USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

AA

Güncelleme Tarihi:

12 Mart 2026 12:21

Yayın Tarihi:

12 Mart 2026 12:21

Yayın Tarihi:

12 Mart 2026 12:21

Güncelleme Tarihi:

12 Mart 2026 12:21

Kriz dönemlerinde yatırımcılar bu iki yatırım aracına yöneliyor

Küresel piyasalar, tarih boyunca ekonomik kriz, savaş ve finansal çalkantılarla karşı karşıya kalırken, küresel ekonomide son 40 yılda yaşanmış en büyük krizlerin piyasalara yansımaları incelendi.

Kriz dönemlerinde yatırımcılar bu iki yatırım aracına yöneliyor

Dünya genelinde son 40 yılda yaşanan büyük finansal krizler incelendiğinde, küresel piyasalarda risk iştahının hızla azaldığı bu dönemlerde yatırımcıların büyük ölçüde altın ve ABD devlet tahvilleri gibi güvenli varlıklara yöneldiği görüldü.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, dünya genelinde yaşanan büyük krizler ve jeopolitik gelişmeler, piyasalarda güçlü fiyat hareketlerine ve belirsizliğe neden oldu. Piyasalarda "riskten kaçış" olarak tanımlanan bu süreçte hisse senedi piyasalarında sert düşüşler görülürken, altın ve ABD tahvilleri yatırımcıların güvenli liman varlık sınıfları olarak öne çıktı.

Bu dönemlerde altının ons fiyatı yükselirken, ABD tahvil faizleri ise güçlü talep nedeniyle geriledi.

"KARA PAZARTESİ" PİYASALARI VURDU

Bilgisayar destekli algoritmik işlemlerin (program trading) piyasalardaki ilk büyük ve yıkıcı etkisi olarak tarihe geçen ve 19 Ekim 1987'de yaşanan "Kara Pazartesi"de Dow Jones endeksi yüzde 22,6 düşerken, altın ve tahvile yönelik talep arttı. Altının ons fiyatı söz konusu günde yüzde 3 yükselişle 480 dolara çıkarken yıl genelinde 500 dolar seviyelerini gördü.

Tahvil piyasalarında da talep artışı görülürken, ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 10,2'den yüzde 8,72'ye geriledi.

Birleşik Krallık hükümetinin, Avrupa Döviz Kuru Mekanizması'na katılım için gerekli alt sınırın üzerinde döviz kurunu tutma girişiminin başarısız olmasının ardından, sterlini Avrupa Döviz Kuru Mekanizması'ndan çekmek zorunda kaldığı 16 Eylül 1992'de meydana gelen "Kara Çarşamba" veya 1992 Sterlin Krizi'nin etkileri yıl genelinde devam ederken, güvenli liman olarak dolar ve İngiltere'deki tahvil piyasasına talep oldu. O gün sterlin/dolar paritesi yüzde 15 azalışla 1,51 seviyesine geriledi.

1992 yılında dolar endeksi yüzde 10,8 artışla 93,9 seviyesine çıkarken, İngiltere'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 9,7'den, yüzde 8,3'e geriledi.

1990 KÖRFEZ SAVAŞI'NDA PETROL SERT YÜKSELDİ

Irak'ın Kuveyt'i işgal ettiği 1990 Körfez Savaşı petrol piyasasında son 50 yılın en hızlı yükselişlerinden birine neden oldu. Artan jeopolitik risklerle ABD tahvillerine yönelim arttı. ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi 2 Ağustos 1990 ila 28 Şubat 1991 arasında yüzde 8,4'ten yüzde 7,96'ya geriledi.

Altının onsu da aynı dönemde 370 dolardan 362,7 dolara çekilirken, Brent petrolün varil fiyatında ciddi artış görüldü. Brent petrolün varil fiyatı savaş döneminde yüzde 81,8 artarak 40 dolar seviyelerine çıkarken, savaş bitince fiyatlar 18 dolara indi.

- 1997 Asya krizi

Asya Kaplanları olarak bilinen birçok Doğu Asya ülkesinin para birimleri ve borsaların etkilendiği 1997 Asya Krizi'nde Asya'da para birimleri ve borsalarda sert düşüşler gerçekleşince yatırımcılar ABD varlıklarına yöneldi.

