Güncelleme Tarihi:
12 Şubat 2026 14:32Yayın Tarihi:
12 Şubat 2026 14:24Yayın Tarihi:
12 Şubat 2026 14:24Güncelleme Tarihi:
12 Şubat 2026 14:32
Mimarlık eğitimini Stuttgart Üniversitesi, Tokyo Üniversitesi ve New York Pratt Institute'ta tamamlayan Beste Aykut; New York'ta uluslararası üne sahip Snarkitecture'da yeni eğilimlere yön veren proje tasarımlarına imza atıyor.
New York'un silüetini biçimlendiren gökdelen projelerinde başarılı bir Türk mimar olarak öne çıkması ise Türkiye için büyük bir gurur. Aykut'un Stockholm'ün tarihi Östermalm semtinde, dünyanın en çok bilinen moda markalarından biri için tamamladığı mağaza tasarımı, alışveriş deneyimini yeniden tanımlayan konsepti ile ilgi uyandıran projeler arasında yer aldı. Aynı zamanda ABD'de Ohio State University için tasarımında yer aldığı Eğitim ve Araştırma Merkezi Projesi yenilenebilir enerji sistemleriyle; özellikle cephe ve güneş paneli entegrasyonuna sahip kanopi tasarımıyla büyük ilgi topladı ve çok sayıda ödüle layık görüldü.
Mobilya tasarımına da ilgi duyan Beste Aykut'un Bauhaus ve Art Deco tasarım mimari akımlarının etkilerini taşıyan çalışmaları da bulunuyor. Beste Aykut ile 2026 ve sonrasında mimari süreçlere yön verecek yeni trendleri konuştuk.
BETON, VERİ VE HAYATTA KALMA SANATI
"Tokyo'da bir gökdelen hafifçe sallandığında, Berlin'de tarihi bir yapının cephesi enerji verimliliği için yeniden modellendiğinde veya New York'ta dev bir ofis katı üçüncü kez işlev değiştirdiğinde aynı şeyi düşünüyorum: Mimarlık mesleği sessiz ama sarsıcı bir devrim geçiriyor" diyen Mimar Beste Aykut; Almanya, Japonya ve Amerika üçgeninde yaşadığı, eğitim aldığı ve çalıştığı yolların kendisine tek bir gerçeği öğrettiğini söylüyor: "Mimarlık artık sadece 'güzel bina' yapma sanatı değil; kaotik bir dünyada 'sürdürülebilir strateji' üretme disiplini... Görsel kültürün hiç olmadığı kadar hızlandığı bu çağda, binalarımız artık estetikten ziyade 'hayatta kalma' odaklı ağır soruların yükünü taşıyor."
PRESTİJİN TANIMI DEĞİŞTİ
Beste Aykut'a göre bu yeni dönemde, farklı kıtaların kadim reflekslerinin küresel bir potada eridiğine şahitlik ediyoruz. Avrupa mimarisinin özellikle de Almanya ekolünün, dışarıdan bakanlar için çoğu zaman katı bir bürokrasi ve yönetmelik yığını gibi göründüğüne dikkat çeken Aykut; "Ancak bu disiplinin arkasındaki asıl güç, 'mevcudun değerini' maksimize etme felsefesi... Enerji krizleri ve ham madde darboğazı, inşaat sektöründeki o hoyrat 'yık-yap' dönemini kapatırken, prestijin tanımı da değişti. Artık kahramanlık sıfırdan devasa metrekareler üretmekte değil; eldeki stoku bir cerrah titizliğiyle geleceğe hazırlamakta aranıyor. Tasarım, artık bir inşaat faaliyeti değil, bir 'kaynak yönetimi' hamlesidir" yorumunda bulunuyor.
DAYANIKLILIK ÖN PLANDA
Asya'da ise Japonya'nın 'krizle dans etme" bilgeliğiyle karşılaşıldığının altını çizen Beste Aykut; "Japonya'da mimarlık, doğayla girilen bir inatlaşma değil, bir uyum süreci... Japonya'da öğrendiğim en kıymetli ders ise tasarımın statik bir resim değil, dinamik bir davranış biçimi olmasıydı. Bir yapı afet anında nasıl tepki verir? Toplum o yapının içinde nasıl korunur ve iyileşir? Bugün iklim kriziyle yüzleşen dünya, Japonya'nın bu dayanıklılık (resilience) sezgisine her zamankinden daha muhtaç. Artık bir yapının başarısı güneş altındaki silüetiyle değil, en karanlık senaryoda ne yaptığıyla ölçülüyor" diyor.
VARLIK YÖNETİMİ DİLİ
Okyanusun diğer tarafında Amerika'da, New York'un vahşi ama rasyonel ekosisteminde ise mimarlığın 'varlık yönetimi' diline dönüştüğünü vurgulayan Beste Aykut; sözlerine şöyle devam ediyor: "Burada bir binanın değeri, değişen piyasa ve yaşam koşullarına ne kadar hızlı adapte olabildiğiyle ölçülüyor. New York'un pragmatizmi bize mekanın statik bir kurgu olmadığını; tıpkı bir yazılım gibi sürekli güncellenebilir bir 'platform' olarak tasarlanması gerektiğini öğretiyor. 10 yıl sonraki çalışma veya yaşam biçimine uyum sağlayamayan yapı, New York standartlarında artık bir 'varlık' değil, bir 'yük'tür."
YAPAY ZEKA DEVREDE
İşte tam da bu noktada yapay zekanın denkleme dahil olduğunu söyleyen Beste Aykut; "Ancak yapay zeka, sanıldığı gibi mimarın yerini alan bir çizer değil; belirsizlik anında doğru soruyu sormamızı sağlayan bir senaryo hızlandırıcısıdır. Karmaşık enerji verileri, karbon ayak izi hesapları ve tedarik zinciri riskleri masaya geldiğinde, yapay zeka insan zihninin kör noktalarını aydınlatan stratejik bir ortağa dönüşüyor" açıklamasında bulunuyor.
STRATEJİST KİMLİĞİ
Tüm bu veriler bir araya geldiğinde Almanya'nın disiplinini, Japonya'nın sezgisini ve Amerika'nın ticari keskinliğini sentezlemek zorunda olan yeni bir mimar profilinin doğduğunu söyleyen Beste Aykut, "Mimar artık sadece bir tasarımcı değil; kaynak, risk ve kültür arasında arabuluculuk yapan bir stratejisttir. Mimarlık, 'nasıl görünür?' sorusundan 'nasıl ayakta kalırız?' sorusuna evrildi. Tam da bu yüzden mesele artık sadece biçim değil, hayatın ta kendisi" diyor.

(Mimar Beste Aykut)