Yayın Tarihi:
29 Eylül 2026 15:53Güncelleme Tarihi:
29 Eylül 2026 15:53Güncelleme Tarihi:
29 Eylül 2026 15:53Yayın Tarihi:
29 Eylül 2026 15:53
Günümüzde kurumsal wellness uygulamaları, çalışan deneyiminin ötesine geçerek işveren markası, liderlik yaklaşımı ve yetenek yönetiminin stratejik bir parçası haline geliyor. Kurumsal wellness uygulamalarının bugün üst düzey yöneticilerin bir işvereni tercih etmesinde ne kadar belirleyici hale geldiği sorusunu yanıtlayan PERYÖN Türkiye İnsan Yönetimi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Eylem Derya Özgür, bu kavramın artık yalnızca bir yan hak ya da çalışan memnuniyeti başlığı olarak değerlendirilemeyeceğini ifade ediyor. Özgür, "Bugün bir işverenin tercih edilmesinde; kurumun çalışanına nasıl baktığı, liderlerine nasıl destek verdiği, sürdürülebilir performansı nasıl tanımladığı ve iyi oluşu kurum kültürünün neresine yerleştirdiği belirleyici hale geliyor" değerlendirmesinde bulunuyor. Deloitte'un 2026 Global Human Capital Trends araştırmasına dikkat çeken Özgür, 89 ülkeden dokuz binden fazla iş ve İK liderinin katıldığı çalışmada liderlerin 10'da 7'sinin önümüzdeki üç yıl için temel rekabet stratejilerinin hız ve çeviklik olduğunu söylediğini aktarıyor. Özgür, "Bu hızın sürdürülebilir olabilmesi için insanın adaptasyon kapasitesi, liderlik becerisi ve kurum içindeki güven duygusunun güçlendirilmesi gerekiyor. Dolayısıyla üst düzey yöneticiler için wellness, artık 'kurum bana ne sunuyor?' sorusunun ötesinde, 'bu kurum sürdürülebilir başarıyı nasıl yönetiyor?' sorusunun yanıtına dönüşmüş durumda" diyor.
WELLNESS YATIRIMLARINDA FARKI BELİRLEYEN UYGULAMALAR
Çalışan bağlılığını artırmak için yapılan wellness yatırımlarında hangi uygulamaların fark yarattığı sorusunu yanıtlayan Özgür, en kritik unsurun bütünsel ve kişiselleştirilmiş tasarım olduğunu belirtiyor. Esenlik başlığının yalnızca dönemsel sağlık etkinlikleri ya da genel motivasyon uygulamalarıyla sınırlı olmadığını aktaran Eylem Derya Özgür; "Psikolojik destekten beslenme danışmanlığına, fizyoterapiden uyku düzenine, ebeveynlik desteğinden bakım sorumluluklarına kadar çalışanların farklı yaşam ihtiyaçlarını gözeten daha kapsayıcı bir yapıya dönüşüyor. Her çalışana aynı paketi sunmak yerine bireysel ihtiyaçları anlamak gerekiyor. Çalışan deneyimi giderek daha kişisel bir yapıya bürünüyor. Kimi çalışan için psikolojik danışmanlık en değerli destek olurken, kimi için kreş desteği, bakım izni, esnek çalışma, finansal iyi oluş programları ya da mesleki gelişim imkanları daha belirleyici olabiliyor" diyor.
KİŞİSELLEŞTİRME VE GELİŞİM ODAKLI YAKLAŞIM
Özgür, gerçek etki yaratan uygulamaların yalnızca bugünkü ihtiyaçlara değil, gelecekteki gelişime de yatırım yapan modeller olduğunu vurguluyor. Eğitim bütçeleri, sertifika programları, dijital öğrenme platformları ve yetkinlik geliştiren uygulamaların wellness yaklaşımının tamamlayıcı parçası haline geldiğini ifade eden Özgür, "İyi oluşu yalnızca fiziksel ya da psikolojik sağlık üzerinden değil; çalışanın kendini güvende, desteklenmiş, gelişebilir ve değerli hissettiği bütünsel bir deneyim olarak ele almak gerekiyor" diyor. Önümüzdeki dönemde bağlılık yaratan kurumların çalışanlarını tek tip bir kitle olarak değil, farklı ihtiyaçları olan bireyler olarak görebilen kurumlar olacağını belirten Özgür, esnek yan hak modellerinin önemini ortaya koyuyor: "Regl izni, şefkat izni, bakım izni, mental sağlık izni, ebeveyn destekleri, önleyici sağlık uygulamaları ve gelişim odaklı yan haklar, bu yaklaşımın somut örnekleri arasında yer alıyor. Çalışanını dinleyen, ihtiyaçlarını anlayan ve yan hak yapısını bu içgörüyle şekillendiren kurumlar; bağlılık, performans ve işveren markası açısından daha güçlü bir konuma sahip olacak."