Yayın Tarihi:
10 Eylül 2026 15:52Güncelleme Tarihi:
10 Eylül 2026 15:52Güncelleme Tarihi:
10 Eylül 2026 15:52Yayın Tarihi:
10 Eylül 2026 15:52
Seniha Skincare Kurucusu, Dermatolog Dr. Sadiye Kuş, kozmetik ürünlerde kullanılan bazı içeriklerin cilt bariyeri, hormon sistemi, insan sağlığı ve çevre üzerindeki olası etkilerine dikkat çekiyor. Kuş'a göre tüketicinin ürünün ön yüzündeki vaatlerden önce içerik listesine bakması, daha bilinçli ve sürdürülebilir bir anlayışın temelini oluşturuyor.
Seniha'nın kuruluşunun ardında bir aile hikayesi olduğunu biliyoruz. Hem bu hikayeyi hem de sizi bir hekim olarak girişimciliğe taşıyan Seniha'nın kuruluş hikayesini anlatır mısınız?
Seniha'nın adı; şefkati, zarafeti, doğaya ve tüm canlılara duyduğu sevgiyle ailemizde iz bırakan anneannemiz Seniha Hanım'dan geliyor. Onun doğayla uyumlu ve özenli yaşam anlayışını bugünün insanıyla buluşturmak istedik. Markanın temellerini dermatolog olarak içeriklerin formüllerini hazırlayan ben, genel cerrahi uzmanı ve sağlık yöneticisi eşim Dr. Hasan Kuş ve kızım, aromaterapist Defne Kuş birlikte attık. Hekimlik pratiğimde cildin yalnızca estetik bir yüzey değil, sağlığımızın önemli bir parçası olduğunu görüyorum. Hem bizim kendimizin tüketici olarak temiz içerikler bulmakta zorlanıyor oluşumuz hem de tüketicilerin içerik listelerini anlamakta ve güvenilir ürün seçmekte zorlandığını görmek, bizi önce temiz içerikli ürünleri bir araya getiren bir platform, ardından da kendi ürünlerimizi geliştiren bir marka kurmaya yöneltti.
Seniha sadece kendi ürünlerinizi ürettiğiniz bir marka değil, aynı zamanda sizin gibi temiz üretim yaklaşımını benimseyen girişimcilerin ürünleriyle tüketicileri buluşturduğunuz bir platform. Böyle bir platform kurma fikri hangi ihtiyaçtan doğdu?
Temiz içerikli ürünlere ilgi artmasına rağmen, tüketicinin bu ürünleri değerlendirebileceği ortak ve anlaşılır bir standart bulunmuyordu. 'Doğal', 'vegan' ya da 'çevre dostu' gibi ifadeler her zaman ürünün bütünüyle güvenli veya sürdürülebilir olduğu anlamına gelmiyor. Seniha'yı, ürünlerin belirli kriterler ve kapsamlı bir yasaklılar listesi doğrultusunda seçildiği güvenilir bir platform olarak kurguladık. Aynı zamanda temiz üretime emek veren girişimcilerin görünür olmasını ve ortak değerler etrafında bir ekosistem oluşmasını amaçlıyoruz.

Günlük yaşamda cildimize temizleyiciden seruma, güneş koruyucudan makyaj ürünlerine kadar çok sayıda ürün uyguluyoruz. Sizce, cildimizin maruz kaldığı içeriklerin ve bunların sağlık üzerindeki olası etkilerinin ne kadar farkındayız?
Farkındalık artıyor ancak hâlâ yeterli değil. Cildimize sürdüğümüz her madde aynı oranda emilmese de bazı kozmetik içeriklerin vücutta ve idrarda tespit edilebildiğini gösteren çalışmalar bulunuyor. Özellikle gün içinde çok sayıda ürün kullanılması, aynı içeriklere tekrar tekrar maruz kalınmasına neden olabiliyor. Burada amaç korku yaratmak değil; gereksiz maruziyeti azaltmak. Daha sade bir bakım rutini oluşturmak, içerik listesini okumak ve özellikle ergenlik, gebelik ve emzirme gibi hassas dönemlerde daha ihtiyatlı davranmak önemli.
Seniha'nın bir 'yasaklılar listesi' var. Sizin yasaklılar dediğiniz maddeler piyasada hangi tip ürünlerde var? Tüketiciler bu konuda neye dikkat etmeli?
