USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Yaşam

Yayın Tarihi:03 Nisan 2015 13:56

GELECEK BEŞ YILIN EĞİLİMLERİ

GELECEK BEŞ YILIN EĞİLİMLERİ

GELECEK BEŞ YILIN EĞİLİMLERİ
Günümüzün insanı, tarihin hiçbir döneminde atalarının karşılaşmadığı büyük bir değişime tanıklık ediyor. Bu değişimin içinde doğan çocuk ve gençler avantajlı gibi gözükse de, bir süre sonra değişim, onların da uyum sağlamasını zorlaştıracak ölçüde hızlı meydana gelecektir. Bugün hissetmekte olduğumuz üç büyük eğilim önümüzdeki beş yıl içinde  gündelik yaşamı giderek daha güçlü bir şekilde etkileyecek. Bunlar yaş karmaşası, cinsiyet karmaşası, maneviyat ve ruhaniliktir. 
Bu üç büyük eğilimden başlayarak giderek etkisini daha fazla hissettirecek olan eğilimleri şöyle sıralayabiliriz.
 
1) Yaş karmaşası: Çocuklar ergenlik çağına gelmeden ergen gibi davranmaya başladılar. Moda dergilerinin de 'stil sahibi çocuklar' kışkırtmasıyla, özellikle 11-12 yaşındaki kız çocukları 16-17 yaşındaymış gibi giyinmeye ve davranmaya daha eğilimli. Bu noktada daha akıl karıştırıcı olan ise yetişkinlerin tutumu. Bilgisayar oyunları oynayıp, ergenlere uygun kitaplar okuyup, ergenlere özgü giyecekleri tercih eden otuz yaş üzerinde birçok erkek var. Benzer şekilde kırklı yaşlarının sonunda, dizlerinin çok üzerinde mini etek giyen ve at kuyruğu saçla gezen kadınlara sıklıkla rastlanıyor. 
Birçok evde annelerin, ergenlik dönemindeki kızlarıyla paylaştıkları geniş bir giysi dolabı vardır. Medyada 'yeni orta yaşın' altmış olduğu konusunda yayınlar görülüyor. Kadınlar arasında gençleşmeye yönelik estetik girişimler üst sosyo-ekonomik grupta 'yeni normal' durumuna geldi.  
 
2) Cinsiyet karmaşası: Kadınlar ve erkekler arasındaki geleneksel farklılıklar giderek siliniyor ve mesleki tercihler örtüşüyor. Örneğin, kadınlar geleneksel olarak erkeklere özgü olduğu düşünülen işlerde çalışmaya, daha çok para kazanmaya ve daha geç evlenmeye başladı. Ülkemizde yaşanan kadına dönük şiddetin önemli nedenlerinden biri kadınların kendilerini, 'erkeklerine emanet' olarak görmeyip, kendilerini bağımsız bir kişilik olarak ifade çabasıdır. 
Bir başka önemli gelişme, liderlik açısından kadınların doğal olarak sahip oldukları özelliklerin ön plana çıkmasıdır (empati, güçle değil anlam duygusuyla yönetmek vb.) Yumuşak güç (soft power); hem politikada, hem de farklı kültürlerin popülerlik kazanmasında (moda, mutfak, sanat, bilim) giderek önem kazanan bir kavram haline geldi. Yumuşak güç, bir kültürün farklı kültürlerde kabul edilmesini kolaylaştırıyor. Yakın tarihin hiçbir döneminde moda alanında cinsiyet karmaşası bu kadar güçlü yaşanmamıştı. Kadınlar erkeklere özgü kaba ayakkabıları, kravatı 'seksi ve trendi' sayarken, erkekler kullandıkları aksesuarlar, giyimlerinde kullandıkları renkler ve modayı izlemek açısından daha feminen özellikler göstermeye başladılar. 
Büyük markalar erkekleri hapsoldukları gri, lacivert ve kahverengiden kurtarmak için bu alana yatırım yapıyorlar. Benzer şekilde erkeklerin geleneksel olarak kadınlara ait kabul edilen çocuk bakımı ve ev işlerinde daha aktif rol aldığı görülüyor. 
 
