USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Yayın Tarihi:

12 Ekim 2026 11:54

Güncelleme Tarihi:

12 Ekim 2026 11:54

Güncelleme Tarihi:

12 Ekim 2026 11:54

Yayın Tarihi:

12 Ekim 2026 11:54

Geleceğin enerjisinde adil dönüşüm

Enerji sistemlerinin yeşil dönüşümü sosyoekonomik dengeleri ve toplumsal yapıyı yeniden şekillendiriyor. Fosil yakıtlardan çıkış ve karbonsuzlaşma sürecinde çalışanları, yerel toplulukları ve bölgesel ekonomileri korumayı hedefleyen ‘enerjide adil dönüşüm', küresel iklim diplomasisinin merkezine yerleşiyor.

Geleceğin enerjisinde adil dönüşüm

Küresel iklim kriziyle mücadele kapsamında yürütülen sürdürülebilirlik çalışmaları, uzun yıllar boyunca yalnızca yeni yenilenebilir enerji kapasitelerinin devreye alınması, enerji verimliliği ve teknik üretim altyapısının dönüştürülmesi çerçevesinde ele alındı. Ancak fosil yakıtlara dayalı geleneksel üretim modellerinden çıkış hızlandıkça, sürecin sosyoekonomik ve sosyopolitik boyutları göz ardı edilemez bir gerçeklik olarak gündeme oturdu. Küresel ölçekte 'kimseyi geride bırakmamak' söylemiyle kavramsallaştırılan adil dönüşüm, sadece bir enerji kaynağının bir diğeriyle değiştirilmesi anlamına gelmiyor; sanayiden ulaştırmaya, hizmet sektöründen bölgesel kalkınmaya kadar geniş bir ekosistemi kapsıyor. Sürecin insan odaklı boyutunu değerlendiren Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, bu değişimin sacayaklarını şu sözlerle ifade ediyor: "Enerji dönüşümü denildiğinde genellikle dönüşümün ekonomik ve çevresel etkileri üzerinde duruluyor, oysa bir o kadar önemli üçüncü bir sacayağı var: Sosyal etkiler. Adil dönüşüm için istihdam ve sosyal güvenlik üzerine etkilerin; sektörde çalışanların adaptasyon süreçlerinin; sosyal adalet, diyalog, eşitlik ve çeşitlilik gibi insanların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen sosyal sürdürülebilirlik konularının masaya yatırılması gerekiyor. Enerjide adil dönüşümü, enerji dönüşümünün sosyal sürdürülebilirliği olarak tanımlıyorum. Sosyal sürdürülebilirlik sağlanmazsa bir sacayağı eksik kalır, enerji dönüşümünün kendisi sürdürülebilir olmaz." Dünyadaki iyi uygulamalara bakıldığında, Avrupa Birliği'nin adil geçiş için geliştirdiği politika ve finansman araçları dikkat çekiyor. Kömür bağımlılığı yüksek bölgeleri desteklemek amacıyla Avrupa Komisyonu tarafından 2021-2027 dönemi için kamu ve özel sektör kaynaklarından yaklaşık 55 milyar Euro'yu bulan bir destek paketi açıklandı. Bu paketin 19.32 milyar Euro'luk kısmı doğrudan Adil Dönüşüm Fonu olarak kömür bölgelerine aktarılıyor. Güney Afrika, Endonezya ve Vietnam gibi gelişmekte olan ülkelerde ise uluslararası finansörlerin katılımıyla 'Adil Enerji Dönüşümü Ortaklıkları' (JETP) mekanizmaları hayata geçiriliyor.

(Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu)

