USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Yayın Tarihi:

17 Haziran 2026 10:53

Güncelleme Tarihi:

17 Haziran 2026 10:53

Yayın Tarihi:

17 Haziran 2026 10:53

“Sanat, merak etmeye ve farklı sesleri dinlemeye yönlendiriyor”

Murat Ülker, sanatın yalnızca estetik bir alan açmadığını; düşünceyi besleyen, insanı daha açık fikirli hale getiren ve kültürel birikimi geleceğe taşıyan güçlü bir alan olduğunu vurguluyor. Dijitalleşmeden kültürel sermayeye, liderlikten çağdaş sanata uzanan bu değerlendirmeler, sanatın iş dünyasıyla kurduğu bağı da yeniden düşündürüyor.

“Sanat, merak etmeye ve farklı sesleri dinlemeye yönlendiriyor”

Hayat bazen aynı hızda akan uzun bir kalabalığa benziyor. Gün içinde yüzlerce görüntüye, bilgiye ve sese maruz kalırken çoğu şeyi fark etmeden geçiyoruz. Sanat ise tam o anda insanı kendi ritminin dışına çıkarıyor. Bir tablonun karşısında birkaç saniye fazla durmak, bir heykelin bıraktığı hissi düşünmek ya da tek bir detayın zihinde uzun süre yer etmesi... Tüm bunlar, modern hayatın hızına kısa bir ara verdiriyor. Belki de bu yüzden sanat, yalnızca estetik bir alan olmanın ötesinde, insanın düşünce dünyasını besleyen başka bir kapı açıyor. Farklı bakış açılarıyla temas kurmayı, aynı konuya başka yerlerden bakabilmeyi ve kesin yargıların dışına çıkabilmeyi mümkün hale getiriyor. İş dünyasında da bu yaklaşım giderek daha fazla önem kazanıyor. Çünkü bugün liderlik yalnızca karar almakla değil, farklı sesleri duyabilmekle, değişime açık kalabilmekle ve kültürel derinlik oluşturabilmekle birlikte anılıyor. Sanatın düşünce dünyasıyla, kurum kültürüyle ve liderlik anlayışıyla kurduğu bağı Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker ile farklı boyutlarıyla konuştuk. Bunun yanında, kültürel sermayeden çağdaş sanata, dijitalleşmenin sanat üzerindeki etkisinden sanatın dönüştürücü gücüne kadar uzanan pek çok konu üzerine kapsamlı bir sohbet gerçekleştirdik.

*Günümüzde hızın, tüketimin ve sürekli değişimin hakim olduğu bir dünyada sanatın insana başka bir bakış alanı açtığını düşünüyor musunuz? Sanatla kurduğunuz ilişkiyi nasıl tanımlarsınız?

Bir kurumun ya da toplumun gücü, ekonomik büyüklüğünün yanında kültürel birikimiyle, estetik anlayışıyla ve düşünsel derinliğiyle şekilleniyor. Sanatla bakışını genişleten insanoğlu, farklı disiplinlerle temas ettikçe daha açık fikirli hale geliyor. Hızın ve bu kadar çok uyaranın olduğu bir zamanda sanatın, insana durmayı, bakmayı ve düşünmeyi hatırlatan özel tarafı daha da kıymetli hale geliyor. İnsana iyi gelen, düşünceyi açan, hatta huzur veren bir yanı bulunduğuna inandığım sanatı desteklemeyi, onu geleceğe taşımayı ve yeni anlatılara alan açmayı önemsiyorum. Yıldız Holding olarak 'Mutlu Et Mutlu Ol' felsefesini rehber edinerek, sanatın güzelliklerinin paylaştıkça çoğalacağına, bu sayede gönüllerimize yeni ufuklar açabileceğimize inanıyorum.

*Siz sık sık kültürel birikimin önemine vurgu yapıyorsunuz. Bir kurumun estetik anlayışının ve kültürel yaklaşımının iş yapış biçimini de etkilediğine inanıyor musunuz?

