
Küçük bir kara parçası olarak görülen Tavşan Adası, suyun altında eşsiz bir ekosisteme ev sahipliği yapıyor. Hassas mercan toplulukları, nesli tehlike altındaki pinalar ve deniz çayırları için kritik bir üreme noktası olan ada, Marmara'nın biyolojik çeşitliliğini yeniden canlandırabilecek bir potansiyele sahip. Ancak artan avcılık baskısı, deniz kirliliği ve denetim eksiklikleri, bu kırılgan yapıyı yok olma eşiğine getiriyor.
SAHADA KESİNTİSİZ NÖBET: DENİZ KORUCULUĞU
Deniz Yaşamını Koruma Derneği, 2017'den bu yana yürüttüğü çalışmalarla adayı adeta mercek altına almış durumda. Kurulan Deniz Koruculuğu Sistemi sayesinde mercan ekosistemleri 7/24 izlenirken, deniz tabanı hayalet ağlardan temizleniyor. Üstelik bölge, 2025 yılında tescillenen üçüncü derece arkeolojik sit alanı statüsüyle kültürel bir miras değerini de taşıyor.
DYKD Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Narcı, bölgenin başarısını şu sözlerle özetliyor: "Tavşan Adası bizim için, Marmara Denizi'nin iyileşebileceğini herkese gösteren emekle ve sabırla büyüttüğümüz canlı bir kanıt. Deniz Yaşamını Koruma Derneği'nin 10 yıla yayılan izleme, mercan restorasyonu, Deniz Koruculuğu Sistemi gibi çok katmanlı yaklaşımı sonunda gördüğümüz etki çok net. Pina, deniz çayırları, mercanlar, göç kuşları ve balık türlerindeki çeşitlilik bize restorasyonun başarısını somut biçimde gösteriyor. Marmara'nın geleceği, sahada sürekli takip edilen ve iyileştirilen alanlarla mümkün. Tavşan Adası, Marmara'da 'olmaz' denilene karşı, 'olur' diyen bir model."

"KORUMA ALANLARI KAĞIT ÜZERİNDE KALMAMALI"
WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula ise koruma statüsünün tek başına yeterli olmadığını vurguluyor. Kula'ya göre, gerçek koruma ancak etkin bir yönetim planı ve toplumsal sahiplenme ile mümkün: "Tavşan Adası Marmara'nın son sığınaklarından biri ve Cumhurbaşkanlığı kararı ile ilan edilmiş ilk ve tek Kesin Korunacak Hassas Alan. Ancak koruma alanları yalnızca haritalar üzerinde çizilen sınırlar değildir; doğru anlatılmadığında ve yeterince sahiplenilmediğinde etkili bir koruma sağlanamaz. Deniz Yaşamını Koruma Derneği ile bir araya gelerek bu bölgenin bir av alanı değil, yaşam alanı olduğunun altını çizmek için yola çıktık. Gerçek koruma; kurallarla, planlarla ve ortak bir iradeyle sahip çıkıldığında hayata geçer. Alanın en yüksek koruma statüsü, etkin yönetim planlarıyla desteklenmeli. Bu alan, yaşayan bir Marmara Denizi'nin geleceğinin garantisidir. O nedenle diyoruz ki: Tavşan Adası bir av alanı değil; yaşam alanıdır. Yaşam alanları ise ancak sahip çıkıldığında yaşar."
ORTAK GELECEK İÇİN EYLEM ÇAĞRISI
Kampanya kapsamında, kamu kurumlarından yerel halka, balıkçılardan turizm sektörüne kadar tüm paydaşlara iş birliği çağrısı yapılıyor. Bilimsel veriye dayalı, şeffaf ve denetlenebilir bir yönetim planının hızla hayata geçirilmesi hedefleniyor. Marmara'nın bu eşsiz mirasını korumak, sadece bugünün değil, gelecekteki deniz yaşamının da kurtuluşu anlamına geliyor. Tavşan Adası hala nefes alırken, bu sesi duymak ve harekete geçmek için vakit daralıyor.