USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Yayın Tarihi:

11 Ağustos 2026 15:13

Güncelleme Tarihi:

11 Ağustos 2026 15:13

Güncelleme Tarihi:

11 Ağustos 2026 15:13

Yayın Tarihi:

11 Ağustos 2026 15:13

Turizmde yeni hedef: Daha fazla değer üretmek

Dünya turizminde rekabetin ölçütleri değişiyor. Katma değer üreten yatırımlar, güçlü destinasyonlar, markalaşma, sürdürülebilirlik ve sezonun yıl geneline yayılması sektörün yeni büyüme modelini şekillendiriyor. Oya Narin, Türkiye turizminin yatırım vizyonuna ve gelecek hedeflerine dikkat çekiyor.

Turizmde yeni hedef: Daha fazla değer üretmek

Turizm sektörü uzun yıllar ziyaretçi sayıları ve doluluk oranları üzerinden değerlendirildi. Bugün başarı tablosunda kişi başı gelir, konaklama süresi, sezonun yıl geneline yayılması ve yatırımların bulunduğu bölgeye sağladığı ekonomik katkı da yer alıyor. Ülkeler, daha nitelikli turizm ürünleri geliştirerek ziyaretçinin destinasyonda geçirdiği süreyi ve bıraktığı değeri artırmaya çalışıyor. Bu yaklaşım yatırım projelerinin kapsamını da genişletiyor. Oteller, markalı rezidanslar, iyi yaşam merkezleri, gastronomi alanları, perakende noktaları ve etkinlik mekânları aynı proje içinde buluşuyor. Gelir kaynaklarının çeşitlenmesi yatırımın dayanıklılığını güçlendirirken, güçlü markalar ve uzun vadeli finansman modelleri sektörün geleceğinde daha fazla ağırlık kazanıyor. Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği Başkanı ve Martı Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Oya Narin ile Türkiye turizminin değer odaklı büyüme hedefini, yeni nesil yatırım modellerini, finansman olanaklarını ve 2030 vizyonunu konuştuk.

1. Dünya turizminde son yıllarda önemli bir paradigma değişimi yaşanıyor. Ülkeler artık sadece daha fazla ziyaretçi ağırlamayı değil, daha yüksek katma değer üreten ve sürdürülebilir büyüyen bir turizm modeli oluşturmayı hedefliyor. Sizce Türkiye'nin önümüzdeki dönemde turizmde nasıl bir büyüme stratejisi izlemesi gerekiyor?

Turizmde geldiğimiz noktada bizim de odağımız, sayısal büyümenin ötesine geçerek ülkemizde yaratılan katma değeri yükseltmek. 2025 yılını 63.9 milyon ziyaretçi ve 65.2 milyar dolar turizm geliriyle kapattık. Ziyaretçi başına ortalama harcama 1.008 dolara, gecelik ortalama harcama ise 100 dolara ulaştı. Son on yılda yabancı ziyaretçi başına gelir 757 dolardan 1.020 dolara yükseldi. Hacim büyümesini başardık; şimdi sıra değer büyümesinde. Ziyaretçi sayısında yıllık ortalama yüzde 6'lık artışı sürdürürsek 2035'te 108 milyon ziyaretçi ve 120-130 milyar dolar gelir bandı ulaşılabilir bir hedef. Ama bunun tek yolu var: sezonu uzatmak, ürünü çeşitlendirmek, misafiri destinasyonda daha uzun tutmak.

2. Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği olarak bugün hangi öncelikli alanlara odaklanıyorsunuz? Yatırım ortamının güçlendirilmesi, kamu-özel sektör iş birlikleri, finansman imkanları ve sektörel dönüşüm açısından yürüttüğünüz çalışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?

Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği olarak önceliğimiz, Türkiye turizminin yalnızca ziyaretçi sayısıyla değil; yatırım, katma değer, kişi başı gelir, istihdam ve bölgesel kalkınmaya sağladığı katkıyla büyümesidir. Bu doğrultuda çalışmalarımızı yatırım ortamının iyileştirilmesi, finansmana erişim, kamu-özel sektör iş birliği ve sektörel dönüşüm eksenlerinde yürütüyoruz.

