Yayın Tarihi:
12 Haziran 2026 14:20Güncelleme Tarihi:
12 Haziran 2026 14:20Yayın Tarihi:
12 Haziran 2026 14:20
İş dünyasında dönüşüm hızlanırken, insan kaynakları fonksiyonunun rolü de köklü biçimde değişiyor. Şirketlerin büyüme stratejilerinde insan odaklı yaklaşımlar belirleyici hale gelirken, veri ve teknoloji destekli İK uygulamaları iş sonuçlarına doğrudan etki ediyor. Michael Page Türkiye Direktörü Çağla Şengöz Altaş, bu dönüşümü değerlendirirken,"İnsan kaynakları fonksiyonu uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak operasyonel süreçler ve idari işler üzerinden konumlanıyor; ancak özellikle pandemi dönemi sonrası birebir gözlemlediğimiz üzere şirketlerin stratejik ajandasında çok daha merkezi bir rol üstleniyor" diyor. Altaş, sahadaki gözlemlerini şu sözlerle aktarıyor: "İşe alım süreçlerinde çalıştığımız farklı sektörlerde, İK'nın artık yalnızca 'destek fonksiyonu' değil, işin yönünü belirleyen bir paydaş olarak konumlandığını net şekilde görüyoruz." 2025 ve sonrasında veri odaklı karar alma, yetenek analitiği, çevik organizasyon yapıları ve liderlik gelişiminin; İK'nın iş sonuçlarına doğrudan katkı sağladığı kritik odak alanları olarak daha da öne çıktığı önermesinde bulunan Altaş, yapay zekanın etkisini ise şu sözlerle açıklıyor: "Yapay zeka bazı rolleri ortadan kaldırıyor ancak sanılanın aksine yeni roller yaratıyor ve mevcut rol tanımlarını dönüştürüyor. Benzer pozisyonların içinde daha analitik, daha stratejik ve teknolojiyle iç içe geçmiş sorumluluklar oluşuyor ve yapay zekayı anlayan, yöneten ve iş süreçlerine değer katan yetkinliklere sahip profillere olan talep giderek artıyor."
ESNEKLİK SUNAN VE ŞEFFAF İLETİŞİM KURAN ORGANİZASYONLAR DÖNEMİ
Altaş ayrıca dönüşümün sadece teknik alanlarla sınırlı kalmadığını vurguluyor: "Bu dönüşüm ürün yönetimi, dijital pazarlama, strateji ve sürdürülebilirlik gibi teknik olmayan alanlarda da net biçimde hissediliyor ve veriyle karar alan, yapay zeka destekli araçları etkin kullanan ve insan-teknoloji iş birliğini doğru kurabilen roller daha kritik hale geliyor." Şirketlere de önemli bir rol düştüğünü vurgulayan Altaş, "Şirketler yeni mezunları 'hazır' beklemek yerine, gelişim alanlarını kabul eden ve öğrenme sürecine yatırım yapan yapılar kuruyor ve bu yaklaşım büyük fark yaratıyor" diyor. Yetenek yönetiminin dönüşümüne de dikkat çeken Altaş, "Yetenek yönetimi artık sadece bir İK fonksiyonu değil, stratejik bir öncelik haline geliyor" diyor. Yeni nesil çalışanların beklentilerine de değinen Altaş, "Özellikle yeni nesil çalışanlar için iş seçimi maaşın ötesinde yapılan işin anlamına, yaratılan etki alanına ve kurum kültürüne dayanıyor" ifadelerini kullanıyor. Altaş sözlerini şu değerlendirmeyle tamamlıyor: "Gözlemlerimiz çalışanını dinleyen, esneklik sunan ve şeffaf iletişim kuran organizasyonların yetenek rekabetinde öne geçtiğini gösteriyor ve önümüzdeki dönemde şirketler için gerçek rekabet avantajı bu beklentilere ne ölçüde samimi ve sürdürülebilir bir şekilde yanıt verebildikleriyle doğrudan ilişkili oluyor."