Yayın Tarihi:
05 Ağustos 2026 11:39Güncelleme Tarihi:
05 Ağustos 2026 11:39Güncelleme Tarihi:
05 Ağustos 2026 11:39Yayın Tarihi:
05 Ağustos 2026 11:39
Turizm artık tek bir yolculuğun hikayesini anlatmıyor. Bir şehir uluslararası bir kongreyle dünyanın dört bir yanından ziyaretçileri ağırlarken, başka bir şehir sağlık hizmetleriyle öne çıkıyor. Bir kruvaziyer limanı binlerce yolcuyu kıyıya taşırken, yerel bir restoran o destinasyonun hafızasında iz bırakıyor. Üstelik doğayla uyumlu yatırımlar da yeni kuşak gezginlerin rotasını belirleyen güçlü unsurlar arasında yer alıyor. Birbirinden farklı görünen bu alanlar, aslında aynı zincirin halkaları gibi birbirini tamamlıyor.
HER YOLCULUK YENİ BİR KAPI ARALIYOR
Kimi zaman bir tedavi süreci, kimi zaman uluslararası bir kongre, bazen de yalnızca yeni tatlar keşfetme isteği bir yolculuğun başlangıcını oluşturuyor. Buna spor organizasyonları, kruvaziyer rotaları ve sürdürülebilir deneyimler de eklendikçe seyahatin anlamı zenginleşiyor. Böylece destinasyonlar da yalnızca misafir ağırlayan şehirler olmaktan çıkıyor; farklı beklentilere aynı anda cevap verebilen yaşam alanlarına dönüşüyor.
AYNI RESMİN FARKLI RENKLERİ
Sağlık yatırımları, kongre merkezleri, gastronomi durakları, kruvaziyer limanları ve çevre odaklı projeler ilk bakışta farklı başlıklar gibi görünse de aynı resmi tamamlıyor. Çünkü ziyaretçinin yaşadığı her deneyim, şehrin uluslararası görünürlüğüne yeni bir değer katarken ekonomiye de farklı kanallardan katkı sağlıyor. Bir alandaki gelişme, çoğu zaman diğer alanların büyümesini de beraberinde getiriyor.
DEĞERİN YOLCULUĞU
Türkiye, doğal, kültürel ve coğrafi avantajlarını sağlık, gastronomi, kongre, spor, kruvaziyer, sürdürülebilirlik ve lüks turizm yatırımlarıyla daha yüksek katma değere taşıyor. Ortaya çıkan bu tablo, şehirlerin ekonomik gücünü destekleyen ve farklı sektörleri aynı hedef etrafında buluşturan güçlü bir yapı oluşturuyor. Bu dosyada, sağlık turizminden gastronomiye, kongrelerden kruvaziyer rotalarına, sürdürülebilirlikten lüks deneyimlere uzanan dönüşümü sektöre yön veren isimlerin değerlendirmeleri eşliğinde mercek altına alıyor; Türkiye'nin turizmde büyüyen değer haritasını farklı yönleriyle inceliyoruz.
İSTANBUL TİCARET ODASI (İTO) BAŞKANI, İSTANBUL KONGRE VE ZİYARETÇİ BÜROSU (ICVB) BAŞKANI ŞEKİB AVDAGİÇ: HEDEF: İSTANBUL'U KONGRE TURİZMİNDE İLK 10'A SOKMAK
İstanbul dokuz yıl aradan sonra, yani 2015'ten sonra ilk defa dünya kongre şehirleri sıralamasında ilk 20'de yer aldı... İstanbul Ticaret Odası ve İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu (ICVB) olarak İstanbul'un kongre turizmindeki yükselişi için uzun süredir paydaşlarımızla birlikte kararlı bir çalışma yürütüyoruz. Elde ettiğimiz bu başarı, ortak aklın, iş birliğinin ve sürdürülebilir bir stratejinin sonucu. Ancak bu noktayı bir varış noktası olarak görmüyoruz.