Bu dönemde dolar endeksi yüzde 12,6 artışla 99,3 dolara yükselirken, yıl genelinde 101 seviyesinin üzerini gördü. ABD'de tahvil piyasalarına bu dönemde de talep görüldü. 1997 Asya Krizi'nde, ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 6,4070'ten yüzde 5,7860'a geriledi.

Asya krizinde S&P 500 Endeksi yüzde 31, Dow Jones Endeksi yüzde 22,6, Nasdaq Endeksi yüzde 21,6 arttı

Bu dönemde Japonya'da Nikkei 225 Endeksi yüzde 21,5, Güney Kore'de Kospi Endeksi yüzde 40,7, Hong Kong'da Hang Seng Endeksi yüzde 20,3 değer kaybetti. Bu dönemde Asya para birimlerinin dolar karşısında değer kaybettiği görülürken, Güney Kore wonundaki değer kaybı dikkati çekti.

Dolar/yen paritesi yüzde 12,7, dolar/Güney Kore wonu paritesi ise yüzde 101 yükseldi.

DOT-COM BALONUNUN PATLAMASI

1990'lı yılların sonunda internet yeni doğan bir teknoloji olmaktan çıkıp küresel ekonominin geleceği olarak görülmeye başlamıştı. 2000'li yılların başında teknoloji hisselerindeki aşırı değerlemelerin sona ermesiyle patlayan ve "dot-com" olarak adlandırılan kriz, küresel piyasalarda uzun süreli bir satış dalgasına yol açtı.

Yatırımcılar ".com" uzantılı şirket hisselerinden hızla uzaklaşırken, 1995 ile 2000 arasında yaklaşık 5 kat yükselen ABD'de teknoloji hisselerinin yoğunlaştığı Nasdaq endeksi, bir yıl içinde yüzde 60 değer kaybetti.

Bu dönemde yatırımcıların güvenli varlıklara yönelmesiyle altın fiyatlarında yükseliş eğilimine girdi. 2000 yılında yaklaşık 270 dolar seviyesinde bulunan altının ons fiyatı 2002'de yaklaşık yüzde 20 artarak 320 doların üzerine çıktı.

Aynı dönemde ABD Merkez Bankasının (Fed) agresif faiz indirimleri ve tahvillere yönelen güçlü talep nedeniyle ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 6,4 seviyelerinden yüzde 3,4'e kadar geriledi.

11 EYLÜL SALDIRISI JEOPOLİTİK RİSKLERİN EKONOMİYE ETKİLERİNİ AÇIK BİÇİMDE ORTAYA KOYDU

Küresel piyasalar, finansal çerçevede olmayan ancak sonuçları itibariyle piyasalara yansıyan krizlerle de karşılaştı. Terör saldırıları bu anlamda başı çekerken, ABD'de 11 Eylül 2001'de dünya tarihinin en sarsıcı terör saldırılarından biri gerçekleşti.

Terör örgütü El-Kaide mensupları kaçırdıkları yolcu uçağıyla New York'taki Dünya Ticaret Merkezi kulelerine intihar saldırısı düzenledi. Saldırı sonrasında "İkiz Kuleler" birkaç saat içinde çökerken, yaklaşık 3 bin kişi hayatını kaybetti ve dünya ekonomisinin merkezi kabul edilen New York finans bölgesi büyük bir şok yaşadı.

ABD borsaları saldırıların ardından 4 gün kapalı kaldı. Açıldığında ise sert satış dalgası yaşandı. Havacılık, turizm ve sigorta sektörleri ağır darbe aldı. Altının ons fiyatı ise bir yıl içinde yüzde 14 değer kazanarak 317 dolara çıktı.

11 Eylül saldırısı jeopolitik risklerin küresel ekonomiyi nasıl sarsabileceğini gösteren bir dönüm noktası oldu.

ABD'NİN 10 YILLIK TAHVİL FAİZİ 2008 KRİZİNDE YÜZDE 2,21'E İNDİ

Takip eden süreçte 2008 yılında ABD'de konut piyasasında başlayan ve küresel finans sistemini sarsan küresel finans krizi sırasında da piyasalarda sert düşüşler yaşanırken yatırımcılar güvenli varlıklara yöneldi. Altın fiyatları kriz sonrasında hızla yükselerek birkaç yıl içinde 1900 dolar seviyesine kadar çıktı.

