Yayın Tarihi:
16 Haziran 2026 11:54Güncelleme Tarihi:
16 Haziran 2026 11:54Yayın Tarihi:
16 Haziran 2026 11:54
İnsan kaynakları yönetiminde dijital dönüşüm hız kazanırken, şirketler operasyonel süreçlerini daha verimli, hızlı ve veri odaklı hale getirmek için yeni nesil teknolojilere yöneliyor. Kolay İK CEO'su Çağlar Yalı yaptığı değerlendirmede Türkiye'de iş dünyasının dijitalleşme serüveninin 2010'lu yılların başında mobil uygulamalar ve pazar yerleriyle ivme kazandığı belirtiyor. Yalı, İK süreçlerinin uzun süre bu dönüşümün kıyısında kaldığını söylüyor. Bugün ise özellikle pandemi sonrası değişen çalışma modelleriyle birlikte dijital İK çözümlerinin bir zorunluluğa dönüştüğünü vurguluyor. Sektörün artık sadece yazılıma ihtiyaç duyduğu günlerin geride kaldığını ifade eden Yalı, "Artık asıl mesele, teknolojiyi kültürün bir parçası yaparak sürdürülebilir başarıyı yakalamak" diyor.
İK'DA MANUEL SÜREÇ YÜKÜ AZALIYOR
Yalı, şirketlerin İK tarafında yaşadığı en büyük sorunun manuel verilerin yarattığı hata payı ve operasyonel iş yükünün getirdiği zaman kaybı olduğunu söylüyor. Elektronik tablolarda kaybolan veriler ve şeffaflıktan uzak sistemler İK profesyonellerini stratejik işler yerine veri girişine zorluyor. Kolay İK olarak işe alımdan performans değerlendirmeye kadar tüm süreçleri tek bir bulut tabanlı platformda topladıklarını aktarıyor. Aday Takip Sistemi (ATS) kullanan şirketlerin zaman ve maliyette yüzde 60 tasarruf sağladığından bahseden Yalı, Personel Yönetimi uygulamasının operasyonel iş yükünü yüzde 76 azalttığını belirtiyor. Performans Değerlendirme modülü ise manuel işleri yüzde 74 hafifletiyor ve İK ekiplerine yeni projeler için alan açıyor. Yalı, bordro yönetimine özellikle son iki yılda odaklandıklarını söylüyor. Bordronun yalnızca bir maaş dökümü olmadığını, yasal uyum ve çalışan haklarının korunması açısından kritik bir alan olduğunu vurguluyor. İzin, fazla mesai, özel sağlık sigortası ve vergi istisnaları gibi kalemlerin hatasız hesaplanmasının İK ekipleri üzerinde her ay ciddi bir stres yarattığını ifade ediyor. Personel Devam Kontrol Sistemi (PDKS) çözümünü giriş-çıkış takibinin ötesinde bir güven mekanizması olarak konumlandırdıklarını söyleyen Yalı, biyometrik veri risklerini ortadan kaldıran, kanunlara tam uyumlu ve uzaktan ya da sahadan çalışanların da kullanabildiği bir sistem sunduklarını örnek veriyor.
İK teknolojisinde yapay zekanın ve ileri seviye analitiğin geleceği belirlediğini söyleyen Yalı, Büyük Dil Modellerini (LLM) ürün geliştirme süreçlerine entegre ederek yazılım tarafında yüzde 40 verimlilik sağladıklarını vurguluyor. Son olarak Yalı, bu teknolojiyi kullanarak daha hızlı, daha hatasız ve öngörü üreten çözümler geliştirmeye devam ettiklerini ifade ediyor.