USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Teknoloji Haberleri

Yayın Tarihi:23 Şubat 2026 11:40

Akıllı fabrikadan akıllı değere

Yapay zeka, üretimde de oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Ancak bu oyunu kazananlar, yapay zekayı yalnızca bir otomasyon aracı olarak kullananlardan ziyade onu bilişsel ve otonom bir karar ortağı olarak konumlayanlar olacak.

Akıllı fabrikadan akıllı değere

Yapay Zeka ve Teknoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Fingate.io CO-CEO'su Ergi Şener, Platin Dergisi Şubat 2026 sayısında konuk yazar oldu. Şener, yazısında yapay zeka destekli akıllı fabrikaların üretimdeki rekabete olan etkisini konu edinirken dönüşümü doğru yönetenlerin sahip olacağı avantajlara değindi. İşte o yazı:

Sanayi devrimleri tarih boyunca üretimi hızlandırdı; yapay zeka ise hızlandırmanın ötesinde, üretimi akıllandırıyor. Bugün fabrikalar sadece daha hızlı, daha verimli ve daha fazla üretmekle değil; daha doğru kararlar almakla ve yarattıkları değerin niteliğiyle de rekabet ediyor. Sürdürülebilir rekabet avantajı, fabrikanın ne kadar hızlı öğrendiği, değişen koşullara ne kadar çevik uyum sağladığı ve veriyi ne kadar stratejik değere dönüştürebildiğiyle belirleniyor. Yapay zeka destekli akıllı fabrikalar, üretimi mekanik bir süreç olmaktan çıkarıp bilişsel bir yetkinliğe dönüştürüyor. Sensörler, gerçek zamanlı veri akışı ve öğrenen algoritmalarla donatılan üretim hatları artık sadece üretmiyor; çevresini algılıyor, senaryolar oluşturuyor ve aksiyon alıyor. Peki yapay zeka fabrikaları nasıl 'akıllı değer' üreten yapılara dönüştürüyor?

YAPAY ZEKA İLE KARAR ALAN FABRİKALAR

Geleneksel otomasyon sistemleri, önceden tanımlanmış kurallara bağlı çalışırken; yapay zeka destekli üretim sistemleri veriden öğrenerek bağlama göre karar alabiliyor. Kural tabanlı sistemler, önceden çizilmiş bir rotayı takip eden otomatik pilot gibidir. Yapay zeka ise trafiği, hava koşullarını ve alternatif yolları anlık olarak analiz eden canlı bir navigasyon sistemi gibi çalışır. Bu sayede üretim, sabit planlara bağlı bir yapıdan dinamik ve uyarlanabilir bir sisteme dönüşür. Bu fark, üretimde yalnızca hız ve esnekliği değil, karar alma biçimini kökten değiştiriyor. Araştırmalar, önümüzdeki birkaç yıl içinde üretimle ilgili kritik kararların önemli bir bölümünün yapay zeka destekli otonom ajanlar tarafından alınacağını gösteriyor. Bu, insanın devre dışı kalması değil; insanın stratejik karar alma rolünün yeniden tanımlanması anlamına geliyor. Akıllı fabrikalarda yapay zeka anlık verileri analiz ederek üretim akışını gerçek zamanlı optimize edebiliyor. Arıza riski oluştuğunda hattı yeniden planlıyor, bakım ekiplerini önceden uyarıyor ya da kapasiteyi otomatik olarak dengeliyor. Sonuç olarak duruş süreleri azalırken, kaynak kullanımı iyileşiyor ve üretim hızı artıyor. Daha da önemlisi, fabrikalar dalgalı talep, maliyet baskısı ve iş gücü sorunlarına karşı tepki veren değil; önceden hazırlanan, senaryo üreten ve proaktif hareket eden yapılara dönüşüyor.

DİJİTAL İKİZLERLE ÜRETİMDE YENİ ZEKA KATMANI

Dijital ikiz teknolojisi, yapay zekayı üretimin operasyonel katmanından çıkarıp stratejik tasarım katmanına taşıyor. Fiziksel fabrikanın gerçek zamanlı verilerle beslenen dijital kopyası sayesinde şirketler, değişiklikleri sahada uygulamadan önce sanal ortamda test edebiliyor. Bu yaklaşım, karar alma süreçlerini deneme-yanılmadan çıkarıp simülasyon ve öngörü temelli bir yapıya kavuşturuyor. Dijital ikizi üretim hatlarının yalnızca statik bir kopyası olarak değil; sensör verileriyle beslenen, zaman içinde öğrenen ve davranış öneren bir sistem olarak düşünmek gerekiyor. Üretim hatlarında optimizasyon, kestirimci bakım ya da enerji santrallerinde verimlilik artırımı gibi alanlarda bu modeller bugün fiilen sahada kullanılıyor. Bu sistemler yalnızca durumu izlemekle kalmıyor, hangi ayarın daha iyi sonuç vereceğini de önerebiliyor. BMW'nin 'sanal fabrika' yaklaşımıyla üretim planlama maliyetlerini düşürmesi ve yeni model hazırlık sürelerini haftalardan günlere indirmesi bu dönüşümün çarpıcı örneklerinden biri. Dijital ikizler, operasyon sırasında da makinelerin davranışlarını izleyerek öngörücü bakım ve performans optimizasyonu sağlıyor. Sonuçta fabrika yönetimi sezgisel kararlardan, veriye dayalı senaryo yönetimine evriliyor.