Bu süreçte ABD tahvillerine yoğun talep gelmesiyle tahvil faizleri gerilerken, küresel finans sistemindeki dolar likiditesine olan ihtiyaç nedeniyle dolar endeksi de güç kazandı. ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi 2008'de yüzde 4,03'ten yüzde 2,21'e indi.

Fed'in, 2008 yılındaki finansal kriz zamanında yapmış olduğu Federal Açık Piyasalar Komitesi (FOMC) toplantılarının tutanaklarında üyelerin, yatırım bankası Lehman Brothers'ın iflas etmesinin piyasalara olan etkileri konusunda farklı görüşleri ortaya konuldu.

Tutanaklarda bazı üyeler, etkinin sınırlı kalacağını savunurken büyümenin fazla etkilenmeyeceği görüşünü dile getirdi. 2008 yılı ABD ekonomisi için pozitif bir büyüme yılı değil, kriz nedeniyle yaklaşık yüzde 2 daralma yaşanan bir yıl oldu.

- Avrupa borç krizinde kazanan altın oldu

Yunanistan'da başlayarak çevre ülkelere sıçrayan ve 2010-2012 yılları arasında zirveye ulaşan Avrupa Borç Krizi, Avro Bölgesi'nin varlığını tehdit eden en büyük ekonomik türbülans olarak tarihe geçti.

Kriz, 2009 yılı sonunda Yunanistan'ın bütçe açığının açıklanandan çok daha yüksek olduğunu duyurmasıyla patlak verdi. Piyasaların güven kaybı ve borçlanma maliyetlerindeki hızlı artışla birlikte kriz, kısa sürede İrlanda, Portekiz, İspanya ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne (GKRY) yayıldı.

Avro Bölgesi'nin dağılmasını önlemek amacıyla Avrupa Komisyonu, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Uluslararası Para Fonu'ndan (IMF) oluşan "Troyka" devreye girdi. Mali darboğazdaki ülkelere milyarlarca avroluk kurtarma paketleri sağlanırken, karşılığında ilgili ülkelerde sert kemer sıkma politikaları hayata geçirildi.

Krizin tepe noktası olan 2012'de, dönemin ECB Başkanı Mario Draghi'nin avroyu kurtarmak için "ne gerekiyorsa yapılacağını" açıklaması piyasaları yatıştırdı. Sürecin sonunda ise Avrupa İstikrar Mekanizması (ESM) kurularak birliğin finansal mimarisi olası krizlere karşı kalıcı olarak güçlendirildi.

Krizin patlak vermesinin ardından altının ons fiyatı 2010 yılında yüzde 29,6 yükseldi. Altının onsu takip eden yıllarda da yükselişini sürdürdü. Ons altın 2011'de yüzde 10,1 ve 2012'de yüzde 7,1 arttı.

ABD'nin 10 yıllık tahvil faizleri krizle geçen 3 yılda alıcılı seyretti. ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi 2010 yılında 55 baz puan, 2011'de 141 puan ve 2012'de 15 baz puan azalışla yılları tamamladı. 2009 sonunda yüzde 3,84 seviyesinde bulunan ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi 3 yıl boyunca devam eden kriz boyunca yüzde 1,73 seviyesine kadar geriledi.

SALGIN DÖNEMİNDE TAHVİL FAİZLERİ TARİHİ DİP SEVİYELERE İNDİ

Çin'in Vuhan kentinde 2019'un sonlarında ortaya çıkan Kovid-19 salgını, milyonlarca kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı. 2020'de küresel ekonomiyi durma noktasına getiren salgın tam kapanma vasıtasıyla tedarik zincirlerinin kırılmasına neden oldu.

Bu dönemde piyasalarda çok hızlı bir riskten kaçış hareketi yaşanırken, Mart 2020'de küresel pay piyasalarında sert satışlar görüldü. Yatırımcılar bu kriz döneminde de güvenli limanlara yöneldi. Altın fiyatı 2020 yılında 2 bin 75 dolar ile tarihi zirvesini görürken, yılı yüzde 25 artışla 1900 dolarda kapattı. ABD 10 yıllık tahvil faizi ise Fed'in ultra gevşek politikalarla yüzde 0,5 ile tarihinin en düşük seviyelerine geriledi.

