USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Yayın Tarihi:

02 Eylül 2026 13:45

Güncelleme Tarihi:

02 Eylül 2026 13:45

Güncelleme Tarihi:

02 Eylül 2026 13:45

Yayın Tarihi:

02 Eylül 2026 13:45

Bosphorus Cup 25. yılında Boğaz'dan dünyaya açılıyor

Bosphorus Cup, çeyrek asırlık yolculuğunda İstanbul Boğazı'nı uluslararası yelken dünyasının önemli buluşma noktalarından birine taşıdı. Orhan Gorbon, 25. yılında organizasyonun sportif gücünü, İstanbul'a yarattığı ekonomik hareketliliği ve küresel marka olma hedefini değerlendiriyor.

Bosphorus Cup 25. yılında Boğaz'dan dünyaya açılıyor

İstanbul Boğazı'nda 2002'de bir günlük yarışla başlayan Bosphorus Cup, bugün farklı ülkelerden ekipleri üç ayrı parkurda buluşturan uluslararası bir organizasyona ulaştı. 25. yılında 45 teknede 500 yelkencinin yarışması beklenirken sporcuların yarısını yedi farklı ülkeden gelecek yabancı yelkenciler oluşturacak. Yerli ve yabancı 30 bin kişiyi kapsaması beklenen Bosphorus Cup ekosisteminin 2026'da İstanbul ekonomisine yaklaşık 50 milyon euro katkı sağlayacağı öngörülüyor. Boğaz'ın dünyaya açılan görüntülerinden genç yelkencilerin organizasyona katılımına uzanan bu yolculuk, yarışın gelecek dönem hedeflerini de büyütüyor. Bosphorus Cup Kurucusu ve CEO'su Orhan Gorbon ile organizasyonun 25 yıllık gelişimini, İstanbul ekonomisi ve turizmine katkısını, bu yılki yarış programını ve küresel bir spor markasına dönüşme hedefini konuştuk.

· Çeyrek asrı geride bırakan Bosphorus Cup'ın 25 yıllık yolculuğunda nasıl bir dönüşüm yaşandı? Bugün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bosphorus Cup, 25 yıl önce İstanbul Boğazı'nı dünyaya tanıtma hayaliyle başladı. İlk Bosphorus Cup, 2002 yılının Haziran ayında bir günlük yarış olarak düzenlendi; Bülent Atabay, Orient Express III isimli teknesiyle kupanın ilk sahibi oldu. Ödül törenini de Reina'da gerçekleştirdik. İlk günlerde temel amacımız, yelken sporunu İstanbul'un eşsiz coğrafyasıyla buluşturmak ve Boğaz'da uluslararası ölçekte bir yarış düzenlemekti. Bugün geldiğimiz noktada ise yalnızca bir yelken yarışından değil, İstanbul'un ve Türkiye'nin uluslararası tanıtımına katkı sağlayan güçlü bir spor markasından söz ediyoruz.

Geçen 25 yıl içerisinde hem organizasyonun sportif seviyesi hem uluslararası bilinirliği hem de kurumsal yapısı büyük ölçüde gelişti. Her yıl teknelerin yaklaşık yarısının yurt dışından geliyor olması, bunun en önemli göstergelerinden biri. Birleşik Arap Emirlikleri, Bulgaristan, Romanya, Rusya ve Yunanistan başta olmak üzere farklı ülkelerden ekipleri İstanbul'da ağırlıyoruz.

Bosphorus Cup'ın en önemli özelliklerinden biri de gelenek ile yenilik arasında kurduğu denge. Bu dengenin en güçlü sembollerinden biri kupamız. Can Yalman tarafından tasarlanan ve Kapalı Çarşı'daki ustalar tarafından elde üretilen gümüş kupa, iki kıta arasındaki rekabeti anlatıyor. Kazanan ekip kupayı bir yıl boyunca taşıyor, ardından bir sonraki yarış için organizasyona geri getiriyor. Böylece kupa her yıl el değiştirirken Bosphorus Cup'ın hafızasını da taşıyor. Bir tarafta 25 yıldır değişmeyen Boğaz tutkusu var, diğer tarafta her yıl kendimizi geliştirme ve organizasyonu daha geniş kitlelere ulaştırma hedefimiz bulunuyor. Bugün yarışın yaklaşık 700 milyon kişilik bir medya erişimine ulaşması, bizim 25 yıl önce kurduğumuz hayalin ne kadar büyüdüğünü gösteriyor.