Kesinlikle inanıyorum. Bir toplumun ya da kurumun yalnızca ekonomik başarıyla değil, kültürel yaklaşımıyla da şekillendiğini düşünüyorum. Kültürel sermayeyi yalnızca geçmişten devralınan bir miras değil, geleceğe bırakılan bir iş yapış şekli olarak görüyorum. Bir toplumun sanatı, estetik dili ve düşünce üretimi; dünyayla kurduğu ilişkinin de aynası oluyor. Gelenekler böyle şekilleniyor. Büyük şirketlerin yerelde ve globalde üretimle oluşturduğu ağın kültür ve sanat alanında da bir karşılığı olması gerektiğine inanıyorum. Ürünlerimizi farklı coğrafyalara taşıma imkan ve kabiliyetimizi, sanatçılarımızın ve kültürel değerlerimizin görünürlüğüne katkı sunarken de aynı ölçekte kullanabilmeliyiz.

*Özellikle iş dünyasında sanatla temas eden insanların olaylara daha açık fikirli yaklaşabildiğini düşünüyor musunuz? Sanatın düşünce dünyasını geliştiren tarafını nasıl yorumluyorsunuz?

Bence iş insanlarının sanatla kurduğu ilişki önemli; sanat insanı merak etmeye, araştırmaya ve farklı sesleri dinlemeye yönlendiriyor, keskin yargılardan uzaklaştırıyor. Aynı esere farklı insanların farklı anlamlar yükleyebilmesi, aslında hayatın ve liderliğin de tek bir doğruyla yönetilemeyeceğini hatırlatıyor. Özellikle çağdaş sanatla yakın ilişki içinde olmanın, farklı fikirleri değerlendirirken ön şartsız ve hoşgörülü değerlendirme becerisi kazandırdığını belirtmem gerek. Sanat, hayatta olaylara yaklaşırken tek bir doğru olmadığını gösteriyor. Bugünün liderlik anlayışı da bunu gerektiriyor zaten: Farklı fikirleri dinleyebilmek, değişime açık olmak ve insanları anlamaya çalışmak...

(Devrim Erbil, İstanbul ve Kuşlar 2015 - Murat Ülker'in koleksiyonundan)

*Aynı sanat eserine farklı insanların farklı anlamlar yükleyebilmesi aslında liderlik anlayışıyla da benzer bir yere temas ediyor. Sanatın liderlik bakış açısına katkısı olduğunu düşünüyor musunuz?

Evet, kesinlikle düşünüyorum. Çünkü sanat, insanın olaylara farklı açılardan bakabilmesini sağlıyor. Liderlikte de artık tek yönlü bir yaklaşım yeterli değil. Bugünün dünyasında liderlerin farklı sesleri dinleyebilmesi, değişime açık olması ve insanları anlamaya çalışması gerekiyor. Sanatın bu anlamda insanı daha esnek düşünmeye yönlendirdiğine inanıyorum. Özellikle çağdaş sanatın sunduğu yorum alanı, liderlikte de daha açık fikirli ve ön yargısız bir yaklaşımı beraberinde getiriyor.

*Koleksiyoner kimliğinizi nasıl tanımlıyorsunuz? Bir sanat eserine yaklaşırken sizin için en belirleyici duygu ne oluyor?

Kendimi klasik anlamda bir koleksiyoner olarak tanımlamıyorum. Koleksiyonerlik belli bir disiplin çerçevesinde ilerler. Ben, baktığımda bağ kurabildiğim, bıraktığı duyguyu önemsediğim eserleri koleksiyonumuza dahil etmeyi seviyorum. Sanat eserlerinin bir süre bizimle yaşadığına, sonra başka insanlar ve başka zamanlarla buluştuğu malum. Yani bizler geçiciyiz, kalıcı olan eserler... Haliyle sanat eserleriyle çevrili olmak da geçiciliğimizi hatırlamak için iyi bir yol.

* Yıldız Holding Çamlıca Kampüsü'nde sanat eserlerinin çalışanların günlük yaşamına eşlik eden bir unsur olarak konumlanması dikkat çekiyor. Sizce bunun çalışma kültürüne etkisi nedir?