3) Maneviyat ve ruhanilik: Türkiye’nin bir bölümü hızlı ve güçlü bir şekilde muhafazakarlaşırken, diğer bölümü de ruhsal alemde derinleşmeyi Doğu felsefelerinde arıyor. Bunun sonucunda reiki, feng shui, meditasyon, yoga gibi tekniklere olan talep ve bunların pazarlamasının arttığı görülüyor. 
Kişisel gelişim endüstrisi, hiçbir bilimsel geçerliliği olmayan 'kuantum sıçraması' gibi yenilikleri pazarlıyor ve NLP gibi sınırlı geçerliliğe sahip teknikler her derde deva olarak sunuluyor. Bu konularda kendi kendilerini uzman ilan eden kişiler her fırsatta medyada karşımıza çıkıyor.  
 
4) Kişiselleşme/Bireyselleşme: Batı kaynaklarının daha çok etkisi altında kalarak her alanda bireyselleşme ve kişiselleşme eğilimi ağır basıyor. 'Bizim için özelsiniz' sloganlı reklamlar, 'herkesin değil sizin bankanız', 'sen biriciksin' mesajlı kişisel gelişim kitapları, içeceği kahveyi bireysel zevkine göre oluşturduğuna inandırılan insanlar, 'kendi iç dünyalarında keşfe' ve 'içlerindeki çocuğu bulma' yolculuğuna çıkıyorlar. Bunun için de, bazen kitap okumayı, bazen bir terapi grubuna katılmayı, bazen de Hindistan’a seyahat etmeyi öneren duyurulara ve reklamlara daha sık rastlanıyor.
 
5) Yaşam biçimi: Özellikle büyük kentlerde yalnız yaşayan erkek ve kadınların sayısı artıyor. Geleneksel olarak evleninceye kadar anne ve babayla yaşama adeti terk ediliyor ve gençler gelir durumlarına göre tek başlarına veya bir arkadaşlarıyla birlikte yaşamaya başlıyorlar. Bunun uzantısı olarak yeni yapılan inşaat projelerinde, on yıl öncesine kadar bulunmayan 'bir artı bir' daireler rağbet görüyor. 
 
6) Evcilleşme: Bir taraftan IKEA’nın açtığı yoldan evlerde kullanılan eşyalar satın alanlar tarafından yapılırken, diğer taraftan TV dizi ve programları, videoda yasal olan veya olmayan yollardan sağlanan filmler evde daha çok zaman geçirilmesine neden oluyor. Evdeki eşyaların yenilenmesi için, 'eskisini getir, yenisini götür' kampanyaları alıcıların karar vermesini kolaylaştırıyor. 
 
7) Bağlantı içinde olma: Teknolojinin yardımıyla insanlar her an her yerde, başkalarıyla ve bulundukları yerin dışındaki yerlerle bağlantı halindeler. Her türlü bilgiye ulaşma imkanı dışında, yaşadıklarını, yediklerini ve gördüklerini başkalarıyla paylaşıp başkalarının kendileriyle paylaştıklarıyla ilgileniyorlar. 
Günümüzde insanlar yemeğe ayırdıkları zamanın iki katını cep telefonlarına ayırıyor. Bugün Türkiye’de Adalet Bakanlığı’nın kurduğu altyapı sayesinde dünyanın çok az yerinde mümkün olan bir hizmet veriliyor. Her isteyen, kendisi ile ilgili duruşma tarihi veya diğer adli bilgileri ağ üzerinden alabiliyor. 
Cep telefonları ve teknolojik altyapı daha çok gelişip, farklı hizmetlerin entegrasyonu sağlandığında, insanların telefonlarıyla geçirdikleri sürenin daha da artacağı muhakkak. Bunun sonucunda insanlar kendilerini ait hissettikleri farklı politik, sosyal ve hobi gruplarına dahil olacaklar ve bireysel yalnızlıklarını bu yolla hafifletmeye çalışacaklar.
 
