Yayın Tarihi:
09 Haziran 2026 14:23Güncelleme Tarihi:
09 Haziran 2026 14:23Yayın Tarihi:
09 Haziran 2026 14:23
Bazı yolculuklar bir sesle başlar ama orada bitmez. Türkiye'nin müzik sahnesinde her zaman sınırları zorlayan bir grup olan maNga; Rock müziği elektronikle, Anadolu melodilerini ise yenilikçi seslerle harmanlayan kimliğiyle tanınıyor. Ancak bu müzikal kimlik aslında çok daha geniş bir yaratıcı vizyonun ilk ifadesiydi. Bugün gelinen noktada maNga için hikaye artık yalnızca müzikten ibaret değil; yıllardır şarkılarla kurulan bu dünya artık görsel anlatılarla, yeni sanat formlarıyla, hikayelerle, tasarımla ve fikirle büyümeye devam ediyor. Türkiye'nin sanatçı liderliğinde kurulan ilk yaratıcılık ve inovasyon stüdyosu Studio N, İstanbul merkezli bir ekosistem olarak iş ve sanat dünyasının kesişim noktasında yeni bir dönem başlatıyor.
DİSİPLİNLER ARASI BİR ÜRETİM PLATFORMU
Studio N; sanat, müzik, tasarım, yaratıcılık ve inovasyonu aynı çatı altında buluşturan yeni bir yaratıcı ekosistem ve üretim platformu... Bu vizyonu hayata geçirmek adına maNga; yazar, dijital resim sanatçısı, yaratıcılık uzmanı, strateji ve inovasyon danışmanı Aydın Adrian Bahar'ı ekibe dahil etti. Sanat ile yaratıcılığı bir arada düşünebilen ve bunu somut inovasyona dönüştürebilen bir vizyonla yol alan Bahar, maNga'nın kültürel ve sanatsal üretimini daha geniş ve disiplinler arası bir düşünsel zemine taşımayı hedefliyor.
İNOVASYON LABORATUVARI
Studio N'de temel amaç yalnızca içerik üretmek değil. Farklı disiplinlerden insanları bir araya getirerek yeni bir yaratıcı enerji çıkarmak ve yeni iş birlikleri doğurmak. Yeni fikirlerin gerçekten hayata geçebileceği bir zemin kurmayı hedefleyen bu yapı, Türkiye'nin genç, cesur ve yetenekli sanatçılarını (yazarlar, müzisyenler, tasarımcılar, çizerler, yönetmenler ve yaratıcı düşünürler) iş dünyası ile buluşturuyor. Studio N; bu yeteneklerin birbirini bulduğu, birlikte ürettiği, görünür olduğu ve geliştiği bir toplanma merkezi olmayı hedefliyor. Çünkü büyük üretimlerin tek başına değil, doğru insanların aynı hayalin etrafında buluşmasıyla ortaya çıktığı vizyonuna yatırım yapılıyor. İş dünyasının giderek büyüyen yaratıcılık açığı; Studio N'in en önemli odak noktalarından biri... Şirketler inovasyon arayışında olsalar da bunu genellikle aynı insanlarla, aynı yöntemlerle ve aynı ortamlarda gerçekleştirmeye çalışıyor. Sonuç ise aşikâr: Birbirine benzeyen ürünler, deneyimler ve stratejiler... Studio N; tam da bu noktada sanatın sezgisini, hayal gücünü ve deneyselliğini; iş dünyasının ihtiyaç duyduğu tasarım, ürün, deneyim ve strateji fikirlerine dönüştüren bir inovasyon laboratuvarı olarak çalışıyor. Yaratıcılığı, farklı ekosistemlerdeki uzmanlarla ortaya çıkarmayı amaçlayan oluşumun çıkış noktası ise hem ilham vermek hem de yeni bakış açıları üretmek.
NASIL YOL ALINIYOR?