Yıldız Holding Çamlıca Kampüsü'nde yaklaşık 2 bin eserden oluşan sanat koleksiyonuna ev sahipliği yapıyoruz. Eserlerin koridorlarda, ofislerde, bahçelerde, hayatın akışı içinde yer almasını önemsiyoruz. Çalışanlarımızın günlük yaşamda sanatla temas kurmasının çok iyi bir etkisi olduğunu görüyorum. Çünkü sanatın insana iyi gelen, düşünceyi açan ve farklı hisler uyandıran bir tarafı var. Sanatın yalnızca belirli alanlarda değil, hayatın doğal akışı içinde yer almasını kıymetli buluyorum.

*Büyük şirketlerin yalnızca ekonomik değil, kültürel anlamda da sorumluluk taşıdığına inanıyor musunuz? Kültürel sermaye kavramı sizin için ne ifade ediyor?

Büyük şirketlerin, yerelde ve globalde üretimle oluşturduğu ağın kültür ve sanat alanında da karşılık bulmasını önemsiyorum. Kültürel sermaye kavramını yalnızca geçmişten gelen bir değer olarak değil, geleceğe bırakılan bir yaklaşım olarak görüyorum. Çünkü kültür, toplumların dünyayla kurduğu ilişkinin bir yansıması. Sanat da bu hafızayı geleceğe taşıyan en güçlü alanlardan biri.

*Dijitalleşmeyle birlikte sanatın daha erişilebilir hale geldiğini görüyoruz. Sizce bu dönüşüm özellikle genç kuşakların sanatla kurduğu ilişkiyi nasıl etkiliyor?

Sanatın demokratikleşmesiyle, eserlere erişim kolaylaştı. Bir sanat eserini yakından görmek için yüksek bir mevkide olmaya gerek yok. Yılda milyonlarca kişinin fiziken ziyaret ettiği müzelere, milyonlarca kişi de internet üzerinden ulaşabiliyor. Artık her türlü sanat faaliyeti için izleyicilerle dijital olarak iletişim kurulabiliyor. Bu imkan, hem Türkiye'de hem dünyada özellikle gençlerin sanatla ilişkisini yeniden şekillendiriyor. Genç kuşakların çağdaş sanata ilgisinin artması sevindirici. Sanatı yalnızca izleyen değil, yorumlayan ve yeniden üreten bir ilişki kurmaları da ayrıca kıymetli.

*Geleneksel sanatlarla çağdaş üretimler arasında yeniden kurulan bağı nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce sanatın gelecekteki rolü nasıl şekillenecek?

Geleneksel sanatlara yönelik ilginin yeniden güçlenmesini kıymetli buluyorum. Önemli olan, geçmişin kültürel mirasıyla bugünün yaratıcı dünyası arasında canlı bir bağ kurabilmektir. Çünkü sanat, toplumların hafızasını geleceğe taşıyan, farklı kuşakları, fikirleri ve dünyaları aynı zeminde buluşturan en güçlü köprülerden biri.

SANAT DÜŞÜNCEYİ VE LİDERLİĞİ BESLİYOR

Murat Ülker, sanatın yalnızca estetik bir alan açmadığını; insanı düşünmeye, farklı sesleri dinlemeye ve kesin yargıların dışına çıkmaya yönlendiren güçlü bir alan olduğunu vurguluyor. Ona göre kültürel birikim, kurumların yalnızca iş yapış biçimini değil, dünyayla kurduğu ilişkiyi de şekillendiriyor. Sanatın insanı daha açık fikirli hale getirdiğini belirten Ülker, özellikle çağdaş sanatın farklı bakış açılarını anlamayı, değişime açık kalmayı ve ön yargısız düşünmeyi desteklediğini ifade ediyor. Dijitalleşmeyle birlikte sanatın daha erişilebilir hale gelmesi ve genç kuşakların sanatla daha güçlü bağ kurması ise kültürel sermayenin geleceği açısından önemli bir dönüşüm olarak öne çıkıyor. Ülker'e göre sanat, geçmişin kültürel mirasıyla bugünün yaratıcı dünyası arasında bağ kurarken; toplumların hafızasını geleceğe taşıyan en güçlü alanlardan biri olmayı sürdürüyor.

EN ÇOK OKUNANLAR