8) Heyecan ve yenilik arayışı: İnsanların büyük çoğunluğu daha riskli aktivitelere yöneldi. Bunun sonucunda korku filmlerine olan ilgi arttı, tehlikeli sporlar gençler arasında yaygınlaştı. 
Motosiklet tutkusu sadece gençler arasında değil, yaşı elliyi geçmiş ve gençliğine geri dönmeye özlem duyanlar arasında da büyük potansiyel yarattı. Araba fiyatını aşan motosikletler bu yaş grubunda alıcı buluyor. Yenilik konusunda verilebilecek daha az riskli bir örnek, yaygınlaşan farklı ve etnik mutfaklara olan ilgi artışıdır. 
 
9) Sağlık saplantısı: Toplumun her kesiminde kişisel sağlığa olan ilgi arttı. Böylece elinde su şişesiyle gezmek, öğle yemeklerinde pahalı restoranlarda bir tabak salataya düşük gelirli bir ailenin bir haftalık harcaması tutarında hesap ödemek olağan oldu. Organik ürünlere olan talep arttı, stresi azalttığını iddia eden her türlü mal ve hizmet pazarlamasında patlama oldu. Spor salonları yaygınlaştı, ev kadınlarına özel, mahalle arasında 40 dakikada egzersiz yapma imkanı sağlandı. Sigara içmekte sakınca görmeyen, ancak üzerinde 'organik' etiketi görmediği ürünü almayan bir kitle oluştu.
 
10) Cinsellik: Cinsellik her zaman, her yerde ve herkes için yaşanır ve konuşulur duruma geldi. İnternetin de sağladığı erişim kolaylığı ile cinsellik her yaş için kolay ulaşılır oldu, çikolata ve dondurma reklamları dahil pazarlanan ürünlerin önemli bir bölümü cinselliğe atıf yapan veya onu hatırlatan açık veya örtük bir mesajla verilmeye başlandı. Bu durum özellikle ön ergenlik dönemindeki kız çocuklarını daha çok, erkek çocuklarını da nispeten daha az, ancak yaşlarının çok ötesinde cinsel arayışlara itiyor.
 
11) Beynin keşfi ve 'nöro-pazarlama': Beyin konusunda yapılan araştırmaların medyada aşırı basitleştirilerek yer bulması, insanlarda kendi içlerindeki dünyayı keşfetmek konusunda büyük bir merak uyandırdı. Örneğin beynin çeşitli bölgelerinin aktivitelerinden yola çıkarak, belirli bir bölgedeki etkinliğin belirli bir duygunun işareti olduğunu ileri süren bir gazete haberi, reklam ve pazarlama sektöründe çalışanlara ilham veriyor. Bu alanda elde edilen bilgiler çok genel ve kaba olmasına rağmen, ABD’de bir şirket nöro-içecek ürettiğini iddia ediyor, bir başkası güven molekülünü bulduğunu söylüyor. 
Beyinde 'satın al' düğmesi henüz bulunmuş olmasa da, bilimin açıkça ve pervasızca istismar edilmesinde şimdilik bir engel bulunmuyor. Birçok ürünün, yanında beyin resmiyle pazarlanması olağan oldu.
 
Sonuç
Bütün bu mega gelişmeler birçok alanda yeni ürünlerin pazarlanmasına veya yeni niş alanlarda büyük satış imkanlarının doğmasına neden oluyor. Yapılan küresel tüketici eğilimleri araştırmalarına göre bu eğilimlerin en az iki tanesini, tercihen daha fazlasını hedef almayan bir ürün veya hizmetin pazarda başarılı olma şansı yoktur. Bu durum sadece pazara yeni bir ürün sunacak olanlar için değil, pazarda yerini sarsılmaz kabul eden bütün kuruluşlar için geçerlidir. Çünkü yeni çıkan hizmet ve ürünler, piyasada yeri sarsılmaz kabul edilenlerin yerini hızla alacak.

EN ÇOK OKUNANLAR