Studio N ekosistemi, 'fusioN' ismini verdikleri bir topluluk üzerinde yükseliyor. Cevapların hızla çoğaldığı, hatta çoğu zaman ucuzladığı bir çağda, iyi soruların giderek daha kıymetli hale geldiğini düşünüyorlar. Yapay zekanın üretimi hızlandırdığı, kalıpların çoğaldığı, belirsizliğin derinleştiği bir dönemde iş dünyası, sanat ve bilimin kendi cephelerinden çıkıp birlikte yaratıcı fikirler üzerinde çalışabileceklerine inanıyorlar. Bu nedenle de fusioN isminde düzenli aralıklarla toplanan bir yaratıcı topluluk hareketi başlattılar... Studio N; yaratıcılık workshop'larına gönüllü olarak katılmak, bu dünyanın parçası olmak, birlikte düşünmek ve üretmek isteyen bireylere de kapılarını açıyor. Müzikten sanata, sanattan inovasyona uzanan bu model, yaratıcı endüstrilerde kolektif bir vizyonla dönüşüme yön verecek standartları belirlemeyi hedefliyor. Platin Dergisi olarak bu vizyonu konuşmak üzere maNga grubu üyeleri Ferman Akgül, Yağmur Sarıgül, Özgür Can Öney, Cem Bahtiyar ve yaratıcılık uzmanı, strateji ve inovasyon danışmanı Aydın Adrian Bahar ile özel olarak bir araya geldik. 19 Haziran'da Kanyon AVM'de yer alan Imagineer Studio'da gerçekleşecek ilk sanat-iş dünyası yaratıcılık buluşmasının detayları hakkında konuştuk.

"BİRLİKTE FARKLI BİR EVREN İNŞA ETMEK İSTİYORUZ"
Studio N'in kurucu vizyonunu anlatan yaratıcılık uzmanı ve inovasyon danışmanı Aydın Adrian Bahar, maNga'nın klasik bir müzik grubundan çok daha fazlasını temsil ettiğini söylüyor. Bahar'a göre maNga yıllardır ikonları, karakterleri, animasyon dili ve yarattığı evrenle kültürel bir deneyim inşa ediyor: "maNga'ya baktığınızda sadece bir grup görmüyor ya da müzik dinlemiyorsunuz. 'Bir Kadın Çizeceksin' klibini, Eurovision performanslarını, MTV ödüllerini düşünün... maNga evreni; animasyonlardan oyunlara, dijital deneyimlerden hikaye anlatımına kadar genişleyen bir dünya. Birlikte farklı bir evren inşa etmek istiyoruz." Uzun süredir hibrit bir creative house modeli üzerinde çalıştığını, iş ve sanat dünyasını aynı yaratıcı zeminde buluşturmanın da bu vizyonun önemli bir yansıması olduğunu dile getiren Aydın Adrian Bahar, "Bugün iş dünyasının en büyük problemi yaratıcılık eksikliği. Sanat dünyasında da benzer bir sıkışma var. Şirketlerin gelecekle ilgili en büyük sorunu yeni fikir üretmek. Eskiden 'design thinking' konuşuyorduk. Problem nedir, süreç nedir, kullanıcı kimdir? Bunları çözmeye çalışıyorduk. Ama yapay zeka sonrası dünyada artık mesele sadece problem çözmek değil. Çünkü neyin problem olduğu bile sürekli değişiyor. Bu nedenle yeni dönemin merkezinde artık soruların önemi yatıyor" diyor.
