USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Yayın Tarihi:

01 Ağustos 2026 08:31

Güncelleme Tarihi:

01 Ağustos 2026 08:31

Güncelleme Tarihi:

01 Ağustos 2026 08:31

Yayın Tarihi:

01 Ağustos 2026 08:31

Yaşam deneyimi renkleniyor

Tüketicinin huzur, aidiyet ve iyi hissettiren yaşam alanları arayışı; evlerinin her alanını farklı bir duyguya göre kurgulama isteğiyle birlikte boya sektörü performans odaklı bir kategoriden yaşam tarzı ve deneyim odaklı bir yapıya geçiyor.

Yaşam deneyimi renkleniyor

Ev yenilemenin teknik bir adımı olarak görülen boya, bugün yaşam alanlarının ruhunu belirleyen en önemli tasarım araçlarından biri haline geldi. Tüketiciler renkleri estetik tercihlerden öte yaratmak istedikleri duygu ve yaşam tarzıyla birlikte değerlendiriyor. Doğadan ilham alan tonlar, sakinlik hissi veren renk paletleri ve kişiselleştirilmiş yaşam alanları yükselişe geçerken boya sektörü de bu yeni beklentilere göre gelişiyor. Marshall Boya Genel Müdürü Özgür Orçunus, el işçiliği hissi veren dokuların, doğal malzemelerin, sürdürülebilir ürünlerin ve zamansız tasarımların yükselişe geçtiğine işaret ediyor.

* Renkler, bir yaşam alanının karakterini belirleyen en güçlü unsurlardan biri. Tüketicinin renk seçimlerinde son dönemde gözlemlediğiniz en dikkat çekici değişimler neler?

Son yıllarda renk tercihleri yalnızca estetik beğeniler doğrultusunda şekillenmiyor; insanların yaşam biçimleri, çalışma alışkanlıkları gibi faktörler de renk seçimlerinde belirleyici hale geliyor. Özellikle pandemi sonrasında evler yalnızca yaşanan mekanlar olmaktan çıktı; çalışma, dinlenme, sosyalleşme ve kendini iyi hissetme alanlarına dönüştü. Bu dönüşüm, renk tercihlerine de doğrudan yansıdı. Bugün tüketicilerin daha bilinçli seçimler yaptığını görüyoruz. Eskiden daha cesur ve tek başına öne çıkan renkler tercih edilirken, artık huzur, denge ve aidiyet hissi yaratan tonlar öne çıkıyor. Doğadan ilham alan yeşiller, yumuşak toprak tonları, sıcak bejler ve doğal maviler giderek daha fazla ilgi görüyor. Bununla birlikte insanlar evlerinin her odasında aynı atmosferi yaratmak yerine, her yaşam alanını farklı bir duyguya göre kurguluyor. Çalışma alanlarında odaklanmayı destekleyen tonlar tercih edilirken, yatak odalarında sakinleştirici renkler, sosyal alanlarda ise daha sıcak ve davetkar renk paletleri öne çıkıyor. Biz de Marshall olarak renkleri yalnızca duvarları boyayan unsurlar olarak değil, yaşam deneyimini şekillendiren araçlar olarak görüyoruz. Bu nedenle global trendleri takip ederken aynı zamanda yaşam alışkanlıklarını ve kültürel dinamikleri de yakından analiz ediyoruz.

* Peki, bu dönüşüm Marshall'ın pazarlama ve ürün stratejilerini nasıl etkiliyor?

Bu değişim bizim için son derece önemli. Çünkü artık boya, bir yenileme ihtiyacını karşılayan teknik bir ürün olmaktan çıkıp yaşam alanlarını kişiselleştiren ve insanların kendilerini ifade etmelerini sağlayan bir tasarım unsuruna dönüşüyor. Bugünün tüketicisi yalnızca 'Hangi renk güzel?' sorusunu sormuyor. 'Bu renk bana nasıl hissettirir?', 'Yaşam tarzımı yansıtır mı?', 'Uzun yıllar severek kullanabilir miyim?' gibi soruların yanıtını arıyor. Bu nedenle ürün geliştirme ve pazarlama yaklaşımımızı yalnızca performans odaklı değil, yaşam tarzı odaklı kurguluyoruz. Trend analizleri ve kullanıcı içgörüleri çalışmaları merkeze alıyoruz. Bunun yanı sıra tüketici estetiğin yanında kullanım kolaylığı ve fonksiyonellik de talep ediyor. Bu nedenle geliştirdiğimiz yeni nesil ürünlerde estetik ile performansı bir arada sunmaya odaklanıyoruz. Çizilmelere karşı direnç sağlayan Sil-Pak Plus ya da yüksek kapatıcılık sunan Luksima gibi ürünlerimiz bu yaklaşımın somut örnekleri arasında yer alıyor.

