USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN GR

-
-%

BIST 100

-
-%

Sektörler

Yayın Tarihi:13 Ocak 2026 10:39

İnsan kaynaklarının yeni rekabet kuralları

İş dünyası ofise geri dönüş zorunluluklarından yapay zekanın hızla benimsenmesine kadar pek çok gelişmeyle köklü bir değişim yaşıyor. 2026'ya yön verecek insan kaynakları uygulamalarına hep birlikte göz atalım.

İnsan kaynaklarının yeni rekabet kuralları

Korn Ferry'nin araştırmasına göre CHRO'lar ve İK profesyonelleri için bu dönem sadece İK'yı değil, kuruluşların rekabet biçimini de yeniden şekillendiren beş temel trende odaklanmak zorunda.

OFİSE DÖNÜŞ POLİTİKALARI ÇALIŞAN DEĞER TEKLİFİNİ SARSIYOR

Şirketler, hibrit çalışma seçeneklerini azaltıp tam zamanlı ofis zorunluluğu getirirken, çalışanların beklentileri bu durumla çatışıyor. Global öçekte 15 bini aşkın çalışanın katıldığı araştırmaya göre, tam zamanlı ofiste çalışanlardan (yüzde 59) sadece yüzde 19'u bu durumdan memnun. Bu katı politikalar, yetenek kazanımını zorlaştırıyor. Çalışanlar, zorunluluğu güvensizlik olarak algılayarak bağlılıklarını yitiriyor.

Fırsat: Korn Ferry uzmanlarına göre bu tartışmayı sonlandırmanın yolu iş mimarisini (job architecture) yeniden tasarlamak. Şirketler, dikey kariyer basamakları yerine, çalışanların yetkinliklerine dayalı, yatay ve esnek görevlendirmelerle çalışanlarını konumdan bağımsız hale getirmeli.

YAPAY ZEKA VE YALIN YAPILANMA LİDERLİK HAVUZUNU TEHDİT EDİYOR

Pek çok şirket maliyetleri kısmak ve verimliliği artırmak amacıyla orta düzey yöneticileri azaltarak yapıyı düzleştiriyor ve giriş seviyesi işleri yapay zekayla çözüyor. CEO'ların büyük çoğunluğu ise (yüzde 82) önümüzdeki üç yılda yapay zeka sebebiyle iş gücünün yüzde 20'ye kadarını azaltacağını belirtiyor. Bu durum kısa vadede verimlilik sağlasa da uzun vadede istenmeyen sonuçlar doğuruyor:

Liderlik hattında boşluk: Orta düzey basamaklar ortadan kalktığında geleceğin liderlerini yetiştirme imkanı kalmıyor.

Kültürün zayıflaması: Kültürü taşıyan orta kademe yöneticiler olmadan stratejiyi eyleme dönüştürmek zorlaşıyor.

Kıdemli yönetici tükenmişliği: Taktiksel taleplerin üst kademeye kaymasıyla üst düzey yöneticiler stratejik odaklarını kaybediyor.

Fırsat: İK, duygusal zekayı yapay zeka bilgisiyle birleştiren yeni yapay zeka yöneticisi gibi roller tanımlamalı.

İK'NIN YAPAY ZEKA HIRSI, UYGULAMA BECERİLERİNİ GERİDE BIRAKIYOR

* CHRO'ların yaklaşık yarısı yapay zeka yatırımını önceliklendirirken, İK ekiplerinin yapay zekayı etkili bir şekilde kullanmaya hazır olmaması yapay zeka yatırımından beklenen geri dönüşü riske atan büyük bir uygulama açığı yaratıyor.

* İK ekiplerinin yalnızca yüzde 5'i yapay zekayı etkili bir şekilde uygulamaya hazır hissediyor.

* CHRO'ların yüzde 40'ı en büyük engelin İK ekiplerindeki yetersiz bilgi ve beceri olduğunu söylüyor.

KİŞİSELLEŞTİRİLMİŞ ÖĞRENME OYUNUN KURALLARINI DEĞİŞTİRİYOR

Yapay zeka destekli öğrenme platformları artık her çalışana özel, gerçek zamanlı kariyer ve gelişim yolları sunabiliyor. Bu tür kişiselleştirilmiş öğrenme olanakları çalışan bağlılığını artırıyor; Zira ankete katılanların yüzde 60'ından fazlası nefret ettikleri bir işte bile, hızlı gelişim fırsatı varsa kalacaklarını belirtiyor.