Gündemimizin merkezinde öngörülebilirlik var. Turizm yatırımı uzun soluklu bir iştir; bir tesis planlandığı andan kapılarını açtığı ana kadar yıllar geçer. Bu yüzden yatırımcının en çok değer verdiği şey, kuralların yatırım süreci boyunca aynı kalması ve tahsis sürelerinin bu uzun ufka uygun tanımlanması. Kamuyla bu başlıklarda yapıcı bir diyalog yürütüyoruz. İkinci önceliğimiz gelir odaklı turizm; ziyaretçi sayısından çok ziyaretçinin bıraktığı değeri büyütecek politikaları ve ürünleri önemsiyoruz. Üçüncüsü finansman ve markalaşma: Türk turizm markalarının güçlenmesi hem yurt içinde hem yurt dışında sektörün uluslararası fonlara erişimini kolaylaştıracak, yatırımcıyla finans dünyasını buluşturan çalışmalar yürütüyoruz. Bu başlığın önemli bir bileşeni de markalı rezidanslar. Otel yatırımının yanına güçlü bir markayla gelen rezidans bileşeni, hem yatırımın finansmanında ciddi bir kaldıraç sağlıyor hem de bir tesisi tek başına konaklama gelirine bağımlı olmaktan çıkarıyor. Doğru kurgulandığında markalı rezidans modelinin, ülkemize uzun vadeli uluslararası sermaye çekmenin en etkili araçlarından biri olduğuna inanıyor ve bu doğrultuda ele alınmasını önemli buluyoruz. Bütün bunları bir araya getirdiğimiz en önemli platform ise her yıl düzenlediğimiz Turizm Yatırım Forumu; bu Forum'da kamu ve özel sektörü ortak akılla aynı masada buluşturup sektörün yol haritasını tartışıyoruz. Özetle amacımız; mevcut yatırımların değerini koruyan ve Türkiye turizmini daha yüksek katma değerli, sürdürülebilir ve dayanıklı bir büyüme modeline taşıyan bütüncül bir yatırım ekosistemi oluşturmaktır.

3. Turizm artık birbirinden bağımsız alanların değil, güçlü bir ekosistemin hikâyesi haline geldi. Gastronomi, sağlık, spor, kongre, kruvaziyer ve kültür turizmi aynı destinasyonun değerini birlikte yükseltiyor. Sizce Türkiye bu alanları ortak bir vizyon etrafında geliştirebiliyor mu? Eksik gördüğünüz noktalar neler?

Türkiye, turizmin farklı alanlarında önemli bir birikim ve güçlü bir potansiyel oluşturdu. Sağlık turizminde 2025'te 1.4 milyon uluslararası hasta ağırladık ve 3 milyar doları aşan gelir elde ettik; kruvaziyerde 2 milyon yolcu eşiğini geçtik; gastronomide dünyanın konuştuğu bir mutfağa sahibiz. Bu başarıyla dünyanın en çok ziyaret edilen ülkeleri sıralamasında 4. sıraya yerleşmiş durumdayız ve büyümeye devam ediyoruz.

4. Turizm yatırımlarının kapsamı da hızla değişiyor. Bugün yatırımcılar yalnızca yeni oteller değil, yaşam alanları, deneyim merkezleri ve destinasyon projeleri geliştiriyor. Sizce bu dönüşüm yatırım anlayışını nasıl değiştiriyor? Önümüzdeki dönemde hangi yatırım modeli öne çıkacak?

Turizm yatırımcısı artık yalnızca oda üretmiyor; yaşam alanları, deneyimler ve farklı gelir kaynaklarını bir araya getiren bütüncül projeler geliştiriyor. Derneğimiz üyelerinin bugüne kadar gerçekleştirdiği yaklaşık 70 milyar dolarlık yatırımın arkasında uzun vadeli bir vizyon ve büyük bir sabır bulunuyor. Bu yatırımlar yalnızca konaklama kapasitesini artırmakla kalmadı; istihdama, destinasyonların gelişimine, döviz gelirlerine ve şehirlerimizin uluslararası rekabet gücüne de önemli katkılar sağladı. Türkiye'nin modern konaklama altyapısının ve bugün ulaştığı yatak kapasitesinin oluşmasında üyelerimizin güçlü bir payı bulunuyor.