ÜRETİMDE YENİ KARAR ÇAĞI

Yapay zeka, bakım ve operasyon yönetimini de reaktif bir anlayıştan proaktif ve giderek otonom bir yapıya dönüştürüyor. Öngörücü bakım sayesinde makineler arıza oluşmadan önce uyarı veriyor, bakım planları otomatik olarak güncelleniyor. General Electric'in dijital ikiz ve makine öğrenimini birleştirerek kesinti sürelerini önemli ölçüde azaltması, bu yaklaşımın olgunlaşmış örneklerinden biri. Ancak asıl kırılma noktası, agentic yapay zeka ile ortaya çıkıyor. Agentic yapay zeka; yalnızca analiz yapan değil; hedef koyan, önceliklendiren ve aksiyon alan yapay zeka sistemlerini ifade ediyor. Bu yaklaşımda yapay zeka üretim parametrelerini insan müdahalesi olmadan optimize edebiliyor; hatta maliyet, kalite ve hız gibi çelişen hedefler arasında denge kurabiliyor. Ülkemizde Beko örneğinde olduğu gibi gerçek zamanlı ayarlamalarla kalite sapmalarının ve üretim kayıplarının azalması, maliyetlerin düşmesi ve pazara çıkış süresinin kısalması mümkün hale geliyor. Siemens'in fabrikalarında ulaşılan neredeyse hatasız üretim oranları ise karar otonomisinin artık bir vizyon değil, somut bir rekabet avantajı olduğunu net biçimde ortaya koyuyor.

TEDARİK ZİNCİRİ ENTEGRASYONU

Akıllı fabrikaların etkisi artık tesis sınırlarını aşarak tedarik zincirinin tamamına yayılıyor. Yapay zeka, üretim verilerini talep tahminleri, tedarikçi performansı ve dış çevresel sinyallerle birleştirerek uçtan uca bir karar ve optimizasyon katmanı oluşturuyor. Toyota'nın yapay zeka tabanlı planlama sistemleriyle talep tahmin doğruluğunu ve ekip verimliliğini artırması, bu entegrasyonun somut faydalarını ortaya koyuyor. Agentic yapay zeka yaklaşımı sayesinde sistemler, gecikme riski oluştuğunda yalnızca alarm vermekle kalmıyor; alternatif senaryolar üretiyor ve en uygun aksiyonu otomatik olarak devreye alıyor. Sonuç olarak tedarik zinciri, öngörülemeyen şoklara karşı kırılgan bir yapı olmaktan çıkıp; kendini uyarlayabilen, öğrenen ve rekabet avantajı üreten bir ekosisteme dönüşüyor.

GÖRÜNTÜ İŞLEME İLE KALİTE KONTROL YENİDEN TANIMLANIYOR

Kalite kontrol, yapay zekanın üretimde en hızlı ve en somut değer yarattığı alanlardan biri. Derin öğrenme destekli görüntü işleme sistemleri, üretim hatlarında ürünleri gerçek zamanlı tarayarak insan gözünün kaçırabileceği kusurları dahi yüksek doğrulukla tespit edebiliyor. Foxconn ve Bosch örneklerinde olduğu gibi, yapay zeka tabanlı denetim sistemleri hata oranlarını düşürürken kalite tutarlılığını sistematik biçimde artırıyor. Üretken yapay zeka ile sentetik veri kullanımı, nadir görülen kusurlar için bile modellerin hızlı ve etkili biçimde eğitilmesini mümkün kılıyor. Bu sayede kalite kontrol, geçmiş hatalara bağımlı olmaktan çıkıp gelecekteki riskleri de kapsayan bir yapıya evriliyor. İnsanlar artık tek tek kontrol yapmak yerine yapay zeka çıktılarından öğrenerek sürekli iyileştirme ve karar kalibrasyonu döngülerini yönetiyor. Sonuç olarak kalite, kontrol edilen bir sonuç olmaktan çıkıp; tasarımın, karar mekanizmalarının ve üretim zekasının doğal bir çıktısı haline geliyor.

SONUÇ: OTONOM FABRİKALAR, YENİ REKABET

Yapay zeka, üretimde de oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Ancak bu oyunu kazananlar, yapay zekayı yalnızca bir otomasyon aracı olarak kullananlardan ziyade onu bilişsel ve otonom bir karar ortağı olarak konumlayanlar olacak. Bugün agentic yapay zeka ile çalışan fabrikalar yalnızca daha verimli üretmiyor; kendi kendini yöneten, öğrenen ve uyumlanan değer zincirleri inşa ediyor. Akıllı fabrika artık bir teknoloji yatırımı değil, şirketin rekabet DNA'sının merkezinde yer alan stratejik bir tercih haline geliyor. Bu dönüşümü erken ve doğru yönetenler, endüstrinin de gelecekte nasıl rekabet edeceğini tanımlayan aktörler haline geliyor.

(Yapay Zeka ve Teknoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Fingate.io CO-CEO'su Ergi Şener)

EN ÇOK OKUNANLAR