CHRO'LAR STRATEJİ MASASINDA DİREKSİYONA GEÇİYOR

2026'da CHRO'lar sadece insan stratejisini iş hedeflerine uyumlamakla kalmıyor, bu hedeflerin ortak yazarı haline geliyor. Araştırmaya göre CHRO'ların yüzde 61'i CEO'nun stratejik konularda kendilerine sıkça güvendiğini belirtiyor. Yetenek kısıtlamaları, dijitalleşme ve yapay zeka, rekabetin merkezine yerleştiği için artık hiçbir büyük iş kararı, İK perspektifi olmadan alınmamalı.

Fırsat: Bu konumu korumak için CHRO'lar, finans ve ürün gibi birimlerle iş birliğini güçlendirmeli, öngörücü veri setleri oluşturmalı ve bu bilgileri finansal sonuçlar dilinde ifade ederek kuruluşun yetenek motoru olarak kendilerini konumlandırmalı.

2026'DA CHRO'LARIN GÜNDEMİ

Gartner'ın 23 sektör ve dört bölgeden 426 CHRO ile gerçekleştirdiği kapsamlı araştırmanın sonuçları, İK liderlerinin 2026 yılı ve sonrasına yönelik kritik yol haritasını ortaya koyuyor. Yapay zeka devriminden değişen çalışan-işveren ilişkisine kadar, İK'nın dönüşümünü tetikleyen dört temel öncelik, yeni dönemin stratejik odağını belirliyor.

2026'NIN ZİRVEDEKİ 4 CHRO ÖNCELİĞİ

CHRO'lar, belirsiz bir dünyada büyüme ve verimlilik dengesini sağlarken aynı zamanda iş gücünün temelini yeniden şekillendiren trendlere odaklanmak durumunda.

1. Yapay zekayı İK'da devrim için kullanmak

Stratejik yaklaşım: CHRO'lar için en yüksek etki potansiyeline sahip öncelik, net bir İK odaklı yapay zeka stratejisi oluşturmak. Bu stratejinin temelinde, İK operasyon modelinin evrimi yer alıyor.

Kritik nokta: İK operasyon modelindeki dönüşümün yapay zekadan elde edilecek üretkenlik kazanımları üzerindeki tahmini etkisi yüzde 29 ile en yüksek seviyede. Artık yapay zekayı sadece bir araç olarak değil, İK'nın işleyiş biçimini yeniden tanımlayan bir katalizör olarak görmek gerekiyor.

2. İş gücünü şekillendirmek

Stratejik yaklaşım: İK liderleri, insan ve yapay zekanın harmanlandığı bir iş gücü için 'şimdi ve sonra' yetenek stratejileri geliştirilmeli.

Kritik nokta: Başarı farklı insan-yapay zeka senaryolarına yönelik kapsamlı planlama yapmaktan geçiyor. İK, hangi rollerin değişeceğini, hangi yeni yeteneklere ihtiyaç duyulacağını ve bu melez iş gücünün nasıl yönetileceğini öngörmek zorunda.

3. Belirsiz dünyada büyüme için harekete geçmek

Stratejik yaklaşım: Liderler, ilham vermekle kalmayıp değişimi rutinleştiren becerilerle donatılmalı.

Kritik nokta: Değişimin işin içgüdüsel bir parçası haline gelmesi durumunda sağlıklı değişim benimseme olasılığı üç kat daha yüksek. İK'nın görevi değişime karşı direnci azaltıp, günlük iş akışının doğal bir parçası yapacak liderlik kültürünü inşa etmek.

4. Performansı güçlendirmek için kültürel körelmeyle mücadele etmek

Stratejik yaklaşım: Arzu edilen kurum kültürünü, çalışanların günlük işlerine yerleştirmek esastır. Kültürün sadece panolarda değil, eylemlerde yaşamasını sağlamak hedeflenmeli.

Kritik nokta: Bunu başaran kuruluşlar çalışan performansında yüzde 34'e varan bir artış görebiliyor. Kültürel körelmeye karşın İK kültürü sürekli ve somut bir şekilde sürdürmeye odaklanmalı.

EN ÇOK OKUNANLAR