USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Yayın Tarihi:

02 Eylül 2026 14:23

Güncelleme Tarihi:

02 Eylül 2026 14:23

Güncelleme Tarihi:

02 Eylül 2026 14:23

Yayın Tarihi:

02 Eylül 2026 14:23

Fon sektöründe köklü değişiklik: Uzman isim yeni dönemin kodlarını anlattı

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), yatırım fonlarına ilişkin rehberi 28 Ağustos 2026 tarihli Kurul kararıyla güncelledi. Neo Portföy Kurumsal Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Çiğdem Nalbantoğlu ile yeni dönemin neler getireceğini konuştuk.

Fon sektöründe köklü değişiklik: Uzman isim yeni dönemin kodlarını anlattı

Türkiye'de yatırım fonları hızlı bir büyüme sürecinden geçerken SPK'nın 28 Ağustos 2026 tarihli yeni rehber düzenlemesi, sektörde yönetim kalitesi, risk standartları ve şeffaflık adına yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor. Neo Portföy Kurumsal Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Çiğdem Nalbantoğlu ile SPK'nın yeni düzenlemelerini ve fon piyasasının geleceğini kapsamlı bir şekilde konuştuk.

YENİ DÜZENLEME NELER GETİRDİ?

Türkiye'de yatırım fonlarına yönelik ilgi son yıllarda önemli arttığına dikkat çeken Çiğdem Nalbantoğlu, yatırımcıların farklı varlık sınıflarına tek bir ürün üzerinden erişebilmesi, profesyonel yönetimden yararlanması ve değişen piyasa koşullarına karşı portföylerini çeşitlendirebilmesi, fon sektörünün finansal sistem içerisindeki önemini güçlendirdiğini ifade ediyor. Bu hızlı gelişimin sektörün yalnızca ürün çeşitliliği ve yönetilen varlık büyüklüğü açısından değil; insan kaynağı, risk yönetimi, operasyonel altyapı ve yatırımcı iletişimi bakımından da aynı ölçüde ilerlemesini gerekli kıldığına dikkat çeken Nalbantoğlu, şunları ifade ediyor: "Sermaye Piyasası Kurulu'nun 28 Ağustos 2026 tarihinde Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber'de yaptığı değişiklikleri bu açıdan önemli buluyorum. Yeni düzenlemeler, fon sektöründe niceliksel büyümenin yanında yönetim kalitesini, sorumluluğu ve yatırımcı güvenini daha fazla öne çıkaran bir çerçeve sunuyor. Yeni Rehber'in dikkat çeken hükümlerinden biri, her fon için biri sorumlu olmak üzere en az iki portföy yöneticisinin görevlendirilmesi. Sorumlu portföy yöneticisi, fonun yatırım kararlarının bilgilendirme dokümanlarına, ilan edilen yatırım stratejisine, portföy sınırlamalarına ve mevzuata uygun biçimde oluşturulmasından sorumlu olacak. Bir portföy yöneticisinin görev alabileceği fon sayısı da aşamalı olarak sınırlandırılıyor. Buna göre 1 Ocak 2029'dan itibaren bir yönetici en fazla 10, 1 Ocak 2031'den itibaren ise en fazla 7 fonun yönetiminde görevlendirilebilecek. Ayrıca portföy yönetim şirketlerinin kurucusu olduğu, özel fonlar dâhil serbest fonların sayısı, şirket bünyesinde istihdam edilen portföy yöneticisi sayısını aşamayacak. Mevcut fonların bu kurala uyumu için 30 Haziran 2029'a kadar geçiş süresi bulunuyor.

Düzenlemenin amaçlarını da anlatan Nalbantoğlu, şunları kaydediyor: "Bu hükümler fon sayısı ile insan kaynağı arasında daha güçlü bir denge kurulmasını hedefliyor. Sektör açısından önemli olan yalnızca yeni fonların kurulması değil; her ürünün stratejisine uygun uzmanlık, analiz kapasitesi ve yönetim zamanıyla desteklenebilmesidir. Bir yatırımcıyla temas ettiğimizde yalnızca fonun geçmiş getirisini değil, nasıl yönetildiğini, hangi riskleri taşıdığını ve hangi yatırım ihtiyacına karşılık verdiğini de doğru biçimde anlatmamız gerekiyor. Fonun arkasındaki yönetsel sorumluluğun belirginleşmesi, bu iletişimi daha güçlü ve güvenilir hale getirebilir."

