Yayın Tarihi:
13 Mayıs 2026 16:59Yayın Tarihi:
13 Mayıs 2026 16:59
Kurumsal sorumluluk kavramının iyi niyet beyanlarının ötesine geçerek derinleştiğini vurgulayan Aslı Ünlü, IC Holding'in toplumsal fayda yaklaşımını 'kararların yönünü belirleyen temel bir referans' olarak tanımlıyor. Çağımızda güvenin sadece söylemle değil, tutarlı davranış ve ölçülebilir katkıyla inşa edildiğinin altını çizen Ünlü; holding yapısının ve İbrahim Çeçen Vakfı'nın çalışmalarının bu ortak zemin üzerinde yükseldiğini belirtiyor. Yarım asrı aşan yolculuklarında asıl değerin, inşa edilen yapıların büyüklüğünden ziyade dokunulan hayatlarda ortaya çıktığına inandıklarını ifade ediyor.
DAYANIŞMACI FİLANTROPİ: BİLGİ VE DENEYİMİN PAYLAŞIMI
İbrahim Çeçen Vakfı çatısı altında 'dayanışmacı filantropi' yaklaşımını benimsediklerini belirten Ünlü, filantropiyi yalnızca finansal destek sağlamak olarak değil. Aksine bilgi, deneyim ve kurumsal birikimi paylaşarak çoğaltmak olarak gördüklerini dile getiriyor. Ünlü, "Bir mühendisin uzmanlığını gençlerle buluşturması veya bir şefin tecrübesini gastronomi öğrencileriyle paylaşması, sosyal sorumluluğu kurum kültürünün yaşayan bir pratiğine dönüştürüyor" diyerek etkinin kurumun iç dinamiklerinde de karşılık bulduğunu belirtiyor.
UZUN VADELİ KAPASİTE VE FIRSAT EŞİTLİĞİ
Sosyal yatırımların kısa vadeli görünürlük yerine uzun vadeli kapasite inşası için kurgulandığını ifade eden Ünlü, önümüzdeki dönemde odağı daha da netleştirdiklerini belirtiyor. Özellikle gençlerin eğitim ve istihdam yoluyla üretim süreçlerine katılımını sağlayan ve fırsat eşitliğini destekleyen programlara öncelik verdiklerini söyleyen Ünlü, bu çalışmaların veriye dayalı etki analiziyle desteklenmesinin önemine dikkat çekiyor.
SÖYLEM VE EYLEM ARASINDAKİ MESAFENİN DARALTILMASI
Bugün kurumların en büyük sınavının söyledikleriyle yaptıkları arasındaki mesafe olduğunu savunan Aslı Ünlü, IC Holding olarak bu mesafeyi mümkün olduğunca daraltmayı hedeflediklerini belirtiyor. Şeffaflık ve sonuç odaklılık ilkeleriyle hareket ettiklerini vurgulayan Ünlü, kalıcı etkinin ancak tutarlılık, süreklilik ve paydaşlarla birlikte üretilen bir değer anlayışıyla mümkün olabileceğinin altını çiziyor.