 25. yılımızı kutlarken, çeyrek asırlık deneyimimizi yeni nesil teknolojilerle buluşturarak, bebeğin gelişim yolculuğuna eşlik eden herkesi ifade ettiğimiz bebeveynlerimize her temas noktasında kişiselleştirilmiş ve kesintisiz bir deneyim sunuyoruz. Yakın zamanda hayata geçireceğimiz yeni nesil sadakat programımızı sosyal medya etkileşimleriyle buluşturarak bebeveynlerimize özel avantajlar sunacağız. Yapay zeka destekli sesli asistanımız AILin ile ürün bilgisi, stok sorgulama, kargo takibi ve bebeğin gelişim dönemine uygun öneriler sunarken, sosyal medyadan elde ettiğimiz içgörülerle yalnızca iletişim stratejimizi değil, ürün ve hizmetlerimizi de sürekli geliştiriyoruz. Reklam yatırımlarımızı ise platform içinde etkileşimi ve doğrudan satın almayı destekleyen deneyimlere yönlendiriyoruz. Bize göre sosyal medya ekosisteminde en değerli unsur, güven oluşturan topluluklar ve bu toplulukları güçlendiren yapay zeka destekli kişiselleştirme olacak. Takipçi sayıları ve algoritmalar değişebilir; ancak güvene dayalı ilişkiler kalıcılığını korur.

(Ebebek Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül)

Yapay zeka ile her gün milyarlarca içeriğin üretildiği bir dönemde kullanıcıların en çok ihtiyaç duyacağı şey doğruluk, güvenilir rehberlik ve aidiyet olacak. Bu nedenle yatırımlarımızı 'Topluluk Odaklı Deneyim ve Yapay Zeka Altyapısı'na yönlendiriyoruz. AILin ve yeni nesil sadakat programımızla yapay zekayı yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil, bebeveynlerin hayatını kolaylaştıran, kişiselleştirilmiş bilgi ve öneriler sunan bir rehber olarak konumlandırıyoruz. Sosyal medya dinamikleriyle entegre ettiğimiz bu yapı sayesinde bebeveynlerimizin yalnızca alışveriş yaptıklarında değil, bilgi paylaşıp topluluğa katkı sunduklarında da değer kazandıkları bir ekosistem oluşturuyoruz.

DEFACTO GLOBAL PAZARLAMA İLETİŞİMİ DİREKTÖRÜ GÜLİN GÖRÜNMEZ: İÇERİK ÜRETİCİSİ EKOSİSTEMİ VE DOĞAL ETKİLEŞİM

Sosyal medya bizim için yalnızca bir iletişim kanalı değil; müşteriyi dinlediğimiz, trendleri yakaladığımız, içerik ürettiğimiz ve ticareti beslediğimiz bütünleşik bir ekosistem. 2030'a giderken bu yapının çok daha güçlü hale geleceğini düşünüyoruz. Bu nedenle içerik üreticileriyle kurduğumuz yapıyı da pazarlamanın yeni nesil işletim sistemlerinden biri olarak konumlandırıyoruz. Bugün yaklaşık 800 içerik üreticisinden oluşan topluluğumuz her ay bin 500'ün üzerinde içerik üretiyor. Bizim için önemli olan ise yalnızca içerik sayısı ya da erişim değil; DeFacto'nun farklı yaşam tarzlarının içinde ne kadar doğal bir şekilde yer bulabildiği. Artık aynı ürünü 50 kişinin aynı şekilde anlattığı bir modelden uzaklaşıyoruz. Aynı ürünü 50 farklı hayatın içinde, 50 farklı hikayeyle görünür kılmak istiyoruz. Bu yapı, 'Yeni Ne Var Bu Hafta?' stratejimizin iletişimdeki karşılığını da oluşturuyor. Sürekli yenilenen ürün dünyamızı, sürekli yenilenen bir içerik ritmiyle destekliyoruz.

