Yayın Tarihi:
02 Temmuz 2026 17:19Güncelleme Tarihi:
02 Temmuz 2026 17:19Yayın Tarihi:
02 Temmuz 2026 17:19
Görsel artist ve yönetmen Can Büyükberber, dijital sanatın yalnızca sanal bir yüzeyde değil; beden, mekan ve zamanla doğrudan temas kurarak var olduğunu ifade ediyor. Sanal ve artırılmış gerçeklik teknolojileriyle hem görsel hem de bilişsel olarak yeni deneyim biçimleri yarattığını belirten Büyükberber, izleyicinin artık sadece gözlemleyen değil, yapıtın içinde konumlanan bir bileşen hâline geldiğini söylüyor. Teknolojiyi sadece bir araç değil, düşünceyi taşıyan bir form olarak konumlayan yaklaşımı; algoritmalarla çalışan, sezgisel ve yapısal üretim süreçlerini aynı potada eritiyor. VR/AR, dijital heykel ve yapay zeka ekseninde geliştirdiği işler aracılığıyla yalnızca izleyiciyi değil, mekanı ve bedeni de sanatın içine dahil ediyor. Teknolojiyi sadece bir araç değil, düşüncenin taşıyıcısı olarak yorumluyor.
GÖRÜNENİN ÖTESİNDE, YAŞANABİLİR BİR SANAT
Dijital sanatın artık yalnızca ekran yüzeyinde var olan bir gösterim olmaktan çıktığını belirten Büyükberber, bu türün günümüzde mekan ve bedenle doğrudan ilişki kurabilen bir forma evrildiğine dikkat çekiyor. VR (sanal gerçeklik) ve AR (artırılmış gerçeklik) teknolojilerinin bu geçişte temel araçlar haline geldiğini vurguluyor. Bu bağlamda, düşüncelerin yalnızca görünür değil, aynı zamanda yaşanabilir hale geldiğini; VR teknolojisinin üç boyutlu düşünebilmeyi ve uzam içinde hikaye kurmayı mümkün kıldığını ifade ediyor. AR'nin ise dijital içeriği fiziksel çevreye entegre ederek gündelik yaşamla iç içe geçen yeni bir deneyim alanı yarattığını dile getiriyor.
MEKANLA, BEDENLE VE DÜŞÜNCEYLE TEMAS
Bu teknolojilerle üretim yaptığı dönemlerde, bedenin ve mekanın düşünsel süreçlere nasıl dahil olduğunu doğrudan gözlemleme şansı bulduğunu belirten Büyükberber, izleyicinin artık sadece bir tanık değil, deneyimin bir parçası olduğunu vurguluyor. Teknolojiyi eserlerine entegre ederken onu yalnızca bir araç olarak değil, düşünceyi taşıyan bir form olarak gördüğünü özellikle ifade ediyor. Bu bağlamda, kimi zaman algoritmik sistemlerle belirli kurallar çerçevesinde çalıştığını, kimi zaman ise rastlantısallığa yer açtığını paylaşıyor.
DİJİTALDEN FİZİKSELE GEÇİŞİN SANATSAL SORGUSU
Dijital heykeller, projeksiyonlar ve mekana özgü yerleştirmelerle çalışırken, dijital ortamda evrimleşen formların fiziksel uzama nasıl aktarılabileceğini araştırdığını belirten Büyükberber, izleyiciyle kurulabilecek ilişkinin bu noktada belirleyici olduğuna işaret ediyor. Işık, ses ve hareketin; dijital ile fiziksel olan arasında geçiş sağlayan temel unsurlar haline geldiğini vurguluyor. Bu bağlamda, izleyicinin eserin içine girmesiyle birlikte sanat algısında ciddi bir kırılma yaşandığını savunuyor.
SANAT ALGISINDA KIRILMA NOKTASI
Eserin dışından bakmakla içinde yer almak arasında sezgisel bir fark oluştuğunu ifade eden Büyükberber, bu farkın sanat eserini sadece estetik bir nesne olmaktan çıkarıp, duyusal ve bilişsel bir deneyime dönüştürdüğüne dikkat çekiyor. Böylece klasik izleme pratiklerinin yerini daha katılımcı bir yaklaşıma bıraktığını ve izleyicinin artık sadece yorumlayan değil, yapıtın dinamiğine doğrudan katkı sunan bir unsur haline geldiğini dile getiriyor.
YAPAY ZEKA İLE ORTAK ÜRETİM BİÇİMİ
Yapay zeka ve algoritmalarla çalışmanın, sanatçının rolünü yeniden tanımlayan bir süreç yarattığını belirten Büyükberber, önceden planlanan sabit üretim akışlarının yerini süreç içinde evrilen, çoğu zaman öngörülemeyen yaratım biçimlerine bıraktığını gözlemlediğini söylüyor. Üretken yapay zeka ile çalışırken yalnızca ortaya çıkan sonuçla değil, üretim sürecinin kendisiyle de ilgilendiğini vurguluyor. Bu bağlamda, görsel ya da işitsel bir materyalin oluşumunun yaşayan bir şeye dönüştüğünü; sanatçının yönlendirmesiyle yapay zeka arasındaki gerilimin ise üretimin temel dinamiğini oluşturduğunu belirtiyor.
GENÇ SANATÇILAR İÇİN YENİ UFUKLAR
Dijital heykel ya da VR/AR gibi alanlara yeni adım atan genç sanatçılar için teknik bilgiyi yalnızca bir beceri değil, aynı zamanda düşünsel esnekliğe açılan bir kapı olarak değerlendirmek gerektiğini savunan Büyükberber, bu mecralarda üretim yapacak sanatçılara çok disiplinli düşünmeyi öneriyor. Araçların çeşitliliğinin içerik üretiminde de karşılık bulması gerektiğini belirtiyor. Bu bağlamda, sezgisel olanla yapısal olanı birlikte kullanmanın, bu alanlarda sürdürülebilir ve özgün bir üretim pratiği kurmanın en önemli adımlarından biri olduğunu söylüyor.