İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği'nde nisan ayında yapılan genel kurulun ardından göreve gelen yeni yönetim, sektörün rekabet gücünü yeniden kazanması için önceliklerini belirledi. İHKİB Başkanı Mustafa Paşahan, ekonomi medyasıyla bir araya geldiği toplantıda hazır giyim endüstrisinin mevcut sorunlarını, yeni dönem hedeflerini ve küresel rekabette izlenecek rotayı paylaştı.
Türkiye hazır giyim sektörü, son üç yılda artan maliyetler, kur-faiz dengesi, ithalattaki yükseliş ve ihracattaki kayıplarla zorlu bir dönemden geçiyor. Buna karşılık sektör, istihdama katkısı, cari fazla yaratma kapasitesi ve kadın istihdamındaki rolüyle Türkiye ekonomisi açısından stratejik önemini koruyor.
HAZIR GİYİM EKONOMİNİN SOSYAL SİGORTASI
Mustafa Paşahan, sektörün son üç yılda ciddi bir rekabet kaybı yaşadığını belirterek "Rekabetçilikle ilgili sorunlar nedeniyle ihracatta üç yılda 4,4 milyar dolarlık kayıp yaşadık. İthalat 4,5 milyar dolar seviyelerine ulaştı" dedi ve bu tablonun istihdam üzerinde de ağır sonuçlar yarattığını aktardı.
Paşahan'ın paylaştığı verilere göre tekstil ile birlikte 2022 sonunda 1 milyon 223 bin olan istihdam, Şubat 2026 itibarıyla 838 bine geriledi. Böylece iki sektörde üç yılda yaklaşık 400 bin kişilik istihdam kaybı yaşandı. Buna rağmen hazır giyim sektörü 2025'te 12 milyar dolar cari fazla vererek Türkiye'ye net döviz kazandırmayı sürdürdü.
Paşahan, sektörün ekonomik katkısının sosyal boyutla birlikte düşünülmesi gerektiğini "Hazır giyim üretimi ve ihracatı bir ticari faaliyet olmanın ötesinde özellikle kadınların istihdama katılması ve tersine göç başta olmak üzere sosyal hayatımızda da önemli bir misyon üstleniyor" sözleriyle anlattı ve hazır giyimin 81 ilde üretim yapan, istihdamının yüzde 55'inden fazlası kadınlardan oluşan kritik bir yapı olduğunu vurguladı.
MEVCUT TEŞVİK SİSTEMİ YETERLİ OLMUYOR
Paşahan'a göre sektörün rekabet sorunlarının temelinde enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan düşük kur, yüksek faiz politikası ve işçilik maliyetlerindeki hızlı artış yer alıyor. "Türkiye'de Ocak 2022-Nisan 2026 döneminde dolar kuru yüzde 230, ÜFE yüzde 370 artarken, asgari ücretin işverene maliyetindeki artış yüzde 567 oldu" diyen Paşahan, asgari ücretli bir çalışanın işverene maliyetinin 600 dolardan 1.500 dolara çıktığını, rakip ülkelerde ise bu seviyenin 250-350 dolar aralığında kaldığını söyledi.
Bu nedenle İHKİB, doğrudan desteklerle asgari ücret maliyetinin 800-850 dolar bandına çekilmesini talep ediyor. Sektörün beklentileri arasında istihdam desteğinin 3 bin 500 liradan 6 bin liraya, asgari ücret desteğinin bin 270 liradan 2 bin 500 liraya çıkarılması, cari fazla veren sektörlerde döviz dönüşüm desteğinin yüzde 3'ten yüzde 10'a yükseltilmesi ve ihracatçının yüzde 15'in altında maliyetle finansmana erişebilmesi yer alıyor.
İHKİB ayrıca tekstil ve konfeksiyon yatırımlarının üç yıl boyunca Türkiye genelinde 6. bölge teşviklerinden yararlanmasını, mevcut teşvik belgelerinin süresinin 10 yıl uzatılmasını ve teşvik belgeli yatırımlarda SGK prim desteklerinin genişletilmesini istiyor.
FİYATLA DEĞİL, DEĞERLE REKABET DÖNEMİ
Kısa vadeli desteklerle sektörün yeniden nefes alabileceğini söyleyen Paşahan, orta ve uzun vadede asıl rotanın katma değerli üretim olduğunu vurguladı. "Türkiye artık ucuz üretim ülkesi değil. Biz oyunu fiyatla değil, değerle kazanacağız" sözleriyle Paşahan, Avrupa'da üretim ve tedarik zincirinin köklü bir dönüşümden geçtiğine dikkat çekti.
Paşahan'a göre kullan at dönemi kapanırken döngüsel, sürdürülebilir, daha uzun ömürlü ve akıllı üretim öne çıkıyor. Türkiye'nin bu yeni düzende avantajlı olduğunu söyleyen Paşahan, "Daha az adetli, daha nitelikli, daha uzun ömürlü ve yüksek fiyatlı ürünleri üreteceğimiz hızlı bir dönüşümün içine girdik. Özetle biz artık satın alınabilir lüksün, hızın ve kalitenin adresi olacağız" diyerek yeni dönem stratejisini özetledi.
