USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Güncelleme Tarihi:

11 Mart 2026 13:35

Yayın Tarihi:

11 Mart 2026 13:33

Yayın Tarihi:

11 Mart 2026 13:33

Güncelleme Tarihi:

11 Mart 2026 13:35

“Etkiyi daha yaşanabilir bir dünya için kullanmak zorundayız”

Tosyalı Holding, sosyal sorumluluğu ayrı bir başlık olarak değil, kurumsal kültürün ve yönetim anlayışının doğal bir uzantısı olarak ele alıyor. Eğitimden sanata, çevreden afet dayanışmasına uzanan yatırımlar, uzun vadeli değer yaratma yaklaşımıyla şekilleniyor.

“Etkiyi daha yaşanabilir bir dünya için kullanmak zorundayız”

Sanayi şirketleri için sosyal sorumluluk yalnızca destek projeleriyle sınırlı bir alan değil, üretimin ve büyümenin kaçınılmaz bir uzantısı. Kurumsal kimliğin, değer setinin ve yönetim anlayışının bir yansıması olarak ele alınıyor. Ölçek genişledikçe yalnızca ekonomik değerle sınırlı kalmıyor, toplumsal etki de büyüyor. Üç kıtada faaliyet gösteren Tosyalı Holding için bu etki, aynı zamanda güçlü bir sorumluluk anlamına geliyor. Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı ile sosyal sorumluluğun kurum kültürü içindeki yerini, faaliyet gösterilen coğrafyalarda artan sorumluluk bilincini, projelerin nasıl önceliklendirildiğini ve sivil toplumla kurulan uzun soluklu iş birliklerini konuştuk. Deprem bölgesindeki yeniden yapılanma çalışmalarından kültür-sanat yatırımlarına, ormanlaştırma projelerinden sürdürülebilirlik farkındalığına uzanan geniş etki alanını değerlendirdik.

Sanayi şirketlerinde sosyal sorumluluk artık ayrı bir başlık değil, kurumun yönetim anlayışını ve değer setini yansıtan bir alan haline geliyor.

*Sosyal sorumluluk yaklaşımının kurum içinde kalıcı bir reflekse dönüşmesi sizce daha çok bir yönetim tercihi midir yoksa zamanla oluşan kurum kültürünün bir sonucu mu?

Bu yaklaşım aslında bir kurum kültürü ama tabii ki bir günde ortaya çıkmıyor. Tosyalı olarak 70 yıllık köklü bir şirketiz. Yönetimiyle ve çalışanlarıyla artık bütünleşmiş bir ekibiz. Üç kıtada 50'yi aşkın tesisimizde 15 bin çalışanımızla faaliyet gösteriyoruz. Dolayısıyla toplumsal sorumluluk bizim için hem şirketimizin kültürü hem de yönetim olarak öncelikli tercihimiz. Tosyalı olarak yaptığımız iş sadece demir-çelik üretmekten ibaret değil. Oluşturduğumuz büyük bir ekosistem var ve küresel bir etki alanına sahibiz. Bu etkiyi daha yaşanabilir bir dünya için kullanmak bizim için sadece bir tercih değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluk. Küresel ölçekte iklim krizi, doğal kaynakların azalması ve toplumsal eşitsizlik gibi sorunlar, hepimizin ortak geleceğini şekillendiriyor. Biz de bu geleceği inşa edenler arasında yerimizi almak için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz.

*Faaliyet gösterilen bölgelerde yaratılan ekonomik değer, zamanla o coğrafyaya karşı daha güçlü bir sorumluluk duygusu doğuruyor. Bu sorumluluk hissi, sosyal sorumluluk politikalarınızın şekillenmesinde nasıl bir rol oynuyor?

Türkiye, Cezayir, Libya, Angola ve İspanya'da tesislerimiz var. Dünyada 100'ün üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Daha önce de ifade ettiğim gibi bulunduğumuz coğrafyalarda büyük bir ekosistem oluşturmuş durumdayız. Bu geniş etki alanı, daha da fazla sorumluluk hissetmemizi sağlıyor. Faaliyette bulunduğumuz tüm ülkelerde toplumsal yatırımlarımızı büyütmeyi bir gönül borcu olarak görüyor, bu konuda tüm kaynaklarımızı seferber etmeye devam ediyoruz.

*Sosyal sorumluluk çalışmalarında etkiyi artıran en önemli unsur, doğru alanlara odaklanabilmek. Projeleri seçerken ve önceliklendirirken hangi temel kriterleri ve karar mekanizmalarını esas alıyorsunuz?

