Yayın Tarihi:
10 Temmuz 2026 14:22Güncelleme Tarihi:
10 Temmuz 2026 14:22Yayın Tarihi:
10 Temmuz 2026 14:22
İstanbul'da araştırma, arşiv ve güncel üretimi aynı çatı altında buluşturan SALT, 2025 programında araştırmanın kamusal sunum biçimlerini yeniden kurgularken 2026'da Doğu Akdeniz, iklim, kültürel çeşitlilik ve açık arşiv odaklı yeni bir program çerçevesi oluşturuyor. SALT Genel Müdürü Deniz Ova, kurumun odağında araştırma temelli üretim ve kamusal düşünme alanı bulunduğunu vurguluyor.
DOĞU AKDENİZ, İKLİM VE KÜLTÜREL ÇEŞİTLİLİK
Ova program yapısını şöyle açıklıyor: "2025 programı, araştırmanın kamuyla paylaşılma biçimlerini yeniden ele aldığımız bir yıl oldu. Sergiler, yayınlar, konuşmalar ve dijital içerikler arasında daha geçirgen ilişkiler kurduk. Arşiv temelli üretimlerin güncel meselelerle temasını güçlendirdik. Programlarımızı yalnızca bir izleme deneyimi değil, aynı zamanda birlikte düşünme ve araştırmaya katılım alanı üretmesini önemsedik." Yıl boyunca kültürel üretim ile toplumsal hafıza arasındaki ilişkiyi disiplinler arası yaklaşımlarla ele aldıklarını söyleyen Deniz Ova, "İlk defa sunduğumuz, kolektif bilgi üretimi ve araştırma platformu olarak tasarlanan FORUM'da, 'Su Etrafında' teması kapsamında, farklı bilgi alanları arasında yeni bağlantılar kurmaya ve ortak tartışma zeminleri oluşturmaya odaklandık" diyor. Ova, 2026'ya ilişkin yaklaşımı aktarırken kültür kurumlarının rolüne dikkat çekiyor ve şunları söylüyor: "Toplumsal, politik ve ekolojik dönüşümlerin hızlandığı bir dönemde kültür kurumlarının araştırma ve ifade alanı açması her zamankinden daha önemli." Ova ayrıca 2026 programını şu sözlerle tanımlıyor: "Doğu Akdeniz coğrafyasına dair yeni araştırmalar geliştiriyoruz, iklim ve çevre bilinci ile kültürel çeşitliliği görünür kılan programlar üretiyoruz." Bunun yanında yeni programlardan Supercut'a da değinen Ova proje hakkında "Sinema ve hareketli görüntünün tarih yazımı, hafıza inşası ve arşivleme yöntemleri bağlamında yeniden ele alınacağı bir program" yorumunda bulunuyor.
2.2 MİLYON BELGEYE ULAŞILDI
Deniz Ova, SALT Araştırma'nın ulaştığı ölçeği aktarırken şu bilgiyi veriyor: "Türkiye'de sivil tarih çalışmalarına dair en kapsamlı dijital arşivlerden biri olan Salt Araştırma, 2025 itibarıyla 2.2 milyon belgeyi aştı. Dünyanın her yerinden erişime açık arşivlerimiz, araştırmacılar ve meraklı kullanıcılar için ortak bir keşif alanı oluşturmaya devam ediyor." Bununla birlikte destek mekanizmalarına da değinen Ova, BBVA Vakfı iş birliğiyle yürütülen programın sanatsal araştırma ve üretim için sürdürülebilir bir zemin oluşturduğunu belirtiyor. Salt Araştırma'nın temel yaklaşımının bilgiye erişimi açık, sürdürülebilir ve uzun vadeli kılmak olduğunu nitelendiren Ova, "2026'da farklı koleksiyonlar arasında daha güçlü ilişkiler kuran yeni erişim modelleri üzerinde çalışıyoruz. Grafik tasarım, mimarlık, kent ve görsel kültür alanlarında yeni arşivleri erişime açmayı hedefliyoruz. Açık arşiv yaklaşımını yalnızca dijitalleşme değil, kamusal bilgi üretiminin demokratikleşmesi olarak görüyoruz" diyor.
BAĞIMSIZ KÜRATORYAL ÇİZGİ
SALT, kurumsal modelinde araştırma temelli üretim, şeffaflık ve küratoryal bağımsızlığı merkezine alıyor. Ova, sponsorluk ilişkilerinden program geliştirme süreçlerine kadar tüm yapının uzun soluklu araştırmalar üzerinden şekillendiğini belirterek "Bizim için temel mesele, araştırma ve program üretim süreçlerinin bağımsızlığını korumak ve bu bağımsızlığı kurumsal yapının temel ilkesi olarak sürdürmek" diyor. Ova ayrıca sponsorluk ilişkilerine dair, "Sponsorluk ilişkilerini, içeriğe müdahale etmeyen ve kurumsal özerkliği gözeten bir yapı içinde yürütüyoruz, böylece programların yönü dışsal değil içsel dinamiklerle belirleniyor" ifadelerini kullanıyor. "Araştırmayı yalnızca sergi ya da programların hazırlık aşaması olarak değil, doğrudan üretimin kendisiyle iç içe geçmiş aktif bir düşünme ve üretim pratiği olarak görüyoruz" diyen Ova devamında üretim modelini şöyle açıklıyor: "Bu nedenle araştırma odaklı üretimlerin sergiler, yayınlar, konuşmalar ve dijital içerikler arasında daha bütünlüklü ve geçirgen ilişkiler kurmasını önemsiyoruz, çünkü bu yapı hem üretimi hem de kamusal etkiyi güçlendiriyor."