(Studio N'in kurucu vizyonunu anlatan yaratıcılık uzmanı ve inovasyon danışmanı Aydın Adrian Bahar)"YENİ FİKİR ÜRETEBİLMEK EN ÖNEMLİ MESELE"
Sanatın sezgiyle, kültürle ve anlamla çalıştığının altını çizen Bahar'a göre şirketlerin en çok ihtiyaç duyduğu yaratıcı sıçrama işte tam olarak burada ortaya çıkıyor. Hayalindeki maNga'nın, sadece şirketlerin etkinliklerinde müzik yapan değil, onlarla birlikte inovasyon geliştiren bir grup olduğunu aktaran Bahar, sözlerine şöyle devam ediyor: "Bugün şirketlerin büyük bir bölümü gelecekte yapay zekadan nasıl bir gelir yaratacağını bilmiyor. Fikirler çağında önümüzdeki 10 yıl boyunca yeni iş modelleri, yeni ürünler, yeni davranış biçimleri ortaya çıkacak. Yapay zekayı bugün çoğunlukla süreç iyileştirmek için kullanıyoruz ama çok kısa süre sonra mesele tamamen yeni ürün ve servis üretmek olacak. Bu nedenle Studio N yalnızca bir etkinlik platformu değil, yaratıcı bir inovasyon merkezi. Sonic branding çalışmaları yapıyoruz. Şirketlerin logolarını müziğe dönüştürüyoruz. Markaların kendilerini sesle ifade etmelerini sağlıyoruz. Çünkü artık yalnızca optimizasyon yeterli değil. 19 Haziran'da Kanyon AVM'deki Imagineer Studio'da gerçekleştireceğimiz ilk sanatçı-iş dünyası buluşması, klasik networking yaklaşımının ötesine geçecek. İş dünyası liderlerinin, sanatçıların ve bilim insanlarının aynı masada birlikte düşündüğü bir model kuruyoruz. İlk buluşmanın temel sorusu ise aslında topluluğun kendisi olacak: Bu üç ekosistem Türkiye'de nasıl daha anlamlı, üretken ve cesur biçimde yan yana çalışabilir?"
"DOĞRU İNSANLARI, DOĞRU ŞEKİLDE BİR ARAYA GETİRMEK GEREKİYOR"
Türkiye'de hayata geçirecekleri sanat-iş dünyası füzyonunu merkeze alan yaratıcılık ve inovasyon ekosistemine yönelik farklı örnekleri Kopenhag'da gözlemlediğini aktaran maNga Grubu solisti Ferman Akgül, "Kopenhag'da sanatçıların, yatırımcıların ve hatta yoga eğitmenlerinin vapur gibi alışılmışın dışında mekanlarda müziğin gücü etrafında bir araya geldiğini gördüm. Bu esnek iletişim modeli, yatırımcılarla sanatçıları buluşturarak yaratıcı fikirlerin iş modellerine dönüşmesini sağlıyor. Biz de maNga olarak sadece konser veren bir grup değiliz. Çok katmanlı iş modelleri ile ilerliyoruz. Girişimci bir ruhla yol alıyoruz. İnovatif bir yapay zeka şirketiyle yeni gelişen sektörlere sanatın yaratıcılığını katarak farklı katmanlar açmayı hedefliyoruz. Kendi altyapımızla kurduğumuz ve yurt dışından yatırımcı bulduğumuz uluslararası fan platformumuz da bunun bir örneği. Studio N'de de iş insanlarıyla sanatçıları doğru ortamda buluşturmayı, yaratıcı fikirleri küresel ve güçlü adımlara dönüştürmeyi hedefliyoruz" diyor.
(maNga Grubu solisti Ferman Akgül)"HEDEF, ÇOK KATMANLI BİR İŞ MODELİ KURGULAMAK"
Sanatçı ve müzisyenlerin iş insanları ve yatırımcılarla düzenli aralıklarla buluşacağı bu yapının temel motivasyonunun yalnızca kültürel üretim olmadığını dile getiren Akgül, şöyle devam ediyor: "Hedefimiz; sanatçılar, yatırımcılar ve teknoloji geliştiricileri aynı masada buluşturan çok katmanlı bir ekosistem modeli kurgulamak. Sanat ile girişimciliğin artık birbirinden ayrı düşünülmemesi gerekiyor. Yaratıcı endüstriler farklı ürün ve hizmet süreçlerine yön verirken; yeni ekonomik modellerin kurulduğu alanlar da inşa ediyor. Bu tür hibrit yapılar geleceğin kültürel ekosistemini hem şekillendiriyor hem de sürdürülebilir kılıyor." Burada asıl meselenin doğru insanları, doğru şekilde bir araya getirmek olduğuna dikkat çeken Akgül, "Tarafları doğru şekilde bir araya getirebilirsek hem kendimizin hem de iş dünyasının yaratıcı fikirleri çok daha güçlü ve farklı bir noktaya taşınabilir" yorumunda bulunuyor.