İLK 20'YE GİRMEK BİRİNCİ ETAPTI
ICVB olarak İstanbul'un kongre turizmindeki yükselişi için paydaşlarımızla birlikte ortaya koyduğumuz çabaların karşılığını kısmen aldık. Kısmen, çünkü ilk 20'ye girmek birinci etaptı. Şimdi hedefimiz, İstanbul'u kongre turizminde ilk 10'a sokmak. Kongre turizmi, şehirlerin ekonomik gücünü, uluslararası görünürlüğünü ve küresel ağlarını güçlendiren stratejik bir alan. İstanbul'un sahip olduğu tarihi ve kültürel mirasın yanı sıra stratejik konumu, erişilebilirliği, güçlü konaklama kapasitesi ve kongre altyapısı bu alanda önemli bir avantaj sağlıyor.
(İstanbul Ticaret Odası Başkanı, İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu Başkanı Şekib Avdagiç)İSTANBUL'UN POTANSİYELİNE GÜVENİYORUZ
Kongre turizminde ciddi bir rekabet var, bunu biliyoruz. Ama şehrimizin müthiş turizm altyapısına da güveniyoruz. İstanbul'un 2025 yılında ulaştığı 95 kongrelik performans, yalnızca bir rakamdan ibaret değil. Bu başarı; kamu kurumları, özel sektör temsilcileri, sektör paydaşları ve uluslararası kuruluşlarla yürütülen ortak çalışmaların bir yansıması. Türkiye'nin kongre turizmindeki yükselişinde İstanbul'un rolü de son derece önemli. İstanbul, Türkiye'nin uluslararası kongre pazarındaki başarısının lokomotifi konumunda.
KÜRESEL KONGRE PAZARINDA DAHA GÜÇLÜ BİR İSTANBUL HEDEFİ
Bu yükselişin arkasında uzun vadeli stratejik çalışmalar bulunuyor. İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu olarak hedef pazar çalışmalarımızı sürdürüyor, uluslararası kongre karar vericileriyle ilişkilerimizi güçlendiriyor ve İstanbul'un küresel kongre destinasyonu olarak bilinirliğini artırmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Özellikle Kuzey Amerika ve Latin Amerika pazarlarına yönelik çalışmalarımızı yoğunlaştırıyoruz. Uluslararası organizasyonlarla, kongre profesyonelleriyle ve sektör temsilcileriyle yürüttüğümüz temaslarla İstanbul'un potansiyelini anlatıyoruz. 2024 yılında başlattığımız Fikri Sermaye Araştırma Projesi de bu stratejik yaklaşımın önemli adımlarından biri. Uzun vadede İstanbul'u kongre turizminde dünyanın ilk beş şehri arasına taşımayı hedefliyoruz. İstanbul, yalnızca geçmişiyle değil, geleceğe dönük vizyonuyla da dünyanın önde gelen şehirlerinden biri. Şehrimizin sahip olduğu potansiyele inanıyor, kamu ve özel sektör iş birliğiyle daha büyük başarılara ulaşacağımıza inanıyoruz.
TÜRSAB MICE TURİZMİ İHTİSAS BAŞKANI GÜRKAN AKÜN: MICE TURİZMİNDE YENİ DÖNEM: ETKİLEŞİM, TEKNOLOJİ VE KATMA DEĞER
Dünya, ekonomik dengelerden teknolojiye, tüketici davranışlarından sürdürülebilirlik anlayışına kadar birçok alanda köklü bir dönüşümden geçiyor. Küresel ölçekte yaşanan bu değişimden en hızlı etkilenen sektörlerin başında ise turizm geliyor. Geçmişte yalnızca insanların seyahatleriyle ilişkilendirilen turizm, bugün farklı sektörleri besleyen, şehirlerin rekabet gücünü artıran ve ekonomik kalkınmayı destekleyen stratejik bir değer ekosistemine dönüşmüş durumda. Bu durumun en güçlü yansımalarından biri MICE sektöründe karşımıza çıkıyor. Kongreler, fuarlar ve kurumsal etkinlikler, fiziksel organizasyon sınırlarını aşarak bilgi üretiminin, iş birliklerinin ve yüksek katma değerin merkezinde yer alan platformlara dönüşüyor. Sektörde yaşanan değişimin merkezinde ise hibrit etkinlik modeli bulunuyor. Bir dönem zorunlu bir alternatif olarak görülen ve B planı olarak konumlanan hibrit organizasyonlar, dijitaldeki izleyiciyle salondaki katılımcıyı aynı etkileşim gücüyle birbirine bağlayan, bütçe dostu ve küresel ölçekli yeni nesil ana model haline gelmiş vaziyette.