(Bosphorus Cup Kurucusu ve CEO'su Orhan Gorbon)

· Yarışın turizm, konaklama, gastronomi ve hizmet sektörlerinde yarattığı hareketliliğin İstanbul ekonomisine yansıması ne düzeyde? Bu etkiyi hangi verilerle ölçüyorsunuz?

Bosphorus Cup'ın İstanbul ekonomisine katkısını yalnızca yarış günlerinde yapılan harcamalar üzerinden değerlendirmek doğru olmaz. Uluslararası ekiplerin İstanbul'a gelişi, konaklaması, restoran ve gastronomi harcamaları, ulaşım ihtiyaçları, tekne ve ekipman lojistiği, teknik hizmetler ve organizasyon boyunca gerçekleştirilen kurumsal etkinlikler bir bütün olarak ekonomik hareketlilik yaratıyor.

Özellikle teknelerin yaklaşık yarısının yurt dışından geliyor olması bizim için çok önemli. Bu ekipler yalnızca yarışmak için değil, İstanbul'da birkaç gün geçirerek şehrin sunduğu konaklama, yeme-içme, ulaşım ve turizm hizmetlerinden de yararlanıyor. Bunun yanında sponsorlarımız, kurumsal misafirlerimiz ve uluslararası medya mensuplarının da bu ekosisteme dahil olduğunu görüyoruz.

Bu yıl Bosphorus Cup için yaklaşık 80 kişilik bir ekip 9 ay önceden çalışmaya başlıyor. Organizasyonda 45 teknede toplam 500 yelkencinin yarışmasını bekliyoruz. Bu sporcuların yarısını, Romanya ve Bulgaristan başta olmak üzere 7 farklı ülkeden gelecek yabancı yelkenciler oluşturuyor.

Tüm dünyadan seyirciler bu yarışları izlemek için İstanbul'a gelecek ve günlerce konaklama yapacak. Yarış için gelenler, normal bir turiste göre 3 kat daha fazla harcama yapıyor. Yabancıların yanı sıra Türkiye'nin farklı şehirlerinden gelen sporcular da İstanbul ekonomisine katkıda bulunacak. Yerli ve yabancı 30 bin kişinin dahil olduğu Bosphorus Cup ekosisteminin İstanbul'a kattığı değerin yaklaşık 50 milyon euro olduğunu değerlendiriyoruz.

Etkiyi değerlendirirken katılımcı ve ekip sayısı, yurt dışından gelen sporcuların oranı, konaklama süreleri, medya erişimi, yayın değeri, uluslararası haber görünürlüğü ve organizasyon kapsamında gerçekleşen ticari iş birlikleri gibi farklı göstergeleri dikkate alıyoruz.

Bosphorus Cup, 25 yılda yerli ve yabancı 20 bin yelkenciyi buluşturdu; bu sporcuların yaklaşık yarısını Bulgaristan ve Romanya gibi ülkelerden gelen yabancı ekipler oluşturdu. Yarışları aynı dönemde 15 milyonu aşkın İstanbullu izledi.

Bu dolaylı etkiyi somut bir örnekle anlatmak gerekirse, Bulgaristan'dan yarışmaya gelecek bir ekip İzmir'den 400 bin euro değerinde bir tekne siparişi verdi. Tamamen el işçiliğiyle üretilen ve Can Yalman tarafından tasarlanan kupanın değeri ise yaklaşık 2 milyon lira.

Ancak Bosphorus Cup'ın İstanbul ekonomisine yaptığı katkının en önemli boyutlarından biri de şehrin marka değerine sağladığı katkı. Boğaz'da yelken yapan teknelerin görüntülerinin dünya medyasında yer alması, İstanbul'un turizm destinasyonu olarak yeniden ve yeniden milyonlarca kişiye gösterilmesi, doğrudan ölçülmesi zor ama son derece değerli bir tanıtım etkisi yaratıyor.

