USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN GR

-
-%

BIST 100

-
-%

Girişimcilik

Yayın Tarihi:19 Ocak 2026 15:16

Startup yatırımcılığında yeni eşik: İçgüdüyle karar verme dönemi bitti

Metis Ventures Yönetici Ortağı Yiğit Arslan, startup yatırımcılığında değişen dengeleri platinonline.com için değerlendirdi. Arslan, “Startup yatırımcılığında içgüdüyle karar verme dönemi kapanıyor. Yerini; sezgiyi doğru bağlamda kullanan, daha disiplinli ve daha adil bir yatırım anlayışı alıyor” diyor.

Startup yatırımcılığında yeni eşik: İçgüdüyle karar verme dönemi bitti

Startup yatırımcılığının uzun süre romantik bir alan olarak görüldüğünü ifade eden Metis Ventures Yönetici Ortağı Yiğit Arslan; "Büyük fikirler, karizmatik kurucular, birkaç cesur karar ve biraz da şans... Erken aşama yatırımının doğası gereği belirsizlikle dolu olduğu kabul edilir, bu belirsizlikler çoğu zaman içgüdü ile yönetilirdi. Uzun yıllar boyunca startup yatırımcıları kararlarını çoğu zaman birkaç cümleyle özetledi: "Bu iş bana doğru geliyor." "Bu kurucuya güveniyorum." "Bu işin pazarı yeterince büyük." Kurucuyla yapılan bir toplantı, birkaç soru, kısa bir sunum... Ardından devreye giren şey çoğu zaman rakamlar değil; yatırımcının içgüdüsü, yıllar içinde oluşmuş hissiyatı ve tecrübe refleksi olurdu. Bu yaklaşım bir dönem işe yaradı. Çünkü rekabet azdı, fırsat sayısı sınırlıydı ve hız, sistematik düşünceden daha değerliydi. Ancak bugün startup yatırımcılığı bambaşka bir oyuna dönüştü. Ve bu oyunda yalnızca içgüdüyle karar almak, artık yalnızca romantik değil; gereğinden fazla riskli" diyor.

SEZGİ YANLIŞ DEĞİL AMA ARTIK YETERSİZ

Erken aşama yatırımlarda sezginin önemli olmasının temel nedeninin veri eksikliği olduğunun altını çizen Arslan, "Artık erken aşamalarda bile girişimciler, şirketler ve sektörlerle ilgili yeterince veriye sahibiz, önemli olan bugün yapay zeka gibi teknolojilerle bu verileri doğru analiz edebilmek. Bugün geriye dönüp baktığımızda şunu net görüyoruz: Sezgi çoğu zaman doğruyu değil, alışıldık olanı seçiyor. Bunu destekleyen büyük ölçekli çalışmalar var. Örneğin, tek kuruculu girişimlerin, birden fazla kurucuya sahip girişimlere kıyasla anlamlı biçimde daha düşük başarı ihtimaline sahip olduğu görülüyor. İki veya üç kuruculu ekiplerin, tek kuruculu girişimlere göre yaklaşık iki kata kadar daha yüksek başarı olasılığı yakaladığı ölçülüyor. Bu, içgüdünün sıklıkla yanıldığı bir alan. Çünkü güçlü bir tek kurucu profili ilk bakışta daha 'net' ve daha 'ikna edici' görünebiliyor. Oysa veriler, denge ve tamamlayıcılığın uzun vadede daha kritik olduğunu söylüyor" yorumunda bulunuyor.

'PARLAK KURUCU' YANILGISI

Bir diğer çarpıcı bulgunun akademik geçmişle ilgili olduğunu aktaran Yiğit Arslan, bu konuya yönelik farklı örnekler veriyor: "KTH Royal Institute of Technology'den Johan Torsell'e göre, özellikle teknoloji ve derin teknoloji alanlarında, kurucu ekipte ileri seviye teknik eğitime (örneğin doktora) sahip kişilerin bulunması, şirketin hayatta kalma ve bir sonraki yatırım turuna ulaşma ihtimalini belirgin biçimde artırıyor. Buradaki önemli nüans şu; tek başına 'çok eğitimli olmak' değil, doğru bağlamda uzmanlık değer yaratıyor. Özellikle yeni ve gelişmekte olan pazarlarda, PhD veya benzeri derin teknik bilgiye sahip kurucuların yer aldığı ekiplerin, benzer ekip yapılarına kıyasla belirgin ölçüde daha başarılı olduğu görülüyor. İçgüdüyle bakıldığında bu tür ekipler bazen 'fazla akademik' veya 'ticari değil' diye elenebiliyor. Oysa veriler, özellikle erken aşamada bunun tam tersini söylüyor. İçgüdüyle karar veren yatırımcıların sık düştüğü bir tuzak da 'ticari ve operasyon ağırlıklı ekip' tercihleri. Satışı iyi bilen, sunumu güçlü, hikâyesi parlak ekipler ilk temaslarda daha ikna edici oluyor. Ancak veriler, ekip içindeki rollerin dengesiz şekilde ticari ve operasyon tarafına kaymasının, başarı olasılığını düşürdüğünü gösteriyor. En sağlıklı profiller; teknik, ürün ve ticari rollerin dengelendiği, ama hiçbirinin aşırı baskın olmadığı ekipler. Yola birlikte çıkan dengeli bir kurucu ekip, ortalama bir startup'a göre başarı ihtimalini üç ila dört kat arasında artırıyor."

İÇGÜDÜ NEREYE KONUMLANMALI?

Arslan; yeni nesil startup yatırımcılığında içgüdünün nasıl ilerlemesi gerektiğine yönelik ise şu bilgileri paylaşıyor: "İçgüdü; 'bu girişimi tamamen eleyelim mi?' sorusunda değil, 'bu girişimde derinleşmeye değer mi?' sorusunda çalışmalı. Yani önce sistematik sinyaller, sonra insan muhakemesi kullanılarak derinleşilecek aday şirketler belirlenmeli. Son karar verilirken tabii ki yine veriler ışığında yapılan analizler içgüdüyle harmanlanmalı."

YENİ NESİL STARTUP YATIRIMCILIĞI

Bugün başarılı olan fonların, 'en iyi hissedenler' değil; en iyi süreçleri ve çalışan sistemleri kurgulayanlar olduğunu belirten Arslan, "Sezgisini inkar etmeyen ama onu veriyle, örnekle ve tekrar edilebilir süreçlerle dengeleyenler. Çünkü artık çok net bir gerçek var: Startup yatırımcılığında içgüdüyle karar verme dönemi kapanıyor. Yerini; sezgiyi doğru bağlamda kullanan, daha disiplinli ve daha adil bir yatırım anlayışı alıyor" diyor.

(Metis Ventures Yönetici Ortağı Yiğit Arslan)

EN ÇOK OKUNANLAR