RİSK YÖNETİMİ KARAR SÜRECİNE YAKLAŞIYOR

Düzenlemenin bir başka önemli yönünün portföy yönetimi ile risk yönetimi arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi olduğunun altını çizen Nalbantoğlu, şöyle devam ediyor: "Stres testleri, riske maruz değer hesaplamaları ve diğer risk ölçüm sonuçlarının yatırım kararlarında dikkate alınması zorunlu hale geliyor. Böylece risk yönetimi, yalnızca gerçekleştirilen işlemleri sonradan kontrol eden bir yapı olmaktan çıkarak yatırım sürecine daha doğrudan katkı sağlayacak. Bir sermaye piyasası aracının geçmiş 30 günlük dönemdeki ortalama değerinin aynı dönemdeki ortalama fon portföy değerinin yüzde 5'ine ulaşması veya bu oranı aşması halinde, ilgili alım ve satım kararlarının dayandığı araştırma ve analizlerin genel müdür onayına sunulması gerekiyor. Onayın ardından yatırımların değeri, karşı taraf riski ve portföy yoğunlaşması hakkında en fazla 15 günlük aralıklarla raporlama yapılması da öngörülüyor. İlgili onay ve raporların en az beş yıl boyunca saklanması gerekiyor. Bu yaklaşım, yatırım kararlarının gerekçelerini daha görünür hale getirirken kurumsal hafızayı da güçlendirecektir. Getirinin yanı sıra, o getirinin hangi riskler alınarak elde edildiğinin izlenebilmesi fon yönetiminde kalite standardının yükselmesine katkı sağlayabilir."

SERBEST FONLARDA ÖLÇEK VE YATIRIMCI TABANI ÖNEM KAZANIYOR

Yeni rehberde serbest fonlara ilişkin düzenlemelerin de geniş yer aldığını belirten Nalbantoğlu, "Bu fonların sağladığı yatırım esnekliği korunurken, portföy yoğunlaşması, yatırımcı sayısı ve yönetim kapasitesi açısından yeni ölçütler getiriliyor.

Unvanında "özel" ibaresi bulunmayan ve TEFAS'ta işlem görmeyen serbest fonların yatırımcı sayısı, ilk katılma payı satışını izleyen dönemde aylık olarak kontrol edilecek. Bir ay içerisinde 15 gün veya daha uzun süreyle yatırımcı sayısının 50 veya altında kalması halinde Kurula bildirim yapılacak. Ardından fonun özel fona dönüştürülmesi, başka bir fonla birleştirilmesi, TEFAS'ta işlem görmeye başlaması veya tasfiye edilmesi seçeneklerinden biri için başvuruda bulunulacak. Düzenleme öncesinde ihraç edilmiş fonlara yönelik kontroller ise 31 Aralık 2026 tarihinden itibaren başlayacak.

Burada yatırımcı sayısı yalnızca teknik bir kriter olarak görülmemeli. Bir fonun yeterli yatırımcı kitlesine ulaşabilmesi; ürünün ihtiyaca uygunluğunu, doğru konumlandırılmasını ve yatırımcıya anlaşılır biçimde aktarılmasını da kapsayan bir süreçtir.

Yeni dönemde satış ve pazarlama faaliyetlerinin görevi yalnızca fon büyüklüğünü artırmak olmayacaktır. Doğru ürünün doğru yatırımcıyla buluşturulması, risklerin açıkça anlatılması ve yatırımcıların piyasa koşullarına bağlı kısa vadeli kararlar yerine kendi hedeflerine uygun seçimler yapmasının desteklenmesi daha da önem kazanacaktır." ifadelerini kullanıyor.

Yeni rehberin "para piyasası" veya "kısa vadeli" ifadesi bulunan serbest fonları da ilgili yatırım sınırlamalarının kapsamına aldığını belirten Nalbantoğlu, değerlendirmelerine şöyle devam ediyor: "Bu fonların 31 Mart 2027'ye kadar yeni yapıya uyum sağlaması gerekiyor.

Düzenlemenin, benzer yatırım ihtiyaçlarına hitap eden ürünler arasındaki uygulama farklılıklarını azaltması beklenebilir. Yatırımcı açısından bakıldığında, fon türleri arasındaki ayrımın yalnızca getiri üzerinden değil; portföy yapısı, likidite, risk düzeyi ve yatırım stratejisi üzerinden anlaşılması gerekir.