Yarış haftası boyunca düzenlenen sosyal buluşmalar da bu hareketliliğin önemli bir parçası. Boğaz yarışının izlendiği davetlerden ödül törenine kadar farklı etkinlikler, sporcuları, uluslararası misafirleri, markaları ve İstanbul'un hizmet sektörünü aynı çatı altında buluşturuyor. Bu nedenle Bosphorus Cup'ın yarattığı değeri yalnızca üç günlük sportif programla değil, şehrin etrafında oluşan daha geniş bir deneyim ekonomisiyle birlikte değerlendiriyoruz.

* Bosphorus Cup'ın etkisi yarış parkurunun ötesinde turizmden gastronomiye uzanan bir hareketlilik yaratıyor. Organizasyonun İstanbul ekonomisine katkısını hangi verilerle ölçüyorsunuz?

Bosphorus Cup'ın en büyük farklılıklarından biri, üç gün içerisinde yelkencilere birbirinden tamamen farklı karaktere sahip parkurlar sunması. 17 Eylül'de Caddebostan açıklarında başlayacak yarışlar, 18 Eylül'de Büyükada çevresinde devam edecek. 19 Eylül'de ise organizasyonun herkes tarafından merakla beklenen Boğaz yarışı gerçekleştirilecek.

Dolayısıyla sporcular sadece rakipleriyle değil, her gün değişen deniz ve rüzgar koşullarıyla da mücadele etmek zorunda. Caddebostan ve Büyükada yarışları, ekiplerin teknik ve taktik becerilerini ön plana çıkarırken, Boğaz yarışı bambaşka bir karakter taşıyor. Beşiktaş ile Anadolu Hisarı arasındaki parkur, sporcuların rüzgâr kadar akıntıyı da doğru okumasını gerektiriyor. Kuzeyden ya da güneyden esen rüzgâr, kıyı yapıları ve Boğaz'ın değişken akıntısı yarışın kaderini kısa süre içinde değiştirebiliyor. Bu da izleyici açısından son derece heyecanlı, sporcu açısından ise hata payının çok düşük olduğu bir mücadele yaratıyor.

Boğaz yarışını bu kadar özel yapan şey de tam olarak bu. Dünyanın başka hiçbir yerinde aynı parkurda, İstanbul'un tarihi silüeti eşliğinde böyle bir yarış deneyimi yaşamak mümkün değil. Bu nedenle Bosphorus Cup'ın final günü hem sporcular hem de izleyiciler açısından organizasyonun en özel anlarından biri oluyor.

· Uluslararası katılım ve marka iş birlikleri organizasyonun büyüyen ölçeğinde önemli bir yer tutuyor. Bu yıl kaç tekne ve sporcunun katılımını öngörüyorsunuz? Yurt dışından gelecek ekiplerin yanı sıra sponsorların ve kurumsal markaların ilgisi nasıl seyrediyor?

Bosphorus Cup'ta her yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye'nin farklı bölgelerinden ve dünyanın farklı ülkelerinden çok sayıda ekibi İstanbul'da ağırlamaya hazırlanıyoruz. Özellikle teknelerin yaklaşık yarısının yurt dışından geliyor olması, organizasyonun uluslararası niteliğini çok net ortaya koyuyor. Birleşik Arap Emirlikleri, Bulgaristan, Romanya, Rusya ve Yunanistan gibi ülkelerden ekiplerin ilgisi devam ediyor. Rekabetin ne kadar uluslararası bir seviyeye ulaştığını 2025 yılında da gördük; Bosphorus Cup tarihinde ilk kez yabancı bir ekip büyük kupayı kazandı. Bu sonuç, yıllardır hedeflediğimiz uluslararası yapının artık yarışın sportif sonuçlarına da güçlü biçimde yansıdığını gösteriyor. Türkiye'den de Marmaris, Antalya, Mudanya ve Çeşme gibi önemli yelken merkezlerinden takımlar yarışa katılıyor. 25. yılımızda kurumsal markaların ilgisinden de büyük memnuniyet duyuyoruz. Türk Hava Yolları ve Miles&Smiles'ın Premium Partner, Audi ve Bilyoner'in Senior Partner olarak organizasyona destek vermesi bizim için çok değerli. Bunun yanında Türkmedya Grubu'nun medya sponsorluğu, Çırağan Kempinski, Princess Palace Resort, Gorbon Seramik, Musto ve Misela gibi markaların ticari ortaklıkları, Bosphorus Cup'ın yalnızca sportif değil, güçlü bir ticari ve iletişim platformu haline geldiğini gösteriyor.