"ORGANİK ÜRETİM KÜLTÜRÜYLE İLERLİYORUZ"
Kuruluş sürecinden itibaren grubun yalnızca müzik üretmediğini söyleyen maNga Grubu davulcusu Özgür Can Öney; grubun isminin bile çok disiplinli vizyonun başlangıç noktası olduğunu ifade ediyor: "maNga ismini Yağmur önerdi. O andan itibaren maNga kültürü grubun doğal bir parçası haline geldi. Animasyon klipler, karakter tasarımları, sahne dünyası... Hepsi bu sürecin devamında gelişti. Hâlâ da aynı organik üretim kültürüyle ilerliyoruz." maNga'nın birçok projeyi döneminin öncesinde gerçekleştirdiğini vurgulayan Öney, Joygame ile yapılan 'ZombiRock' projesini örnek gösteriyor: "Kendi karakterleriyle online oyunu olan nadir müzik gruplarından biriyiz. O dönem, mobil dünya bugünkü kadar gelişmiş olsaydı süreç çok daha farklı bir noktaya gidebilirdi. Fakat şimdi oyun dünyası tekrar odağımızda ve bu defa bizimle çalışmak isteyen paydaşları tekrar davet ediyoruz." Grubun maNga kültürüyle bağının yalnızca estetik değil, düşünsel bir bağ olduğunu ifade eden Öney, "80'ler ve 90'larda etkilendiğimiz filmler, kitaplar ve görsel dünya zaten maNga kültüründen besleniyor. Akira, Matrix gibi yapımların etkisi bizim dünyamızda çok güçlü. Biz de bunu animasyon kliplerle ve sahne tasarımlarıyla kendi dilimize taşıyoruz. Oyun ve yaratıcı projeler geliştirmek isteyen markalar da doğal olarak maNga'ya yöneliyor. Grubumuzun çok katmanlı yapısını büyütmeye devam ediyoruz" yorumunda bulunuyor.
(maNga Grubu davulcusu Özgür Can Öney)"YALNIZCA İZLEYEN VE SAHNEDEKİLERDEN OLUŞAN BİR YAPI İSTEMİYORUZ"
Hedeflerinin, klasik bir müzik grubu modelinin çok ötesine geçtiğini söyleyen maNga Grubu gitaristi Cem Bahtiyar; "Aslında bir maNga evreni yaratmak, bu evreni de iş dünyasıyla buluşturmak istiyoruz. Amacımız; müzik üretmenin yanı sıra çok disiplinli bir yaratıcı yapı kurmak" diyor. Bahtiyar'a göre bu yapı yalnızca konserlerden oluşmuyor; senaryolar, kitaplar, animasyonlar, dijital projeler ve yeni deneyim modelleriyle büyüyen bir ekosistem hedefleniyor. Yeni konser deneyimleri tasarladıklarını aktaran Bahtiyar; "Yarı festival-yarı konser gibi 4-5 saatlik yapılar düşünüyoruz. maNga sahneye çıkmadan önce genç sanatçılar eserlerini sergileyebilsin, workshop'lar olsun, inovatif ve sanatsal deneyimler yaşansın istiyoruz. Türkiye'de çok yetenekli genç sanatçılar ve girişimciler var. Bu isimlere de alan açmak, bütünsel bir dünya kurmak amacıyla yola çıktık. 'We Could Be The Same' aslında yalnızca bir şarkı değil; bir platform fikri. Studio N'in ekosistemine dahil olmak isteyen çok fazla insan var. Yalnızca izleyen ve sahnedekilerden oluşan bir yapı istemiyoruz. Fanların da üretimin içinde olduğu bir sistem kuruyoruz. Boyama kitapları, çizgi roman projeleri geliştiriyoruz" yorumunda bulunuyor.
