USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Güncelleme Tarihi:

02 Nisan 2026 10:41

Yayın Tarihi:

30 Mart 2026 15:12

Yayın Tarihi:

30 Mart 2026 15:12

Güncelleme Tarihi:

02 Nisan 2026 10:41

Geleceğin sanayisini derin teknoloji şekillendiriyor

“Deeptech'in etkisi, ülkelerin rekabet gücünü de yeniden tanımlıyor. Klasik inovasyon çoğu zaman mevcut teknolojiyi farklı bir uygulamaya veya iş modeline taşır. Oysa deeptech, teknolojinin kendisini yeniden icat eder”

Geleceğin sanayisini derin teknoloji şekillendiriyor

Derin teknoloji, yalnızca bilimsel buluşların laboratuvardan çıkması değil; sağlık, enerji, tarım, üretim ve lojistikten eğitime kadar tüm sektörlerde ekonomik, teknolojik ve toplumsal dönüşümü başlatan yeni bir kırılma eşiği olarak görülüyor. Vispera Teknoloji Kurucu Ortağı Prof. Dr. Aytül Erçil, bugün geldiğimiz noktayı, 'yüksek teknik risk-yüksek etki' dengesi üzerinden değerlendiriyor ve deeptech'in sanayinin geleceğinde belirleyici bir omurga oluşturduğunu vurguluyor.

"SADECE BİR AR-GE ALANI DEĞİL UZUN VADELİ ETKİ ÜRETEN BİR GELİŞİM MODELİ"

Deeptech'i klasik inovasyondan ayıran temel unsurları anlatan Erçil, kavramsal çerçeveyi şöyle tanımlıyor: "Deeptech temel bilimsel atılımlara dayanıyor ve genellikle uzun vadeli Ar-Ge gerektiriyor. Laboratuvar deneyleri, prototip üretimi, testler, regülasyon süreçleri derken ticarileşme yıllar alabiliyor. Ancak başarılı olduğunda pazar giriş bariyerini inanılmaz derecede yükseltiyor; çünkü inovasyonun özü teknolojinin kalbinde yer alıyor." Klasik inovasyonla temel farkı ise net bir örnekle açıklıyor: "Klasik inovasyon çoğu zaman mevcut teknolojiyi farklı bir uygulamaya veya iş modeline taşır. Oysa deeptech, teknolojinin kendisini yeniden icat eder. DeepMind'ın beyin benzeri öğrenme algoritmaları ve AlphaFold ile çözdüğü protein yapısı problemi, bunun en güçlü örneklerinden biri."

GELECEĞİ ŞEKİLLENDİRECEK DEEPTECH ALANLARI

Erçil; enerji krizinden gıda güvenliğine kadar küresel problemleri çözme potansiyeli taşıyan alanları ise yapay zeka, kuantum hesaplama, nöromorfik çipler, yeni nesil enerji teknolojileri, gen düzenleme, sentetik biyoloji, ileri malzemeler, nanoteknoloji, uzay teknolojileri, iklim ve tarım teknolojileri olarak özetliyor. Türkiye'nin deeptech ekosistemini değerlendirirken; yapısal sorunlara dikkat çeken Erçil; "Türkiye'de güçlü bir akademik birikim var; yapay zekadan nanoteknolojiye, biyoteknolojiden malzeme bilimine uzanan geniş bir yelpaze... Ancak bu bilgi laboratuvardan çıktıktan sonra 'ölüm vadisi' dediğimiz aşamada kayboluyor. Bunun nedeni hem fon yapısı hem de yatırımcıların hızlı geri dönüş beklentisi. Eğer teknoloji transferinde uluslararası ölçekte başarılı bir model ortaya konulursa, 5-10 yıllık 'sabırlı sermaye' fonları kurulursa, savunmada biriken mühendislik bilgisi sivil alanlara akarsa ve beyin göçünü tersine çevirecek başarı hikayeleri oluşursa, Türkiye'de deeptech için gerçek bir domino etkisi başlar. Fonların 'etkinlik' değil 'etki' odaklı yeniden tasarlanması gerekiyor. Projenin kaç kişi çalıştığı değil, dünyada hangi bilimsel veya teknolojik problemi çözdüğü önemli" diyor. Deeptech'in sektörel etkisini değerlendiren Erçil, öncü alanları şöyle tanımlıyor: "Sağlık, enerji-iklim teknolojileri ve tarım-gıda sistemleri bu dönüşümün en erken hissedileceği üç sektör olacak. Tarım ve gıdada sentetik biyoloji, enerji tarafında yeni nesil bataryalar ve karbon yakalama teknolojileri, sağlıkta genomik, yapay organlar ve yapay zeka destekli sistemler öne çıkacak."

EN ÇOK OKUNANLAR