
Antalya'nın Döşemealtı ilçesi yakınlarındaki antik kent, nekropol alanları, lahitleri, yapıları, tiyatrosu, yaban hayatı ve endemik bitkileriyle dikkati çekiyor. Güçlü savunmasıyla "Büyük İskender'in işgal edemediği şehir" olarak tarihe adını yazdıran Termessos Antik Kenti, dev sütunları, kaya mezarları, lahitleri, kartal yuvasını andıran konumu ve doğayla iç içe oluşu gibi özellikleriyle öne çıkıyor.

ABD'li yayın kuruluşu CNN de Eylül ayında Türkiye'deki Termessos Antik Kenti'ni "Büyük İskender'in fethedemediği gizli kartal yuvası şehir" olarak tanıtan kapsamlı bir makale yayımlamıştı. CNN'deki makalede, MÖ 333 civarında Anadolu seferi sırasında Büyük İskender'in Termessos'u kuşatmasına rağmen ele geçiremediği hatırlatıldı. Haberde, İskender'in bu nedenle kenti "kartal yuvası" olarak nitelendirdiği aktarıldı.

CNN, Termessos'u izole konumu sayesinde korunmuş "muhteşem bir arkeolojik mücevher" olarak tanımlıyor. Makalede şu notlara yer verilmiş:
- Termessos halkı, bugün Türkiye topraklarının büyük bölümüne yayılmış eski bir uygarlık olan Luvilerin torunları sayılan Solymler olarak biliniyordu.
-Solymlerin ne yaptıklarını çok iyi bildikleri açık. Yer seçimi, olağanüstü bir stratejik zekâyı yansıtıyordu. Kent önemli bir ticaret yolu üzerinde bulunuyordu, aynı zamanda yüksek konumu ve hâkim manzarası sayesinde savunması da son derece kolaydı.
-MÖ 333 civarında Büyük İskender şehre geldiğinde, birçok denemesine rağmen kenti ne işgal edebildi ne de kuşatarak teslim olmaya zorlayabildi. Rivayete göre kente "kartal yuvası" adını verdi.
SAVAŞ OKULU
- Yamaçta daha yukarı tırmanıldığında, Termessos'taki yaşamın ne kadar gelişmiş olduğuna dair başka kanıtlar da görülür. Sol tarafta, şehrin gymnasiumunun mermer kalıntıları bulunur. Burası, asker adayları için bir tür eğitim kampüsüydü ve içinde hamam ile yemekhane de yer alıyordu. Ön kısmındaki palaestra ise güreş ve savaş eğitimi için kullanılıyordu.
-Surların ötesinde uygarlığın başka izleri de bulunur. Kapalı bir su drenaj sisteminin kalıntıları var. 1.500 tona kadar su depolayabilen devasa hazneler, özellikle Büyük İskender'in kuşatma girişimleri sırasında, doğal su kaynakları az olan bir şehrin hayatta kalması için hayati öneme sahipti.
-Yakınlarda, kentin yönetim merkezi olan bouleuterionun (meclis binası) etkileyici dış duvarı, Roma öncesi döneme tarihlenen başka bir agora ve bir zamanlar şehrin en seçkin dükkânlarının bulunduğu sütunlu cadde kalıntıları yer alır.
-Ancak bunların hepsi, şehrin asıl göz kamaştırıcı yapısının yanında ikinci planda kalır: Tiyatro.
SAVAŞÇI VE ÖZGÜRLÜKLERİNE DÜŞKÜNLER
Antalya Bilim Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Koçak, Aralık 2025'te AA'ya yaptığı açıklamada Termessos'un bölgenin en büyük antik kentlerinden olduğunu söylemişti.
Termessos'taki yerleşimin 1050 ile 1200 metre arasında kurulduğunu belirten Koçak, Termessosluların savaşçı ve özgürlüklerine düşkün olduğunu belirtmişti. Koçak, "Bağımsızlıklarını Roma döneminde bile korumuşlar. Termessos'taki sikkelerde hiçbir zaman imparator portresi basılmamış. Hep kendi kahramanlarını, tanrılarını sikkelerin üzerine basarak bağımsız olduklarını belirtmişler." bilgisini paylaşıyor.

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan ve geçmişi milattan önce 4. yüzyıla uzanan antik kentte, Kültür ve Turizm Bakanlığının Geleceğe Miras Projesi kapsamında geçen yıl kazı çalışması yürütülüyordu.

Kazı başkanı Koçak, bulunan anıt mezarlarla ilgili Kasım 2025'te de AA'ya açıklamalarda bulunmuştu.

Bir anıt mezar yapısının bir kadına ait olduğunu aktaran Koçak, kadının mezarı kendisi ve eşi için yaptırdığını belirterek şu bilgileri vermişti:
"Anıt mezar büyük bir podyuma sahip. Podyumun 4 tarafında da kalkan, mızrak, kılıç, zırh ve baltalar gibi silah kabartmaları görünüyor. Bu silahların bir kısmı kendi dönemlerinde kullanılan bir kısmı da efsanevi düşmanlara ait silahlar. Bunların en önemlisi de amazon kadın savaşçılarına ait kalkan, balta kabartmaları...
2025 YILINDA YENİ HAZİNELER
AA'nın derlemesine göre Termessos Antik Kenti'nde, E1 Nekropolü'nde ele geçen beyaz mermer kadın heykeli, minderli bir tabure üzerinde oturur vaziyette betimlenmiş, yaklaşık 137 santimetre yüksekliğiyle neredeyse gerçek insan boyutlarına ulaşan bir figürü yansıtıyor. Khiton giymiş ve onu tamamen örten bir himationla tasvir edilen heykel, iki parça halinde bugüne ulaştı.
Baş kısmı bulunamamış olmasına karşın, kollarını bileklerine kadar örtüsüne sararak vücuduna yakın tutan duruşu ve kıyafet seçimi, heykelin büyük olasılıkla mezarın sahibesi olan saygın bir aile kadınına ait olduğunu düşündürüyor. Bu buluntu, Termessos toplumunda "iffetli, ağırbaşlı ve itibarlı kadın" idealinin anıtsal bir heykel diliyle nasıl ifade edildiğini gösteriyor.