(DeFacto Global Pazarlama İletişimi Direktörü Gülin Görünmez)

TOPLULUKLAR VE ANLAMLI ETKİLEŞİM

Geleceğin başarılı markaları, insanlar arasında anlamlı etkileşim ve paylaşım yaratabilen markalar olacak. Çünkü sosyal medyada etkiyi artık yalnızca kaç kişiye ulaştığınız değil, insanlar arasında nasıl bir bağ kurduğunuz ve ne kadar güven yarattığınız belirliyor. Tüketiciler markaların anlattıklarından çok, gerçek insanların deneyimlerine, yorumlarına ve tavsiyelerine kulak veriyor. Bu nedenle biz farklı yaşam tarzlarını, ilgi alanlarını ve bakış açılarını DeFacto dünyasıyla buluşturan güçlü bir içerik üreticisi ekosistemi oluşturuyoruz. Yapay zeka ve veriyi ise bu yapının önemli bir güçlendiricisi olarak görüyoruz. Amacımız, markanın tek yönlü konuştuğu bir yapıdan ziyade insanların birbirinden ilham aldığı, deneyimlerini paylaştığı ve markayla birlikte içerik ürettiği daha güçlü bir etkileşim alanı yaratmak. Yatırımlarımızı teknolojinin imkanlarını güven, samimiyet ve gerçek insan deneyimiyle buluşturan bu yapıyı büyütmeye yönlendiriyoruz.

MEDIAMARKT TÜRKİYE PAZARLAMA, E-TİCARET VE KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRÜ TOLGA UNVAN: SOSYAL TİCARETİN GELECEĞİ

2030'a giderken sosyal medyanın yalnızca bir iletişim kanalı olarak kalmayacağını; keşif, satış ve müşteri deneyiminin birleştiği bütünsel bir platforma dönüşeceğini düşünüyoruz. Tüketici artık ilham aldığı içerikten ürün araştırmasına, satın almadan satış sonrası desteğe kadar tüm yolculuğu aynı ekosistemde tamamlamak istiyor. Gen Z'nin ürün araştırırken TikTok'taki kullanıcı deneyimlerinden yararlanması, bu dönüşümün örneklerinden biri. Önümüzdeki dönemde sosyal ticaretin (social commerce) daha da büyümesiyle birlikte sosyal medya üzerinden keşiften satın almaya uzanan bu yolculuk çok daha akıcı ve doğal hale gelecek.

MEDYA ŞİRKETİ GİBİ KONUMLANAN MARKALAR VE SÜREKLİ İÇERİK AKIŞI

MediaMarkt Türkiye olarak mağaza deneyimini dijital içeriklerle buluşturduğumuz çalışmalarda, tüketicinin yalnızca ürünü değil, yaşayacağı deneyimi de keşfetmek istediğini görüyoruz. Gelecekte markalar, kendi içerik ekosistemlerini yöneten medya şirketleri gibi hareket edecek. Tüketiciyle kurulan ilişki kampanya dönemleriyle sınırlı kalmayacak; eğitim, ilham ve danışmanlık sunan sürekli bir içerik akışına dönüşecek. Bu yüzden sosyal medyayı müşterimizi dinlediğimiz, ihtiyaçlarını eş zamanlı analiz ettiğimiz ve içgörülerle deneyimi şekillendirdiğimiz stratejik bir temas alanı olarak görüyoruz.

TAKİPÇİ SAYISINDAN GÜVEN ÜRETEN TOPLULUKLARA GEÇİŞ

2030'un sosyal medya dünyasında en değerli unsurun, geniş takipçi kitlelerinden ziyade güvene dayalı ve etkileşimi yüksek topluluklar olacağına inanıyoruz. Çünkü tüketici artık daha bilinçli, daha sorgulayıcı ve markaların söylemlerinden çok sundukları gerçek faydaya bakıyor. Bu yüzden gelecekte takipçi sayısından çok, markanın ne kadar güven ürettiği ve topluluğuyla kurduğu ilişki belirleyici olacak.

(MediaMarkt Türkiye Pazarlama, E-Ticaret ve Kurumsal İletişim Direktörü Tolga Unvan)

YAPAY ZEKA DESTEKLİ KİŞİSELLEŞTİRME VE SÜRDÜRÜLEBİLİR İLİŞKİ

Yapay zeka destekli kişiselleştirmeyi de bu yapının önemli bir tamamlayıcısı olarak görüyoruz. Kişiselleştirme yalnızca içerik önerileriyle sınırlı kalmayacak; her müşteriye özel deneyim ve iletişim kurguları mümkün olacak. Ancak teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, güven olmadan sürdürülebilir bir ilişki kurmak mümkün değil. Bu nedenle yatırımlarımızı yapay zeka ve veri destekli deneyimlere, güçlü ve uzun vadeli topluluk ilişkilerine yönlendiriyoruz. Rekabet avantajı, teknolojiyi güven ve şeffaflıkla birleştirebilen markaların elinde olacak.

EN ÇOK OKUNANLAR