USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Yayın Tarihi:

13 Ekim 2026 11:07

Güncelleme Tarihi:

13 Ekim 2026 11:07

Güncelleme Tarihi:

13 Ekim 2026 11:07

Yayın Tarihi:

13 Ekim 2026 11:07

“Türkiye'nin önceliği, adil dönüşüm planının ilk adımını atmak olmalı”

Türkiye'nin 2053 net sıfır hedeflerine ilerlerken enerji sistemini düşük karbonlu yapıya taşıması, kesintisiz arz güvenliği ve toplumsal dengelerin korunmasıyla mümkün görünüyor.

“Türkiye'nin önceliği, adil dönüşüm planının ilk adımını atmak olmalı”

Küresel ölçekte ivme kazanan karbonsuzlaşma hamlesi, enerji sektörünü sadece teknik ve çevresel bir altyapı değişimiyle değil, sosyoekonomik boyutları da kapsayan derin bir dönüşüm süreciyle karşı karşıya getiriyor. Türkiye'nin yenilenebilir enerji kapasitesini büyütürken yerli baz yük kaynaklarını kademeli ve dengeli bir şekilde yönetme potansiyeli stratejik bir avantaj olarak öne çıkıyor. Sektörün geleceğinde adil dönüşümü sadece bir 'kömürden kaçış' olarak görmeyip 'dönüşüm ve rehabilitasyon' süreci olarak ele almak gerekiyor. Maden sahalarının doğaya kazandırılmasından yerel istihdamın önceliklendirilmesine, teknolojik modernizasyondan hibrit güneş santrallerine kadar geniş bir yelpazede çalışmalar yürüten Yerli Kömür Kaynaklı Elektrik Üreticileri Derneği (YEKÜD), ekim ayında düzenleyeceği Adil Dönüşüm Çalıştayı ile sektöre bütüncül bir yol haritası kazandırmayı hedefliyor. YEKÜD Başkanı ve Aydem Enerji Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatma Elif Yağlı ile enerjide adil dönüşümün olmazsa olmaz ilkelerini, Türkiye'nin potansiyelini, mevzuat ve finansman ihtiyaçlarını ve yerli kaynakların dönüşüm stratejisini konuştuk.

*Enerjide 'Adil Dönüşüm' kavramını nasıl tanımlıyorsunuz ve olmazsa olmaz sacayaklarını anlatabilir misiniz?

Adil dönüşümü, enerji sistemimizi düşük karbonlu bir yapıya taşırken kimseyi yarı yolda bırakmayan bir süreç olarak tanımlıyorum. Bu da santralleri kapatıp yerine yenisini açmaktan çok farklı. O santralin etrafında kurulmuş bütün bir ekonomik ve sosyal dokuyu, istihdamı, tedarik zincirini, bölge halkının geleceğini de hesaba katan bir planlama işi. 2053 net sıfır hedefine kadar yenilenebilir ve yerli kaynakların dengeli, güncel koşulları da gözeten bir şekilde yönetilmesi gerekiyor. Dönüşümün üç sacayağı var: Birincisi arz güvenliği. İkincisi ekonomik sürdürülebilirlik. Bugün karbon emisyonuna devam eden santrallere bankalar finansman sağlamıyor, ama bir santral ileride depolamaya ya da farklı bir kaynağa dönüşeceğini gösteren somut bir planla geldiğinde finansmana ulaşabiliyor. Yani adil dönüşüm planlaması, aynı zamanda finansmanın da anahtarı. Üçüncüsü ise sosyal boyut. Bölge ekonomisi ve istihdam dikkate alınmadan hazırlanan bir dönüşüm planı, kağıt üzerinde ne kadar iddialı olursa olsun eksik kalır. Bu üç ayak birlikte yürümezse adil dönüşümden değil, sadece dönüşümden bahsetmiş oluruz.