Bu uzun vadeli yatırımların sürdürülebilirliği ise artık tek bir gelir kalemine dayanmıyor. Önümüzdeki dönemin öne çıkan modeli karma kullanım olacak. Otel, markalı rezidans, iyi yaşam merkezi, gastronomi ve perakende fonksiyonları aynı projede buluşarak birbirini besleyen, çeşitlendirilmiş gelir akışları yaratacak. Özellikle markalı rezidans bileşeni, yatırımın finansmanında önemli bir kaldıraç görevi görüyor. Bu modeli markalı işletme sözleşmeleri, kurumsal fon ortaklıkları ve daha güçlü bir sermaye yapısı destekleyecek. Turizm yatırımlarının geleceğini; daha entegre, finansal açıdan dayanıklı ve sürdürülebilir bu yeni nesil yatırım anlayışı şekillendirecek.

5. Turizmde artık deneyim kavramı her zamankinden daha önemli. Misafirler gittikleri destinasyonda yalnızca konaklamak değil, gastronomiden kültüre, spordan iyi yaşam deneyimlerine kadar farklı alanlarda unutulmaz anlar yaşamak istiyor. Bu değişim Türkiye'deki turizm yatırımlarını nasıl şekillendirecek?

Yeni nesil otel projelerinde oda sayısı düşüyor, ortak alan büyüyor. On yıl önce mimari programda ilk konuşulan oda verimliliğiydi, bugün mutfak, spa, stüdyo ve etkinlik alanı konuşuluyor. Çünkü misafirin bıraktığı değerin giderek büyüyen kısmı konaklama dışından geliyor. Bu, yatırımın maliyetini artırıyor ama gelir çeşitliliğini ve doluluk dayanıklılığını da artırıyor. Yatırımcı için asıl kazanç "deneyim satan tesis" oluyor.

6. Lüks turizm anlayışı da önemli bir dönüşüm geçiriyor. Daha kişisel, daha özgün ve daha anlamlı deneyimler ön plana çıkıyor. Sizce yeni dönemde lüksü tanımlayan temel unsurlar neler olacak?

Lüks artık malzemenin pahalılığı değil, deneyimin tekliği. Üç şey belirleyici: mahremiyet, zaman ve aidiyet. Misafir kalabalıktan uzak, kendi ritminde ve gittiği yerin gerçekten neresi olduğunu hissettiren bir yer arıyor. Bu yüzden küçük ölçekli, yerel mimariyle konuşan, mutfağını çevresinden kuran tesisler dünyada daha yüksek değer yaratıyor. Türkiye'nin bu tanımda büyük avantajı var; zengin kültürel mirası, güçlü gastronomisi, doğal çeşitliliği ve özgün destinasyonlarıyla bu yeni lüks anlayışının beklentilerine güçlü bir şekilde cevap verebilecek önemli avantajlara sahip. Çünkü lüksün yeni tanımı tam olarak bizim sahip olduğumuz şey: otantiklik.

7. Yapay zeka, veri analitiği ve dijital teknolojiler turizm sektörünü yeniden şekillendiriyor. Bu dönüşümün yatırım kararlarından misafir deneyimine kadar en büyük etkisini hangi alanlarda göreceğimizi düşünüyorsunuz?