Ayrıca 12-13 Eylül tarihlerinde Haliç'te gerçekleştireceğimiz optimist yarışlarıyla 7-15 yaş arasındaki yaklaşık 60 genç yelkenciyi de organizasyonun bir parçası yapacağız. Bizim için bu bölüm, Bosphorus Cup'ın geleceği açısından en az büyük yarış kadar önemli. Çünkü bu sporun geleceğini bugünün çocukları oluşturacak.

* 25. yıl aynı zamanda Bosphorus Cup için yeni bir dönemin başlangıcı. Bundan sonraki rotada hangi hedefler öne çıkıyor? Yeni ülkeler, stratejik iş birlikleri ve yarışın ölçeği açısından nasıl bir gelecek planlıyorsunuz?

25. yıl bizim için yeni bir dönemin başlangıcı. Bundan sonraki en önemli hedefimiz Bosphorus Cup'ı daha fazla ülkenin yelken takviminin önemli organizasyonlarından biri haline getirmek ve uluslararası katılımı daha da artırmak.

Bunu yaparken sadece yarışın ölçeğini büyütmek istemiyoruz. Organizasyonun sportif kalitesini, yayın gücünü, İstanbul'un tanıtımına sağladığı katkıyı ve kurumsal iş birliklerini de geliştirmeyi hedefliyoruz. Yeni ülkelerden ekipleri İstanbul'a getirmek, mevcut uluslararası ilişkilerimizi güçlendirmek ve markalarla uzun vadeli stratejik ortaklıklar kurmak önceliklerimiz arasında.

Aynı zamanda genç yelkencilerin organizasyona daha fazla dahil edilmesini çok önemsiyoruz. Haliç'te gerçekleştirdiğimiz optimist yarışları bu yaklaşımın önemli bir parçası. Bosphorus Cup'ın önümüzdeki 25 yılını planlarken yalnızca bugünün yarışını değil, Türk yelkenciliğinin geleceğini de düşünmek zorundayız.

En büyük hayalimiz ise Bosphorus Cup'ın İstanbul ile özdeşleşmiş, dünyadaki yelken takımlarının her yıl takvimlerine koymak istediği ve izleyicilerin sonuçları kadar İstanbul görüntülerini de merak ettiği küresel bir spor markası olarak büyümeye devam etmesi. 25 yıl önce Boğaz'dan dünyaya açılan bu hikâyenin önümüzdeki 25 yılda çok daha büyük bir uluslararası yolculuğa dönüşeceğine inanıyorum.

25. yılın yalnızca yarış programında değil, görsel dünyasında da kalıcı bir izi olmasını istedik. Bu nedenle dünyaca tanınan tasarım stüdyosu Yellowdot, teknelerin manevralarından ilham alan 25. yıl grafiklerini hazırladı. Bu tasarımlar yarış alanından tekne bayraklarına, kıyafetlerden ödüllere kadar organizasyonun farklı noktalarında yer alacak.

Önümüzdeki dönemde korumak istediğimiz en önemli değerlerden biri de Bosphorus Cup'ın hafızası. İlk yarıştan bu yana el değiştiren gümüş kupa, geçmiş şampiyonlar, Boğaz'da oluşan görsel arşiv ve çocukların yarışa dahil olması bu hafızanın parçaları. Geleceğe büyüyerek giderken bu mirası kaybetmeden, İstanbul'a ait ve dünyaya açık bir marka olmayı sürdüreceğiz.

EN ÇOK OKUNANLAR