Yayın Tarihi:
29 Ekim 2026 08:27Güncelleme Tarihi:
29 Ekim 2026 08:27Güncelleme Tarihi:
29 Ekim 2026 08:27Yayın Tarihi:
29 Ekim 2026 08:27
Sigorta sektörünün dönüşümü hızlanırken, müşteri beklentileri de sektörde yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Neova Sigorta CEO'su Neslihan Neciboğlu, sigorta sektörünün 2026 görünümünü, 2027 beklentilerini ve 2030'a doğru şekillenen dönüşümünü Platin Dergisi'ne değerlendirdi. Neciboğlu; sektörün büyüme dinamiklerinden değişen müşteri ihtiyaçlarına, teknoloji ve yapay zekanın kullanımından yeni risk alanlarına kadar sigortacılığın geleceğine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.
"PRİM ÜRETİMİMİZ 19.9 MİLYAR LİRAYA YÜKSELDİ"
*2026 yılının ilk yarısında sigorta sektörünün büyüme performansını ve öne çıkan gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? 2027 yılında sektörü hangi başlıkların beklediğini düşünüyorsunuz?
2026 yılının ilk yarısına baktığımızda sigorta sektörünün büyüme ivmesini koruduğunu, ancak büyümenin niteliği ve sürdürülebilirliğinin daha fazla önem kazandığını görüyoruz. Hayat dışı sektörde ilk yarıda brüt prim üretimi yüzde 26,2 artarken aktif toplamı yüzde 41,2, net finansal varlıklar yüzde 41,9 ve özkaynaklar yüzde 56 oranında büyüdü. Bununla birlikte yüksek enflasyon, artan hasar maliyetleri ve teknik kârlılık üzerindeki baskılar sektörün temel gündemleri arasında yer almaya devam ediyor. Branşlar açısından sağlık sigortaları öne çıkarken, Temmuz 2026 itibarıyla sağlık branşı sektör prim üretiminin yüzde 22,3'ünü oluşturuyor ve büyüme performansıyla dikkat çekiyor. Tarım sigortalarındaki reel büyüme de iklim kaynaklı riskler ve risk farkındalığındaki artışla birlikte önemli bir gelişim alanına işaret ediyor. Bunun yanında Türkiye'nin düşük sigorta penetrasyonu, sektörün önündeki önemli büyüme potansiyeli olmaya devam ediyor. 2027'nin ise sektör açısından normalleşme ve verimlilik odağının güçleneceği bir dönem olacağını düşünüyoruz. Enflasyonun kademeli olarak gerilemesiyle birlikte reel büyüme, sigortalılık oranının artırılması ve risk bazlı fiyatlama daha fazla önem kazanabilir. Sağlıkta büyümenin sürmesi, doğal afet ve siber risklere yönelik çözümlerin gelişmesi ve yeni nesil sigorta ürünlerinin çeşitlenmesi de önümüzdeki dönemin önemli başlıkları arasında olacak. Teknoloji ve yapay zekanın da sigortacılığın farklı aşamalarında daha fazla kullanılmasını bekliyoruz. Risk değerlendirme, fiyatlama, hasar yönetimi, suistimal tespiti ve müşteri deneyimi gibi alanlarda teknolojinin sunduğu imkanlar, sektörün daha verimli ve müşteri odaklı bir yapıya dönüşmesine katkı sağlayabilir. 2026'nın ilk yarısında prim üretimimizi yüzde 40.9 artırarak 19.9 milyar liraya yükseltirken, aktif büyüklüğümüz 58.9 milyar liraya, özkaynaklarımız 11.2 milyar liraya ulaştı ve dönem net kârımızı yüzde 107 artırarak 2.5 milyar lira seviyesine taşıdık. Önümüzdeki dönemde de değişen ihtiyaçlara hızlı yanıt veren, sigortaya erişimi kolaylaştıran ve teknolojiyi müşteri değerine dönüştüren yaklaşımımızı sürdürmeyi hedefliyoruz.
SİGORTA HİZMETLERİNE DAHA KOLAY ERİŞİM
*Değişen riskler ve müşteri beklentileri, sigortanın hayatımızdaki rolünü nasıl dönüştürüyor? Türkiye'de sigorta penetrasyonunun artırılması ve sigorta hizmetlerinin daha erişilebilir hale gelmesi için hangi alanlarda gelişim potansiyeli görüyorsunuz?