Bu dönüşümün yalnızca üretimle sınırlı kalmayacağını belirten Paşahan, markalaşmanın da yeni dönemin temel başlıklarından biri olacağını söyledi. İHKİB'in seçim sürecinde söz verdiği Markalaşma Komitesi kuruldu. Komite, Turkish Apparel algısını küresel ölçekte güçlendirmeyi, uluslararası pazarlarda daha agresif tanıtım ve iletişim yürütmeyi, global alıcılarla doğrudan temas imkânlarını artırmayı hedefliyor.
GÜMRÜK BİRLİĞİ REKABET İÇİN GÜNCELLENMELİ
İHKİB tarafından düzenlenen 'Türk Hazır Giyim Endüstrisinin Dönüşüm Yolculuğu' başlıklı toplantıda ise sektörün Avrupa ile ticari ilişkileri ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesi konusu öne çıktı. Paşahan, Türkiye'nin toplam hazır giyim ihracatının yüzde 61'ini AB ülkelerine yaptığını hatırlatarak, AB pazarında kalıcı rekabet üstünlüğünün Gümrük Birliği'nin tam modernizasyonuna bağlı olduğunu söyledi.
"Gümrük Birliği mevcut haliyle iş birliğimizi desteklemekten çok sınırlayıcı etki yapıyor" ifadeleriyle Paşahan, AB'nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye için asimetrik sonuçlar doğurduğunu belirtti. Paşahan, AB'nin STA müzakere süreçlerine Türkiye'nin dahil edileceği bir formül bulunması gerektiğini dile getirdi.
Pan Avrupa Akdeniz Menşe Kümülasyonu sayesinde Kuzey Afrika ülkelerinin AB pazarına erişiminin kolaylaştığını hatırlatan Paşahan, bu durumun Türkiye'nin Gümrük Birliği'nden kaynaklanan avantajını azalttığını da ekledi. Made in Europe yaklaşımıyla ilgili gelişmelerin yakından takip edildiğini belirten Paşahan, Türkiye'nin entegre olduğu değer zincirlerini dışlamayacak bir çerçeve beklendiğini söyledi.
TİCARET DİPLOMASİSİ VE MASTER PLAN İHTİYACI
Paşahan, hazır giyim sektörü için küresel ticaretin yeni gerçeklerine uygun bir master plan hazırlanmasının zorunlu olduğunu vurguladı. AB'nin Hindistan ve MERCOSUR ülkeleriyle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının önümüzdeki yıllarda sektöre verebileceği zararı azaltmak için ticaret diplomasisinin tüm imkânlarının kullanılması gerektiğini söyledi.
Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe de aynı toplantıda Gümrük Birliği'nin mevcut yapısına dikkat çekti. "Bu STA'ların 30 yıllık Gümrük Birliği anlaşmasını Türkiye için prangaya dönüştürmesine itirazımız var" diyen Gültepe, Hindistan ve Güney Amerika menşeli ürünlerin AB üzerinden dolaylı olarak Türkiye'ye gümrüksüz girme ihtimaline karşı olduklarını belirtti.
Gültepe, Türkiye'nin AB ile tam üyelik müzakeresi yürüten bir ülke olduğunu hatırlatarak, sürdürülebilir iş birliği için karşılıklı fayda temelinde stratejik ortaklık yaklaşımına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
ERKEN UYUM SAĞLAYAN AVANTAJ KAZANACAK
Toplantıda uluslararası sektör temsilcileri de dönüşümün hızına dikkat çekti. Avrupa Hazır Giyim ve Tekstil Konfederasyonu Başkanı Mario Jorge Machado, Türk şirketlerinin AB düzenleyici çerçevesini engel olarak görmek yerine büyük pazara erişim için bir filtre gibi değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Machado, erken uyum sağlayan şirketlerin rekabet avantajı kazanacağını vurguladı.
Uluslararası Hazır Giyim Federasyonu Başkanı Stefano Festa Marzotto ise dönüşümün tek tek aktörlerle değil, üreticiyi merkeze alan ortak bir yaklaşımla mümkün olacağını belirtti. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sektörel Katılım Lideri Lindita Xhaferi-Salihu da moda sektörü için temel meselenin artık ne yapılacağını bilmek değil, uygulamanın hızını ve ölçeğini artırmak olduğunu söyledi.
Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar Genel Müdürü Hüsnü Dilemre ise Türkiye'nin AB standartlarına uygun üretim konusunda önemli deneyim kazandığını belirterek, yeşil dönüşümün hızlandırılması ve Türkiye'nin sürdürülebilir, dayanıklı ve rekabetçi üretim üssü rolünün güçlendirilmesi hedefini paylaştı.
YENİ DÖNEMİN ANAHTARI KALİTE, HIZ VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
İHKİB'in yeni dönem yol haritası, hazır giyimde fiyat odaklı rekabetten çıkıp daha yüksek katma değerli bir modele geçişi merkeze alıyor. İşçilik maliyetlerinin rekabetçi seviyeye çekilmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması, Gümrük Birliği'nin modernize edilmesi ve AB düzenlemelerine erken uyum sağlanması, sektörün öncelikli gündemleri arasında yer alıyor.
Hazır giyimde yeni rekabet zemini artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil, hız, kalite, sürdürülebilirlik, markalaşma ve ticaret diplomasisiyle şekilleniyor. Türkiye ise bu dönüşümde satın alınabilir lüksün üretim üssü olma iddiasını güçlendirmeye hazırlanıyor.