MONOLOG DİNLEMEK YERİNE ŞEHİR DENEYİMİ ARAYAN KATILIMCI
MICE sektöründeki dönüşümün bir diğer boyutunu ise katılımcı beklentilerinde yaşanan değişimler oluşturuyor. İnsanlar artık sadece düzenlenen kongre ve etkinliklerde gerçekleştirilen konuşmaları dinleyen kişiler olarak kalmaktan kaçınıyor. Kimse saatlerce koltukta oturup monolog dinlemek amacıyla uçak bileti almıyor, seyahat gerçekleştirmiyor. Yeni nesil katılımcı kendi özel ajandasını yönetebileceği, güçlü network kurabileceği ve işin içine mutlaka şehir deneyimini katabileceği esnek formatlar talep ediyor. Teknoloji ise bu yeni dönemin görünmeyen mimarı olarak öne çıkıyor. Bir dönem sadece barkod okutmakla sınırlı olan teknoloji kullanımı artık çok daha işlevsel bir hale geliyor. İnsanların düzenlenen organizasyonlardan en üst düzeyde faydalanmasını sağlayacak stratejik sistemler geliştiriliyor. Yapay zeka destekli eşleştirme sistemleri, kişiselleştirilmiş programlar, gerçek zamanlı veri analizi ve dijital operasyon yönetimi sayesinde etkinlikler artık daha verimli planlanıyor ve ölçülebiliyor.
(TÜRSAB MICE Turizmi İhtisas Başkanı Gürkan Akün)TÜRKİYE: YÜKSEK KATMA DEĞER ÜRETEN MICE MERKEZİ
Türkiye'nin bu yeni dönemdeki en önemli avantajlarını ulaşılabilirliği ve sunulan hizmet kalitesinin yüksekliği oluşturuyor. Türk Hava Yolları'nın küresel uçuş ağı ve İstanbul Havalimanı'nın bağlantı gücü, ülkemizi uluslararası organizasyonlar için doğal bir buluşma noktası haline getiriyor. Güçlü kongre altyapısı, nitelikli konaklama kapasitesi, deneyimli insan kaynağı ve misafirperverlik kültürüyle birleşen bu avantajlar, Türkiye'yi yalnızca rekabetçi maliyet sunan bir destinasyon olmanın ötesine taşıyarak yüksek katma değer üreten bir MICE merkezi olma potansiyeli kazandırıyor. MICE turizmi, yaz aylarına sıkışan hareketliliği yıl geneline taşıyarak sezonu uzatıyor, şehir ekonomilerini canlı tutuyor ve yüksek harcama yapan ziyaretçi profiliyle yerel işletmelere doğrudan değer kazandırıyor. Bu bakımdan MICE alanındaki gelişimi sürdürülebilir kılmak büyük önem taşırken, bunu sağlamanın yolu da sektördeki trendleri yakından takip etmekten geçiyor. 2030 vizyonunda sektörün yönünü sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve insan odaklı deneyim tasarımı belirleyecek. Karbon ayak izini azaltan organizasyonlar, yapay zeka ile kişiselleştirilen deneyimler, güçlü siber güvenlik altyapıları ve katılımcının fiziksel olduğu kadar zihinsel iyilik halini de önceleyen 'wellness' odaklı etkinliklerin önümüzdeki süreçte yeni standart haline geleceğini öngörüyoruz.