
"Dijital dönüşümü bir 'IT modernizasyonu' şeklinde görmek yerine iş modelinin, müşteriyle temasın ve karar alma süreçlerinin iyi bir amaçla baştan yazılması olarak ele alabiliriz. Holding hiyerarşisinden çıkarak ürünler etrafında birleşebilen, takım olabilen ve ritim tutturabilen yapılar her zaman kazanır. Özellikle deneme-öğrenme döngüsünü kalıcı kılan, teknolojiyi büyüme, rekabet ve sürdürülebilirlik için amaç değil de en kritik araç olarak gören şirketlerin dönüşümü çok daha sağlam olur. İşte bu yaklaşım çerçevesinde dijital dönüşümü kalıcı kılan unsurlar açık biçimde ortaya çıkıyor:
*Başarının ilk koşulu, yönetim kurulu seviyesinde gerçek sahiplenmedir. Dijital, yönetim kurulu toplantılarında adı geçen bir satır başı olmanın ötesinde; stratejinin omurgası ve doğrudan sahibi olmalıdır.
*İkinci koşul, tüm gruba yayılan ortak amaç, ortak veri anlayışı ve bunu destekleyen ortak teknoloji mimarisidir.
*Üçüncü faktör, kültürdür.
*Dijital dönüşüm, 'regülasyona rağmen' yaklaşımından çıkarak regülasyonla birlikte değer üretme becerisi üzerinden şekilleniyor.
DİJİTAL ÇAĞDA LİDERLİĞİN DEĞİŞEN TANIMI
Dijital çağ, liderlik tanımını da kökten değiştiriyor. CIO ve CTO'luk artık kariyerin son basamağı olmaktan çıkarak; teknolojiyi, veriyi ve yapay zekayı işin merkezine koyabilen liderler için CEO'luğa giden güçlü bir zemin oluşturuyor. Yapay zekanın yıkıcı bir tehditten çok, yapıcı bir güç olarak organizasyonları dönüştürdüğü bu dönemde, iş ve teknolojiyi birlikte yönetebilen CIO ve CTO'ların CEO pozisyonlarına gelmesi son derece doğal ve kaçınılmaz. Bu yaklaşımı benimseyen holdinglerde dijital dönüşüm, teknoloji ekiplerinin sorumluluğu olmaktan çıkıp şirketin tamamına yayılan bir liderlik pratiğine dönüşüyor. Başarıyı kalıcı kılan da tam olarak bu bütünsel bakış açısı oluyor. Türkiye'de dijital politikalar ise holdinglerin teknoloji stratejisini yönlendiren bir çerçeve olmaktan çıktı. Artık stratejinin kendisi haline geldi. KVKK, GDPR ve veri egemenliği kuralları; bulut tercihlerini, veri mimarisini ve kişiselleştirme/yapay zeka kullanımını doğrudan şekillendiriyor. "Veri nerede duracak, kim erişecek, nasıl işlenecek?" soruları bugün sadece teknik değil, iş modelinin tanımlayıcı unsurları.
ÇOKLU YAPILARDA UYUM VE ÖLÇEK DENGESİ
Yerelleşme gereksinimleri, veri merkezlerinin konumlandırılması, hibrit bulut stratejileri, siber güvenlik yükümlülükleri ve özellikle sürdürülebilirlik artık teknolojik omurganın zorunlu bileşenleridönüştü. Bu noktada holding merkezinin rolü de yeniden tanımlanıyor. Regülasyonlara uyum, yalnızca denetim işleviyle sınırlı kalmamakta; ortak mimariyi, veri yönetişimini ve güvenlik standartlarını belirleyerek iş birimlerinin hareket alanını genişleten bir orkestrasyon yapısı olarak öne çıkıyor. Doğru kurgulanan merkezi yönetişim ise regülasyonun yavaşlatıcı bir unsur olarak algılanmasını ortadan kaldırarak ölçeklenebilir ve güvenli büyümenin temel bileşeni haline geliyor. Özellikle yapay zeka, veri paylaşımı ve platform ekonomisi alanlarında regülasyonla uyumlu inovasyon geliştirebilen holdingler, rekabette daha hızlı ve kalıcı avantaj sağlıyor. Bu nedenle dijital dönüşüm, regülasyona rağmen ilerleyen bir süreç olmaktan çıkarak regülasyonla birlikte değer üretme becerisi üzerinden tanımlanıyor. Kısacası Türkiye'de büyük grupların dijital stratejisi "Nasıl bir teknoloji kurarız?" sorusuyla başlamıyor. Bunun yerini artık "Nasıl uyumlu, güçlü ve bağımsız kalarak ekosistemler yaratan dijital iş modelleri kurarız?" sorusu alıyor."
(TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tombalak)