Kariyer, iş hayatı ve profesyonel dünya. Bir insana hayatında neler sağlayabilir? Kazanç, mevki, popülerlik, düzen, meşgale, anlam... Dünya çapında yapılan araştırmalar bu kavramları ön plana çıkarıyor. Peki ya mutluluk? İnsan iş yaşamında kendini mutlu, keyifli ve tam anlamıyla tatmin olmuş hissedebilir mi? Duygular söz konusu olunca, iş yaşamı için daha çekimser konuşuyoruz. 'İş yaşamında duygular yok'; 'hisler üzerine konuşmak doğru olmaz' gibi mitlere teslim oluyoruz. Peki ofiste yaşadıklarımız duygularımızla; özellikle mutluluk, huzur, keyif ve tatmin gibi kavramlarla bağlantılıysa? Buna cevap vermek için çok fazla araştırma yapmaya gerek yok sanıyorum. En azından birçoğumuz yaşadıklarımızdan iş yaşamında bu tip duygulara yer olduğunun oldukça farkındayız. Yani iş yaşamında mutlu hissetmeye, keyifle çalışmaya ve yaptığımız işten tatmin olmaya bir şekilde odaklıyız. Sonuç olarak da kazanç, mevki gibi ödülleri istiyoruz. Gelin; iş yaşamında mutluluğu, tatmini ve iyi oluş kavramlarına üç ana bakış açısıyla ışık tutalım.
GERÇEKLEŞEN POTANSİYEL
Her profesyonel belli bir yetenek setine sahiptir. Bunların bazılarını aldığı eğitimden, bazılarını da iş yerinde edinir. Ve her profesyonel bu yetenekleri tam anlamıyla kullanabileceği bir işte çalışmak ister. Çünkü potansiyelin yetkinliğe çevrilmesi keyif, işe yararlık hissi ve tatmini beraberinde getirir. O yüzden iş ve görevlerin, bir profesyonel için 'yeterince zor' olması önemlidir. Yetkinliklerine hafif gelen bir işte, her profesyonel zamanla sıkılır; arayışa geçer. Tam tersi olarak devamlı aşırı zor görev alanlar ise özgüvenlerini zamanla kaybedebilir.
ÖDÜLLENDİRME
Gerçekleşen potansiyel ödülüyle kavuşmak ister. Kazanç, terfi ve daha ilerisi, tüm bu ödüllere dahil olabilir. Ancak bu ödül kişinin hak ettiğine inandığı ödül algısına yakın olmalıdır. Çünkü her profesyonel kazandığı ödülü ekip arkadaşlarıyla kıyaslar ve kendi için bir adalet terazisi oluşturur. Bu kıyaslamaları kolaylaştıran; başta yönetici desteği ve beraberinde kişinin kariyerine uzun dönemli kazançlar bütünü olarak bakmasıdır. Daha hızlı sonuç elde etmeye meyilli ödül bilinci, rekabet içerisinde zorlanır, kırılganlaşır.
GELİŞTİREN ORTAM
Daha iyisi olmak. Bunu iş ortamında diğer arkadaşlarınızın katkılarıyla yapmak ve takdir edilmek. Öğren-dene-değerlendir adımlarıyla her profesyonel kendini tam anlamıyla geliştirmenin adımlarını atar. Bir de bunu ekibe katkı yaptığını görerek içselleştirirse, o zaman tam anlamıyla tatmini yaşar. Bütünün bir parçası olmak, sadece sosyal çevrede değil, iş ortamlarında da insana keyif verir. Kritik olan takımlar içinde yapılan katkının bütün kadar bireyler bazında da takdir unsuru haline getirilmesidir. Burada maksat katkıyı görmek ve görünür kılmak... Potansiyelini gerçekleştiren, bunu bir ödülle bütünleştiren ve ekibine katkı yaptığını gören çalışanlar; iş yaşamında mutluluğu, keyfi ve tatmini daha kolay yakalıyor. Elbette bunlardan birini veya birkaçını alarak yetinen profesyonel bakış açıları olabilir. İşin de sırrı burada. Bu prensiplerden ne kadarını, ne şekilde tatmin çemberimiz içinde tutacağız? Bu sorunun da cevabı meşhur Sokrates'in sözünde gizli: "Kendini bil."