(maNga Grubu gitaristi Cem Bahtiyar)"YENİ BİR İTİCİ GÜCE İHTİYACIMIZ VAR"
maNga Grubu Kurucu Üyesi ve Besteci Yağmur Sarıgül, 25 yıl önce kurulan grubun bugün geldiği noktada artık yalnızca bir müzik grubu olarak değil, kültürel etkisi olan çok katmanlı bir yapı olarak hareket ettiğini söylüyor. 90'ın üzerinde şarkı ve beş albümle yıllar içinde doğal bir profesyonellik oluştuğunu belirten Sarıgül, "Sadece müzik yapan bir grup değiliz. Kültürel anlamda özellikle gençler üzerinde ciddi etkisi olan bir grubuz. Konser kitlemize sürekli gençler ekleniyor. Neredeyse üçüncü jenerasyona hitap ediyoruz." 2000 sonrası kuşağın bambaşka bir dünyaya hazırlandığını söyleyen Sarıgül, eğitimden tüketim alışkanlıklarına kadar her alanda büyük bir değişim yaşandığını vurguluyor: "Teknolojiyle birlikte artık iş dünyasıyla sanat dünyasını birbirinden ayırmak zorlaştı. Nerede iş bitiyor, nerede sanat başlıyor; çizgiler iyice belirsizleşiyor. Biz de bu nedenle sanatı üretmeye devam ederken daha kurumsal bir yapıyla ilerlemek istiyoruz. Şirket gibi davranalım ama sanat yapmaya devam edelim diyoruz. Bir tekrarın içine girdiğimizi hissediyor ve yeni bir itici güce ihtiyaç duyuyoruz. maNga uzun yıllardır teknolojiyle ve farklı disiplinlerle iç içe çalışan bir grup. Türkiye'de animasyon kliplerin çok bilinmediği dönemde animasyon kliple çıkış yapan bir grubuz. Görsel dünyamız zaten çok güçlüydü. Teknolojiyle, animasyonla, farklı iş kollarıyla sürekli temas halindeydik. Şimdi Studio N ile bu süreci daha resmi bir yapıya dönüştürüyoruz." Bu dönüşüm sürecinde iş dünyasından ama aynı zamanda sanatsal bakış açısına sahip bir isimle çalışmak istediklerini söyleyen Yağmur Sarıgül, Aydın Adrian Bahar'ın bu noktada önemli bir rol üstlendiğini belirtiyor: "Aydın'ı sadece business tarafında konumlandırmıyoruz. Çünkü aynı zamanda sanatçı bir kimliği de var. Kendisi yazıyor, çiziyor, inovasyon hamlelerini tasarlıyor. Müzikle ilgileniyor ve yaratıcı evrenimizi tamamlıyor. Aslında kesişim kümemiz yine sanat oluyor. İş dünyasındaki ilişkilere farklı bir perspektiften bakmak istiyoruz." Yurt dışında bu modelin örnekleri olduğunu vurgulayan Sarıgül, "Rolling Stones uzun süre klasik menajerlik sistemiyle çalıştıktan sonra bir iş insanıyla çalışmaya başlıyor ve o noktadan sonra dünya markasına dönüşüyor. Biz de kendi vizyonumuza ve inovasyon stratejimize inanıyoruz. Fark yaratabilmenin yollarından biri bu" yorumunda bulunuyor.

(maNga Grubu Kurucu Üyesi ve Besteci Yağmur Sarıgül)