USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

AA

Yayın Tarihi:

22 Mart 2026 16:05

Yayın Tarihi:

22 Mart 2026 16:05

Türkiye'de: Büyük İskender'in alamadığı 'kale' gibi kent

Sarp bir kaya kütlesi üzerine kurulu olması sayesinde yapıları büyük ölçüde ayakta kalmış olan Sillyon, ziyaretçilerine binlerce yıllık tarihsel süreci tek bir karede sunan açık hava müzesi gibi. Silyon, yaklaşık 7 bin yıllık kesintisiz yerleşime ışık tutuyor

Türkiye'de: Büyük İskender'in alamadığı 'kale' gibi kent

Antalya'nın Serik ilçesinde yer alan Sillyon, Hititlerden itibaren kesintisiz yerleşim görmüş, Büyük İskender'in kuşatıp alamadığı nadir savunma kalelerinden biri.

Pers, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde stratejik bir merkez ve piskoposluk noktası olan kent, Türk-İslam döneminde "Karahisar-ı Teke" adıyla 17. yüzyıla kadar varlığını sürdürmüş. Bölgenin en büyük stadionu, etkileyici bir tiyatro, devasa kale surları ve Anadolu'daki en erken Türk-İslam eserlerinden biri olan kale mescidine ev sahipliği yapıyor.

KAZI BAŞKANI SİLLYON'U ANLATTI

Kültür ve Turizm Bakanlığının "Geleceğe Miras" projesi kapsamında Opet ana sponsorluğunda çalışmaların sürdüğü Sillyon Antik Kenti, arkeolojik kazılardan elde edilen bulgularda insan yaşamına dair önemli izlere ev sahipliği yapıyor.

Sillyon Antik Kenti Kazı Başkanı ve Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Taşkıran, bu hafta AA muhabirine, Sillyon'un Pamfilya bölgesinin bereketli topraklarında Aspendos ve Perge antik kentleri arasında yer aldığını anlattı.

Bölgede yaptıkları kazılarda M.Ö. 5000'lere kadar inen arkeolojik verilere ulaştıklarını ifade eden Taşkıran, "Uzmanlarımızın yaptığı çalışmalar neticesinde Geç Neolitik veya Erken Kalkolitik dönem olarak isimlendirdiğimiz dönemlere tarihlenen çok önemli veriler ortaya çıktı. Arkeolojik kazılarla elde ettiğimiz veriler Sillyon'un M.Ö. 5000'lerden başlayarak günümüze kadar kesintisiz yerleşim gördüğünü ve yaklaşık 7 bin yıllık tarihi olan bir yerleşim bölgesi olduğunu ortaya çıkardı." dedi.

HİTİTLERE UZANIYOR

Bölgenin kesintisiz şekilde 7 bin yıldır yerleşim alanı olmasının en önemli sebebinin korunaklı tepede kurulduğu için güvenlik olduğunu dile getiren Taşkıran, "Kent çok güvenli bir alanda kurulu ve kendi öz kaynaklarından suyu var. Hala da akan bu kaynak suları bölgeye hep hayat vermiş" diye konuştu.

Kentin denizden uzak olmasının denizden gelecek asker ve paramiliter grupların tehdidinden uzak olmasını sağladığını anlatan Taşkıran, şöyle konuştu:

"Dolayısıyla zaman, ortam ve tarih değişse de Sillyon'un kaderi değişmiyor. Bölge Hititler döneminde bir yerleşim alanı ve 'Sallusa' adıyla karşımıza çıkıyor. Sillyon, Hititler'in güney yerleşimlerinden biri. Bu tarihten sonra kesintisiz bir şekilde arkeolojik malzemeler geliyor.

Sillyon'un en güçlü dönemi ise 'polis' adını verdiğimiz bütün kurumlarını tamamlamış, kent modeline bürünmüş, sikke basabilen, meclisi ve idari şekli olan haliyle 4. ve 5. yüzyıllarda karşımıza çıkıyor. Burası bu dönemde tam Perslerin Anadolu'ya hakim olduğu süreçte Persler için de bir karakol hüviyetinde. İşte o bahsettiğim korunaklı yapısı Perslerin de bu şekilde burayı kullanmalarını sağlamış. Kentin kendine özgü bir dil yapısı, bir alfabe durumu da var. Seçimlerin yapıldığını da bu kentte yazıtlardan açıkça görüyoruz. Derin tarihi olan bir kent ama klasik kentlerin de öncüleri arasında yer alıyor."

BÜYÜK İSKENDER ALAMADI

Helenistik dönemde kentin savunma kurgusuyla ön plana çıktığını belirten Taşkıran, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sur ve kulelerle ciddi bir savunma anlayışı gelişiyor. Büyük İskender'in doğu seferi sırasında Aspendos tarafına geçerken buraya da uğradığı, Sillyonluların buna direndiği ve teslim olmadığını biliyoruz. Helenistik dönem sonrasında Roma İmparatorluğu Dönemi'nde Sillyon'un genişlediğini, büyük bir antik yerleşime döndüğünü görüyoruz. Stadyum, hamam, anıtsal çeşme yapıları gibi birçok yapının bu dönemde inşa edildiğini görmek mümkün. Menodora, bu dönemde yaşayan çok güçlü bir kadın kişilik. Kentin en ünlü hayırseveri. Birçok yapı Menodora'nın teşviki ve yardımlarıyla yapılıyor. Kimsesiz çocuklar adına da bir hayır vakfı kuruyor. Bizans İmparatorluğu döneminde ise çeşitli akınlar ve siyasi gelişmeler nedeniyle birçok kent küçülürken, Sillyon coğrafi özelliği dolayısıyla büyüyerek askeri birlik merkezi haline dönüyor."

Kale Mescidi en önemli erken Türk-İslam dönemi mimarisi örneklerinden

Kentin Hristiyanlığın önemli merkezlerinden olduğunu, hatta 2 patrik çıkardığı bilgisini veren Taşkıran, "Bölge Türklerin Antalya ve Alanya fethinin hemen ardından da Anadolu Selçukluların hakimiyetine geçiyor. Selçuklu askerleri de burada büyük bir karakol kuruyor. Kentte Beylikler döneminde görev yapan komutan Hamza Bey'in yaklaşık 1600 kişilik atlı birliği bulunuyor. Bölgedeki o bütün güvenlik, asayiş durumundan Hamza Bey sorumlu. Yaptığımız arkeolojik kazılarda bunu net şekilde gördük.

1250'li yıllardan sonra inşa edilen Kale Mescidi en önemli erken Türk-İslam dönemi mimarisi örneklerinden. Akropolis'in üst kısmında Osmanlı yerleşmesi görüyoruz. Mescitler, dükkanlar, çeşme yapıları ve hamam gibi. Bir kadıya ait mezar taşı da bulduk. Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde de bölge Yörük-Türkmenler tarafından kullanılmaya başlanmış." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'deki tarihi hazinelerden: İlklerin kalesi Karacahisar

Türkiye'deki bu kale 3 bin yıllık: Geçen yıl 400 bin kişi ziyaret etti

Türkiye'nin tarihi kalelerinden: Havadan bakınca yoncayı andırıyor

Sarp kayalıklar üzerindeki bu kaleyi 2025'te 181 bin kişi gördü

Türkiye'de az bilinen bu kale 1000 yıl önce yapılmış

Taşkıran, tarih meraklılarını kente gelerek yaklaşık 7 bin yıllık tarihin izlerini görmeye davet etti.

Türkiye'nin en büyük 3. kalesi havadan böyle görünüyor

EN ÇOK OKUNANLAR