KÜRESEL TRENDLER VE YEREL GERÇEKLER

Dünyada İngiltere ve Portekiz kömürden tamamen çıkarken, İspanya, Almanya ve Polonya bu yolda devasa fonlar ve bölgesel kalkınma komisyonlarıyla ilerliyor. Türkiye açısından bakıldığında ise enerji alanındaki dönüşüm, hem yüksek dışa bağımlılık oranı hem de özgün bölgesel istihdam yapıları nedeniyle çok katmanlı bir yaklaşım gerektiriyor. Primer enerji tüketiminde fosil yakıt payının yaklaşık yüzde 81, enerji dışa bağımlılığının ise yüzde 78 seviyelerinde seyrettiği elektrik üretiminin yüzde 32'si kömürden sağlanırken, bunun yüzde 60'ı ithal kömürden üretiliyor. 2024'te 'Adil Dönüşüm ve Bölgesel İstihdam: Türkiye İçin Politika Seçenekleri' raporunu hazırlayan SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Kıdemli Enerji Analisti Yael Taranto, Türkiye'deki durumu ve dönüşümün dinamiklerini şöyle detaylandırıyor: "Biz enerjiyi nereden ürettiğimiz kadar nasıl tükettiğimizi, nerelerde tükettiğimizi ve bunun sosyoekonomik etkilerini de ön plana almaya başladık. Türkiye'de kömür madenciliği ve santrallerinde çalışan doğrudan istihdam sayısı 35 bin ila 45 bin bandında. Ancak bölgesel ve ilçe bazlı ölçeğe indiğinizde tablonun ağırlığı ortaya çıkıyor. Örneğin Manisa'nın Soma ilçesinde istihdamın yüzde 43'ü, İzmir'in Kınık ilçesinde yüzde 47'si linyit madenciliğine dayanıyor. Zonguldak Kilimli'de istihdamın üçte biri taşkömüründen geliyor. Bu tesisler kapandığında dolaylı istihdam ve çalışanların aileleriyle oluşturduğu bölgesel ekonomi de aynı hızda daralma riski taşıyor."

(SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Kıdemli Enerji Analisti Yael Taranto)

DÖNÜŞÜM SADECE KÖMÜRDE OLMAYACAK

Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji teknolojilerinin maliyetleri son 10 yılda hızla düşerek fosil yakıtlarla rekabet edebilir seviyeye ulaştı. Operasyonel anlamda kârlılığını kaybetme riski taşıyan ve banka borçlarıyla karşı karşıya kalan kömür santrallerinde adil dönüşüm, sadece çevre odaklı bir tercih değil, finansal ve bölgesel bir gereklilik halini alıyor. Ayrıca dönüşüm sadece kömürle sınırlı kalmıyor; ulaştırma sektöründe elektrifikasyonun artmasıyla geleneksel sanayi sitelerindeki (örneğin oto sanayilerdeki mekanik ustalıkların elektrikli araç altyapısına uyumu) ve binalarda ısı pompalarına geçiş süreçlerindeki nitelikli iş gücü dönüşümü de bu halkanın parçası oluyor.

COP31 ANTALYA ZİRVESİ VE FİNANSMAN

Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da gerçekleştirilecek olan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31), adil dönüşüm tartışmalarının küresel ölçekte somut mekanizmalara bağlanacağı en kritik platformlardan biri olmaya aday. Zirvenin bir 'Uygulama COP'u' olarak kurgulanması, bugüne kadar verilen taahhütlerin finansman paketleri, teknoloji transferi ve ölçülebilir adil geçiş programlarıyla desteklenmesinin artık hayata geçeceğine dair önemli bir gelişme olarak görülüyor. COP31 sürecinin sunduğu stratejik fırsatlara değinen Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, finansman altyapısının önemine dikkat çekiyor: "Yeşil finansa erişim doğrudan adil dönüşüme yönelmiyor, o nedenle adil dönüşüm için ayrı bir bütçe imkanı oluşturulması gerekiyor. Aynen AB'nin yaptığı gibi, adil dönüşümün kendi mekanizması ve finansman havuzu olmalı. Bu havuza örneğin kurulacak emisyon ticaret sisteminden ve karbon piyasalarından gelecek bir katkı payı aktarılabilir. Tam üyeliğe aday ülke olarak Türkiye'nin bu mekanizmaları kendi iç mevzuatına uyarlaması büyük fayda sağlayacaktır. Antalya'da düzenlenecek COP31 ve IAEE COP Sempozyumu, uluslararası paydaşlarla adil dönüşümün görüşülmesi ve tecrübelerin masaya yatırılması açısından yol gösterici olacak." Sektör analizleri, küresel iklim fonlarının yalnızca yeşil enerji yatırımlarına odaklanıp sosyal uyum ve yeniden istihdam projelerini göz ardı ettiği dönemlerin geride kaldığını gösteriyor. COP31'de kararlaştırılması beklenen Adil Dönüşüm İş Programı mekanizmalarıyla, gelişmekte olan ülkeler için hem teknolojik dönüşümün finansmanı hem de yerel toplulukların korunması hedefleniyor.

