
Fethiye'den başlayıp Antalya'nın Konyaaltı ilçesine kadar uzanan yaklaşık 540 kilometrelik Likya Yolu, doğa ve tarihle iç içe bir yürüyüş deneyimi sunuyor. Bu rota, aynı zamanda Türkiye'nin ilk uzun mesafeli yürüyüş rotası.

Baharın gelişiyle birlikte Likya Yolu yerli ve yabancı turistlerin odak noktası oldu.

Likya Yolu'nun Kayaköy, Ölüdeniz, Ovacık, Faralya, Kabak Koyu ve Yedi Burunlar hattını kapsayan parkurlarda bir araya gelen yürüyüş grupları, Akdeniz'in turkuaz manzarası eşliğinde yolculuk yapıyor.

Bugün Teke Yarımadası olarak adlandırdığımız, Muğla'nın doğusundan Antalya'nın batısına dek uzanan sarp ve ormanlık coğrafya uzun yıllar antik çağın en ilginç halklarından biri olan Likyalılara ev sahipliği yapmış.

"Işık Ülkesi" (Lukka) olarak da bilinen bu bölge; görkemli liman kentlerinden stratejik dağ yerleşimlerine kadar geniş bir ağla örülmüş, özellikle Ksanthos ve Arykandos vadilerinde filizlenen bir medeniyetin merkezi haline gelmiş.

Kültür Portalı'na göre günümüzde Likya Yolu olarak adlandırılan parkurlar, aslında antik Likya kentlerini birbirine bağlayan tarihi patikalardır.

Likya antik kentleri 2009 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde bir bütün olarak yer alıyor.

LİKYA HAKKINDA
UNESCO'nun sayfasında bu konuda şu bilgiler yazılı:

"Antik coğrafi bölge Likya, Türkiye'nin Akdeniz bölgesindeki Teke Yarımadası üzerinde yer almaktadır. Likya Uygarlığı, bu bölgede M.Ö. 5. ve 4. yüzyıllara tarihlenen, Helenistik ve Roma dönemine ait pek çok kalıntı ile tanınır. M.Ö. 2. bin yıla kadar uzanan yazılı Mısır ve Hitit kaynakları "Luka" veya "Lukka" adlı bir kabileden bahsetmekte, Hitit kralı Suppiluliuma ise M.Ö. 14. yüzyılda "Likya Ülkesi"ni fethettiğinden söz etmektedir.

Ayrıca Kadeş Savaşı ile ilgili yazılı kaynaklar bu insanları "deniz insanları Lukkiler" olarak adlandırır. Tarihçilere göre "Lukka", "Işık Ülkesi" anlamına gelmektedir.

Likya, M.Ö. 2. yüzyılın sonundan M.Ö. 2. yüzyılın ortalarına kadar Suriye kralı III. Antiokhos tarafından yönetilmiştir.

M.Ö. 1. yüzyılın ortalarında ise 23 şehirden oluşan "Likya Birliği" kurulmuştur. Bu birlik, tarihte bilinen ve günümüz demokratik sistemlerine ilham veren ilk demokratik federasyondur.

Likya Uygarlığı dünyada sadece Türkiye'nin Akdeniz kıyısındaki Teke Yarımadası'na özgüdür.

Likya şehirleri, dünyanın bu bölgesi için çok iyi bilinen ve çoğunlukla iyi korunmuş olan karakteristik mimarileriyle kolayca ayırt edilirler. Özellikle kayaya oyulmuş anıtsal mezarlar Anadolu'da çok belirgindir ve bu insanların taş işçiliği kalitesi dikkat çekicidir. Likya şehirleri çoğunlukla deniz kıyısında, denize hakim tepelerde konumlanmış olup, bu insanların denizle olan güçlü ilişkisini temsil ederler"