* 2026'nın öne çıkan renk ve dekorasyon eğilimleri hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Üst kuruluşumuz olan AkzoNobel'in kurduğu Global Estetik Merkezi, her yıl düzenli olarak tüm dünyadan gelen trendleri ve içgörüleri değerlendiriyor. Buradan hareketle; 2026 yılında dekorasyon dünyasında daha doğal, daha yalın ve daha kişisel yaşam alanlarının ön plana çıkacağını öngörüyoruz. Doğadan ilham alan renk paletleri önem kazanmaya devam edecek. Toprak tonları, yumuşak yeşiller, sıcak kum renkleri ve doğal maviler önümüzdeki dönemin belirleyici renkleri arasında yer alacak. Mükemmeliyetçi bir anlayışın yerini daha samimi ve yaşanmış alanlar alıyor. El işçiliği hissi veren dokular, doğal malzemeler, sürdürülebilir ürünler ve zamansız tasarımlar yükselişte.

* Renk psikolojisi, evlerdeki iyi yaşam ve ruh hali üzerinde önemli bir rol oynuyor. Tüketicilerin bu konuda bilinçlenmesi boya kategorisinde nasıl bir dönüşüm yarattı?

Renk psikolojisi artık dekorasyon dünyasının en önemli başlıklarından biri haline geldi. Tüketiciler renklerin yalnızca estetik değil, duygusal etkileri olduğunu daha fazla fark ediyor. Örneğin yeşil tonları doğayla bağlantı hissi yaratırken, mavi tonları sakinlik ve güven duygusunu destekliyor. Sıcak toprak renkleri ise aidiyet ve konfor hissini güçlendiriyor. Bu bilinçlenme boya kategorisini de dönüştürüyor. İnsanlar artık renk seçimini yalnızca modaya göre değil, yaşamlarından beklentilerine göre yapıyor. Biz de Marshall olarak renk trendlerini oluştururken yalnızca estetik eğilimleri değil, insanların duygusal ihtiyaçlarını ve yaşam alışkanlıklarını da dikkate alıyoruz.

* Dijital araçları ve yapay zekayı hangi alanlarda daha çok kullanıyorsunuz?

Dijitalleşme artık boya sektörünün tüm değer zincirini dönüştürüyor. Biz de teknolojiyi hem üretim verimliliği hem de tüketicinin karar alma sürecini kolaylaştırmak için kullanıyoruz. Yapay zeka tarafında ise ürün geliştirme süreçlerinden veri analizine kadar pek çok alanda faydalanıyoruz. Ürün fikrinin ortaya çıkmasından son tüketiciye ulaşmasına kadar geçen süreçte daha hızlı, daha doğru ve daha verimli kararlar almamıza yardımcı oluyor. Önümüzdeki dönemde yapay zekanın operasyonların yanı sıra kullanıcı deneyimini de dönüştüreceğine inanıyoruz.

* Sürdürülebilirlik ve sağlıklı yaşam beklentileri boya sektörünü nasıl dönüştürüyor?

Özellikle genç tüketiciler ve yeni nesil ev sahipleri, yaşam alanlarında daha sağlıklı ve sürdürülebilir çözümler talep ediyor. Bugün düşük VOC'li, su bazlı ve çevre dostu ürünlere yönelik ilgi her geçen gün artıyor. Tüketici ürünün rengi ve fiyatından öte iç mekan hava kalitesine, çevresel etkisine ve uzun vadeli performansına da bakıyor. Bu durum boya sektöründe önemli bir dönüşümü beraberinde getiriyor. Marshall olarak sürdürülebilirliği bir hedeften ziyade iş yapış biçimi olarak görüyoruz. Ürün geliştirmeden üretime, enerji kullanımından atık yönetimine kadar tüm süreçlerimizi bu anlayışla dönüştürüyoruz. Sıfır Atık yaklaşımıyla faaliyet gösteriyor, geri dönüşüm ve döngüsel ekonomi uygulamalarını yaygınlaştırıyoruz. Önümüzdeki dönemde geleceği renkle, teknoloji, sürdürülebilirlik ve insan odağıyla tasarlamaya devam edeceğiz.

EN ÇOK OKUNANLAR