USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN GR

-
-%

BIST 100

-
-%

Sektörler

Yayın Tarihi:23 Ocak 2026 10:39 / Güncelleme Tarihi:23 Ocak 2026 11:38

Ayrı bir fonksiyon değil, yönetimin kendisi

Sürdürülebilirlik, uyum başlığı olmaktan çıkarak yönetim kurullarının stratejik pusulasına dönüşüyor; şirketlerde başarı artık yalnızca finansal sonuçlarla değil, çevresel ve sosyal etkiyle birlikte tanımlanıyor.

Ayrı bir fonksiyon değil, yönetimin kendisi

Artan regülasyonlar, iklim riskleri ve yükselen paydaş beklentileri, şirketlerin yönetim ve organizasyon modellerinde köklü bir dönüşümü zorunlu kılıyor. Sürdürülebilirliğin ayrı bir fonksiyon olmaktan çıkarak strateji, yönetişim ve karar alma süreçlerinin merkezine yerleştiği bu yeni dönemi, Beko Sürdürülebilirlikten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Fatih Özkadı, Platin'e değerlendirdi.

*2026'ya giderken, sürdürülebilirlik baskılarının yönetim ve organizasyon modelleri üzerinde nasıl bir yeniden yapılanma zorunluluğu doğurduğunu düşünüyorsunuz? Şirketlerin yönetim kurgularında nasıl bir zihniyet ve yapılanma değişimi bekleniyor?

Sürdürülebilirlik, artık şirketlerin iş yapış biçiminin ve stratejik kararlarının merkezinde yer alıyor. 2026'ya yaklaşırken, artan regülasyonlar, iklim riskleri ve toplumsal beklentiler, yönetim ve organizasyon modellerinde köklü bir dönüşümü zorunlu kılıyor. Bu dönüşümün temelinde, sürdürülebilirliğin şirketin DNA'sına entegre edilmesi ve tüm organizasyonun sahiplenmesi gereken bir kültüre dönüşmesi yatıyor. Yönetim kurulları ve üst yönetim, sürdürülebilirliği stratejik öncelik olarak ele alırken, iş süreçleri ve karar mekanizmaları da bu vizyonla yeniden yapılandırılıyor. Şirketler daha çevik, kapsayıcı ve iş birliğine dayalı yapılara geçiyor; başarı ise artık yalnızca finansal sonuçlarla değil, çevresel, sosyal ve yönetişim etkisiyle de ölçülüyor. Beko olarak sürdürülebilirliği yalnızca bir hedef değil, kurumsal kültürümüzün ve uzun vadeli başarımızın temel taşı olarak görüyoruz. Bu çerçevede şirketlerin yönetim kurgularında beklenen temel zihniyet değişimi; sürdürülebilirliği ayrı bir fonksiyon ya da uyum başlığı olarak değil, tüm karar alma süreçlerini şekillendiren bütünsel bir değer seti olarak ele almak yönünde. Organizasyonel olarak ise daha yatay, disiplinler arası iş birliğini teşvik eden, veri ve etki odaklı yapılanmalar öne çıkıyor. Liderlik anlayışı; uzun vadeli değer yaratmayı, paydaşlarla şeffaf iletişimi ve hesap verebilirliği merkeze alan bir yapıya evriliyor. Bu dönüşüm, yetkinlik setlerinden performans ölçüm sistemlerine kadar tüm yönetim araçlarının sürdürülebilirlik perspektifiyle yeniden tasarlanmasını gerektiriyor. Başarıyı kalıcı kılacak olan da tam olarak bu zihniyet dönüşümünün organizasyonun tüm katmanlarına nüfuz edebilmesidir.

*ESG standartları, şeffaflık, iklim riskleri ve raporlama yükümlülükleri hızla artarken, yönetim kurullarının ve karar alma mekanizmalarının rolü nasıl evriliyor? Bu dönüşüm, geleceğin yönetişim anlayışını nasıl şekillendirecek?

