Yayın Tarihi:
01 Nisan 2026 17:17Yayın Tarihi:
01 Nisan 2026 17:17
Göker, Platin Dergisi'ndeki yazısında yemeğin bizde tanıdık ya da unutulmaz bir karşılık bulmasını sağlayan asıl gücün; tat, koku, doku ve ritmin hafızayla birleşerek kurduğu o devasa duyusal bütünlük olduğunu savunuyor.
Bu bağlamda, "anne köftesi" gibi ikonik lezzetlerin sadece bir tariften ibaret olmadığını; mutfağın ışığından tencereden çıkan sese, evin akşamüstü ritminden o yemeğin sunuluş biçimine kadar bütüncül bir hikayeyi temsil ettiğini belirtiyor. Küresel markalar her ne kadar standart ve tekrar edilebilir lezzetler üretse de, Göker'e göre bu markaların asla kopyalayamayacağı şey, bedene yerleşmiş olan bu yerel ve ailevi hafıza.
Günümüzün dijital dünyasına da değinen Göker, sosyal medyadaki sıradan mutfak hallerinin ve "Annem böyle yapar" temalı içeriklerin bu kadar güçlü bir karşılık bulmasını, insanların hâlâ o ortak duyusal geçmişe ve yaşanmışlığa duyduğu özlemle açıklıyor. Ancak yazar, yapay zeka ve sosyal medya çağında görsellik ve ses dışındaki duyuların (dokunma, koku, sıcaklık) "gürültü" sayılarak dışlanmasının, hafıza kurma biçimimizi kökten sarsabileceği konusunda kritik bir uyarıda bulunuyor. Eğer bu duyusal bütünlüğü kaybedersek, sadece bir yemeğin tadını değil, o tadın bizi hayata ve kültüre bağlayan köprülerini de kaybedebiliriz.
Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz: https://www.platinonline.com/yazarlar/dr-aybil-goker/bir-lokmadan-fazlasi-1096866