Seniha'nın yasaklılar listesi, hormon bozucu ve karsinojen potansiyeli bilimsel olarak gösterilmiş kimyasalları içerir. Bununla birlikte; insan sağlığı, cilt bariyeri ve çevre üzerindeki olumsuz etkileriyle ilgili olarak bazı kimyasallar mevzuatta tamamen yasaklanmamış, kısıtlı miktarda kullanılabiliyor. Biz ise ihtiyatlılık ilkesiyle, şüpheli olanı dışarıda bırakıyor ve bu maddeleri de yasaklılar listemize dahil ediyoruz. Listemizde parabenler, sentetik parfümler ve ftalatlar, PEG ve polisorbatlar, SLS/SLES, silikonlar, etanolamin türevleri, BHA/BHT ve formaldehit salıcılar bulunuyor. Bu kimyasalların hiçbiri Seniha'nın ürünlerinde asla bulunmuyor. Piyasadaki şampuan, temizleyici, krem, makyaj ve saç bakım ürünleri gibi birçok kategoride maalesef ki bu kimyasalları sıklıkla görüyoruz. Bu nedenle tüketicilere ürünün ön yüzündeki vaatlerden önce, arka yüzündeki içerik listesini incelemelerini öneriyoruz.
'Clean beauty' dünyada giderek yükselen bir kavram. Sizce bu yükseliş geçici bir tüketici trendi mi, yoksa kozmetik sektöründe kalıcı bir dönüşümün işareti mi? Türkiye bu dönüşümün neresinde?
Clean beauty geçici bir trend değil, kalıcı bir dönüşüm. Tüketici artık ürünün yalnızca etkisini değil; içeriğini, üretim biçimini, ambalajını, çevresel etkisini ve markanın şeffaflığını da sorguluyor. Tüm dünyada daha fazla ürün kullanmak yerine doğru ve sorumlu ürünleri seçme anlayışı güçleniyor. Türkiye'de de özellikle içerik araştıran tüketiciler arasında farkındalık hızla artıyor. Büyük perakende zincirlerinin temiz güzellik kategorileri oluşturması önemli bir gösterge. Ancak doğal, organik, vegan ve temiz kavramlarının hâlâ birbirine karıştırıldığını görüyoruz.
Peki, 'clean beauty' gerçekten ne demek? Bir ürünün doğal, temiz ya da çevre dostu olarak sunulması onun gerçekten bu niteliklere sahip olduğu anlamına geliyor mu? Tüketici 'greenwashing' tuzaklarını nasıl ayırt edebilir?
Clean beauty, tartışmalı içeriklerin dışarıda bırakıldığı; şeffaf, etkili, güvenli ve sürdürülebilir ürünleri ifade eden bir yaklaşım. Ancak bir ürünün birkaç doğal yağ içermesi ya da ambalajında 'vegan' veya 'çevre dostu' yazması, formülün tamamının 'temiz' olduğu anlamına gelmiyor. Tüketici 'greenwashing'i ayırt etmek için ürünün ön yüzündeki söylemlerden çok içerik listesine bakmalı; markanın açık bir içerik politikası ve 'yasaklılar listesi' bulunup bulunmadığını sorgulamalı. Bağımsız sertifikalar yol gösterici olabilir ancak her sertifikanın yalnızca belirli bir özelliği doğruladığı unutulmamalı.
Kozmetik ve kişisel bakım sektörü bugün dünyada nasıl bir ekonomik büyüklüğe ulaşmış durumda? Clean beauty ve sürdürülebilir güzellik segmentlerinin bu pazar içindeki büyümesini nasıl değerlendiriyorsunuz; Türkiye açısından nasıl bir ekonomik ve girişimcilik potansiyeli görüyorsunuz?
Küresel kozmetik sektörü yaklaşık 350-400 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşmış durumda. Bunun yaklaşık 53 milyar dolarlık bölümünü dermokozmetik ürünlerin, yaklaşık 5 milyar dolarlık kısmını ise clean beauty odaklı dermokozmetik pazarının oluşturduğu biliniyor. Türkiye'de toplam kozmetik pazarının 3.3-3.7 milyar dolar aralığında olduğu tahmin ediliyor. Clean beauty'nin Türkiye'deki büyüklüğünü ayrı olarak gösteren kapsamlı veriler henüz sınırlı. Buna rağmen artan tüketici talebi, yeni girişimler ve perakendenin ilgisi güçlü bir büyüme potansiyeline işaret ediyor. Türkiye; bitki çeşitliliği, üretim kapasitesi ve yakın pazarlara erişimiyle hem marka hem de hammadde ve formülasyon geliştirme açısından önemli fırsatlara sahip. Türkiye'den dünya pazarlarında kabul gören, yüksek profilli bir dermo-kozmetik markası çıkabileceğine inanıyor ve Seniha Skincare ile bu hedef için çalışıyoruz.