TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, Platin Dergisi Ağustos 2026 sayısında konuk yazar oldu. Bağlıkaya, yazısında turizm sektörünün son durumunu ve geleceğini değerlendirdi. İşte o yazı:
Turizm sektörü küresel ölçekte büyük bir kabuk değişimi yaşıyor. Dijital teknolojilerin yükselişi, değişen tüketici beklentileri ve seyahat trendleri sektörü yeniden şekillendiriyor. Günümüz gezginleri için artık 'deniz, kum, güneş' ve lüks otel formülü tek başına yeterli gelmiyor. Daha çok yerel kültürle bağ kurmaya, yeni insanlarla tanışmaya, bölgenin özgün lezzetlerini tatmaya ve hayatlarına unutulmaz hikayeler katmaya öncelik veriyorlar. Türkiye tam da bu noktada olağanüstü avantajlara sahip. Elimizde parıltısı görülen ancak henüz tam anlamıyla işlenmemiş, gerçek değeri tam anlamıyla ortaya çıkartılamamış bir turizm cevheri bulunuyor. Sahip olduğumuz tüm bu değerleri ön plana çıkartmamız, nicelikten çok niteliğe odaklanan bir turizm modelini hayata geçirmemiz gerekiyor. Bunu yaparken de Türkiye'yi dünyadaki sayılı destinasyonlarından biri yapan başarılı uygulamalardan ve kazanımlardan da vazgeçmemeliyiz.
SEYAHAT ACENTALARININ ÖNEMİ ARTIYOR
Bu noktada şunun altını çizmek gerekiyor ki; dünya turizminde dengelerin değiştiği, rekabetin her geçen gün keskinleştiği bir süreçte sahadaki ihtiyaçları doğru analiz eden ve değişen turist beklentilerine hızla uyum sağlayabilen bir operasyon modeli geliştirmemiz büyük önem arz ediyor. Bunu sağlamak ise sektörün tüm paydaşlarının daha fazla katılım sağladığı yönetim modelleri oluşturmakla mümkün olur. Özellikle pazardaki gelişmeleri yakından takip eden, yönlendirme becerisine sahip olan seyahat acentalarının bilgi ve deneyiminden daha fazla yararlanılması bu anlamda büyük önem taşıyor.
Bir destinasyonun tanıtılmasında, pazarlanmasında, bir turizm ürününe dönüşerek şekillenmesinde seyahat acentaları belirleyici oluyor. Tüketici talep ve beklentileri daha kişiselleştirilmiş ve nitelikli hale geldikçe, seyahat acentalarının sahada sahip olduğu uzmanlığın önemi daha da artıyor. Kültür turlarından yürüyüş turlarına, gastronomi rotalarının oluşturulmasından sağlık turizmi alanındaki hizmetlerin verilmesine kadar turizmin her alanında doğru ürün ve hizmeti sunacak bilgi ve deneyime sahip seyahat acentalarının varlığı gün geçtikçe önem kazanıyor.
Seyahat acentalarına yönelik düzenleme ve regülasyonların tüm bu gerçekler ışığında yeniden ele alınması ve geliştirilmesi gerekiyor. Bu noktada 1618 sayılı Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Kanunu'nun bir an önce sektörün talep ve ihtiyaçları doğrultusunda yenilenmesi konusundaki gerekliliğe dikkat çekmekte yarar var. Bir diğer önemli noktayı seyahat acentalarının turizm teşvik ve desteklerinden çok daha kapsayıcı bir şekilde faydalandırılması oluşturuyor. Bu adımların atılması Türkiye'nin dünya turizmindeki rekabet gücünü artıracak.
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE GELECEĞİN TURİZMİ
2030 turizm hedefleri ve geleceğin turizmine hazır olma çerçevesinde bir diğer önemli konuyu da sürdürülebilirlik oluşturuyor. Sürdürülebilir turizm ve bu sektörün geleceğini güvence altına almak hem çevresel dengenin korunmasını hem de yerel toplulukların refahını gözeten bütüncül adımlarla mümkün. Öncelikle, yenilenebilir enerji kullanan ve sıfır atık politikası benimseyen yeşil konaklama tesisleri teşvik edilmeli, turistler karbon ayak izini azaltacak çevre dostu ulaşım alternatiflerine yönlendirilmeli. Turizmin sürdürülebilirliği için yerel kültürün ve doğal ekosistemlerin korunması gerekiyor. Bu bağlamda, turizm gelirlerinin doğrudan yerel halka ulaşmasını sağlayan lokal ekonomi modelleri desteklenmeli ve belirli bölgelerdeki aşırı yığılmayı önlemek için ziyaretçi yoğunluğu zamana ve alternatif destinasyonlara yayılmalı. Hem gezginlerde hem de sektörde çevre bilincini artıracak eğitim ve sertifikasyon programlarının yaygınlaştırılması, turizmin tahrip edici bir faaliyet olmaktan çıkıp gelecek nesillere aktarılan değer haline gelmesini sağlayacak önemli bir etken olacak.
Başarımızın yalnızca ağırladığımız ziyaretçi sayısıyla ölçülmeyeceğinin bilincinde olarak, gelecekte; kişi başı turizm gelirini yükseltebilmiş, turizmi yılın on iki ayına ve ülkenin tamamına dengeli bir biçimde yayabilmiş, sürdürülebilirliği sektörün doğal refleksi haline getirmiş ve deneyim ekonomisinde küresel ölçekte referans gösterilen bir turizmi inşa etmeliyiz. Çünkü geleceğin turizminde kazananlar, daha fazla turist ağırlayanlar değil; ziyaretçisine daha fazla değer sunabilen ülkeler olacak.