*Türkiye'nin adil dönüşümdeki konumunu ve potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye'nin yolculuğu Avrupa'dan farklı ilerliyor. Biz dönüşümü, yenilenebilir kapasiteyi hızla büyütürken yerli baz yük kaynaklarını bir anda devre dışı bırakmadan, kademeli bir şekilde yönetmeye çalışıyoruz. Bunun altyapısı da elimizde. Hem ciddi bir yenilenebilir kurulu gücümüz var hem de yerli kömür gibi dışa bağımlı olmayan bir baz yük kaynağımız. Bunları rakip değil, tamamlayıcı olarak kullanabilen az sayıda ülkeden biriyiz. Bizim şu anda geliştirmemiz gereken ise süreç yönetimi tarafında. Dönüşümü planlı, aşamalı ve sosyal boyutu içeren bir çerçeveye henüz tam oturtamadık. YEKÜD olarak şu anda üzerinde çalıştığımız adil dönüşüm planı, işte bu boşluğu doldurmayı hedefliyor.

*2053 net sıfır hedefi ile kesintisiz arz güvenliği ve yerel istihdamın korunması arasındaki hassas denge, adil bir çerçevede nasıl kurulmalı?

Öncelikle şunu net söylemek isterim: 2053 sonrasında yerli kömür santralleriyle bugünkü haliyle çalışmaya devam etmek mümkün olmayacak. Bu gerçeklikten kaçmıyoruz, doğrudan yüzleşiyoruz. Ama 2053'e giden yol, santralleri bir anda devre dışı bırakan değil, kademeli ilerleyen bir yol olmalı. Bu dengeyi kurmanın yolu, uzun vadeye yayılan ve istihdamı en baştan planlamanın içine alan bir dönüşüm takvimi kurmaktan geçiyor. Sektörümüz bugün 50 bin kişiye doğrudan, 250 bin kişiye de dolaylı istihdam sağlıyor. Bu insanları hesaba katmayan bir plan, iklim hedefine ulaşsa bile başarısız sayılır. Yani denge, arz güvenliği, istihdam ve iklim arasında birini seçerek değil, üçünü de gözeten bir geçiş takvimiyle kurulabilir.

*Mevzuat altyapısı, teşvik mekanizmaları ve uluslararası yeşil finansa erişim başlıklarında Türkiye'de öncelikli olarak hangi adımlar atılmalı?

Bu üç başlıkta somut adımlara ihtiyaç var. Mevzuatta, çıkan süper izin yönetmeliğinin alt düzenlemelerinin bir an önce tamamlanması gerekiyor. Teşvik tarafında, yenilenebilir enerji için uygulanan on yıllık alım garantisi mekanizmasının, yatırımcıya güven vererek Türkiye'yi yenilenebilir enerjide Avrupa'da ilk beşe, dünyada on birinci sıraya taşıdığını unutmamak lazım. Yerli kömür için de benzer bir öngörülebilirlik sağlanmalı. 2029 sonuna kadar tanınan alım garantisi bu yönde atılmış önemli bir adım ve buna ek olarak kalıcı bir planla desteklenmesi gerekiyor. Yeşil finansa erişimde ise konu netleşti. Bugün karbon emisyonuna devam eden bir santrale bankalar finansman sağlamıyor. Ancak santral, ileride depolamaya ya da farklı bir kaynağa dönüşeceğini gösteren somut bir planla geldiğinde finansmana ulaşabiliyor. Yani adil dönüşüm planlaması, finansmanın da anahtarı. Türkiye'nin önceliği, adil dönüşüm planının ilk adımını atmak olmalı.

*YEKÜD Başkanı olarak santrallerin faal olduğu bölgelerde ekonomik, sosyal ve çevresel boyutları gözeterek yürüttüğünüz adil dönüşüm odaklı çalışmalardan bahseder misiniz?