En büyük etkiyi satış ve dağıtım tarafında göreceğiz. Dijitalleşme bize misafirimize doğrudan ulaşma imkânı veriyor; aracısız satışın artması hem verimliliği hem de fiyatlama gücümüzü yükseltiyor. Talep tahmini ve dinamik fiyatlama, satış tekniklerimizi bugünkünden çok daha güçlü hale getirecek. Yatırım kararlarında da fizibiliteyi artık geçmiş verinin yanında gerçek zamanlı talep sinyalleriyle kuruyoruz. Ama bir ayrım yapmak isterim: şehir ve iş otellerinde dijitalleşme misafir deneyiminin de içine girebilir, orada hız ve pratiklik önceliklidir. Türkiye ise ağırlıklı olarak tatil otelciliği yapıyor ve tatil deneyiminin özü insan ilişkisidir. Biz misafirimizle aramıza kimseyi ve hiçbir şeyi koymak istemiyoruz. Teknoloji perdenin arkasında çalışsın, sahnede misafirimiz ve biz olalım.

8. Sürdürülebilirlik artık turizm yatırımlarının ayrılmaz bir parçası haline geldi. Çevresel sorumluluğun yanında yerel kalkınma, kültürel mirasın korunması ve kaynakların verimli kullanılması da ön plana çıkıyor. Sizce Türkiye bu dönüşüme ne kadar hazır?

Türkiye bu konuda dünyanın en hazır ülkelerinden biri ve bunu çok daha fazla anlatmalıyız. Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi GSTC ile hükümet düzeyinde ulusal bir program geliştiren ilk ülke biziz ve bu programı 2023 başından itibaren zorunlu hale getirdik. Kademeli olarak zorunlu hale getirilen program kapsamında bugün 19 binin üzerinde konaklama tesisimiz belge veya sertifika sahibi. GSTC kriterlerinin tamamını karşılayarak en üst aşama sertifikayı alan tesis sayımız ise 2 bini aşmış durumda. Bu ölçekteki dönüşüm, Türkiye'nin sürdürülebilir turizm alanındaki kararlılığını ortaya koyuyor. Aslında, bizim için sürdürülebilirlik sonradan eklenen bir başlık değil; bir yaşam biçimi. Doğayla iç içe olmak, doğaya saygı duymak demek. Deniz turizmi ve doğa turizmi yapan bir ülkeyiz; sürdürülebilirlik olmadan bir turizm düşünmemiz mümkün değil. Yani bu, ürünümüzün bir parçası değil, ürünümüzün ta kendisi, temeli. Bundan sonraki adım ise bu birikimi yerel üreticiyi zincire katarak, mirası koruyarak ve istihdamı yerelde tutarak daha da derinleştirmek.

9. Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği Başkanı olarak sektörün tamamını yakından takip ediyorsunuz. Önümüzdeki beş yıl içinde turizm yatırım ekosisteminde yaşanacağını düşündüğünüz en büyük değişim ne olacak? Sektör hangi dönüşüme bugünden hazırlanmalı?

Önümüzdeki beş yıldaki en büyük değişimlerden biri sermayenin yapısında değişeceğini düşünüyoruz. Türkiye turizmi büyük ölçüde aile sermayesiyle, öz kaynakla ve girişimci cesaretiyle kuruldu. Önümüzdeki beş yılda kurumsal fonların, uzun vadeli yatırım araçlarının ve profesyonel varlık yönetiminin ağırlığı artacaktır. Bu değişimin en önemli taşıyıcısı da markalaşma olacak. Uluslararası oteller kadar kendi Türk markalarımızın güçlenmesi ve genişlemesi, bu markaların yurt dışına açılması dönemin belirleyici başlığı; çünkü uluslararası fonlar bir tesise değil, güvendikleri bir markaya çok daha rahat finansman sağlıyor. Markalarımız güçlendikçe sektörün finansmana erişimi de kolaylaşacak. İkinci büyük başlık yenileme: yıllar içinde kurduğumuz güçlü yatak kapasitesini bugünün beklentilerine göre tazeleme dönemine giriyoruz ve yeni yatırım kadar yeniden yatırım konuşacağız. Sektörün bugünden odaklanması gereken temel unsurlar şunlar: güçlü markalar, şeffaf raporlama, kurumsal yönetişim ve öngörülebilir mevzuat.

10. Turizmde rekabet artık ülkeler arasında olduğu kadar şehirler arasında da yaşanıyor. Sizce İstanbul'un yanı sıra hangi şehirler önümüzdeki dönemde uluslararası ölçekte güçlü turizm markalarına dönüşebilir? Bu şehirlerin hangi değerleri öne çıkarılmalı?