Özellikle para piyasası fonları çoğu zaman kısa vadeli nakit yönetimi amacıyla tercih ediliyor. Ancak aynı amaçla sunulan ürünlerin farklı hukuki yapılara ve yatırım sınırlarına sahip olması, yatırımcıların yalnızca fon adlarına bakarak karar vermesini zorlaştırabilir. Bu nedenle düzenlemeyle birlikte yatırımcı bilgilendirmesinin sade, karşılaştırılabilir ve ürünün gerçek özelliklerini ortaya koyan bir yapıda sunulması önem taşıyor."

(Neo Portföy Kurumsal Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Çiğdem Nalbantoğlu)

"GÜVENİN KORUNMASINDA BELİRLEYİCİ OLACAK"

Fon sektöründe şeffaflığı yalnızca açıklanan veri miktarıyla ölçmek yeterli olmayacağını, asıl değerin yatırımcıya sunulan bilginin anlaşılabilir ve karar vermeye yardımcı olması olduğunun altını çizen Nalbantoğlu, "Fonun yatırım stratejisi, riskleri, likidite koşulları ve uygun olduğu yatırımcı profili, teknik ifadelerin arkasında kalmamalıdır. Yatırımcı hangi koşullarda değer kaybı yaşayabileceğini, fonun hangi piyasa ortamında öne çıkabileceğini ve yatırım ufkunun ne olması gerektiğini anlayabilmelidir. Bu noktada portföy yönetimi, risk yönetimi, satış ve pazarlama ekiplerinin ortak bir iletişim dili geliştirmesi gerekiyor. Yatırımcıya verilen bilgi ile fonun fiilî yönetimi arasında güçlü bir uyum bulunması, güvenin korunmasında belirleyici olacaktır" diyor.

"SEKTÖR VERİMLİLİĞİNİ ARTIRABİLİR"

Yeni düzenlemelerin nitelikli portföy yöneticilerine olan talebi artırabileceğini belirten Nalbantoğlu, bu durumla birlikte sektörün orta ve uzun vadeli insan kaynağı planlamasının önem kazanabileceğini ifade etti. İhtiyacın yalnızca kurumlar arası transferlerle karşılanması sürdürülebilir bir çözüm olmayacağını belirten Nalbantoğlu, şöyle devam ediyor: "Analistlerin yetiştirilmesi, yardımcı portföy yöneticilerinin deneyim kazanması ve çalışanların mesleki gelişiminin desteklenmesi gerekiyor. Yeni kuralların kalıcı katkısı, unvan ve görev dağılımının ötesinde, gerçek bir uzmanlık altyapısı oluşturulmasıyla ortaya çıkacaktır.

Diğer taraftan kurumsallaşma hedefi ile ürün geliştirme kapasitesi arasındaki denge de korunmalı. Benzer stratejilere sahip ve yeterli ölçeğe ulaşamayan fonların yeniden yapılandırılması sektör verimliliğini artırabilir. Ancak yatırımcıların değişen ihtiyaçlarına cevap verecek yeni ürünlerin geliştirilmesi ve başarılı ekiplerin farklı stratejiler deneyebilmesi de sektörün geleceği açısından önemlidir.

YENİ DÖNEMİN MERKEZİNDE YATIRIMCI GÜVENİ VAR

SPK'nın yaptığı değişikliklerin fon yönetiminin daha güçlü bir organizasyon, daha etkin risk kontrolü ve daha açık bir sorumluluk yapısıyla yürütülmesini amaçladığını kaydeden Nalbantoğlu, sözlerini şöyle tamamlıyor: "Bu yaklaşımın sektörün uzun vadeli gelişimine katkı sağlayacağına inanıyorum. Düzenlemenin başarısını kapanan ya da birleşen fonların sayısıyla ölçmek yeterli değil. Asıl ölçüt; yatırım kararlarının daha sağlam analizlere dayanması, risklerin daha etkin yönetilmesi, yatırımcının daha açık bilgilendirilmesi ve sektörün sürdürülebilir biçimde gelişmesi olmalı.

Türkiye yatırım fonu sektörü önemli bir büyüklüğe ulaştı. Şimdi önümüzdeki temel hedef, bu büyüklüğü nitelikli insan kaynağı, güçlü kurumsal yapılar ve yüksek yatırımcı güveniyle kalıcı hale getirmektir.

Kalıcı büyümenin yolu, yatırımcıya yalnızca iyi performans sunmaktan değil; bu performansın hangi stratejiyle ve hangi riskler çerçevesinde üretildiğini açıkça anlatabilmekten geçiyor. Yeni Rehber'in en önemli katkısı da sektörün yönünü daha fazla sorumluluk, daha güçlü risk yönetimi ve daha yüksek yatırımcı güvenine çevirmesi olacaktır."

EN ÇOK OKUNANLAR