Toplumsal ihtiyaçlar bizim için en temel belirleyici unsur oluyor. Uzman kurumlara önceliklendirme analizleri yaptırıyoruz, odak alanlarımızı da dikkate alarak bu analizlerin sonuçlarına göre hareket ediyoruz. Temel olarak insanların eğitim, sanat-kültür, sağlık, spor, çevre koruma ve ibadethane gibi konulardaki koşullarını iyileştirmek ve doğal afetlerde dayanışmayı artırmak amacıyla toplumsal yatırımlar yapıyoruz. Sürdürülebilirlikle ilgili toplumda farkındalık yaratmanın değişim ve dönüşümü hızlandıracağı öngörüsüyle sanatta sürdürülebilirliği destekliyoruz. Tabii yaptığımız çalışmalar sadece bunlardan ibaret değil. Her zaman esnek oluyor ve beklenmeyen gelişmeler olduğunda ihtiyaçlar doğrultusunda kaynaklarımızı hızla farklı alanlara yönlendirebiliyoruz. Örneğin, 2023 yılında yaşanan büyük deprem felaketi sebebiyle doğal afetler odağında ciddi bir ilave destek bütçesi oluşturarak kaynaklarımızı deprem bölgesinin yeniden ayağa kalması için seferber ettik.

(Tuğba Kaya ve Fuat Tosyalı)

*Şirketler ile sivil toplum kuruluşları arasındaki ilişki artık kısa vadeli desteklerden çok birlikte değer üretmeye dayalı uzun soluklu iş birliklerine dayanıyor. STK'larla kurulan bu ilişkileri nasıl yapılandırıyor ve sürdürülebilir kılıyorsunuz?

Evet buna kesinlikle inanıyorum, uzun dönemli sosyal yatırımlar ve iş birlikleri çok büyük bir değer oluşturuyor. Örnek vermek gerekirse deprem bölgesinde faaliyette bulunan bir şirket olarak, 6 Şubat 2023 depreminde bölgeye yaptığımız acil yardımların yanı sıra uzun dönemli desteğimizi de sürdürüyoruz. Bölgemizde insan kayıplarının yanı sıra sosyal ve kültürel mirasımıza yönelik de kayıplarımız oldu. Hatay Medeniyetler Korosu'nun yeniden ayağa kaldırılması, bölgedeki özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklar için yeni bir okul inşaatı, İskenderun'daki Tosyalı Çarşı'nın kurulması, İskenderun Büyük Çarşı İşhanı'nın restorasyonu ve modernizasyonu, spor kompleksleri gibi toplumsal sorumluluk projeleriyle bölgeye destek olduk. Bir süre önce de Contemporary Istanbul Vakfı ve Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi iş birliğiyle, Hatay depreminden etkilenen genç sanatçılar ve geleceğin sanat profesyonelleri için başlatılan Kariyer ve Mesleki Gelişim Eğitim Programı kapsamında deprem sonrası eğitimlerine ara vermek zorunda kalan genç sanatçılarımızı desteklemeye başladık. Ayrıca Mimar Nevzat Sayın imzasını taşıyan İskenderun Yeni Genel Merkez binamızı yalnızca bir 'çalışma alanı' değil, sosyal ve kültürel etkinlikler için yeni bir platform oluşturmak niyetiyle tasarlamış ve inşa etmiştik. Yeni yılla birlikte burada ilk sergimizi de gerçekleştirdik ve bu vesileyle İskenderun'umuza yeni bir kültür ve sanat alanı da açtık. Çevre alanında ise Türkiye ve Cezayir'de yürüttüğümüz ormanlaştırma çalışmalarımıza istikrarlı bir şekilde devam ediyoruz.

*Sosyal sorumlulukta da dönemsel olarak öncelik verilen alanlar değişebiliyor ve derinleşebiliyor. Önümüzdeki dönemde hangi sosyal başlıklara daha fazla odaklanmayı planlıyorsunuz?

Tosyalı olarak daha önce de ifade ettiğim gibi işimizi en iyi şekilde yaparken sosyal yatırımları da en öncelikli konumuz olarak görüyoruz. Toplumsal yatırımlara dönemsel olarak bakmıyor, uzun dönemde değer yaratmaya odaklanıyoruz. İnsanların eğitim, sağlık, ibadet, sanat-kültür, çevre koruma ve sportif yaşam koşullarını iyileştirmek ve dayanışmayı artırmak amacıyla toplumsal yatırımlar yapmayı sürdüreceğiz. Bununla birlikte sürdürülebilirlikle ilgili toplumda farkındalık yaratmanın değişim ve dönüşümü hızlandıracağı düşüncesiyle sanatta sürdürülebilirliği desteklemeye devam edeceğiz, bu konudaki çalışmalarımızı derinleştireceğiz. Daha önce de belirttiğim gibi deprem bölgesi aynı zamanda bizim de tesislerimizin bulunduğu, doğduğumuz topraklar olan, bizim için çok önemli bir bölge. Burada hayat yeniden canlanıyor ama elbette tamamlanması gereken çok şey var; burada da toplumsal yatırımlarımız aralıksız olarak devam edecek.

EN ÇOK OKUNANLAR