Ben bu soruyu birkaç şehirle sınırlamak istemem; çünkü Anadolu'nun tamamı hem iç turizmde hem dış turizmde son derece iddialı olabilir. Sahillerimizin dışında kalan bütün şehirlerimizin çok kıymetli bir tarihi, kendine ait bir mutfağı ve anlatacak bir hikâyesi var. Bir zamanlar yabancı turistler için düzenlenen çok değerli Anadolu séjour'ları vardı; şehirleri belirli güzergâhlar üzerinde birbirine bağlayan o turlar artık yapılmıyor. Bu rotaların yeniden hayata geçmesi bence en öncelikli işlerimizden biri. Batı Karadeniz, Doğu Karadeniz, İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu; her biri apayrı bir rota, apayrı bir güzergâh olabilir. Trakya bunun çok iyi bir örneği: Saros Körfezi ve kuzey kıyılarımızda deniz turizmi, Edirne, Kırklareli ve Lüleburgaz'da eko turizm, Edirne'de hem sınır turizmi hem son derece güçlü bir tarih turizmi bir arada. Burada iç turizm için özel bir parantez açmak isterim, çünkü asıl büyüme alanımız orada. TÜİK verilerine göre 2025'te yurt içinde 67,9 milyon seyahat, 476 milyon geceleme yapıldı ve seyahat harcamaları 555 milyar lirayı aştı. Bu gecelemelerin 313 milyonu arkadaş veya akraba evinde gerçekleşti; otellerde yapılan geceleme ise 47 milyon, yani toplamın yaklaşık yüzde onu. Anadolu rotalarını güçlendirip bu güzergâhlarda nitelikli yatak oluşturduğumuzda, iç turizmden bugünkünün kat kat üzerinde bir değer üretebiliriz. Bütün bu bölgelerin ortak ihtiyacı da aynı: hava ve kara bağlantısı, nitelikli konaklama ve kendi hikâyesini anlatan bir marka stratejisi.

11. Önümüzdeki dönemde Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği'nin gündeminde hangi yeni projeler ve hedefler yer alıyor? Özellikle uluslararası yatırımcı ilgisini artırmak, yeni yatırım alanları oluşturmak ve turizmi yılın 12 ayına yayacak yatırımları desteklemek adına nasıl bir yol haritası izleyeceksiniz?

Önümüzdeki dönemde TTYD'nin ana gündemini, Türkiye turizminin yeni büyüme modelini şekillendirecek yatırım başlıkları oluşturacak. Bu kapsamda öncelikle daha önce hazırladığımız "Turizmde Dönüşüm Senaryoları" çalışmasını günün küresel eğilimleri, değişen seyahat alışkanlıkları, iklim riskleri, dijitalleşme ve yeni finansman modelleri doğrultusunda yenilemeyi hedefliyoruz. Amacımız, Türkiye'nin önümüzdeki 10-15 yıllık turizm yatırım vizyonuna ışık tutacak somut ve uygulanabilir bir yol haritası ortaya koymak. 2030 için ortaya koyduğumuz gelir potansiyelini adım adım, ölçülebilir hedeflere bağlamak. Uluslararası yatırımcı ilgisini artırmak için Türkiye'nin yatırım fırsatlarını yalnızca yeni otel projeleri üzerinden değil; karma kullanım projeleri, markalı rezidanslar, uzun süreli konaklama, sağlık ve iyi yaşam, gastronomi, spor, kongre, kruvaziyer ve kültür turizmi gibi daha geniş bir perspektifle tanıtacağız. Özellikle markalı rezidansların doğru hukuki çerçeve, profesyonel işletme modeli ve etkin denetimle turizm sistemine kazandırılması; mevcut tesislerin yenilenmesi, yeni finansman kaynaklarının oluşturulması ve yatırımların yıl boyunca faal kalması açısından önemli bir fırsat sunuyor.