GELECEĞİN KAPSAYICI YOL HARİTASI POLİTİKALARI

Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda kesintisiz arz güvenliğini korurken bölgesel istihdamı güvence altına alması, merkezi yönetim, yerel yönetimler ve özel sektörün ortak koordine edeceği entegre politikalarla mümkün görünüyor. Net sıfır karbon hedefine rağmen kömür santralleri çalışmaya devam ederse karbon salımının engellenmesi için karbon yakalama, kullanımı ve depolanması (CCUS) gibi uygulanması zor ve maliyetli önlemler gerekecek. Diğer taraftan, küçük modüler reaktörler gibi yeni çözümlerin kömürün yerini alması da gündeme geliyor. Yael Taranto, kamu öncülüğünde bütüncül bir çıkış ve bölgesel kalkınma planının şart olduğunu belirterek; "Kamunun net bir azaltım veya kömürden çıkış takvimi olmadığında adil dönüşüm adımları sınırlı kalıyor. Özel sektörün tek başına yönetemeyeceği bu süreçte, Zonguldak, Kütahya veya Manisa gibi bölgelerde kömüre alternatif yeni iş alanları, sanayi bölgeleri ve teknoloji merkezleri kurulmalı. İnsanlara mevcut çalışma koşullarının ve gelir seviyelerinin gerisinde kalmayacağı güvenceli alternatifler sunmak, eğitim ve mesleki dönüşüm programlarını devreye sokmak gerekiyor" vurgusunu yapıyor.

Net sıfır patikasında adil dönüşüm; yalnızca kapanan santrallerin veya madenlerin sosyal faturasını ödemek değil, yeni yeşil ekonominin yarattığı istihdam ve kalkınma fırsatlarını toplumun tüm kesimlerine adil bir şekilde dağıtmak. Yeni nesil enerji üretim tesislerinin kömür bölgelerine öncelikli olarak kurulması, mevcut personelin bu santrallere geçişi için eğitilmesi ve erken emeklilik gibi sosyal destek mekanizmalarının devreye sokulmasıyla, Türkiye enerjide yeşil ve adil bir geleceği eş zamanlı inşa etme potansiyeline sahip.

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. GÜRKAN KUMBAROĞLU: "SOSYAL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK OLMAZSA DÖNÜŞÜM EKSİK KALIR"

*Enerji dönüşümünün sosyal etkilerinin doğru bir şekilde yönetilmesi sektörün sağlıklı gelişimi ve enerji dönüşümünün sürdürülebilirliği için olmazsa olmaz bir zorunluluk.

*Enerji dönüşümü denildiğinde genellikle ekonomik ve çevresel etkiler üzerinde duruluyor, oysa bir o kadar önemli üçüncü bir sacayağı var: Sosyal etkiler.

*Enerjide adil dönüşümü; enerji dönüşümünün sosyal sürdürülebilirlik olarak tanımlıyorum. Sosyal sürdürülebilirlik sağlanmazsa bir sacayağı eksik kalır.

*Öncelikle rüzgar, güneş, küçük modüler reaktör gibi yeni nesil sıfır karbon santrallerin kömür santrallerinin olduğu bölgelere kurulması sağlanmalı.

*Yeşil finansa erişim adil dönüşüme yönelmiyor, o nedenle adil dönüşüm için AB örneğinde olduğu gibi ayrı bir bütçe imkanı oluşturulması gerekiyor.

*Antalya'da COP31'de ve IAEE COP Sempozyumu'nda uluslararası paydaşlarla adil dönüşümün görüşülmesi atılacak adımlar için yol gösterici olacak.

SHURA ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ MERKEZİ KIDEMLİ ENERJİ ANALİSTİ YAEL TARANTO: "DÖNÜŞÜMÜN SOSYOEKONOMİK ETKİLERİNİ PLANLAMALIYIZ"

*Dönüşümün kendisi yalnızca enerji kaynaklarının değiştirilmesi değil; sanayide, hizmetlerde ve ulaştırmada da bir dönüşüm yaşanacak.

*Şirketler bu dönüşümde önemli paydaşlar olarak yer alıyor. Tabii toplulukları da düşünmemiz gerekiyor. Bu tesislerin yer aldığı topluluklar ve çalışanlar önemli. Bütün bunlar için koordineli bir çıkış programı uygulanmalı.

*Bu noktada kamunun, hem merkezi hem de yerel yönetimin de devreye girerek öncü olması gerekiyor. Çünkü şirketlerin kendi başlarına yapabilecekleri sınırlı; bu nedenle bir üst koordinasyona ihtiyaç var.

*Adil dönüşümde önemli olan doğru planlanması; neden vazgeçeceğinizin net bir şekilde belirlenmesi ve negatif etkileri yok ederken yeni fırsatlar yaratılması.

*Türkiye'nin bu başlıktaki şansı bir Polonya gibi kömür ülkesi olmamamız. Bu nedenle adil dönüşüm planlarının oluşturulması diğer ülkelere kıyasla daha uygulanabilir olabilir.

EN ÇOK OKUNANLAR