Yayın Tarihi:
10 Ekim 2026 08:53Güncelleme Tarihi:
10 Ekim 2026 08:53Güncelleme Tarihi:
10 Ekim 2026 08:53Yayın Tarihi:
10 Ekim 2026 08:53
2008 yılında kurumların dijital varlıklarını korumak ve Türkiye'nin siber güvenlik alanındaki yerli uzmanlık kapasitesini geliştirmek amacıyla kurulan Barikat, bugün kamu kurumlarından kritik altyapılara, finans kuruluşlarından büyük ölçekli işletmelere kadar geniş bir müşteri kitlesinin güvenlik ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştiriyor.
Barikat Siber Güvenlik Genel Müdür Yardımcısı ve CTO'su Umut Dinçkol, şirketin siber güvenliği bir hizmet kalemi olmanın ötesinde, teknoloji üretimi, operasyon yönetimi ve insan kaynağı gelişimini kapsayan bütünsel bir disiplin olarak ele aldığını söylüyor.Şirketin faaliyetleri; Yönetilen Güvenlik Operasyonları, Ofansif Güvenlik, Yönetişim-Risk-Uyumluluk ile Ar-Ge ve Ürün Geliştirme olmak üzere dört ana bölümde yürütülüyor.
Dinçkol, Barikat'ın farklılaşan yaklaşımının siber güvenliği tek seferlik bir ürün kurulumu olmaktan çıkararak sürekli geliştirilen ve yönetilen bir teknoloji disiplini haline getirmek olduğunu ifade ediyor. Geliştirilen tespit senaryoları, otomasyon akışları ve yapay zeka destekli karar destek katmanları saha deneyimi yüksek uzman kadronun bilgi birikimiyle birleşiyor. Bu sayede kurumların yalnızca güncel tehditlere karşı korunmasının değil, uzun vadeli siber dayanıklılıklarının da güçlendirilmesinin hedefleniyor.
AR-GE'DE ODAK YAPAY ZEKA VE OTOMASYON
Barikat'ın Ar-Ge çalışmalarında güvenlik operasyonlarının otomasyonu, saldırıların daha erken aşamada tespit edilmesi, farklı kaynaklardan gelen güvenlik verilerinin anlamlandırılması ve müdahale sürelerinin kısaltılması öne çıkıyor. Dinçkol, sahadaki gerçek operasyonlardan elde edilen deneyimlerin yeni tespit senaryolarına, korelasyon kurallarına, otomasyon akışlarına ve kuruma özel güvenlik modellerine dönüştürüldüğünü belirtiyor. Yapay zeka destekli karar destek katmanlarının da bu çalışmaların önemli bir parçası olduğunu dile getiren Dinçkol, yapay zeka sistemlerinin, bulut ortamlarının ve kritik altyapıların güvenliği gibi gelişen alanlarda yeni metodolojiler ve yerli teknoloji çözümleri geliştirdiklerini ifade ediyor. Dinçkol'a göre siber güvenlikte teknoloji üretmek kadar sahadan öğrenmek de önemli. Bu nedenle geliştirilen teknolojilerin gerçek operasyonlarda kullanılması, elde edilen deneyimin ise yeni ürün ve çözümlere aktarılması hedefleniyor. Dinçkol, üretilen yerli teknolojilerin ve yetiştirilen uzmanların Türkiye'nin siber dayanıklılığına katkı sunduğunu vurguluyor.
YENİ NESİL GÜVENLİK İHTİYAÇLARI
2026 yılını şirket açısından dönüşümün kurumsal kapasiteye ve sahadaki sonuçlara yansıdığı bir dönem olarak değerlendirenDinçkol; bu süreçte organizasyon yapısının, hizmet portföyünün ve teknoloji geliştirme yaklaşımının yeni büyüme hedefleri doğrultusunda yeniden ele alındığını belirtiyor. Bu dönemde teknik uzmanlık, satış, iş ortaklıkları ve müşteri deneyimi arasındaki entegrasyonun güçlendirildiğini aktaran Dinçkol, hizmet portföyünün de yeni nesil ihtiyaçlar doğrultusunda güncellendiğini söylüyor. Bulut güvenliği, finansal güvenlik, OT/ICS güvenliği, vCISO, DevSecOps ve acil olay müdahalesi gibi alanlardaki yetkinliklerin daha bütüncül bir yapıya kavuşturulduğunu belirten Dinçkol, Yönetilen SAP SOC ve Yönetilen OT SOC gibi sektörel ihtiyaçlara odaklanan modellerle güvenlik operasyonlarının farklı teknolojik ortamların dinamiklerine göre özelleştirildiğini ifade ediyor. 2027 hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dinçkol, dört ana eksene odaklanıyor. Bunların başında yapay zeka destekli güvenlik operasyonlarında teknoloji platformunun derinleştirilmesi geliyor. Dinçkol, güvenlik ekiplerinin daha hızlı, tutarlı ve ölçülebilir kararlar almasını sağlayacak yerli karar destek katmanının bir sonraki olgunluk seviyesine taşınmasının hedeflendiğini ifade ediyor. Bilgi teknolojileri altyapısı, veri merkezi ve bulut hizmetlerinde büyümenin de gündemde olduğunu belirten Dinçkol, finans, kritik altyapı ve OT/ICS alanlarına özel çözümlerin genişletileceğini aktarıyor. Kendi yazılım ürünlerinin ve yapay zeka çözümlerinin olgunluğunun artırılması ve ürün gelirlerinin toplam ciroya katkısının yükseltilmesi de hedefler arasında yer alıyor. Dinçkol, Türkiye'de geliştirilen operasyon modelinin ve teknoloji birikiminin seçili uluslararası pazarlara taşınmasının da 2027 stratejisinin önemli başlıklarından biri olduğunu söylüyor.
"GERÇEK PROBLEME ODAKLANIN"
Dinçkol, siber güvenlik sektörüne yeni girecek girişimcilere yalnızca teknolojiye değil, gerçek ve ölçülebilir problemlere odaklanmaları tavsiyesinde bulunuyor. Siber güvenliğin güvenin uzun sürede kazanıldığı ve geliştirilen ürünlerin gerçek operasyon koşullarında doğrulanması gereken bir alan olduğunu belirten Dinçkol, girişimcilerin müşterinin operasyonunu, regülasyonlarını ve risklerini yakından anlamasının önemine dikkat çekiyor. Dinçkol, girişimcilerin yerel pazarda edindikleri deneyimi küresel standartlarla birleştirmeleri gerektiğini de vurguluyor. Sabırlı olmak, güvenilir iş ortaklıkları kurmak ve sürekli öğrenmenin sektörde kalıcı olmanın temel koşulları arasında bulunduğunu ifade eden Dinçkol, Türkiye'nin güçlü mühendislik yeteneği ve operasyonel deneyimiyle küresel siber güvenlik pazarında daha büyük bir değer üretme potansiyeline sahip olduğunu belirtiyor.

(Barikat Siber Güvenlik Genel Müdür Yardımcısı ve CTO'su Umut Dinçkol)