Bir diğer önceliğimiz markalaşma olacak. Türkiye'nin yalnızca uluslararası markaları çeken değil, kendi turizm ve konaklama markalarını küresel pazarlara taşıyan bir ülke haline gelmesini istiyoruz. Türk markalarının yurt dışındaki yatırımlarını, franchise ve işletme sözleşmelerini destekleyecek finansman, teminat ve uluslararasılaşma mekanizmalarının geliştirilmesi için ilgili kamu kurumlarıyla çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

Finansman boyutunda ise uzun vadeli ve uygun maliyetli yatırım kredileri, yeşil dönüşüm finansmanı, turizme özel kredi garanti mekanizmaları ve gayrimenkul yatırım fonları gibi alternatif araçlar üzerinde duruyoruz. Çünkü sektörün dönüşümü yalnızca yeni yatırımları değil; mevcut tesislerin yenilenmesini, enerji verimliliğinin artırılmasını ve iklim koşullarına daha dayanıklı hale getirilmesini de gerektiriyor.

Özetle, güçlü Türk markaları uluslararası fonların güvenini kazanıyor; markalı rezidanslar bu yatırımların finansmanını kolaylaştırıp ülkemize uzun vadeli sermaye çekiyor; sağlıklı finansman modelleri de bu dönüşümü sürdürülebilir kılıyor

Bunlarla birlikte, turizmi 12 aya yayma hedefimizi destinasyon ve ürün çeşitliliği üzerinden ele alıyoruz. Sezon dışı tarifeli uçuşların artırılması, alternatif turizm alanlarının geliştirilmesi, kıyı bölgelerindeki tesislerin farklı işlevlerle yıl boyunca çalışması ve Anadolu'daki yatırım potansiyelinin harekete geçirilmesi önceliklerimiz arasında. Uluslararası yatırımcılarla kamu kurumlarını ve yerli yatırımcıları bir araya getirdiğimiz Turizm Yatırım Forumu başta olmak üzere, küresel platformlardaki çalışmalarımızı da bu hedefler doğrultusunda güçlendireceğiz.

12. Son olarak biraz da geleceğe bakalım. 2030 yılına geldiğimizde "Türkiye turizmde bunu başardı" diyebilmek için hangi göstergelerin gerçekleşmiş olmasını istersiniz? Bugünden baktığınızda Türkiye'nin dünya turizmindeki konumunu nasıl hayal ediyorsunuz?

Üç gösterge söyleyeyim. Turizm gelirinin 120 milyar dolara ulaşması, ziyaretçi başına harcamanın bugünkü seviyesinden anlamlı biçimde yukarı çıkması ve Ocak ayı doluluklarının Temmuz'un gölgesinde kalmaması. Orta Vadeli Program 2028 için 75 milyar dolarlık bir turizm geliri öngörüyor; bu, mevcut yapımızın sağlıklı işlemesi halinde ulaşacağımız yer ve gerçekçi bir patika. Bizim 120 milyar dolarlık öngörümüz ise bunun alternatifi değil, devamı: ürünü çeşitlendirir, sezonu uzatır ve katma değeri yükseltirsek aynı ülkenin ne kadar daha fazlasını üretebileceğinin karşılığı. Küresel turizmin 1,5 milyar ziyaretçiye ulaştığı, Akdeniz'de rekabetin İspanya'nın 143,9 milyon ziyaretçisi, İtalya'nın 104 milyon turistiyle sertleştiği bir dünyada konumumuzu ancak nitelikle koruyabiliriz. 2030'da Türkiye'nin dünyanın en çok tercih edilen ilk beş destinasyonundan biri olmaya devam etmesini isterim. Sadece ziyaretle kalmayıp Türkiye'den konut, turizm rezidansı alsın, ülkemizde turizm yatırımı yapsın, evini defalarca ziyaret etsin. Çünkü bu, başarımıza eklenen bir katman olmanın ötesinde ülkemize sermaye girişini de artırır. En önemlisi de bu: turizmde yabancı sermaye girişi ve yabancı yatırımlar arttığı zaman hedefimize gerçekten yaklaşmış oluruz.

EN ÇOK OKUNANLAR