Sigortanın hayatımızdaki yeri, karşılaşılan risklerin çeşitlenmesiyle birlikte giderek daha kapsamlı bir anlam kazanıyor. Geçmişte daha çok risk gerçekleştiğinde devreye giren bir güvence mekanizması olarak değerlendirilen sigortacılığın, bugün riskleri daha iyi öngörmeye, etkilerini azaltmaya ve yönetmeye destek olan bir yapıya doğru ilerlediğini görüyoruz. Bu dönüşüm, sigorta şirketlerinin ürün ve hizmetlerini müşterilerin günlük hayatındaki gerçek ihtiyaçlara daha fazla yaklaştırmasını da beraberinde getiriyor. Bu dönüşümle birlikte önemini koruyan başlıklardan biri de sigorta penetrasyonu. Türkiye'de penetrasyon oranının küresel ortalamaların altında seyretmesi, sigortacılığın daha geniş bir kesime ulaştırılması açısından önemli bir potansiyel bulunduğunu gösteriyor. Özellikle sağlık, hayat ve doğal afetlere yönelik sigortalılıkta koruma açığının azaltılması, önümüzdeki dönemin önemli başlıklarından biri olacak. 2023 depremlerinde ekonomik kayıpların yaklaşık yüzde 90'ının sigorta koruması dışında kalması da bu ihtiyacın önemini ortaya koyuyor. Bu noktada müşterilerin beklentilerinin yalnızca daha fazla ürüne ulaşmakla sınırlı olmadığını düşünüyoruz. Ürünlerin daha anlaşılır olması, ihtiyaçlara uygun şekilde şekillenmesi ve sigorta hizmetlerine daha kolay erişilebilmesi de önem taşıyor. Mobil uygulamaların, yapay zekanın ve gömülü sigortacılık çözümlerinin gelişmesi bu açıdan önemli fırsatlar sunuyor. Teknolojinin, müşteri deneyimini kolaylaştırırken acente ve diğer dağıtım kanallarıyla birlikte bütüncül bir hizmet yapısını destekleyeceğini öngörüyoruz.
MÜŞTERİ ODAKLILIK GÜÇLENECEK
*2030'a doğru sigorta sektöründe nasıl bir dönüşüm öngörüyorsunuz? Müşteri beklentileri, teknoloji ve yapay zeka ile birlikte yeni risk alanları sektörün geleceğini nasıl şekillendirecek?
2030'a doğru baktığımızda sigorta sektörünün; değişen müşteri beklentileri, teknolojik gelişmeler, yeni risk alanları ve ekonomik koşullar doğrultusunda gelişmeye devam edeceğini düşünüyoruz. Önümüzdeki dönemde müşteri deneyiminin sektör açısından önemli başlıklardan biri olmayı sürdüreceğini öngörüyoruz. Müşterilerin daha kolay erişilebilen, anlaşılır ve ihtiyaçlarına uygun ürün ve hizmetlere yönelik beklentilerinin artması, sigorta şirketlerinin de süreçlerini bu doğrultuda geliştirmesini beraberinde getirebilir. Teknoloji ve yapay zekanın da bu dönüşümü destekleyen önemli araçlardan biri olacağını düşünüyoruz. Özellikle müşteri hizmetleri, hasar süreçleri, doküman yönetimi, risk analizi ve operasyonel süreçlerde teknolojiden daha fazla yararlanılması; çalışanların işlerini kolaylaştırırken müşterilere sunulan hizmetin hızına ve kalitesine de katkı sağlayabilir. Bunun yanında, acenteler ve diğer dağıtım kanalları sektör açısından önemini korumaya devam edecek. İklim değişikliği, doğal afetler ve siber riskler gibi başlıkların da önümüzdeki yıllarda sektörün gündeminde daha fazla yer bulabileceğini düşünüyoruz. Bu alanlardaki gelişmeler, mevcut ürünlerin ihtiyaçlara göre geliştirilmesinin yanı sıra yeni sigorta çözümlerinin de değerlendirilmesini beraberinde getirebilir. 2030 perspektifinde sigorta sektörünün temel amacının değişmeyeceğini düşünüyoruz: Müşterilerin karşılaşabileceği risklere karşı güvence sağlamak. Ancak bu güvenceyi sunarken kullanılan yöntemlerin, teknolojilerin ve hizmet modellerinin gelişmeye devam etmesini bekliyoruz. Bu çerçevede 2030'a doğru; müşteri odaklılığın güçlendiği, teknolojiden daha etkin yararlanılan, yeni risklere uyum sağlayabilen ve güven unsurunu merkezinde tutmaya devam eden bir sigorta sektörü öngörüyoruz.