Sürdürülebilirlik standartlarının, şeffaflık beklentilerinin ve iklim risklerine ilişkin raporlama yükümlülüklerinin hızla artması, yönetim kurullarının rolünü daha stratejik, daha bütüncül ve daha proaktif bir noktaya taşıyor. Yönetim kurulları artık sürdürülebilirlik ve iklim risklerini yalnızca mevzuata uyum başlığı altında değil; şirketlerin uzun vadeli değer yaratma kapasitesini, kurumsal dayanıklılığını ve rekabet gücünü doğrudan etkileyen temel unsurlar olarak ele alıyor. Bu süreçte şeffaflık, hesap verebilirlik ve paydaşlarla güvene dayalı ilişki kurma yetkinliği, yönetişim anlayışının vazgeçilmez bileşenleri haline geliyor. Sürdürülebilirlik performansı ise finansal performansla birlikte değerlendirilerek karar alma süreçlerine daha güçlü şekilde entegre ediliyor. Bu dönüşüm, yönetim kurullarının gündemini ve çalışma biçimlerini de yeniden şekillendiriyor. ESG risk ve fırsatlarının düzenli olarak izlenmesi, iklim senaryolarının stratejik planlama süreçlerine dahil edilmesi ve entegre raporlama yaklaşımının benimsenmesi, giderek standart uygulamalar haline geliyor. Yönetim kurulları; sürdürülebilirlik hedeflerinin belirlenmesi, performans göstergeleriyle ilişkilendirilmesi ve organizasyon genelinde yaygınlaştırılmasında daha aktif bir rol üstleniyor. Böylece sürdürülebilirlik, operasyonel bir konu olmaktan çıkarak kurumsal stratejinin ayrılmaz bir parçası haline geliyor.

*Döngüsel ekonomi, karbon yönetimi, değer zinciri dönüşümü ve yeşil üretim gibi öncelikler, organizasyonların iş yapış biçimlerini nasıl yeniden tanımlıyor? Bu trendler, kurumsal yapılarda hangi temel değişiklikleri kaçınılmaz hale getiriyor?

Döngüsel ekonomi, karbon yönetimi, değer zinciri dönüşümü ve yeşil üretim gibi sürdürülebilirlik öncelikleri, şirketlerin iş yapış biçimlerini köklü biçimde yeniden tanımlıyor. Ürünlerin tasarım aşamasından üretimine, kullanım süresinden geri dönüşümüne kadar tüm yaşam döngüsünün sürdürülebilirlik perspektifiyle ele alınması artık bir tercih değil, zorunluluk haline geliyor. Bu yaklaşım; üretimden tedarik zincirine, ürün geliştirmeden müşteri deneyimine kadar tüm değer zincirini kapsarken, aynı zamanda TSRS, CSRD ve IFRS-ISSB gibi ulusal ve uluslararası regülasyonlara proaktif uyumu da beraberinde getiriyor. Bu dönüşüm, kurumsal yapılarda daha şeffaf, entegre ve inovasyon odaklı bir yönetim anlayışını kaçınılmaz kılıyor. Karbon yönetimi ve net sıfır hedefleri, bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Şirketler, uzun vadeli stratejilerini emisyon azaltımı, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımları etrafında yeniden şekillendiriyor. Beko'da da Bilim Temelli Hedefler doğrultusunda oluşturulan net sıfır yol haritası kapsamında, operasyonlardan ve ürün kullanımından kaynaklanan emisyonların azaltılmasına odaklanılıyor. Üretim süreçlerinde enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı ve dijitalleşme; bu hedefleri destekleyen temel kaldıraçlar arasında yer alıyor. Bu dönüşüm, yalnızca enerji kaynağının değişmesiyle sınırlı kalmayıp, üretim süreçlerinin daha verimli, düşük kaynak tüketimli ve ölçülebilir hale gelmesini de içeriyor.

Dönüşüm stratejisi meyvelerini vermeye başladı

EN ÇOK OKUNANLAR