YEKÜD olarak şu anda önceliğimiz, yerli kömür santralleri için bir adil dönüşüm planı hazırlanmasına odaklanmak. Dönüşümün en büyük ve ilk adımının da bu planın hazırlanması olduğuna inanıyorum. İstihdamı ve bölgenin diğer paydaşlarını dikkate alan, uzun vadeye yayılan bir planlama üzerinde çalışıyoruz. Kuşaklardır bu sektörde çalışan aileleri hesaba katmayan bir plan, kağıt üzerinde ne kadar iddialı olursa olsun eksik kalır. Bu hedefle ekim ayı içerisinde bir Adil Dönüşüm Çalıştayı planlıyoruz. Konunun tüm taraflarının yer almasını planladığımız bu çalıştay ile sektörümüze bir yol haritası kazandırmayı arzu ediyoruz. Üyelerimiz bulundukları bölgelerde eğitimden altyapıya, tarımsal sulamadan kültürel etkinliklere kadar geniş bir yelpazede kaynak ayırıyor. Bazı üyelerimiz kadınların ekonomik hayata katılımını güçlendirmek için ayrı programlar yürütüyor. Çevresel boyutta ise sorumlu madencilik anlayışımızın temelinde, bir maden sahasındaki faaliyet bittiğinde o alanı rehabilite edip yeniden doğaya kazandırmak var. Üyelerimizden birinin yürüttüğü bir rehabilitasyon projesi, Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı maden rehabilitasyon çalışmalarından biri.

*YEKÜD çatısı altında, yerli kaynakların arz güvenliğindeki baz yük rolü korunurken; emisyon azaltımı, teknik modernizasyon ve yeni nesil temiz teknolojilere entegrasyon noktasında nasıl bir dönüşüm yol haritası hedefleniyor?

Yol haritamızı üç eksende kuruyoruz: Karbon azaltım teknolojileri, yüksek verimlilik yatırımları ve sürdürülebilir madencilik uygulamaları. Hedefimiz santralleri daha verimli, daha az emisyonlu ve teknoloji odaklı tesislere kademeli olarak dönüştürmek.

Bu, sahada baca gazı arıtma sistemlerinin modernizasyonuyla, karbon yakalama-depolama çalışmalarıyla ve emisyon azaltıcı ileri teknoloji uygulamalarıyla ilerliyor. Rehabilitasyon sonrası santraller zaten daha verimli çalışmaya başlıyor. Daha az kömürle aynı enerjiyi, daha düşük emisyonla üretiyoruz. Baz yük rolünü korurken bir yandan da bu santrallerin sahalarının bir kısmının hibrit projelerle güneş enerjisi yatırımlarına da uygun olduğunu görüyoruz. Aynı sahada hem yerli kömürden hem güneşten üretim yapmak mümkün. Uzun vadede bazı tesislerin depolama santraline dönüşmesi de yol haritamızın bir parçası.

*Türkiye'nin enerjide adil dönüşümü başarıyla tamamlayabilmesi için kamuya, yatırımcılara ve sektöre düşen en kritik sorumluluklar sizce nelerdir?

Kamunun en kritik sorumluluğu öngörülebilirliği artırmak. Devletin adil dönüşüme liderlik edip tüm paydaşları bir araya getirerek gerekli düzenlemeleri ve mevzuatı hazırlaması en önemli konuların başında geliyor. Bunun yanında yerli kömür için de uzun vadeli ve öngörülebilir bir teşvik çerçevesi kurulmalı. Zira enerji politikalarında istikrar herkes için önceliğin başında geliyor. Yatırımcının sorumluluğu, dönüşümü iş modelinin merkezine koyması. Bugün finansman kaynağına ulaşabilmenin yolu, santralin uzun vadede nasıl dönüşeceğini gösteren somut bir planla gelmekten geçiyor. Bu artık bir gereklilik. Sektöre, yani bize düşen ise bu sürecin sahada kimseyi geride bırakmadan yürütülmesini sağlamak. Bölgede kuşaklardır çalışan ailelerin geleceğini, çevresel rehabilitasyonu ve şeffaf toplum iletişimini aynı anda yönetmek zorundayız. Enerji dönüşümü tek bir aktörün üstlenebileceği bir iş değil. Kamu kurumlarıyla, akademiyle, yerel yönetimlerle, sivil toplumla birlikte çalışıldığında çok daha güçlü bir tablo ortaya çıkıyor. Önümüzdeki 10 yıl, kolay olanı değil de doğru olanı seçen bir dönem olarak hatırlanmalı.

EN ÇOK OKUNANLAR