Yayın Tarihi:
16 Haziran 2026 11:51Güncelleme Tarihi:
16 Haziran 2026 11:51Yayın Tarihi:
16 Haziran 2026 11:51
Günümüz iş dünyası; stresin, belirsizliğin ve teknolojik dönüşümün iç içe geçtiği bir dönemden geçiyor. Gallup'un 2024 verilerine göre, dayanılmaz stres yaşadığını söyleyenlerin seviyesi 15 senede yüzde 30'lardan yüzde 50'lerin üzerine çıkıyor. Bu tablo, esenliğin artık yalnızca 'bireylerin iyi olma hali' olmadığını, aynı zamanda bir hayatta kalma stratejisine dönüştüğünü gösteriyor.
Wellbees CEO'su Melis Abacıoğlu, bu dönüşüme dikkat çekerek İK süreçlerinin de değiştiğini vurguluyor. İK'nın artık yalnızca işe alım ve özlük süreçlerinden ibaret kalmadığını belirten Abacıoğlu, çalışan deneyimi, kültür yönetimi ve liderlik gelişimi gibi alanların öne çıktığını ifade ediyor. Abacıoğlu, İK departmanlarının çalışan bağlılığı ve mutluluğu üzerinden şirketlerin finansal sürdürülebilirliğine doğrudan katkı sağladığını dile getiriyor. Abacıoğlu ayrıca, İK teknolojilerine yatırım yapılmamasının rekabet gücünü zayıflatan önemli bir risk oluşturduğunu belirtiyor. Deloitte'un 2024 İnsan Sermayesi Raporu'na atıf yaparak kurumların yüzde 74'ünün dijital İK araçlarını etkin kullanamadığı için verimlilik kaybı yaşadığını aktaran abacıoğlu, hantal süreçlerin 'veriyle yönetim' becerisini zayıflattığını ve çalışan deneyiminin kişiselleştirilememesi nedeniyle yetenek kaybının arttığını ifade ediyor.
65 MİLYAR DOLARLIK ESENLİK EKONOMİSİ
Esenliğin dünya genelinde 65 milyar dolarlık bir pazar haline geldiğini ve her yıl yaklaşık yüzde 9 büyüdüğünü belirten Abacıoğlu, kurumsal şirketlerin yüzde 82'sinin esenlik programı uyguladığını aktarıyor. Abacıoğlu, bu tablonun geçici bir trendi değil, iş dünyasının yeni ve kalıcı işletim sistemini işaret ettiğini vurguluyor. Wellbees'in dünya genelinde 100'ü aşkın ülkede 250 binden fazla çalışana 38 dilde esenlik deneyimi sunduğunu aktaran Abacıoğlu, esenliği sosyal, entelektüel, fiziksel, finansal, çevresel, duygusal, spiritüel ve mesleki boyutlar olarak sekiz boyutta ele aldıklarını ifade ediyor. Şirketin yalnızca iş hayatına değil, çalışanların tüm yaşamına dokunduğunu vurgulayan Abacıoğlu, ebeveyn-çocuk ilişkilerinden uyku problemlerine kadar geniş bir alanda destek sunduklarını dile getiriyor. Ayrıca yapay zeka algoritması kişiye özel öneriler sunabiliyor. Örneğin yeni mezun bir çalışana finansal okuryazarlık ve gelişim önerileri sunulurken, yeni baba olmuş bir çalışana ebeveynlik destekleri öneriliyor. Abacıoğlu, esenliğin dönemsel anketlerle ölçülmesinin yeterli olmadığını belirtiyor ve 'nabız atışı gibi sürekli ölçmenin' çok daha sağlıklı, doğru aksiyonlar almaya olanak sağladığını anlatıyor.