- Rusya-Ukrayna savaşı küresel ekonomik dengeleri sarstı

Rusya'nın 24 Şubat 2022'de Ukrayna'ya yönelik başlattığı askeri müdahale, Avrupa kıtasında İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana yaşanan en büyük çatışmaya dönüşerek küresel jeopolitik ve ekonomik dengeleri altüst etti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in "özel askeri operasyon" adıyla başlattığı ve Kiev yönetimi ile Batılı müttefikleri tarafından "işgal" olarak nitelendirilen saldırılar, yıkıcı bir savaşa dönüştü. Çatışmalar nedeniyle milyonlarca Ukraynalı evlerini terk ederek komşu ülkelere sığınmak zorunda kalırken, Avrupa son 80 yılın en büyük mülteci kriziyle karşı karşıya kaldı.

Savaşın etkileri yalnızca cephe hattıyla sınırlı kalmadı. ABD ve Avrupa Birliği (AB) başta olmak üzere Batılı ülkelerin Moskova'ya yönelik uyguladığı benzeri görülmemiş ekonomik yaptırımlar ve Karadeniz'deki tedarik zincirlerinin aksaması, küresel çapta derin enerji ve gıda krizlerini tetikledi. Bu tarihi kırılma, aynı zamanda İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya katılımıyla sonuçlanarak Avrupa'nın güvenlik mimarisini yeniden şekillendirdi.

Savaşın piyasaları sarsan etkileri ise daha çok ilk aylarda yoğunlaştı. Savaşın Avrupa'ya yayılabileceği ve enerji tedarikine yönelik endişeler küresel risk algısını artırdı. Altının ons fiyatı Şubat 2022'de yüzde 6,1 artarak 1910 dolara yükseldi. Ons altındaki yükseliş mart ayında da sürdü. Altının ons fiyatı 2 bin 70 doları görmesinin ardından gerileyerek mart ayını yüzde 1,4 artışla 1937 dolarda tamamladı.

Bu dönemde emtia piyasasında da çok sert hareketler oldu. Savaşın başlaması sonrasında Brent petrolün varil fiyatı yüzde 36,9 artarak 131 dolar seviyelerine çıkarken, buğdayın kile başına fiyatı yüzde 45,9 artışla 13,63 dolara yükselerek rekor seviyeyi gördü. Paladyumun onsu da yüzde 43,3 artışla 3 bin 435,50 dolarla rekor kırdı.

Ukrayna-Rusya savaşı dolayısıyla dünyanın buğday ambarlarından biri olan bölgede arz şoku yaşanacağına ilişkin beklentiler buğday fiyatlarını rekor seviyeye çıkardı.

Rusya aynı zamanda paladyum üretiminde dünyada ilk sırada yer alıyor.

ABD VE İSRAİL'İN İRAN'A YÖNELİK SALDIRIYLA PETROL FİYATLARI SERT YÜKSELDİ

Son olarak, bu yıl jeopolitik gerilimlerin gölgesinde başladı. ABD Başkanı Donald Trump, ocak ayı başında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'ya karşı büyük çaplı saldırı düzenlendiğini, Maduro ile eşinin ülke dışına çıkarıldığını duyurmuştu.

Venezuela yönetimi, ABD'nin kınanması için uluslararası topluma çağrıda bulunmuş, bazı ülkeler saldırıyı eleştirirken açıklamalarıyla ABD'ye destek verenler de olmuştu. Bu gelişmelerin ardından İran ve ABD arasında artan gerilim dikkati çekti.

İran'da sivil halkın rejimine yönelik protestolarının ardından artan ABD'nin bölgeye müdahale edebileceği beklentileri gerilimleri artırdı. İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında nükleer müzakereler sürerken 28 Şubat'ta İran'a askeri saldırı başlattı.

İran da İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi. ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.

Yılbaşından bu yana altının ons fiyatı söz konusu jeopolitik gerilimlerin de etkisiyle yüzde 20 yükselirken, yıl içinde 5 bin 600 dolara yaklaşarak rekor seviyeleri test etti. ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi ise geçen yılın sonuna göre yaklaşık 41 baz puan azalışla yüzde 4,58'den yüzde 4,17 seviyesine geriledi.

EN ÇOK OKUNANLAR