Ege Yapı Yönetim Kurulu Başkanı İnanç Kabadayı, Platin Dergisi Temmuz 2026 sayısında konuk yazar oldu. Kabadayı, yazısında 'Longevity' etkisiyle gayrimenkul sektöründe yaşanan değişime bakış atarken gelecekte kazanan projeleri anlattı. İşte o yazı:
Günümüzde yaşam süresi uzamaya başladı ancak asıl amaç bu süreyi sağlıklı, üretken ve kaliteli geçirebilmek. Son yıllarda iş dünyasından teknolojiye, sağlık sektöründen şehir planlamasına kadar pek çok alanı dönüştüren longevity yaklaşımı da tam bu soruya odaklanıyor. Uzayan yaşam süreleri, sağlık teknolojilerindeki gelişmeler ve değişen yaşam beklentileri, birçok sektörde olduğu gibi gayrimenkulde de yeni bir anlayışı beraberinde getiriyor. Longevity yalnızca daha uzun yaşamak değil; daha sağlıklı, daha aktif ve daha kaliteli yaşamak, yani 'yaşam süresi' kadar 'sağlıklı yaşam süresi' anlamına da geliyor. Bu nedenle konu artık yalnızca sağlık sektörünün değil; şehirlerin, çalışma alanlarının ve yaşam çevrelerinin de gündeminde. İnsan ömrü uzarken, insanların nasıl yaşayacağı sorusu da en az ne kadar yaşayacağı kadar önemli hâle geliyor.
MEKANLARIMIZ SAĞLIĞIMIZI ŞEKİLLENDİRİYOR
Bu değişim, gayrimenkul sektöründe yeni bir dönemin kapısını açıyor. Çünkü bugün insanlar zamanlarının yaklaşık yüzde 90'ını (1) binaların içinde geçiriyor. Dolayısıyla yaşadığımız ve çalıştığımız mekanların sağlığımız üzerindeki etkisi her geçen gün daha görünür hale geliyor. Uluslararası araştırmalar, iç mekan hava kalitesindeki iyileştirmelerin bilişsel performansı yüzde 61'e (2) kadar artırabildiğini ortaya koyuyor. Isıl konforun iyileştirilmesi çalışan verimliliğinde yüzde 15 ila 20 (3) artış sağlayabiliyor. Daha da dikkat çekici olanı, sağlık ve verimlilik odaklı yatırımların ekonomik geri dönüşünün enerji tasarrufundan yaklaşık 45 kat (4) daha yüksek olması. Bu veriler, sağlıklı yapıların artık yalnızca sosyal bir sorumluluk değil, aynı zamanda güçlü bir yatırım tercihi olduğunu gösteriyor.
SOSYAL SORUMLULUKTAN YATIRIM TERCİHİNE
Bugün dünyanın önde gelen yatırımcıları ve gayrimenkul geliştiricileri de bu dönüşümü yakından takip ediyor. MIPIM başta olmak üzere uluslararası platformlarda son yılların yükselen başlıklarından biri, 'longevity real estate' olarak tanımlanan, sağlıklı yaşamı destekleyen yeni nesil projeler. Londra'dan Dubai'ye, Singapur'dan Miami'ye kadar pek çok şehirde sağlık hizmetleri, spor, teknoloji, sürdürülebilirlik ve sosyal yaşamı bir araya getiren projeler geliştiriliyor. Wellness residence'lar, aktif yaşam toplulukları ve sağlıkla bütünleşmiş karma projeler artık küresel gayrimenkul pazarının en hızlı büyüyen segmentleri arasında. Çünkü kullanıcılar yalnızca bir konut ya da ofis değil, yaşam kalitesine katkı sağlayan bir ekosistem satın almak istiyor.
Bu eğilim yalnızca yaşam tarzı tercihlerinden kaynaklanmıyor; aynı zamanda güçlü bir ekonomik zemine sahip. Araştırmalar, sağlık sertifikalı binaların benzerlerine göre yüzde 4 ila 8 arasında kira primi yaratabildiğini gösteriyor. Kullanıcıların bu yapılarda daha uzun süre kalmayı tercih etmesi de yatırımcı açısından önemli bir avantaj. Bu nedenle sağlık ve wellness kriterleri, birçok uluslararası yatırım fonunun değerlendirme süreçlerinde artık lokasyon kadar belirleyici başlıklardan biri.
OFİSLERDE YENİ STANDART: BİYOFİLİK TASARIM
Benzer bir dönüşüm ofislerde de yaşanıyor. Pandemi sonrasında çalışanların beklentileri önemli ölçüde değişti. Gün ışığı alan, temiz hava sunan, hareket etmeyi teşvik eden ve sosyal etkileşimi destekleyen çalışma ortamları yeni dönemin standardı hâline geliyor. Araştırmalar, çalışma ortamlarına bitki eklenmesinin verimliliği yüzde 15 artırabildiğini ortaya koyuyor. Bu ortamlardaki çalışanların yüzde 76'sı kendini daha enerjik, yüzde 78'i ise daha mutlu hissettiğini ifade ediyor. Bu nedenle biyofilik tasarım yaklaşımı, yeni nesil ofis projelerinde hızla yaygınlaşıyor. Doğayla temas artık estetik bir tercih değil; çalışan sağlığını ve performansını destekleyen bir unsur olarak değerlendiriliyor.
TÜRKİYE'NİN POTANSİYELİ VE YAKLAŞIMIMIZ
Türkiye'nin bu dönüşümde önemli bir potansiyeli olduğuna inanıyorum. Güçlü sağlık altyapımız, gelişen sağlık turizmi ekosistemimiz, iklim avantajlarımız ve dinamik gayrimenkul sektörümüz sayesinde ülkemiz, önümüzdeki dönemde longevity odaklı yatırımlar için önemli merkezlerden biri olabilir. Biz de Ege Yapı olarak bu dönüşümün gayrimenkul sektörünün geleceğini şekillendireceğine inanıyor ve projelerimizi bu perspektifle geliştiriyoruz. Çünkü günümüz kullanıcıları yalnızca bir konut ya da ofis satın almıyor; aynı zamanda yaşam kalitesine yatırım yapıyor.
Nitekim son yıllarda konut tercihlerinde de önemli bir değişim görüyoruz. Bir dönem lokasyon ve metrekare ön plandayken, bugün yeşil alan oranı, yürünebilir çevre, spor olanakları, hava kalitesi, sürdürülebilirlik uygulamaları ve yaşam kalitesini destekleyen unsurlar satın alma kararlarında çok daha belirleyici. Bu değişim, sektörün geleceğinin hangi yönde şekilleneceğine dair de önemli ipuçları veriyor. Bu nedenle geliştirdiğimiz projelerde geniş peyzaj alanlarını, yürüyüş ve spor olanaklarını, sosyal yaşamı destekleyen ortak kullanım alanlarını ve sürdürülebilirlik uygulamalarını tasarımın merkezine yerleştiriyoruz. En az yüzde 65'e ulaşan peyzaj oranlarıyla doğayı yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline getirirken; açık hava aktivite alanları, yürüyüş parkurları ve spor tesisleriyle hareketli yaşamı teşvik etmeyi hedefliyoruz.
Bugün peyzajı yalnızca estetik bir unsur olarak görmüyoruz. Doğayla temasın fiziksel ve zihinsel sağlık üzerindeki etkilerini dikkate alarak, kullanıcıların günlük yaşamlarında daha fazla hareket edebileceği ve açık alanlardan daha fazla faydalanabileceği yaşam çevreleri tasarlıyoruz. Çünkü sağlıklı yaşamın yalnızca bireysel tercihlerle değil, yaşanılan çevreyle birlikte şekillendiğine inanıyoruz. Longevity yaklaşımının temelinde yalnızca fiziksel sağlık değil; sosyal bağlar, zihinsel iyi oluş ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıkları da yer alıyor. Bu nedenle projelerimizi planlarken komşuluk ilişkilerini destekleyen sosyal alanlara, kullanıcıların doğayla temas kurabileceği açık mekânlara ve farklı yaş gruplarının bir arada yaşayabileceği bütüncül yaşam kurgularına önem veriyoruz. Teknolojiyi de bu yaklaşımın önemli bir tamamlayıcısı olarak görüyoruz. Enerji verimliliği sağlayan sistemler, akıllı bina teknolojileri, yenilenebilir enerji uygulamaları, yağmur suyu geri kazanımı ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik çalışmalarımızla; yalnızca bugünün değil, geleceğin yaşam standartlarına da uygun projeler geliştirmeyi amaçlıyoruz.
GELECEĞİN EN DEĞERLİ PROJELERİ
Önümüzdeki yıllarda bir projenin değeri yalnızca lokasyonu, mimarisi veya sunduğu yatırım getirisiyle ölçülmeyecek. İnsanların fiziksel, zihinsel ve sosyal sağlığına yaptığı katkı da en az bunlar kadar önemli olacak. Longevity yaklaşımı bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Uzun yaşamın değeri, o yaşamın ne kadar sağlıklı ve kaliteli geçirildiğiyle ölçülür. Gayrimenkul sektörü olarak bizim görevimiz de yalnızca yapılar inşa etmek değil, insanların daha iyi yaşayabileceği çevreler tasarlamaktır. Geleceğin en değerli projeleri; kullanıcılarına yalnızca metrekare değil, daha sağlıklı, daha üretken ve daha kaliteli yaşam yılları kazandıran projeler olacak.

(Ege Yapı Yönetim Kurulu Başkanı İnanç Kabadayı)